banner39

Murat Ülker 'Türkler'in milli ressamı'nı anlattı

Godiva'nın başkanı Murat Ülker, 'Hoca Ali Rıza ve eserleri' başlığıyla kaleme aldığı yazıda Asker Ressam Kuşağı’nın üyelerinden olan ve adı Üsküdar ile özdeşleşen sanatçının eserlerinden bahsetti.

Kültür Sanat 21.01.2021, 15:04
Murat Ülker 'Türkler'in milli ressamı'nı anlattı

İşte Murat Ülker'in yazısı...

''Kıymetli Takipçilerim, vakit buldukça LinkedIn sayfalarında buluşuyoruz ve siz onbinlerle ifade edilen etkileşimle beni ödüllendirdiniz. Çok teşekkür ediyorum. Bundan böyle sizinle hayatımın iş harici öğelerini de paylaşmak istiyorum ki, bu etkileşimimiz hobi, aile gibi iş hayatımızın yanında kişiliğimizi meydana getiren mühim unsurlardır. Bugünkü postum sanat hakkında;

“Güzeli severim Yaradan’dan ötürü” benim düsturum. Her konudaki güzel, estetik ve manalı sanat eserleri daima dikkatimi çekmiştir. Bugün size Yıldız Holding Koleksiyonu’nda yer alan benim ilk gözağrımdan söz etmek istiyorum.

Lise yıllarında Ülker Bisküvi Fabrikası’nda staj yaparken YKB’den gelen kalın bir dosya dikkatimi çekmişti, açtım içinden Hoca Ali Rıza karakalem resimlerinin baskıları çıktı. Mest olmuştum. Bunları hemen çerçeveleterek imalat dahil arkadaşlarımın odalarına astım. Böylece onları hepimiz görebilecektik. (YKB’ye müteşekkirim)

Ve sonra suluboya, yağlıboya Hoca Ali Rıza eserlerini buldukça, gücüm yettikçe aldım. İşte size bir seçki;

Memleketimize ve güzel İstanbul’a olan gönülden bağlılığımı beni tanıyanlar bilirler. Nereye gidersem gideyim, hızlıca evime, yaşadığım yere dönme isteğim, seyahatlerimi de hep kısa tutturur bana. 

Sanatı düşünür ve onunla haşır neşir olurken de güzel İstanbul’umuzun manzaralarını konu eden eserler hep en çok ilgi duyduklarım olmuşlardır. Bu yüzden, bir İstanbul aşığı olarak bilinen Hoca Ali Rıza’nın eserleriyle yolumun kesişmesi, kaçınılmaz oldu. Alma şansına sahip olduğum eserlerin, sanatçıların emaneti olduğuna inanan biri olarak; bu yazımda sizlere, bizim koleksiyonumuzda da eserleri bulunan, üslûbunu yıllardan beri hayranlıkla izlemeye doyamadığım ressam Hoca Ali Rıza’dan ve eserlerinden biraz bahsedeyim.

Kaynaklara yaşadığı devri yaşatan ressam (1) unvanıyla geçen üstadımızın İstanbul peyzajlarından hangi birini görsem hep o yaşamadığım, yaşayamadığım devre göç eder zihnim. Tesellim ise şu: İki gözün bir imgenin netlikle zihne yansıması için iki farklı merceği kullanması gibi, bugünün İstanbul’u bir gözümde, Hoca’nın İstanbul’u öbür gözümde canlanır.


RESİM ALTI YAZISI: HOCA ALİ RIZA, Köprülü Peyzaj, 1910, Mukavva üzerine yağlı boya, Eski Türkçe imzalı, 32 x 52 cm

Kendisinin günümüze aktarılan sözlerinden biri de “Bu fani dünyadan bir gün göçüp gideceğim ama yeniden dünyaya gelmek olanağım olsa, Allah’tan yine ressam olmayı dilerim.” sözüdür. Gerçekten hayatına baktığımızda, bu konuda samimi olduğunu görebiliyoruz.

Ordinaryüs Profesör Süheyl Ünver, ‘İstanbul Risaleleri’ adlı eserinin beşinci cildinde yer alan ön söz metninde şu cümleleri kaleme almıştır: “Rıza Bey’in bunları hazırladığı zamanda fotoğraf yok mu idi? Vardı; fakat onlar, Rıza Bey’in duyup beğenip çizdiği detayları, bu kadar vuzuh ile gösterebilir mi idi? Fotoğrafları olanların diğer ressamlarımız gibi, bu eski ve kısmen de tarihi kahvehanelerimizin ve bir gün bütün hususiyetleriyle ortadan kalkacaklarını düşündüklerini zannetmiyorum. Bu lüzumu hissetmemiş olmalılar ki ecnebiler hariç, çoğu bu tarihî ödevi kavrayamamışlardır. Bugün İstanbul Boğaziçi’nde, Üsküdar’da toplumumuzun yaşayış yerlerinin bir tarihi olması lazım diye düşünebilecekler çıkar da bir şeyler yazmayı tasarlarlarsa Ali Rıza Bey’in çizdiklerinden müstağni kalmayacaklardır.” (2) ( Alıntı yapılan cümlelerdeki düzeltmeler, tarafımızdan yapılmıştır.)

Aynı kitapta Ord. Prof. Süheyl Ünver, ‘Üstad-ı Âlişan Ressam Rıza Beyefendi Hazretleri’nin Samimi Lisanından Söylenen Tercüme- i Hal-i Sûretidir’ başlıklı yazısında ressam, hocaların hocası Ali Rıza Hoca, icra ettiği işi şu şekilde ifade eder: ‘Mesleğim “peyzaj” ressamlığı olup sanat-ı resmin icap ettirdiği diğer sunuf-u teferruatından behreyâb olmak pek tabii olmakla yegâne zevk ve hissiyatım, memleketimin tatlı semaları altında zümrüdin menazırına serpilmiş yerli ve milli bir lisan-ı hayat söyleyen Osmanlı aşiyanlarını, mahallelerini, manzaralarını, meşcerelerini, asâr-ı âliye ve tarihiyelerini öldürmemek ve onlara bir hayat-ı dûra dur vermek olduğu için bu bâbda pek çok poşadlar, krokiler, gerek kalem gerek suluboya ve yağlı boya “tabii resimler”, kâmilen mahfuzum ve günden güne adetleri artmakta olan yadigârlarımdır.

Eski ve yeni poşadlarım ve ikmal edilmiş asarım vardır. İşbu asar-ı muhtelife, el-yevm koleksiyon halinde tertip edilmiş olarak darü’l – iştigalimde mevcuttur.

Askeri mütekaitlerinden Resim Muallimi Üsküdarlı Ali Rıza


Resim Altı yazısı: HOCA ALİ RIZA (1858-1930), Orman, Tuval üzerine yağlı boya, Eski Türkçe imzalı ,76x101 cm

Ressam Ali Rıza Bey ‘İstanbul ve Boğaziçi Ressamı’ olarak tanınmışsa da bu şehrin özellikleri dışına da çıkmış ve memleket içinden manzaralar getirmekten geri kalmamıştır. Eserlerinde Gebze, Değirmendere, Karamürsel ve Söğüt taraflarına da yer vermiştir. (3)

Türk resim sanatının hocası olarak bilinen Hoca Ali Rıza, yetmiş iki yıllık ömründe beş bine yakın eser sığdırmış, kırk yedi yıl askeri ve sivil okullarda resim öğretmenliği olmak üzere, elli beş yıllık meslek hayatında özellikle Osmanlı İstanbul’unu tasvir etmiştir. Resim öğrenimini Fransa’da gören ve yurda dönünce eşsiz ölü doğa resimleri ile meşhur olan Süleyman Seyyid’den faydalanmıştır. (4) Tüm başarılı çalışmaları nedeniyle de 1881 yılında, Sultan II. Abdülhamid tarafından Nişân-ı Mecidî ile ödüllendirilmiştir.


RESİM ALTI YAZISI: HOCA ALİ RIZA (1858-1930), Peyzaj, Kâğıt üzerine sulu boya. Eski Türkçe imzalı, 32,5x50 cm h.1338 | m.1922

Sanat, insanı alıp hep bir yerlere götürür. Ali Rıza Hoca da eserleriyle bizleri, Osmanlı Dönemi’ndeki İstanbul’a, o dönemin mekân ve medeniyet nüanslarına, manzaralarına, sokaklarına, kendi merceğiyle ve tüm detaylarıyla öyle bir götürüyor ki eserlerini incelerken aslında geçmişe bakıyoruz. Ne büyük şans!...

Aslında kendisi peyzaj resimleri yapan ilk sanatçımız değildir. Döneminde Fransa’daki 1830 peyzajcıları adıyla anılan sanatçıların üslubunda eserler vardır; ancak bizim asker ressamlarımız arasında Hoca Ali Rıza’nın üslubu biraz farklıdır. (3) Manzara ressamlarımız arasında yer alan en pitoresk çalışmalar, Hoca Ali Rıza’ya aittir. Kendisi, sanatını icra ederken ilhamını doğadan almayı seçmiş ve saraydan çıkıp doğanın içinde resim yapan ilk Türk ressamı olmuştur. Böylesine yetenekli bir sanatçının birçok kaynakta da “Türklerin milli ressamı” olarak anılması hiç şaşırtıcı değil.


RESİM ALTI YAZISI: HOCA ALİ RIZA, İki Oyuklu Kaya, Tuval üzerine yağlı boya Eski Türkçe imzalı 34x46 cm h.1340 | m.1921

Üstelik aradan uzun yıllar bile geçse tabloların renkleri ilk günkü gibi capcanlı görünüyor. Öğrendiğim kadarıyla Hoca Ali Rıza’nın kendi lir tekniğidir bunun nedeni. Çok ince bir boyama tekniği ile yüzeylere ışıklı alanlar nakşediyor. (4)

Aslına bakarsanız Türk resminin virtüözlerinden Hoca Ali Rıza’ya, onun tekniğine duyduğum hayranlığım, lise yıllarıma kadar uzanıyor. Koleksiyonumuza kattığım ilk eserler, Hoca’nın desen ve özgün baskılarıydı. O zamanki Ülker Topkapı Bisküvi Fabrikasının işletme dâhil, tüm ofislere, bu eserleri çerçeveletip asmam lise yıllarımdaki ilk sanat faaliyetimdi.

Büyük bir vatansever olan Hoca Ali Rıza’nın en büyük arzusu, milletinin hayatına, kendi ifadesiyle “sadık ve hakiki tercüman” olmaktı. Bu gayeyle bizleri, Osmanlı’nın sosyolojik ve kültürel detaylarıyla da buluşturan eserleriyle kendi ekolünü oluşturmuş; özellikle şehrin yanan ve yıkılan yüzlerce hatırasını da tespit edip resmetmiş, bizlere mühim eserler bırakmıştır.

Kendisinin çalışkanlığı rutinlerine de sirayet etmiş. Sabah, gün ışığının ortaya çıkmasıyla birlikte Üsküdar’daki evinden eşeğine biner, gün boyunca Üsküdar’ı gezip resim yaparmış. Hatta bu nedenle Üsküdarlı Ressam Hoca Ali Rıza olarak da anılıyor yer yer. Gerçi genelde belgeci resimlerinden bahsettik ama hayali manzara resimleri de mevcut. Kendisi, bu çalışmalarına ise mutlaka “fikirden” diye not düşermiş. 


RESİM ALTI YAZISI: HOCA ALİ RIZA (1858-1930), Şelale. Tuval üzerine yağlı boya,82x60 cm, 1900

Eserlerine zarar vermesinler diye fareleri beslermiş. Tüm hayatı üretme üzerine kurulu sanatçı, misafirliğe çok kıymet verirmiş ancak rivayet odur ki ziyaretlerde boş ve çok konuşan misafirlerine oldukça büyük lokumlar ikram edermiş.

banner53
Yorumlar (0)
19
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?