Safahat'ın ulu ortası: Fatih Kürsüsünde 100 yaşında

Safahat’ın dördüncü kitabı “Fatih Kürsüsünde” 1914 yılında kitap olarak yayımlandı. Sebilürreşad dergisinde okurla buluşan şiirler aynı zamanda Mehmet Âkif’in düşünce dünyasındaki farklılaşmalara da ışık tutar nitelikte

Safahat'ın ulu ortası: Fatih Kürsüsünde 100 yaşında

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Fatih Kürsüsünde, Mehmet Âkif’in şiir külliyatı Safahat’ın dördüncü kitabının adıdır. 1692 dizelik tek bir manzumeden oluşan eser, 27 Haziran 1913 - 10 Temmuz 1914 tarihleri arasında Sebilürreşad dergisinde tefrika edildikten sonra 1914 yılında kitap olarak neşredilmiştir.

Safahat’ın dördüncü kitabı olan “Fatih Kürsüsünde”, ikinci kitap “Süleymaniye Kürsüsünde” gibi uzun soluklu tek bir şiirden meydana gelmektedir. Yine “Süleymaniye Kürsüsünde” gibi bu da -bu kez Fatih Camiinde verilen- bir vaaz olarak tasarlanmıştır. Bu eser, Mehmet Âkif’in dinî-hikemî şiirleri arasında, insanın kul olarak Allah’la ilişkisinden ziyade, genelde insanların ve özel olarak da Müslümanların yeryüzündeki durumu ile kendilerine ve Allaha karşı sorumluluklarını anlatması bakımından öne çıkar. Fakat diğer taraftan Âkif’in önceki kitaplarında, özellikle ilk kitaptaki bazı şiirlerde daha çok soru soran bir tavırla karşımıza çıkan birey de bu eserde yaratılış konusundaki zihnî problemlerini çözmüş, yaratılışın gayesine ilişkin sorularının cevabını bulmuştur.

Eser, “Hamâsî Şairimiz Midhat Cemal’e” sözleriyle Mithat Cemal Kuntay’a ithaf edilmiştir. Metin Önal Mengüşoğlu, “Şairlerin ne dediği elbette önemlidir. Lakin onların, hele bu şair
Mehmed Akif ise, ne demek istedikleri belki daha da önem kazanmaktadır” der. Bu açıdan “Fatih Kürsüsünde” kitabına bakıldığında şu tespit yapılabilir: Önceki şiir kitaplarında Asrı Saadeti, halifeler dönemini öne çıkaran Âkif özellikle bu kitabında tarihe de dikkat çekmiş, Balkan Savaşı facialarından milletini haberdar ederek ibret alınması için Osmanlı’nın “şanlı tarihi”nden örnekler vermiştir.
Fatih Kürsüsünde”, ataleti (tembelliği) ve ye'si (ümitsizliği) öteleyip, ümidi ve sa'yi (çalışmayı) yüceltmesi ise Âkif’in düşünce dünyasındaki süreklilikleri tespit imkânı sunmaktadır.

Eser, “İki Arkadaş Fâtih Yolunda” ve “Vaiz Kürsüde” başlıklarını taşıyan iki bölümden oluşur. Eserde anlatıcı, vaaza kadar şair, devamında ise kürsüdeki vaizdir.

İki Arkadaş Fâtih Yolunda” adlı bölümde şair ve arkadaşı arasında geçen uzun konuşmaya yer verilmiştir. Manzumede sözü edilen “arkadaş”’ın Mehmet Âkif’in dostlarından Mithat Cemal Kuntay olduğu düşünülür. İki arkadaş halkın cahilliği, doğaya duyarsızlığı, eski eserlere değer verilmeyişi, dinin ihmal edilişi gibi konular hakkında konuşurlar.

Ahzab Suresi 56. Ayeti ile Araf Suresi 185. Ayetin epigraf olarak seçildiği “Vaiz Kürsüde” bölümünde vatan-millet sevgisi, Doğu-batı karşılaştırması, eğitim sorunları, Balkan zulmü gibi konular görüşülür. Eserdeki vaizin tıpkı “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı kitabında olduğu gibi seyyah Abdürreşid İbrahim olduğu düşünülür.

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2014, 13:45
banner53
YORUM EKLE

banner39