banner39

Nihayet Dergi bu ay 'mülteci dosyası'yla çıktı

Nihayet Dergi bu ay dünya kamuoyunun da yakından takip ettiği mülteciler konusunu ele aldı. Dergi, röportajlar, söyleşiler ve makalelerle dolu zengin bir içerikle okuyucalarıyla buluştu

Kültür Sanat 04.01.2016, 11:25 05.01.2016, 10:50
Nihayet Dergi bu ay 'mülteci dosyası'yla çıktı

Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Nihayet Dergi'nin 13. Sayısı ‘Hiçbir yerin vatandaşları’ başlığıyla umutlarını çıkın yapıp vatanlarını geride bırakan mültecileri dosya konusu yaptı.

‘Sistematik Çelişkilere Biyografik Çözümler’ başlığıyla yazdığı ‘Editörden’ yazısında Fatma Barbarosoğlu mültecilerle iki karşılaşmasını anlatıyor öncelikle. Bu karşılaşmaların ışığında mülteci bahsini nasıl ve neden açtıklarını şu sözlerle ifade ediyor. “Bireyler olarak bize düşen selam. Selam deyince birkaç harfe hapsolmuş bir mesafesizliği kastetmediğimi anlamış olmalısınız. Selam yaklaşmaktır. Elimizle, dilimizle, ışığımızla yaklaşmak. Devlete düşen ise denetim. Mültecilerin sağlığı, barınması, güvenliği, eğitimi konusunda devlet hem hizmet sunmak zorunda, hem de verilen hizmetin denetimini yapmak zorunda.” Barbarosoğlu Nihayet’in bu sayısını hazırlarken dengeli ve itinalı bir dil üzerinden yol almaya gayret ettiklerini, mülteci bahsinin sadece içinde yaşadığımız dönem ile sınırlı kalmaması için, bu toprakların mültecilere kucak açan halini hatırlamak için geçmişi de dâhil ettiklerini belirtiyor.

Ali Ayçil, Nakkaştepe Sokağı’ndaki ‘karton ülkeyi’, Suriye’yi anlatıyor. İpek Coşkun, Türkiye’de kamp içinde ve dışında yaşayan Suriyeli çocuklar için sunulan eğitim hizmetlerini, Suriye’nin Sınır Tanımayan Çocuklarını yazdı. Sibel Eraslan, mülteci kamplarında gözlemlediklerini ve mülteci komşularını kaleme alırken Ayşe Böhürler, Türkiye’den başlayıp, Avrupa’da bitmesi planlanan ‘yolculuğun’ belgeselinin, isimsizlerin belgeselinin ayak izlerini Nihayet sayfalarına taşıdı. Yusuf Adıgüzel, Muaz Yanılmaz, Hilal Görgün, Nazife Şişman mülteciliğin siyasal ve ekonomik arka planını anlamaya çalışan yazılar yazarken, Havva Sula, Ayça Örer sahadaki birebir gözlemlerini yazdı.

İstanbul’da yaşayan farklı profilden mültecilerin bir yere ait olma mücadelelerini anlatan bir dizi röportaj da var bu sayıda. Şerife Slocum, Hacer Abdullah’la “Çanta Kadar Hayat”, Süveyda Aktürk Rana Homsi ile ‘Avrupa bize vatan olamaz’, Şeyma Kaya, Hakam Alashek ile ‘Ülkenizin kıymetini bilin’, Betül Şatır, Kevser Kafas ile ‘Yük olmayan muhacirler olalım istiyoruz’ ve Dr. Ömer Tab ile ‘ Biz sizinle aynı türküleri söyleriz’ başlıklı röportajlar yaptılar. Ayrıca, Leyla Şerifoğlu Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ve Amerika’dan insanlara mülteciler hakkındaki fikirlerini sordu ve oldukça dürüst, çarpıcı cevaplar aldı.

“Zamanın kaydını sadece bilgi ve fikir üzerinden tutamayız. Edebiyat ve sanat bugünü geleceğe taşıyacak kanatlardır” diyen Nihayet Dergi, Yıldız Ramazanoğlu’nun, ‘Mülteci Odası’, Fatma Barbarosoğlu’nun, ‘Suriyeli İzi’, Cihan Aktaş’ın, ‘Halep Bebek’ öyküleriyle mülteciliğin bugününü, duyguların tarihine kaydetti. Osman Bülent Manav, Tufan ise dünya gâmı biz keştî-i Nûh’uz, yazısında anneannesi Hazal’ın göç yolculuğunu kaleme alırken, Mustafa Özel, Kutlu’nun Hesap günü yazısında ‘kutlu yazar’ saydığı Mustafa Kutlu’nun Hesap Günü hikayesiyle iktisadi tükenişi harmanladı. Beyza Karakaya, ‘Vatanı Olmayanların Tarihi’ni, Aykut Ertuğrul, Eşyanın Hikâyesinde Can yeleğini yazdı.

Sema Karabıyık, Emel Özkan, Yıldırım Ağanoğlu, Sema Babuşçu, Münire Daniş, Tuba Deniz, Emine Uçak Erdoğan, Hatice Şahin, Macide Erdem, Ayşe Kaya, Fatma Karahan, Semanur Sönmez Yaman ve Fatma Tunç Yaşar’ın yazıları hem dosya konusuna katkı sağlarken, derginin çerçevesini de belirliyor.

Ocak 2015’te çıktığı yolda birinci yılını geride bırakan  Nihayet Dergi  ikinci yıla başlarken düzenlediği Mevlid Merasimi’ni ‘Mahallede Neler Oluyor’ köşesine taşıdı.

Nihayet Dergi’nin, yeni yıl için hazırlanan takvimlerin aksine, kendisine has bir üslupla hazırladığı ‘tabiat takvimini’ derginin son sayfalarında görmek mümkün.

Yorumlar (0)
20
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?