banner15

Mısır'da Nasır'ın yapamadığı yapan kadın: Ümmü Gülsüm

Ümmü Gülsüm; Nasır’ın yapamadığını şarkılarıyla başarmıştı. Nasır bütün Arapları aynı siyasi çatı altında birleştiremedi, ancak Ümmü Gülsüm'ü dinlerken Arapların arasındaki bütün ihtilaflar ortadan kalkıyordu. Hepsi tek yürek oluyordu. 1976’da vefat ettiğinde cenazesi Nasır’ınkinden bile kalabalık olacaktı.

Mısır'da Nasır'ın yapamadığı yapan kadın: Ümmü Gülsüm

Dünya Bülteni Haber Merkezi

Gramofon, plak kayıtları ve radyoların kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte 20. yüzyılın ilk yarısında müzik dinlemek modern hayatın kültürel bir öğesi haline gelir ve büyük bir tüketim sektörü haline gelir. Öte yandan müzik, melodi ve sözler yoluyla kitleleri aynı duygu durumu etrafında birleştirebilen ve kaynaştıran bir güce de dönüşür. Bu sebeple Benedict Anderson meşhur kitabı Hayali Cemaatler’de, uluslaşma sürecindeki toplumlarda şarkıların ve marşların millî bilinci harekete geçirdiğini ve böylece kitleleri aynı gaye etrafında birleştirme misyonu yüklendiğini ileri sürer.

Virginia Danielson’un Ümmü Gülsüm’ün hayatını incelediği Mısır’ın Sesi kitabını okurken Hayali Cemaatler’in yazarına hak vermemek elde değil. Zira Ümmü Gülsüm adeta Arap milliyetçiliğin tavan yaptığı Nasır döneminin sesi olmuştur. Buna karşın Danielson’un kitabı yazma amacı bambaşkadır. O, bir köyde dünyaya gelen küçük bir kızın nasıl Mısır’ın sesi ve yüzü haline geldiğini anlatmak için abanmış kaleme. Kalburüstü politikacıların veya aydınların niçin eğitimsiz köylülerle aynı şarkıları dinlediklerini merak etmiş.

Kitabı okurken modern Mısır’ın ortaya çıkışı ile Ümmü Gülsüm’ün yükselişi arasındaki paralellikleri takip etmek mümkün. 1904’te Mısır deltasındaki küçük bir köyde dünyaya gelen Ümmü Gülsüm’ün yeteneğini fark eden kişi babasıdır. Ünlü sanatçı çocukluğunda iyi bir Kur’an eğitimi alır. Erkek kıyafetleri içinde babasıyla birlikte köy ve kasabalarda ilahiler, kasideler söyleyerek başlar kariyerine. Sesi o kadar güçlüdür ki, gelen tekliflere dayanamayıp aile Kahire’ye taşınır.

Bu süreçte özel hocalardan ders alan Ümmü Gülsüm, Kahire sosyetesinin konaklarında şarkı söylemeye de başlar. Ünü kısa zamanda Kral Faruk’un sarayına kadar ulaşır. Bunu plak kayıtları ve sinema filmleri takip eder. Ancak onun büyük kitlelerle ulaşmasını sağlayan asıl faktör, her Perşembe akşamı radyoda yaptığı programlar olmuştur. 1937’de başlayan bu radyo programları sayesinde şöhreti ülke sınırlarını bile aşar. Mısır sokakları onun radyo konserlerini adeta nefesini tutarak dinler. Sanırım bu noktada “neden” diye sormak icap ediyor.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35