banner15

'Müslüman kolejlere kadar fütursuzca inen kepler'

İsmail Kara, Derin Tarih dergisindeki (55.sayı) “Akademik Kıyafetlerimiz Nereden Geliyor?” başlıklı yazısında yerli bir işareti, kültürel bir göndermesi, milli bir sembolizmi de olmayan bu kıyafetler üzerine eleştirilerini dile getiriyor

'Müslüman kolejlere kadar fütursuzca inen kepler'

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Üniversitelerimizin kahir ekseriyetinin tercih ettiği resmi akademik personel kıyafetlerinden rahatsız ve tedirgin olanların sayısı maalesef çok az. Aslında bir yabancılık, bir oturmamışlık, eğreti bir duruş olarak görülebilir bu kıyafetler. Oysa bunun sebebi basit; neredeyse tamamı kilise kıyafeti veya onun renk ve stilizasyon itibariyle kötü taklidi.

İsmail Kara, Derin Tarih dergisindeki “Akademik Kıyafetlerimiz Nereden Geliyor?” başlıklı yazısında yerli bir işareti, kültürel bir göndermesi, milli bir sembolizmi de olmayan bu kıyafetler üzerine eleştirilerini dile getiriyor. Kara, yazısında Türkiye’deki akademik kıyafetlerin tarihi hakkında da bilgiler aktarıyor.

Üniversite Öğretim Üyeleri Akademik Kıyafetleri (İstanbul, Kenan Matbaası, 1948, 20 s., Renkli) kitapçığından hareketle 1940’ların sonlarına doğru çıkan yönetmelikten hareketle iki grubun harekete geçtiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

“Bunlardan biri Üniversite Öğretim Üyeleri Akademik Kıyafetleri broşürünü hazırlayıp yayınlayan çevre. Doğrusu iyi çalışmış ve hazırlanmışlar. Diğeri ise rektör Kâzım İsmail’in da baştan itibaren veya sonradan yanlarında yer alıp destekleyeceği grup. İkinci grupta Süheyl Ünver ve Ebulüla Mardin’in olduğunu kesin olarak biliyoruz. Stilizasyonları ve çizimleri de herhalde Süheyl hoca yapıyor.

Bunlar belki dönemin laiklik politikalarının yumuşamasından da istifade ederek İstanbul Üniversitesi ile Osmanlı tarihi, onun üzerinden medreseler, özellikle Fatih Medreseleri arasında münasebet kuruyor ve akademik kıyafeti de bir şekilde bununla ilişkilendirmek istiyorlardı. Aslında bu ilişki bir tarafıyla zorlama bir ilişkiydi fakat Batıda üniversitelerle kilise arasındaki ilişki üzerinden bakıldığında “Batılı” bir tutumdu, muhtemelen siyaseti de böyle kuruluyordu.”

Ardından Türkiye’de bu çerçevede yaşananları özellikle 12 Eylül darbesinden sonra yaşananları özetle aktaran Kara YÖK bağlamında şunları hatırlatarak sonlandırıyor yazısını:

“Önce üzerinizdeki elbiseye bir bakın lütfen derler adama; artık mezuniyet törenlerinde üniversiteden ilkokullara, “Müslüman kolej”lere kadar fütursuzca inen keplere de… Rivayetlere göre bir kısmı muhafazakâr çevrelerden gelen rektörlerin, yöneticilerin kurduğu devlet yahut vakıf üniversiteler de üstlerine başlarına bir baksınlar, kendilerine ayna tutsunlar. (Kiralık kepler birkaç senedir benim çalıştığım İlahiyat Fakültesi’ne bile geldi ve başörtülerin, sakalların üzerine takıldı, şen şakrak fotoğraflar çekildi. Herhalde başörtüsü, din özgürlüğü mücadelesi verilen bir kurumda nelerin neyin üzerine takıldığı kimsenin umurunda değildi).

Evet lütfen insafa gelin ve bir bakın, nereden biçilip, dikilip geliyor bu siparişler, bu kıyafetler???!!! İçinizden küçük işler bunlar, böyle teferruatla uğraşılacak zaman mı diyorsanız, haber verin lütfen, size “küçük işler”e dair daha teferruatlı upuzun bir dipnot düşmek isterim.”

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2016, 17:21
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emel Inal Alshava
Emel Inal Alshava - 3 yıl Önce

Akademik kıyafetlerin aslının İslam kaynaklı olduğu iddiası var. http://universe.byu.edu/2006/04/18/graduation-rites-have-ancient-history/ Avrupa'nın karanlık çağ diye andıkları zamanın İslamın altın çağı ve ilme katkıları düşünülecek olursa, hafızlık icazet törenlerindeki kıyafetlere de bakınca İslami cüppe ve sarığın Avrupa sentezinden geçip bize geri gelmiş bir gelenek olması gerçekten çok ta uzak görünmüyor.

banner39

banner36

banner37

banner35