banner15

Sanatkârlar müzede sünnet düğününe tepkili

Müzede sünnet düğünü icra edilmesi özelinde sanatkârların görüşlerini aldık

Sanatkârlar müzede sünnet düğününe tepkili

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Müzeler kültür ve sanat ortamlarıdır. Tarihle yüz yüze geldiğimiz, geçmişi soluduğumuz bu mekânlarda görmek isteyeceğimiz en son şey sanırım bir sünnet düğünüdür.

21 Haziran Cumartesi günü Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi’nde sünnet düğünü düzenlendi... Kamuoyu hadisenin varlığından sosyal medyada paylaşılan fotoğraf kareleri üzerinden haberdar oldu. Müzecilik, kültür ve sanat çevrelerinin tepki gösterdiği olay, dikkatleri Eti Müzesi’ne çekti… Arkeologlar Derneği web sitesinden yaptığı yazılı açıklamada söz konusu düğün merasimine izin verenleri kınayan bir bildiri yayınladı…

Konuyla ilgili bilgi almak için Müze Müdürlüğünü aradığımızda ilgili yetkilileri bir türlü ulaşma imkânımız olmadı. Santral görevlileri ilk aramamızda meselenin kendileriyle ilgisi olmadığını belirterek sünnet düğünü organizasyonunda adres olarak ETİ Şirketler Grubu’nu gösterdi. Şirketle yaptığımız görüşmede tarafımıza sünnetle ilgilerinin olmadığı bilgisi verildi. Eskişehir Eti Arkeoloji Müze Müdürlüğü’nü ikinci kez aradığımızda bu defa yöneticilerinin, Kültür Bakanlığı müfettişlerin yanında olduğu için telefonlarımızı cevaplama imkânı olmadığı belirtildi.

Müzede sünnet düğünü icra edilmesi özelinde sanatkârların görüşlerini aldık…

ESKİŞEHİR’DE MÜZECİLİĞİN 69 YILLIK GEÇMİŞİ VAR

Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nin ilk temelleri tarihi şehrin il merkezi ve ilçelerinden toplanan taşınır kültür varlıkları bir araya getirilmesi suretiyle 1945 yılında atılmış. O dönemde Eskişehir ve civarından toplanan, arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan eserler Eskişehir Alaeddin Camii’nde oluşturulan depo müzede teşhir edilmeye başlamış. 1966 yılında eserler yine bir camiinin himayesinde bu kez Odunpazarı’ndaki Kurşunlu Camii Külliyesi’nde konuşlandırılan Eskişehir Müze Müdürlüğü’ne nakledilerek kamuoyunun ilgi ve ziyaretine arz edilmiş. Müze, 1974 yılında ise Atatürk Bulvarında yapılan yeni binasına taşınmış.

MÜZE BİNASI ETİ GRUBU FİNANSE EDİNCE İSİM HAKKINI DA ALMIŞ

Müze binası aradan geçen 30 yılda tarihi ve arkeolojik eserlerle birlikte ziyaretçilerin ihtiyaçlarına cevap veremez duruma gelince Atilla Koç’un Kültür Bakanlığı döneminde ETİ Şirketler Grubu’yla yapılan protokolle yeni bir müze binası inşa edilmiş. Ve yine ilgili protokol gereği müze sponsorunun ismiyle birlikte anılmaya başlamış: Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi…

Eskişehir Arkeoloji Müzesi    Kültür ve Turizm Bakanlığınca, projesinden teşhirine kadar Türkiye’de özel sektör tarafından hayata geçirilen ilk müze olma hususiyetini haiz… 1300 m2’lik alan üzerine inşa edilen müzede üç blok halinde 4000 m2’lik kullanım alanı bulunuyor. Laboratuvar, fotoğrafhane ve kütüphaneye de sahip olan Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi 28 Mayıs 2011 tarihinde Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından hizmete açılmış.

Bağış ve müsadere yoluyla eser kazanan müzeye Eskişehir’deki ören yerlerinde gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmaları sonucu ele geçen eserlerden oluşan oldukça bir koleksiyona sahip.

Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nde, Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini kapsayan yaklaşık 22.500 taşınır kültür varlığına ev sahipliği yapıyor. Müze’nin yaklaşık 1.800 m2 kapalı alanında teşhir edilen yaklaşık 2.000 eser dışında kalan 20.500 eser 900 m2’lik müze depolarında konuyor.

Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nde mermer heykel ve heykelcikler, mimari parçalar, steller, pişmiş toprak günlük kullanım kapları, idoller, cam kaplar ve boncuklar, metal kap ve silahlar, takılar, sikkeler mevcut.

ARKEOLOGLAR DERNEĞİ: ETKİNLİĞE İZİN VERENLERİ KINIYORUZ

21.06.2014 günü gecesi Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi’nde “sünnet düğünü” yapıldığına ilişkin sosyal medyada haberler yer almaktadır. Derneğimiz “müzelerin bir eğitim ve kültür kurumları oldukları” fikrinden hareketle müzelerde belli koşullarda kültürel ve sosyal etkinliklerin yapılmasına sıcak bakmakla birlikte, teşhir salonlarında sünnet düğünü yapılmasını kabul edilemez olarak değerlendirmektedir. Bu tür uygulamaların, müzelerimizin ve müzecilerimizin imajını olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır. Müzenin teşhir salonunda böyle bir etkinliğe izin verenleri kınıyor, sorumluları hakkında gerekli soruşturmanın açılmasını talep ediyoruz.

ÇİNİ SANATKARI AYŞE ÖZKAN: GEÇMİŞİ KORUMAK GELECEĞİ DÜZGÜN İNŞA ETMEKTİR

Müzeler kültür ve sanat ortamlarıdır. Tarihle yüz yüze geldiğimiz, geçmişi soluduğumuz bu mekânlarda görmek isteyeceğimiz en son şey sanırım bir sünnet düğünüdür. Bir eğitim kurumudur aynı zamanda müzeler, geçmişe ait eserlerle ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunurlar. Üzerinde yaşadığımız toprakların geçmişe ait değerlerini müzelerde  korumak yerine, farklı ortam olsun diye sünnet düğünü ya da başka bir eğlence programı yapmak nasıl bir anlayıştır! Buna izin veren zihniyet ortalığı boş bulmuş olduğundan bu kadar rahat olabilmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı gerekenin yapılmasını sağlayacaktır umudunu taşıyorum. Müzelerden yapılan hırsızlıkları daha yeni yeni bir parça önlediğimizi düşünürken, şimdi de bu talihsiz olayla karşılaştık. Geçmişi korumak, geleceği düzgün inşa etmektir diye düşünüyorum. Çocuklarımıza ana sınıflarından itibaren bu bilinci yerleştirmek ileride bu sorunlarla karşı karşıya gelmemek demek olacaktır. Duyarlı sanatçı arkadaşlarımla beraber sorunun değil, çözümün parçaları olmak adına varız.

SEDEFKAR VE HATTAT MESUT DİKEL: MÜZELER ŞEHİRLERİN YAŞAYAN VARLIKLARIDIR

Kültür varlıklarımızın bulunduğu mekânların amacı dışında kullanılması kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Bu mekân Arkeolojik eserlerin barındırıldığı ve koruma altına alındığı bir Müze mekânı ise orada sünnet düğünü yapılması şahsıma göre rezalet ötesidir. Bu mekanlarda kaldı ki eserlere zarar verir endişesi ile tedbir amaçlı yüksek ses hatta ve hatta fotoğraf çekiminin bile yasak olduğu özel izinlerle çekim yapıldığı hassasiyetle yaklaşıldığı düşünüldüğünde bir sünnet merasiminin yapılması çok çirkincedir. Bu tarz olumsuz durum günümüzde sadece müzelerde olmamaktadır. Cami, mescid, Bedesten, Arkeolojik sit alanları, mezar taşlarımız ilgisizce olumsuzluklardan nasibini almaktadır. Düne ait, bizden olsun olmasın her türlü kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması için çabalar harcanırken diğer taraftan da önemsenmemesi vatandaşlarımızı ve sanat ehli insanları incitmektedir. Dileğimiz bu tür mekânların aslına, ruhuna uygun olarak kullanılması ve korunmasıdır. Kültür Bakanlığımızın bu konularda çok daha hassasiyet içinde olması ve gerekli her türlü önlemin alması gerekmektedir. Müzeler ve kültürel değerlerimiz o şehrin, o ülkenin yaşayan varlıklarıdır. Şunu unutmamalıyız insanoğlu inanç, kültür-sanat ve estetikten yoksunlaştığı sürece hem düşünsel anlamda hem de bedenen yoksullaşır.

KLİNİK PSİKOLOG NESLİHAN ARICI: NÜ HEYKELLER ÇOCUKLARIN KAFASINI KARIŞTIRIR

Nü heykellerin sergilendiği mekânlara küçük çocukların götürülmesi uygun değil. Çocuklar eğer altı yaştan küçük ise bu sağlıklı değildir. Çocuk eğer tamamen çıplak bir görüntü ile karşılaşırsa ve görüntü çok net ise o durum çocukta korku uyandırabilir.

0-6 yaşta cinselliği ön plana çıkarmak problemlidir. Çocuğun algısı o seviyede somut olmadığı için algı dünyasına bir yere konumlandıramaz, korkabilir ya da garip gelebilir. Sakıncalı bir durumdur, çocukların kafası karışır.

Yine 0-6 yaş grubu çocukların kesik başlı heykel görmesi problemli bir durumdur. O yaşlardaki çocuk bunu gerçek olarak algılayabilir. Küçük bir çocuk kesik başlı, yahut başı eksik bir heykel gördüğünde “Bu adamın başını kim kesmiş?”; “Başı yok mu?” diye bilir. Ben çocuğumu o yaş evresinde öyle bir yere götürmem. Modern sergilere, resim sergisine götürürüm.

HAT VE TEZHİP SANATÇISI MUHAMMED MAĞ: SANATKÂRLAR OLARAK AMATÖR SUNUMDAN RAHATSIZIZ

Her şey bildiğiniz ve bildiğimiz gibi yerinde güzeldir. İbadet camide yapılır; sanat galeride izlenir, tarihi eser müzede ziyaret edilir. Müzeler geçmişin; eskimez zamanın değerlerinin paylaşıldığı bir yerdir. Kültür-sanat ve estetik meseleleri ciddiyet ister. Sanat meselelerinde sapla samanı birbirine karıştırdığınız zaman ipin ucu kopar. İpin ucu koptuğunda tesbihin tanelerinin her birinin farklı bir yere gittiği gibi kültür zemini de ayağımızın altından kayıp gider…

Kültür sanat ciddiyet gerektiren bir unsurdur. Müzeler geçmişin ve tarihin nabzının attığı yerlerdir… Toplumlar birbirlerinin geçmişini müzeler üzerinden yakinen tanır. Müzeye koyduğunuz eserlerle “Bu benim tarihim, geçmişim dersiniz… Müzelere, ören yerlerine düğün, sünnet gibi organizasyonları taşırsanız toplumlar sizi daha farklı bir gözle algılamaya başlar. Tarihi değerine gereği gibi kıymet vermeyen toplumlar uluslar arası camiada da hak ettiği değeri bulamaz…

Bana sorarsanız toplumumuz bu tür muameleyi hak etmiyor. Müzenin sergi salonunda sünnet düğünü düzenlenmesi traji-komik bir hadisedir, amatör bir tutumdur. Böylesi tutumlara maalesef zaman zaman maruz kalıyoruz. Kamuoyunun da takip etitği gibi geçtiğimiz haftalarda Bursa’da bir camiinin bahçesine sünnet düğünü için taht kurulmuştu… Böylesi şımarık, ben yaptım oldu tutumlarından ivedilikle uzaklaşılmalıdır. “Ben yaptım oldu tutumları sadece kişiye değil, sanata, tarihe, ecdada herkese saygısızlıktır.

Turizmi ve kültürü bırakıp sadece bakanıyla ilgilenenler artık bir zahmet hadisenin kültür, tUrizm, sanat ve estetik boyutlarıyla da ilgilenmek zorundadırlar. Kurumsallık bunu gerektiriyor. Sanatkârlar da bu tür amatör sunumlardan rahatsızız. Ne ecdad ne de biz bunu hak ediyoruz. Kültür tarafımız zengin olmasına rağmen yönetimden kaynaklanan bir zafiyet var. Bunun bir an önce giderilmesi lazım. Yönetici elitin sorumluluk bilincine varması lazım.

MİNYATÜR SANATKARI GÜLÇİN ANMAÇ: SORUMLULUK BİLİNCİYLE YAPILAN İŞ VE HİZMETLER DEĞER TAŞIR

Bu tür meseleler bulunduğunuz kurumdaki işinize saygı duymakla; yaptığınız işe değer vermekle ilgili... Meslek kutsaldır. Ülkemizde meslekleri maalesef profesyonel anlamda gerçekleştiremiyoruz. Hangi inanca sahip olursa olsun iki insan karşı karşıya geldiğinde işini iyi yapan tercih edilmelidir. İşini gerçekten iyi yapan bir insan bu sonuçlara ulaşmaz.

Mesleğinizi topluma hizmet anlamında sorumluluk bilinciyle yapıyorsanız ortaya iyi bir sonuç çıkar; yaptığınız iş, verdiğiniz emek değerli olur. Bu hadisenin kurumsal yanı da var… Eğer bir kurumu idare ediyorsunuz o zaman çok geniş düşünmeniz gerekir. Kişinin bakış açısı, duru çoğu zaman kurumun duruşunu belirler. Yöneticiler vizyonlarıyla, ileri görüşleriyle kurumlarını bir adım daha ileriye götürmekle vazifelidir. Kurumlar bu şekilde ileriye, daha ileriye gider…

Sanatkârın sanatla iştigal sebebi toplumun algısını yükseltmektir. Böyle bir uygulamayla toplumun algısını düşürmüş olursunuz. Eskişehir Arkeoloji Müzesi, bölge halkına ve ziyaretçilerine Eskişehir’in tarihini, orada daha önceki yüzyıllarda yaşayan insanların, medeniyetlerin geçmişini anlatır… Siz böyle bir yerde sünnet düğünü düzenleyerek çok basit bir eylemin içine girerek bölge halkının tarihini, geçmişini küçümsemiş olursunuz. Müze ortamlarında eğitime açık sergilerle, çağdaş müzecilik dediğimiz şey uygulanabilir. Müzeler, sıradan, hemen her yerde yapılabilecek bir organizasyonun amacı haline getirilmemelidir.

İBB EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ HAYDAR FETTAHOĞLU: MÜZELER EĞLENCE MEKÂNLARI DEĞİLDİR

Müzelerin amacı dışında kullanılmasını çok yanlış buluyorum. Müzelerde tarihi kişiliklerimiz, halkın değer verdiği şahsiyetlerin resimleri, minyatürleri var. Dini kültürümüze ait eserler var. Söz konusu müzede Bizans eserlerinin yanında Osmanlı ve Selçuklu eserleri de var. Her ne olursa olsun müzede sünnet uygulaması sanata, tarihe, ecdada, bu toprakların insanlarına saygısızlıktır. Aynı zamanda inanç zafiyetidir. Müzeler eğlence mekânı değil, düşünüp ibret alma mekânıdır. Müzelere gezerken yüksek sesle konuşmaktan dahi imtina ederiz.

 

 

RESSAM YASİN BÖREKOĞLU: ARTIK HİÇ BİR ŞEYE ŞAŞIRMIYORUZ

Mezar taşını bol bulunca kapı ağırlığı yapmışlardı! Kim bilir kime aitti... (Yer: Sokollu Mehmet Paşa Türbesi, Eyüp) 

Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar, TÜBİTAK’ın önemli birimlerinden ULAKBİM’e Müdür Yardımcısı olarak atanmıştı. Şimdi de sünnet düğünü vakası da başka bir şok oldu. Ülke politikasının sıradan bir vatandaşın hayatına yansımaları olur elbet ama bu kadar yoğun ve arka arkaya gelince insan gerçekten sersemliyor... 

Sünnet düğününün yapıldığı Eskişehir Arkeoloji Müzesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı olayla ilgili soruşturma başlatmış. Birkaç kişinin canı yanar, olayın üstü kapanır gider. Artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz...

Geçmişimize ait en önemli eserlerin çoğu yurt dışındaki müzelerde yer alıyor. Yurt dışındaki müzelerde olması bir sanatsever olarak önceleri canımı yakıyor olsa da bu son olay sonrasında iyi ki oradalar dedirten cinsten.

Neye sevineceğimizi neye üzüleceğimizi şaşırdık.

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2014, 16:26
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48