Önder Usta ile içinden tesbih ve ebru geçen bir sohbet

Tesbih ustası, ebrucu Önder Cankurtaran ile saka kuşlarının muhabbet nağmelerinin arasında ebru ve tesbih sanatını konuştuk

Önder Usta ile içinden tesbih ve ebru geçen bir sohbet

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

“Bana göre tesbih şu anda altın çağını yaşıyor. Şöyle ki bundan on beş yirmi sene önce tesbih ustası sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarken günümüz de ise bu sayı ikiye, üçe katlanmış durumda.”

Önder Usta ebru ve tesbihe sevdalı bir sanatkâr… Bir yandan teknesinden battal ve çiçek ebruları geçirirken diğer yandan da tornasından kehribardan Oltu taşına kadar pek çok değerli malzemeye göz nuru dörerek birbirinden âlâ tesbihler geçiriyor…

Uzun zamandır Önder Cankurtaran’la bir hasbıhal yapma niyetindeydim. Niyetim, geçtiğimiz günlerde kuvveden fiile geçti. Bir akşam, hattat Mahmut Şahin arkadaşımızla birlikte Önder Usta’nın Esenler’deki evine misafir olduk… Tesbih ustası, ebrucu Önder Cankurtaran’ın evindeki sohbetimiz saka kuşlarının muhabbet nağmelerinin arasında keyifli bir sanat sohbetine dönüştü…

İbrahim Ethem Gören: Önder Bey geleneksel sanatlarla irtibatınız nasıl başladı?

Önder Cankurtaran: Geleneksel sanatlarla ilk tanışmam 2000 yılında izlediğim bir ebru belgeseli sayesinde oldu… İzlediklerim ebruyla tanışmaktan öte bir şeydi aslında, ruhuma, yüreğime öyle tesir etmişti ki, içimi saran heyecanıyla “nasıl yapsam nerden öğrensem” diye düşünmek aklıma bile gelmedi… İnternet üzerinden alabildiğim -ki o zamanlar bu kadar yaygın ve bilinir değildi- bilgilerle bir takım malzemelerini alıp evde kendimce ebru yapmaya çalıştım:)

Ama tabi ki bu maceramın üzerinden çok da uzun bir süre geçmeden bu işin böyle olmayacağını olamayacağını anladım... Tekrar başladığım araştırmalar neticesinde Rabbim Sadreddin Özçimi’ye talebe olmayı nasip etti…

SANAT BENİ BULDU

Gelenekli sanatlarda ne arıyorsunuz?

“Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış/Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış” buyuran Üstad Necip Fazıl Kısakürek elbette doğru demiş ama benim durumum için “Sanat beni buldu” dersek pek de yanlış bir şey söylemiş olmayız.

Kaldı ki herhangi bir sanat nev’ine bulaşan kişiler illa ki onunla bağlantılı veya yaklaşık veya benzer diğer sanat dallarına da kendiliğinden; hatta belki farkına bile varmadan kapılıp akıp gidiyorlar… Benim başıma gelen de “Bu durumun ta kendisidir” diyebiliriz..

Ebruculuğa nasıl başladınız? Uzun yıllar ebru yaptınız. Türk ebrusu size hâl lisanıyla neler öğretti?

Hayatın birçok evresinde olduğu gibi herhangi bir sanata da gerçekten gönül verip gereken emeği, edebi ve sabrı göstermezseniz başarılı ve mutlu olunamayacağınızı öğretti…

BOYA VE KİTRE SÜREKLİ İLGİ İSTER

Ebruya arada bir devam ediyorsunuz. Tekne size küsmüyor mu? Hat sanatı için “kuma götürmez” denir. Haftalık tatilin Cuma günü olduğu yıllarda hattatların Cumartesi yazıları Perşembe günü yazılarından ayrılırmış. Her gün ebru yapmakla arada bir yapmak arasında sanat ve estetik açıdan nasıl farklar var?

Kısmen doğru diyebiliriz ama şundan dolayı ki; boya ve kitre sürekli ilgi ister, ebru ile uğraşanlar iyi bilir, yaptığınız boya ayarları ilgilenmediğiniz takdirde ikinci günü bile bozulup sizi sükûtu hayale uğratabiliyor...

Ebruculuktan tesbih ustalığına geçişiniz nasıl oldu? Tornaya, tesbihe gönlünüzü nasıl kaptırdınız?

Sadreddin Hoca'mın ebrudan önce tesbih de yaptığını biliyordum. Bundan cesaretle hocama “Tesbih öğrenmek istiyorum, bana öğretebilir misiniz?” diye sorduğumda hocam, ikinci bir sanatı öğrenmek için, önce ilkinde mahir olmak gerektiğini, dolayısıyla bir süre daha beklemem gerektiğini, bir sanatı tam manasıyla öğrenmeden diğerine başlamanın ilkini sekteye uğratıp zarar vereceğini söyledi… Hocamın dediği gibi yaptım. Ebruyu iyice öğrenme gayretinde bulundum. Neticede 2009 senesinde tesbihçiliğe de başlamış oldum...

Malzemeleri nasıl temin ediyorsunuz? En çok hangi malzemeleri tercih ediyorsunuz

Genelde yurt dışı menşe-i olan malzemeler kullanıyoruz. Hal böyle olunca ulaşmakta zorlandığımız malzemelerde oluyor dolayısıyla.

Meselâ…

Mesela, kehribar Baltık ülkelerinden geliyor, bunun dışında tesbih yapımında çoğunluğu Güney Amerika olmak üzere Asya ve Afrika kökenli, “egzotik ağaç” tabir edilen farklı türde ağaçlar kullanıyoruz… Tercih konusuna gelirsek kısaca “arz talep” meselesi diyebiliriz…

En çok hangi malzemeyi kullanmayı seviyorsunuz?

İşte bu soruyu bekliyordum. “kehribar ve bağa her zaman için tercihimidir…

Usta işi bir tesbihin özellikleri nelerdir?

Bir tesbihte olmazsa olmaz özellikleri kısaca şöyle açıklayabiliriz… Tesbihin tane boyları eşit ve şekilleri de aynı olmalıdır… Tane delikleri mümkün olduğunca ince olmalıdır. Tesbihte olması gereken '”imame, tepelik ve kamçı” gibi bölümlerin birbirleriyle uyum içinde olması lazım gelir. İyi bir cila yapılması ve bu işlem sırasında tanelerin veya diğer bölümlerin üzerinde “bıçak, zımpara” izi kalmamış olmalıdır.

Tesbihi imameden tuttuğumuzda tanelerin her iki yandan da aynı doğrultuda inmesi; sağa sola zig-zag çizer gibi bir görünümde olmaması lazım gelir. Usta işi bir tesbihte ilk etapta dikkate alınması gereken kriterler kısaca bunlar diyebiliriz…

TESBİHÇİLİKTE GÜVEN MESELESİ ÖNEMLİ

Bunları siz biliyorsunuz. Tesbih sevdalıları nasıl bilecek? Bir zaman Konya’da Nurettin Küçükokka Usta ile yaptığım mülakatta “Tesbihten ya anlayacaksınız ya da satıcıya güveneceksiniz” demişti. İyi bir tesbih nereden anlaşılır?

Nurettin Küçükokka usta konuyu özetlemiş… Tesbihçilikte güven meselesi önemli. Maalesef günümüzde bazı değerli materyallerin sahtesini yapıp insanları kandıranlar olabiliyor. Başa dönersek bu işi bilmeyen tesbih severlerin ya ustaya ya da satıcıya güvenmesi gerekiyor…

Tesbihin hangi ustaya ait olduğu nasıl anlaşılır? Ustaların tesbihte tarzları nelerdir?

Şöyle ki; bu işe yıllarını vermiş ustalarımızın kendine göre, ya imamelerde veya tepelik dediğimiz kısımda kendilerine has tavırları vardır… Bunları anlamak içinde epeyce bir tesbihin elden geçmesi gerekiyor. Bazı ustalarımız da gerek imamenin alt tane kısmına gerekse tepeliğin herhangi bir yerine isim, soy isim, yahut isimlerinin baş harflerinin olduğu altın veya gümüşten yapılan küçük bir parçanın çakılmasından ve bazı ustalarımızın da yine aynı altın veya gümüş parçayı imameden sonraki “sallama” tabir ettiğimiz ipin bir yerine monte etmek suretiyle bir çeşit imzalarını atmış oluyorlar...

HENÜZ KENDİME AİT TESBİHİM YOK!

Tesbihleri sipariş üzerine mi yapıyorsunuz? Kendiniz için yaptığınız tesbihler de var mı?

Evet, genelde sipariş üzerine çalışıyoruz. Siparişten fırsat bulabilirsek kendimize de tesbih yapmaya çalışıyoruz. Ama derseniz ki koleksiyonunuzda kaç tesbih var, ne yazık ki henüz kendimize ait bir tesbihimiz yok!

Sizin tesbih koleksiyonunuz var mı?

Koleksiyon işi yüksek maliyet gerektirdiğinden ufak çapta da olsa bir koleksiyon edinemedim...

Şimdiye kadar kaç tesbih yaptınız?

Doğrusu kaç tesbih yaptığımı hatırlamıyorum...

Sizin tesbihçilikte bir alamet-i farikanız var mı?

Henüz yok!

Neden?

Çünkü ben daha bu konuda kendimi fazla yetkin görmediğimden, piyasadaki kıymetli ustalarımızı taklit ederek yol almaya çalışıyorum...

Türkiye’de tesbihe ve tesbihçiliğe ne kadar rağbet var?

Bana göre tesbih şu anda altın çağını yaşıyor. Şöyle ki bundan on beş yirmi sene önce tesbih ustası sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarken günümüz de ise bu sayı ikiye, üçe katlanmış durumda. Bu minvalde usta sayısı arttıkça tesbih koleksiyonu yapan tesbihsever sayısı da bir o kadar arttı. Görünen o ki bu artış, tesbihe olan bu sevda daha çok uzun yıllar sürecektir...

Çırak yetiştiriyor musunuz?

Hayır, çünkü kendimi henüz çırak olarak görüyorum.

GELENEKSEL SANATLARLA UĞRAŞMAK GÖRÜL MESELESİDİR

Tornadan çıkan tesbihiniz, yahut tekneden çıkan ebrunuz hâl lisanıyla size neler söylüyor?

İkisinin arasında herhangi bir bağlantı olduğunu söylemek zor. Zira ikisi de birbirinden çok farklı; alakasız sanatlar. Bana sorarsanız bu sanatlarla, geleneksel sanatlarımızla uğraşmak ilk etapta gönül meselesidir. Akabinde de ustalarımızın izinde gidebiliyor olmak önemlidir. Örneğin hocam iyi bir neyzen, aynı zamanda tesbih ustası ve bunun yanında iyi bir ebru ustasıdır...

Tesbih sevdalılarına iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Birçok tesbihseverin ustalarımıza ve emeklerine gereken saygıyı gösterdiğini biliyoruz. Fakat bazı arkadaşların bir tesbihin bedelini söylediğimizde “çok pahalı” diyerek sitayişte bulunması ustada gönül kırgınlığı oluşturabiliyor. Çünkü birçok arkadaşın da bildiği gibi tesbih ustaları bir tesbihi yaparken verdiği emeğin yanı sıra kullandıkları doğal olmayan malzemelerin zararlı etkilerine de maruz kalıyorlar. Hal böyle olunca ister istemez bu da tesbihe biçilen değere yansıyor.

İlginiz için teşekkür ederim.

Ben de teşekkür ederim İbrahim Bey.

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2014, 11:28
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Süleyman Berk
Süleyman Berk - 7 yıl Önce

Önder kardeşimi ebrularından tanımaktaydım. Tesbih işine girdiğini öğrenince çok sevinmiştim. Allah, feyzini ve yolunu açık etsin... İbrahim Ethem Bey kardeşimden Allah razı olsun; geleneksel sanatlarımız kalemi sayesinde tanıtıcı gerçek bir mecrâ buldu...

banner39