banner15

Nouman Ali Khan: Tarih Kur'an'dan bağımsız öğrenilmez

Nouman Ali Khan’ın tarih anlatısı Bedir’den başlayıp hızla Uhud’a ve Hendek’e ulaştı. Hızlı çekimin yavaşlayacağı nokta Hz. Muhammed (SAV)’ın göreceği o meşhur rüyaydı...

Nouman Ali Khan: Tarih Kur'an'dan bağımsız öğrenilmez

“23 Ağustos akşamı Nouman Ali Khan İstanbul’da bir konuşma yapacak.” Birkaç gün içinde dalga dalga yayılan heyecana sebep olan mesele buydu. Çok önceden planlı bir etkinlik değildi ve bir anda organize edilip bir anda duyurulmuştu. İnsanlar da bir süre mutluluktan şaşkına dönüp sonrasında akın akın koşmaya karar verdiler Nouman Ali Khan’ı dinlemek için. Öyle ki mekan değişti, Haliç Kongre Merkezi’nin en büyük salonu ayarlandı ama yetmedi. Bir gece vakti açılan kayıtlar 1 saati bulmadan bitti. Nihayetinde Nouman Ali Khan son yıllarda büyük bir fenomene dönüşen o meşhur hatipti ve ilk kez İstanbul’a gelecekti. Belli ki daha önce gelmeliydi ya da artık defaeten gelmeli…

Evet, Nouman Ali tekrar tekrar gelmeli.

Geçen gün akşam gece 12’ye kadar süren ancak bir saniyesinde dahi sıkılmadığım konuşmasından (aslında ders diyelim) çıktığımda düşündüğüm buydu. Benim gibi onu aylar, yıllardır YouTube’dan izleyen devasa bir kitle için büyük kıymet arz etti çünkü bu haftaki buluşma, salona girdiğinizde havada kokladığınız heyecan ve ders sırasında oluşan müthiş sinerji bunu kanıtladı. Ve kesinlikle popüler bir ikon olarak şişen/şişirilen isimlerden değil Nouman Ali, bunu bu etkinlikle yine yeniden gösterdi. Aksini düşünen varsa da ben beriyim.

Evvela Nouman Ali Khan’ı samimi bir gayretle, canhıraş bir çalışmayla bizimle buluşturanlara tekrar tekrar şükranlarımı sunuyorum bu yüzden, mükemmel bir iş yaptılar! İş hayatındaki rolünün yanında sanatçı ve entelektüel yanını muhafaza etme gayretindeki Abdullah Güzeldülger, mütevazı organizatör Cengiz Kaya, tüm yoğunluğuna rağmen basın ile özenle ilgilenen Samet Serhat Sarı, gecenin gizli kahramanı olduğunu anladığımız; Nouman Ali’nin dostu Musfikiddin (Bey diyelim), program sunucusu Senai Demirci, kısa sürede oturaklı bir organizasyonun ortaya çıkmasını sağlayan 80 kişilik BİSAK (Boğaziçi İslami Araştırmalar Kulübü) müfrezesi ve tabi Kültürlerarası İletişim Merkezi, İBB ve Vakıf Katılım gibi kurumsal destekçiler… Hepinize teşekkürler. Nouman Ali Khan gibi bir ismin Türkiye’de fenomen olmasına katkıda bulunan ve etkinliğin doğal paydaşı olan Mekteb-i Suffa’yı da unutmadan tabi…

Bu isimleri uzun uzun, sadece bir teşekkür için de saymadığımı belirtmem lazım. Etkinlik öncesi tek kelimeyle çiğlik denebilecek spekülasyonları üretip programa göz atmamış olanlar varsa onlar da görsün diye yazdım. Neyse…

15 Temmuz kahramanlarının anılması (ki Nouman Ali’nin gelişiyle de anlattıklarıyla da ilintisi vardı bu anmanın, sonradan anladım) ve etkileyici bir Kur’an tilavetiyle başlayan programın başrolündeki Nouman Ali sahneye çıkar çıkmaz o bildik dinamizmini beraberinde getirdi. Daha konuşmaya başlamasını takip eden birkaç dakika içinde de neden bunca insanın (ekseriyetle ve hatta ezici çoğunlukla gençlerin) kendisini izlemek için akın ettiğini hatırlattı.

Nouman Ali Khan her şeyden önce çok iyi bir hatip ve çok iyi bir hikaye anlatıcısı

Kendini bugün sahnelerde ve sınıflarda ve mescidlerde kılan kişisel hikayesi, nasıl bir azmin ve arzunun eseriyse, yaptığı her konuşma da öyle bir tutkunun eseri. Hiçbir Arap ülkesinde bulunmadan müthiş bir Arapça vukufiyetine sahip olması yetmezdi yoksa…

Dile dair meziyetlerini bizler için etkileyici kılan, onu izlerken gördüğümüz samimiyet ve genç dimağların arayışlarına temas eden üslubu. Ayrıca araştırırken de anlatırken de akılda kalıcı bir metodoloji kullanabilmesi…

Nitekim kendisini bilgi derinliği ve İslami ilimler hususunda bu kadar iyi donatabilmesinin de aklındakileri bu kadar etkileyici şekilde tebliğ edebilmesinin de sebebi o tutku ve azim…

Tebliğini yaparken etkileyici bağlantılar kurabilmesine yol açan şey de Allah vergisi muhakeme yeteneği sanırım. Tabi biraz da mizah kabiliyeti… Tüm bunları İngilizce dilinde yapıyor olması ise onun için de bizim için de bir şans.

Daha fazla övgüye gerek yok sanırım. Zaten biz gençlerin kulak kesilmesi için fazlasıyla yeterli sanırım saydıklarım. Sadece tek bir şey kaldı… Ama onu sona bırakalım.

Ders başlıyor

 

İşte tüm bu özellikleri ile son yıllarda hak ettiği bir küresel üne kavuşan Nouman Ali önümüzdeydi ve kendince yine sistematik bir biçim verdiği dersine/konuşmasına başladı. “Önce”dedi, “tarih dersi yapacağız”…”Sonraki bölümde Kur’an’a bakıp uzun hikâyemize manasını vereceğiz.”Nitekim dersin en sonunda söyleyeceği ve bence akıllara kazınması gereken bir sözün işaret fişeğiydi derse giriş şekli. O akıllara kazınması gereken söz ne miydi?

“Tarihimizi Kur’an’dan bağımsız okuyup sonra Kur’an’da okuduklarımıza zorla oturtmaya çalışıyoruz. Halbuki tam tersini yapmamız lazım. Tarihi Kur’an’dan bağımsız öğrenmememiz lazım.”

Devam edelim…

Nouman Ali’nin tarih anlatısı Bedir’den başlayıp hızla Uhud’a ve Hendek’e ulaştı. Hızlı çekimin yavaşlayacağı nokta Hz. Muhammed (SAV)’ın göreceği o meşhur rüyaydı: Kâbe’de Hac ibadetini ifa edip kurban kestiği rüya. Neredeyse 2 saat sürecek öykünün asıl başlangıcı buydu ve bu hepimizin bildiği ama çoğumuzun hissedemediği ve doğrusu Nouman Ali’nin bize hissettirdiği bir hikayeydi: İlk Hacc’ın müsebbipleri olan Hz.Peygamber’in ve 1400 sahabenin yolculuğu…

Silahsız bir şekilde imanlarının ve onlara nasip olan vazifelerinin peşinden gittikleri, “Haram Belde”yi elde tutan zalimlerin elinden gelebilecek ölüme bu uğurda kafa tuttukları, tavizsiz bir inanç ve sonu gelmeyen bir dirençle sürdürdükleri seyahatin hikayesi… Ve kılıç sallamadan Kureyş zulmünü kuşatanların hikâyesi… Resulallah’ın rehberliğinde azim, zeka, ahlak ve belki de en önemlisi, “bir inceliğin ve olgunluğun” öyküsü… Engellerin, hayal kırıklıklarının, öfkenin yani tüm insani zorlukların ortasında tüm zamanlara ve mekânlara verilen bir mesaj… Düşman belledikleri zalimlerin bin bir türlü tuzağını atlatıp ölüme kafa tuttuktan sonra o düşmanlara kestikleri eti bağışlayarak cevap verebilmekten ve öylece dönüp gidebilmekten ileri gelen o güçlü mesaj… İşte Nouman Ali, o mesajı yakalamamız için cümlelerini ilmek ilmek ördü ve –bilmiyorum bu diyeceğime itiraz eden çıkar mı- bize o samimi, gayretkeş anlatısıyla “idrak” kattı.

Hudeybiye Anlaşması’na giden yolu da Fetih Sûresi’nin nazil oluşunun evvelindeki hikâyeyi de Nouman Ali Khan’ın anlattığı gibi dinlememiştim ben açıkçası. Dinlemiştim diyenler de yine onun internette Fetih Sûresi konulu verdiği derste dinlemişti zaten. Ayrıca yaşanan bu etkileyici öyküyü anlattıktan sonra sûrenin başı, ortası ve sonunda “affediciliğin” vurgulandığını belirtmesi yahut Hz. İbrahim ve Hz. Yusuf’un rüyalarının da bu öyküde temas ettiği hususu göstermesi, Nouman Ali’nin o alışıldık “çarpıcı noktaların altını yerli yerince çizme” meziyetini hatırlattı.

Neler anlatıldığına daha fazla girmeyeceğim zira internette çok benzer bir konuşması var Nouman Ali’nin, dün etkinliğe katılamayanlara şiddetle tavsiye ederim. Hele ki günümüzde; Nouman Ali’nin deyimiyle “İslam’ın çokça savaş, intikam ve toprak fethiyle anıldığı bir dönemde, İslam adına kaos yaratanların ayyuka çıktığı bir devirde, “diğerlerine” tebliğe yönelik ne yapıyoruz sorusuna layıkıyla bir cevap veremediğimiz şu hâlde” gerçekten etkileyici bir ders diye düşünüyorum. Zaten geçen akşam, İstanbul’da, ekseriyetle Müslüman gençlere yapılacak konuşma olarak bu dersin de özenle seçildiğine inanıyorum. Nitekim etkinlik sonrası organizatör abilerimizden biriyle yaptığım görüşmede de bu kanaatim pekişti.  

Hani sona sakladığım bir özelliği vardı Nouman Ali’nin, daha doğrusu benim şahsen neden onu bu kadar etkileyici bulduğumun cevaplarından biri. Nouman Ali anlatılarını yaparken beni en çok etkileyen şey, anlattığı meselelerin “gerçekliğini” kavratabilmesi. Neyi mi kastediyorum? Kastettiğim şu ki Nouman Ali’nin anlattığı birçok şeyi Siyer-i Nebi yahut İslam tarihi kitaplarında okumuş olmamıza rağmen hem ilk kez dinliyormuş gibi hissedebiliyoruz hem de farklı bir duygu yoğunluğu ile dinleyebiliyoruz. İşte bunun sebebi, Nouman Ali’nin, anlatılan hikâyelerin uzak, çok uzak bir zaman ve diyarda yaşanmış gerçeküstü hikâyeler olmayıp bizzat “bizim hikâyelerimiz” olduğunu hissettirebilmesi. Anlatılanları dinlerken sahabenin de etten kemikten insan olduğunu, insani taraflarını ve hatta zaaflarını görmek hiçbir şeyi itibarsızlaştırmadığı gibi hepimiz için verilen mesajı çok daha berrak ve güçlü kılıyor. İşte bu hepimiz için bir nimettir, değerlidir… Ve tabi Nouman Ali’nin anlattıklarını günün ihtiyaçlarına, gençlerin kafalarındaki tonla soruya yönelik bir bağlama oturttuğunu ve günümüzle geçmiş arasında çok başarılı bağlantılar kurduğunu da göz önünde bulunduralım…

İnsanların davranışlarını değil fikirlerini değiştirince dünya değişiyor

Nouman Ali de bunu yapabilmeye oldukça haiz, kendimce bunu bir kez daha gördüm. Bu sefer yakından gördüm. Bireyselleşmenin kendi ufak alanlarımızda ördüğümüz izolasyon duvarlarını (“kendi mahallemizin” içinde dahi ördüğümüz duvarlar!) yükselttiği bir dünyada ben bunu önemsiyorum.

Velhasıl tek bir cümle ile: Uzun süredir istiyorduk, iyi ki geldi.

Türkiye’ye dair bambaşka duygular taşıdığını, hiçbir yerde burada hissettiklerini hissetmediğini söylemesi belki gururumuzu okşadı ama çalışmalarının bir ayağını Türkiye’ye taşımayı düşündüğünü söylemesi ve burada kampüs açma fikri daha gerçek bir heyecana yol açtı. Tutkusu gözlerinden belli oluyor ve Türkiye üzerinden yapmak istediklerini daha iyi başarabileceğine inanıyor. Bakalım bizler gerçekten de yakın gelecekte bu hedeflerin bir parçası olabilecek miyiz?

Not: Program açılışında bir video yayımlandı, İstanbul’un Müslüman ve Hristiyan kimliklerini vurgulayarak bir kültürlerarası iletişim mesajı vermeye çalışan. Ancak orada bu kadar “eş düzeyli” bir bağdaştırmanın yapılması gerçekçi değil fakat zorlama geldi. Belirtmeden geçemedim.

Kaynak: DünyaBizim | Deniz Baran

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2016, 17:03
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48