banner15

Osmanlının 'Diriliş'ini dizilerden değil kaynaklardan öğrenelim

Ahmedi'nin İskendername’sine göre Osmanoğulları’nı harekete geçiren saik gaza ve fetih idi çünkü onlar bunun kutsal bir dava olduğuna inanmışlardı

Osmanlının 'Diriliş'ini dizilerden değil kaynaklardan öğrenelim

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Osmanlı Devleti’nin nasıl kurulduğunu birçoğumuz “Diriliş” dizisi ile tekrar öğreniyoruz. Övündüğümüz Osmanlı hakkında herhalde yeterince bilgi edinemediğimizden olsa gerek, bir TV dizisi bir ders kitabı gibi takip ediliyor. Kanuni dönemini anlatan “Muhteşem Yüzyıl” da benzer bir ilgi uyandırmış ama senaryosu sebebiyle tepki toplamıştı. Ancak bu diziler oynarken, bu dizilerin Osmanlı Devleti hakkında hangi kaynaklara müracaat ettiklerine dair bir soru sorulmadı.

İşin aslı eldeki tarihi kaynaklar ne lise ne de üniversite eğitimi boyunca bizler ile tanıştırılmadı. Mesela Aşıkpaşazade’nin Tevarih-i Âli Osman’ının herhalde okul müfredatlarının zorunlu bir kitabı olması gerekir, ancak bugün itibariyle gündeme bile gelmemiştir. Muhafazakâr veya milliyetçi çevreler dahi kitabın yüzüne bakmamıştır; “Ertuğrul Gazi’nin torunları” olduğunu söyleseler de Ertuğrul Gazi hakkındaki malumatları bir TV dizisi kadardır.

“Bir Gazâvet-nâme düzeyim sana”

Bu yazıda az da olsa Osmanoğulları’nın tarihine bir katkı amacıyla Ahmedi’nin İskendername’sini gündeme taşımaya çalışacağız. Kayıtlara göre Ahmedi bu eserini 1390 yılında yazmıştır; yani Kosova meydan muharebesinden sadece 1 sene sonra. Nitekim eser I. Murad Han’ın vefatı ile sona erer. Ahmedi kitabın ilk bölümlerini Dört Halife, Emevi ve Abbasi hükümdarlarına ayırır. Ardından Ertuğrul Gazi ile Osmanoğulları’nın hikâyelerini anlatır.

İskendername’ye göre Osmanoğulları’nı harekete geçiren saik gaza ve fetih idi çünkü onlar bunun kutsal bir dava olduğuna inanmışlardı. Bu yüzden bir gazavatname yazmaya karar verdiğini anlatan Ahmedi, hikâyesine şöyle başlar:

“Bir Gazâvet-nâme düzeyim saña İşid illâ i’tirâz idüp bana

Gāziler soñra nişe añıldı dime Anlar aşağa neçün geldi dime”

Dâstân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osmân ve Gazv-i İşân bâ-Küffar

Ahmedi’ye göre Anadolu’ya gelen Moğollar adalet ile hükmetmemişti. Bu durum halk arasında rahatsızlığa yol açıyordu.

“Ol Mogol sultânlarınuñ adlini

Nice-y-idi işit imdi şerhini.

İtmediler anı kim Cingîz Hân

Zulmdan halka ider-idi ayân”

Bu girişin ardından İskendername, Selcuklu sultanı Alaaddin Keykubat ile Ertuğrul Gaziarasındaki ilişkiyi anlatır. Buna göre Ertuğrul Gazi, Alaaddin Keykubat’ın çağrısına cevap vermiş ve askerleriyle beraber gazaya çıkmıştır.

Birgün ol Sultân Alâüddîn Saîd

Sordı n’olur hâl-i gâzî vü şehîd

Bildi anı kim gazâ key iş olur

Gāziolanuñ haşri bî-teşvîş olur

Gāzi_olan Hak dîninüñdür âleti

Lâ-cirem hôş olasıdur hâleti

Gāzi olan Tanĝrınuñ ferrâşıdur

Şirk çirkinden bu yiri arıdur

Gāzi olan Hak kılıcıdur yakîn

Gāzi_olur püşt ü penâh-ı ehl-i dîn

Anı k’ola Tanĝrı yolında şehîd

Öldi sanma kim diridür ol saîd

 

Leşkerini cem’ idüp girdi yola

Gündüzalp Ertogrıl anuñla bile.

Dahı Gökalp u Oguzdan çoh kişi

Olmış-ıdı_ol yolda anuñ yoldaşı

Ahmedi, Ertuğrul Gazi’nin Hristiyan kuvvetleriyle savaşırken başarı kazandığını, bu esnada Tatar(Moğol) güçlerinin ona dokunmadığını anlatır. Ertuğrul Gazi aynı zamanda halka iyi davranan bir idareci olarak tanımlanır.

Baylara i’zâz u ikrâm eyledi

Yohsula ihsân u in’âm eyledi

Dâr-ı küfre saldı oradan çeri

K’iller urup öldüreler kâferi

Anda Ertogrıl çog itdi kârı-zâr

Lâ-cirem oldı cihânda nâm-dâr

Urdı bî-hadd il ü aldı genc ü mâl

 

İtdi leşker-dâr-ı küfri pâyimâl.

Ol yörede durdı birkaç vakt şâh

Tâ kim ola kâfirüñ işi tebâh

Sulh-ıdı Tâtâr anuñla ol zamân

İşidicek kâfere_oldugın revân

Osmanlı Devleti’nin nasıl kurulduğunu TV dizisi ile öğrenmeye çalışmamız

Ahmedi’ye göre Ertuğrul Gazi’den sonra gelen oğlu Osman aynı şekilde Bizans topraklarına hücum etmiş, Malkara, İpsala, İznik, Bilecik gibi beldeleri fethetmiş ve İslam’la şereflendirmişti. Osman Gazi’nin askerlerinin Bizans’a yaptığı seferler, onun diğer Anadolu beyleri ve Moğol yöneticileri nezdindeki itibarını arttırmıştı.

İskendername içindeki hikâyeler I. Murad’ın vefatına kadar olan dönemi anlatır ve sona erer. Kitabın ana teması Osmanoğulları’nın gaza ve fetih kaygısıyla hareket eden, atılgan ve mücadeleci bir topluluk olduğudur. Osmanoğulları’nın etnik profilleri veya dini pratiklerinin fazla bahsi geçmez. Adaletle hükmeden, İslam için gayret etmeyi öğütleyen ve çevre beyliklerin takdirini kazanan bir devlet olarak tanımlanır.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlamak için ne yazık ki elimizde var olan yazılı kaynakların kıymetini bilmiyoruz. Tevarih-i Al-i Osman, Saltukname, İskendername ve Menâkıb-ı Âl-i Osman gibi eserler kütüphanelerin tozlu raflarında duruyor. Bunların dışında ulaşılabilen yeni kaynak olmadığı gibi özel kaynaklara dair araştırmaların sayısı da yetersiz. Osmanlı torunu olmakla övünen, hatta mangalda kül bırakmayan bir toplum olarak Osmanlı Devleti’nin nasıl kurulduğunu TV dizisi ile öğrenmeye çalışmamız herhalde bizim bir ayıbımız. Bu bilgi yetersizliğimiz Osmanlı “devlet aklını” ve toplum yapısını anlamayı imkânsız hale getirmiş durumda. Karşılaştığımız toplumsal ve siyasi sorunlara acemice yaklaşmamız bu eksikliğin bir neticesi. Çok öykündüğümüz “küresel aktör” olabilmek için belki de önce kendi kimliğimizi ve tarihimizi öğrenmek gerek.

Kaynak: Dünya Bizim

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2016, 13:56
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48