banner15

Sekizinci sanat: Çizgi roman

Sekizinci sanat olarak adlandırılmaya başlanan çizgi romanın önemli iki ana unsuru resim ve yazılardır. Anlatılmak istenen öyküye göre resim ya da yazıya ağırlık verildiği olur. İyi kurgulanmış bir çizgi romanda çizer devamlılığı çizgiye ağırlık vererek sağlar.

Sekizinci sanat: Çizgi roman

Çizgi roman, elle çizilmiş ve belirli bir süreklilik içinde art arda gelen, bir metinle bütünleşen ve basılı olan resimlerden oluşan bir anlatım biçimidir. Çizgi romanların ortaya çıkması “Strip” denilen çizgi bantlar sayesinde olmuştur. Çizgi bantlar gazete ve dergilerde çıkan, her seferinde dört veya daha fazla kare resim hâlinde yayınlanan öykü dizileridir.

Sekizinci sanat olarak adlandırılmaya başlanan çizgi romanın önemli iki ana unsuru resim ve yazılardır. Anlatılmak istenen öyküye göre resim ya da yazıya ağırlık verildiği olur. İyi kurgulanmış bir çizgi romanda çizer devamlılığı çizgiye ağırlık vererek sağlar. Sanıldığının aksine resimler sadece yazıları desteklemek amacıyla eklenmemiştir, onların eksik kaldığı bir çizgi roman bütün özelliğini yitirir. Metinler ise ağırlıklı olarak konuşma balonları sayesinde verilmektedir. Çizgi roman ve karikatürün ilk öncüllerini William Hogarth üretmiştir. Olayları gülünç ve abartılı çizimlerle yansıtan Hogart, özellikle toplumun yozlaşmış taraflarını çizerek ilgi topladı. İlk kez onun yapıtlarına karikatür ismi verilmiştir.

Bugünkü manada çizgi roman 19. yüzyılda ortaya çıktı. İsviçreli öğretmen Rudolphe Töpffer, “M.Vieux-Bois” tiplemesi ile Alman mizahçı Wilhelm Busch, “Max und Moritz” ile Fransız Georges Kolomb, “Famille Fenaull” ile ilk çizgi romancı olma unvanlarını aldılar. Ancak çizgiyle metni bir uyum içinde birleştiren gerçek çizgi romanlar ABD’de ortaya çıktı. Çizgi romanın ilk örneği olarak Amerika’da bir gazete bandı olarak ortaya çıkan Richard Fenton Outcalt eseri olan “The Yellow Kids” (Sarı Çocuk) gösterilir. “Sarı Çocuk”ta hikâye, bir çocuğun etrafında geçiyor ve yazılar resmin altında değil de içerisinde yer alıyordu. Bu tercih günümüzdeki konuşma balonların atası oldu. Amerika’dan çizgi roman daha çok okumayı sevmeyen ya da bilmeyen halka çizgiler ile bir şey anlatmak üzerine kurulmuştu.

Aynı dönemlerde Will Eisner, Alex Raymond, Hal Foster gibi çizerler çizgi roman başyapıtları ürettiler, çizgi romana kurgu ve görsellik kazandırdılar. I. Dünya Savaşı ile birlikte kahramanlarla ile dolu olan çizgi romanlara olan ilgi bitti ve piyasayı “Pulp” adı verilen, bir okumada çöpü boylayan çizgi romanlar ele geçirdi. Böylece Amerika’da yeraltı çizgi romanları devri başladı ve çizgi roman çocuk işi olmaktan çıktı, yetişkinlere hitap etmeye başladı. Çizgi romanların ana temasını; suç, gerilim, korku, bilim kurgu gibi öğeler oluşturuyordu. Ardından dünyayı hippi dalgasının sarması ile çizgi romanlar başka bir yöne doğru yol aldı. Bir tarafta politik çizgi romanlar bulunurken diğer tarafta Marvel’ın kahramanları canlanmaya başlamıştı. Bir tarafta süper kahramanlar can bulurken diğer tarafta tamamen yetişkinlere yönelik çizgiler gelişmekteydi. Bunlar politik hicivlerle, insan hakları, anarşizm gibi konularla doluydular.

Dünyadaki gelişimin bir benzeri olarak Türkiye’de de çizgi roman ilk olarak gülmece içerikli ve resimli çocuk dergilerinde çizgi bant şeklinde görülmüştür. Çizgi roman ve çizgi bantların gazete ve dergilerde yoğunlaşması 1930’lu yıllarda başlamıştır. Bu dönemde Amerika’da çizgi roman belirli bir olgunluğa erişerek, başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç edilmeye başlanmıştı. Amerikan çizgi romanı Türkiye’de çocuk dergileriyle tanınmış ve orijinal isimler yerli isimlerle değiştirilmiştir. Haftanın belirli günlerinde, sinema yoluyla tanınan Walt Disney karakterleri gazetelerde seyrek olarak görülmeye başlamış ve bu çizgi romanlar, Türkiye’de herkes tarafından kabul görmüş bir edebiyat türünün tanımı kullanılarak “Resimli roman” veya “Sinema roman” olarak anılmıştır.

Türkiye’deki çizgi roman kültürü

Çizgi roman kültürünün Türkiye’deki serüveni 100 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu süre zarfında pek çok yerel çizgi roman ürünü dikkatleri çekse de çizgi romanın Türkiye’deki başlangıcı yabancı kökenli yapımlar sayesinde gerçekleşmiştir. Bunun en büyük sebebi ise çizgi romancılığın tıpkı Amerika ya da İtalya’da olduğu gibi tam teşekküllü bir sanayi dalına dönüşememesidir. Çizgi romancılığının sanayi hâline gelememiş olması olumsuz olsa da Türkiye’deki çizgi roman kültürü asla tükenmedi. Üstüne üstlük büyük başarı olarak sayılabilecek çizgi roman yayınları da ortaya çıktı. Suat Yalaz’ın yarattığı “Karaoğlan”ı, Turhan Selçuk’un “Abdülcanbaz”ı ve Sezgin Burak’ın “Tarkan”ı ülkede oldukça popüler hâle geldi. Öyle ki bu tarz başarılı yayınların ünü, Türkiye’yi aşıp diğer ülkelere bile ulaştı. O zamanlarda çizgi romanlar, günlük gazetelerin sayfalarında yer alıyor daha sonra ise bir araya getirilip çizgi romana dönüştürülüyordu.

O dönemlerde Türk yazarlar, kurguladıkları öyküler için tarihsel temaları ve kahraman figürleri tercih ediyorlardı. Ayrıca bu tarz maceraların varlığı gazeteler için de faydalı oluyordu. Çizgi roman kültürüne yönelik ilginin artması gazetelere de yansıyordu. Ancak modern yazıcıların Türkiye’ye girişi basında fotoğrafların kullanılmasına olanak sağladı. Bu durum gazetecilik sektöründeki çizgi romanların varlığına büyük bir darbe vurdu. Halkın görsel açıdan fotoğrafları daha tatmin edici bulması; gazete illüstratörlerinin, grafik ve çizgi roman sanatçılarının çizgi roman üretmelerini engelledi. Bu da uzun vadede çizgi romanın yok olması anlamına geliyordu.

Mizah dergileri

Çizgi romanın Türkiye’deki macerası bitmiş gibi görünürken “Gırgır” dergisi işleri değiştirdi. Gırgır dergisi, ülkedeki çizgi romancılığın yeniden popüler olmasını sağladı. Derginin yıllar içindeki varlığı sürdükçe popülerliği de aynı oranda arttı. Özellikle dergi bünyesinde bulunan mizah ürünleri, ülkedeki çizgi romanın mizah türüne doğru yönelmesini sağladı. Hızlı bir şekilde artan ilginin, hem maddi hem de manevi olarak Türkiye’deki çizgi romanın gelişimine büyük katkısı oldu. Zaman içerisinde piyasada “Çarşaf”, “Limon”, “Fırt”, “Leman”, “Cafcaf”, “Deli” gibi birçok mizah dergisi de yer almaya başladı.

Türkiye’de de televizyonun yaygınlaşması, ülkedeki çizgi roman sektörünü olumsuz etkiledi. Televizyonun yaygınlaşması ile çizgi romanların satışı büyük oranda düştü. 1990’lü yılların ilk yarısında çizgi roman satışları, sadece 10 sene önceki satışlara kıyasla yüzde seksen oranında düştü. Satışlardaki bu düşüş; “Leman”, “Deli” gibi mizah dergilerini televizyonlarda yayınlanmayan öykülere yöneltti. Bu yönelim dergiler için bir devrim olarak nitelendirildi ve dergiler hızla marjinalleşmeye başladı. Bu marjinalleşme, çizgi romanları da olumlu yönde etkiledi.

O dönemin en önemli mizah dergisi “L-Manyak”tı. Derginin ana amacı mizah ve maskaralık üzerineydi. L-Manyak ve diğer mizah dergilerindeki bu tarz kaba mizaha sahip öyküler, ileriki yıllardaki öyküleri de şekillendirdi. Bülent Üstün’ün “Kötü Kedi Şerafettin”i, Memo Tembelçizer’in “Lombak Şehitleri” adı altında ürettiği maceraları, Oky mahlaslı Oktay Gençer’in “Cihangir’de Bi Ev”i, Cengiz Üstün’ün “Kunteper Canavarı” adı altındaki hikâyeleri “L-Manyak”ın etkilerini göz önüne serdi.

Superman

Günümüzde çizgi roman ve süper kahramanlar evrensel bir sembol olan ve bu kültürün atası sayılan Superman’i ortaya çıkışı çok zorlu bir süreçti. Tüm çizgi roman dünyasının en popüler ve tanınan hayali karakterlerinden biri olan bu karakter aynı zamanda bir Amerikan kültürel ikonudur. İlk Superman 1933 yılında oluşturulmuş kel bir karakterdir. Uzaydan üstün güçleri ile gelip dünyayı istila edecek bir kötü adam olarak düşünülmüştü ama Jerry Siegel ve Joe Shuster’ın bu konsepti tutmadı. Bunun üzerine 1938 yılına kadar Superman’ın tasarımları birçok kez değiştirilir. Superman, “DC Comics #1” dergisinde ilk kez halka sunulur.

Superman’in kostüm tasarımı o zamanki sirklerde gösteri yapan güçlü adamların giydiği gibi tayttır. Kostüm renkleri Amerikan bayrağına gönderme yapmak için mavi-kırmızıdır. Yıllar boyunca birçok kahramanın kostümü değiştirilirken, Superman’ın kostümünde değişiklik yapılmaz, çünkü o kostüm görsel olarak bir ifadedir. Kostümünün göğsünde bir üçgen içinde adının baş harfi vardır. Bu üçgen Amerikan polis rozetine göndermedir. Bu simge yıllar içerisinde şimdiki elmas şeklindeki “S” amblemine dönüşür. “Man of Steel” filminde Jor-El tarafından bu amblemin “Umut” anlamına geldiği belirtilmiştir.

Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır. İlk başta sadece çok güçlü ve hızlıdır, uçamaz, çok yükseğe zıplar; ama uçaklar hayatımıza girince, sıradan insan bile Superman’den hızlı hareket edebilir, uçabilir hâle gelir. O zaman Superman’e yazarları tarafından uçma gücü verilir. Yani Superman’in güçleri teknolojinin gelişmesi ile artar, çünkü o her zaman teknolojinin ve onu kullanan sıradan insanın önünde olmazsa süper insan olamaz. Superman Nietzsche’nin üstün insan kavramı temele alınarak oluşturulmuştur. Bu kavramda önemli olan fiziksel güç değil erdemdir.

Spiderman - Örümcek adam

Spiderman, Marvel Comics tarafından oluşturulmuş bir çizgi karakterdir. Türkçeye “Örümcek Adam” olarak çevrilmiştir. Peter Benjamin Parker’ın gizli kimliği olan Örümcek Adam, Marvel Comics’e bağlı Stan Lee ve Steve Ditko tarafından oluşturulmuş kurgusal bir kahramandır. İlk kez Marvel Comics’in “Amazing Fantasy” isimli çizgi romanının 15. sayısında 1962 yazında ortaya çıkmıştır. O günden bu yana, dünyanın en popüler süper kahramanları arasındadır. Örümcek Adam, kendi duygusal ve kişisel problemlerini süper güçleriyle çözemeyen, süper güçlerinin çoğu zaman ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği bir kahramandır. Kariyerinin ilk yıllarında “Daily Bugle” gazetesine Örümcek Adam fotoğrafları satarak yaşamını sürdürmüş ve adını yaygınlaştırmıştır.

Birçok sorunu olmasına karşın, suçla mücadeleye büyük önem atfeder. Örümcek Adam’ın amcası Ben Parker’dan aldığı ilkesi “Büyük güç büyük sorumluluk getirir!”dir. Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler. Örümcek Adam karakterinin insani boyutları ve yaşadığı iç çatışmalar çizgi romanının popülerliğini artırmıştır. Örümcek Adam, günümüzde Superman ve Batman ile birlikte en tanınan çizgi kahramanlar arasındadır. Yıllar boyunca, Örümcek Adam karakteri çizgi roman ve dizilerde, çizgi filmlerde ve 1970’li yıllarda televizyon filmi olarak, son yıllarda ise büyük bütçeli üç başarılı Hollywood filminde kullanılmıştır.

Batman

Batman veya Yarasa Adam ilk defa 1939 un Mayıs ayında Detective Comics’in 27. sayısında çizilen bir çizgi roman süper kahramanıdır. Çizer Bob Kane ve yazar Bill Finger tarafından oluşturulmuştur. Ancak çizgi romanlarda üreten olarak sadece Bob Kane’in adı geçer. İlk yaratıldığı zamandan bu yana Batman, Dünya çapında en çok bilinen süper kahramanlardan biridir. “The Dark Knight” (Kara Şövalye), “The Caped Crusader” ve “World’s Greatest Dedective” olarak ve hazırlıkla herkesi yenen adam olarak bilinir.

Batman’in gizli kimliği milyarder sanayici ve hayırsever olan Bruce Wayne’dir. Henüz çocukken ailesinin öldürülmesine şahit olan Wayne, pek çok çeşitli alanlarda kendini eğittikten sonra yarasa temalı kostüm ve ekipmanları ile suça karşı savaşa başlar. Pek çok diğer süper kahramanlar gibi süper güçleri yoktur, zekâsı ve dedektiflik yeteneğini, şirketi sayesinde bilim, teknoloji ve kişisel serveti ile destekleyerek savaşını sürdürür. Batman olarak genelde geceleri suçla savaşır, herkese gizemli bir şekilde, bir yarasa gibi yaklaşır. Oradadır ama görünmez. Üst düzey birçok uzak doğu dövüş sanatını gençliğinde eğitimini almıştır.

Teksas

Teksas, 1956 yılından beri Türkiye’de yayınlanan ve kardeş yayın olan Tommiks ile birlikte çocuklar ve gençler arasında çok büyük ilgi görmüş İtalyan yapımı bir çizgi romandır. Bu romana olan ilgi o dereceye varmıştır ki Türkiye’de bütün çizgi romanlar Teksas-Tommiks adıyla anılmaya başlanmıştır. Teksas çizgi romanı 1954 yılında İtalya’nın EsseGesse çizim-stüdyosu tarafından geliştirilmiştir ve II Grande Blek adı altında 13 yıl süreyle çizilmeğe devam etmiştir. 1954-1967 yılları arasında EsseGesse Teksas çizgi romanını 650 fasikül hâlinde yayınlamıştır. Türkiye’de ise ilk olarak 1956 yılında Erdoğan Egeli’nin sahipliği altındaki Ceylan Yayınları tarafından yayınlanmaya başlamıştır

Teksas çizgi romanı 1770 yıllarında Kuzey Amerika’da İngiltere’ye ait kolonilerin bağımsızlık savaşı vererek Amerika Birleşik Devletleri’ni kurmasını konu alır. Başlıca kahramanları Çelik Blek isimli bir genç savaşçı, Rodi isimli ergenlik çağındaki bir erkek çocuk ve Profesör Oklitus’dur. Romanın konusu aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaletinde değil Boston ve Portland gibi kuzeydoğudaki New England bölgesinde geçer. Teksas’ın kahramanı Çelik Blek ve arkadaşları Rodi ve Profesör Oklitus bir avcı kasabasında yaşarlar ve kırmızı urbalılara karşı direniş yaparlar.

Boston’da yaşayan Avukat Konoli Amerikan bağımsızlık savaşında istasyon şefi olarak görev yapmakta, ara sıra Çelik Blek’i ziyaret ederek ona gizli ve tehlikeli görevler vermektedir. Bu çizgi romanın kahramanları hayal ürünü olmakla beraber tarih açısından gerçekçi bazı kişi ve olaylara da yer verilir. Örneğin Amerikan bağımsızlık savaşının önderi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk başkanı George Washington ve gene Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucularından biri olan bilim adamı Benjamin Franklin bu çizgi romanın bazı maceralarında yer alırlar.

Tommiks

Tommiks, 1955 yılından beri Türkiye’de yayınlanan ve gençler arasında çok büyük ilgi görmüş İtalyan yapımı bir çizgi romandır. Tommiks çizgi romanı 1951 yılında İtalya’nın EsseGesse çizim-stüdyosu tarafından geliştirilmiştir ve Capitan Miki adı altında 16 yıl süreyle çizilmeye devam etmiştir. 1951-1967 yılları arasında EsseGesse Tommiks çizgi romanı 825 fasikül hâlinde yayınlamıştır. Türkiye’de ise Tommiks ilk olarak 1955 yılında Erdoğan Egeli’nin (1925-1983) sahipliği altındaki Ceylan Yayınları tarafından yayınlanmaya başlamıştır.

Yüzbaşı Tommiks, 1835 ve 1840 yılları arasında Amerika’da yaşayan 15 yaşında bir korucudur. O dönemde Kuzey Amerika’nın batısı henüz yeni yerleşime açıldığı için bazı bölgelerde ciddi bir yasadışılık dönemi yaşanmıştır. İşte bu dönemde Tommiks Nevada’nın göbeğindeki Kulver Kalesi civarında düzeni sağlamakla görevlendirilmiştir. İki alkolik karakter, Konyakçı ve Doktor her macerasında ona eşlik ederler. Bu ikili, bir yandan kendilerini sürekli komik olayların göbeğinde bulurken; diğer yandan da arkadaşları Miki’nin yardımına koşmaktan geri kalmazlar. Hepsinin ortak düşmanı da koruculardan intikam alma hevesiyle her seferinde yeniden karşılarına çıkan kılık değiştirme şampiyonu Binbir Surat’tır.

Kızılmaske

Kızılmaske, İngilizce “The Phantom”, 17 Şubat 1936’da gazete stripi olarak Lee Falk tarafından ortaya çıkmıştır. Çizgi roman dünyasının ilk özel kostümlü kahramanıdır.  Kızılmaske, ilk olarak siyah-beyaz olarak basılmıştır. Ama bazı ülkelerde baskı renklendirilmiştir. Daha sonra orijinal baskıda kostümü mor olarak renklendirilse de daha önce kırmızı renk kostümü tercih etmiş yayıncılar maceraları bu renkle yayınlamaya devam ettiler. Bengali Ormanı’nın derinliklerinde yaşamaktadır. Asıl adı Kit Walker’dır. Kimselerin yerini bilip bulamadığı Kafatası Mağarası’nda yaşayan Fantom, rüzgâr gibi koşan atı Kahraman ve sadık kurdu Şeytan ile kimsenin karşı koymaya cesaret edemediği yenilmez bir üçlü oluşturmuştur. Çok hızlı hareket etme, bir anda ortaya çıkıp bir anda ortadan kaybolabilme, kim olduğunun bilinememesi gibi özelliklere sahiptir. İki adet yüzüğü vardır, iki elinin orta parmaklarına takmıştır onları. Birisine yumruk attığı zaman, bu yüzükler kötü adamın çenesinde asla çıkmayan kurukafa işaretleri bırakır. Kızılmaske, bir bölgeye bu kurukafa işaretini bırakmışsa, o bölge Kızılmaske’nin koruması altında demektir.

Kızılmaske, Türk okuruyla 1939 yılında tanıştı. “Çocuk Sesi” ve “Afacan” dergilerinin birleşmesinden oluşan yeni dergide yayımlanmaya başlanan Kızılmaske’ye verilmiş olan ad Dev Adam’dı. 1940’ların başlarından itibaren “1001 Roman Dergisi”nde de yayımlandı; bu maceraların dördü daha sonra 1965 yılında Bilge Şakraks’ın çıkarttığı “Red Kit” dergisinde dolgu malzemesi olarak kullanıldı. Ayrıca eski 1001 Roman’ın yayıncısı olan Tahsin Demiray’ın 1952-53 yılları arasında yayımladığı “Haftalık Albümlerde Maskeli Süvari ve Mandrake”nin yanı sıra zaman zaman Kızılmaske’nin de maceraları yer aldı. Kızılmaske’nin bağımsız bir dergi olarak okuyucuya sunulduğu ilk tarih 1968’dir.

Zagor

Zagor, 1961 yılında Mister No’nun da senarist ve çizerleri olan Sergio Bonelli ve Gallieno Ferri tarafından üretilmiştir. Zagor, ABD’nin Pennsylvania eyaletinin kuzeyindeki Darkwood adlı düşsel bir ormanda yaşar. Asıl adı Patrick Wilding olan Zagor, henüz küçük bir çocuk iken anne-babası Darkwood yakınındaki evlerine Salomon Kinsky tarafından kışkırtılan Kızılderili Abenaki kabilesinin düzenlediği saldırıda öldürülür. Zagor nehre atlar, bir süre sürüklenir, daha sonra Nathaniel Fitzgeraldson adındaki bir avcı tarafından fark edilerek kıyıya çıkarılır ve büyütülür. Fitzy ile geçirdiği yıllar boyunca avlanmasını ve balta fırlatmasını öğrenir. Ancak intikam ateşi de yüreğini kavurmaktadır. Bir gün Salomon Kinksy’nin yerini öğrenir ve intikamını almak için Fitzy’den ayrılır. Gerçekleştirdiği bir baskınla Salomon’u ve beraberindeki kızılderilileri öldürür.

Ancak bu esnada Salomon’un babasını öldürme sebebini de öğrenir. Evlenmeden önce orduda rütbeli bir subay olan baba Wilding, Abenaki Kızılderililerine bir katliam gerçekleştirmiştir ve kendisinden de bunun intikamı alınmıştır. Karışık duygular içindeki genç Patrick uzun süre kendini toplayamaz. Bir gün ormanda kızılderili saldırısından hayatlarını kurtardığı bir cambaz topluluğu olan Sullivan’larla tanışır ve bu yeni dostları kendisine Kızılderili Algonkin Kabilesinin dilinde "Baltalı İlah" anlamına gelen "Zagor Tenay" adını verirler. Zagor sergilediği birkaç numara ile Kızılderilileri kendisinin bir yarı-tanrı olduğuna inandırır ve barışın korunması için harcadığı çabaları sonucunda Darkwood’un egemeni olup bataklıkta bir kulübe inşa ederek Çiko ile birlikte oraya yerleşir.

Türkiye’de 1962-1970 yılları arasında Ceylan Yayınları, 1970-1993 yılları arasında Tay Yayınları, Temmuz 1996-Ocak 2000 ayları arasında AD Yayıncılık, sonra Aksoy Yayıncılık, ve Nisan 2002’den itibaren Lâl Kitap tarafından yayınlanmıştır.

Gazeteci Mehmet

Risale Yayınları’nın yayımladığı “Gazeteci Mehmet” serisi bir gazetecinin savaş bölgelerinde yaşadığı zorlukları ve gözlemlerini konu almaktadır. Sekiz çizgi romandan oluşan serinin dördünde Afganistan’da yaşanan konular ele alınıyor. Serinin diğer kitapları “Soykırım”, “İnsanlık Suçu”, “Vahşet ve Büyük Şeytan” isimleri ile okuruna sunulmuştur. Çizgi romanların yazarı Fatih Emin, çizeriyse Yüksel Akman’dır.

Tenten’in Maceraları

Tenten’in Maceraları, Belçikalı çizer Herge tarafından 1929 yılında ortaya çıkarılmış bir çizgi roman dizisidir. 20. yüzyıl Avrupa çizgi romanlarının en ünlülerindendir. Diziden 200 milyondan fazla kitap basılmış ve dizi elliden fazla dile çevrilmiştir. Serinin kahramanı, genç bir gazeteci ve gezgin olan Tenten’dir. Maceralarında ona köpeği Milu, arkadaşı Kaptan Haddock ve başka pek çok renkli karakter eşlik eder. Bu çizgi roman serisi temiz fakat manalı çizimi, sürükleyici öyküleri ve sonraki hikâyelerdeki titiz araştırmalar ile uzun süreden beri büyük takdir toplamıştır. Öyküler pek çok tarzı kapsar; fantezi, polisiye ve bilimkurgu elementlerini başarıyla bir araya getirir.

Bunun yanında tüm Tenten öyküleri mizah içermektedir, ayrıca tüm öykülerde zeki bir hiciv anlayışı ve politik/kültürel eleştiri bulunmaktadır. Tenten Belçika’nın başkenti ve Herge’in doğum yeri olan Brüksel’de yaşamaktadır. Bu, metinde Tenten’in macerasından sonra Brüksel’e döndüğünü söylediği Tenten Sovyetler’de kitabında ve arkadaşı Çang’ın Tenten’e yolladığı mektubu Brüksel’e yolladığı Tenten Tibet’te kitabında görülebilir. Diğer kitaplarda başka gizli ipuçları da bulunmaktadır. Ancak, Kızıl Korsanın Hazinesi kitabında Mulensar Şatosu’na taşınır ki buranın gerçekten nerede olduğu tartışmalıdır.

Karaoğlan

Karaoğlan, ilk kez 1 Nisan 1963 tarihinde Türkiye’de yayımlanmaya başlayan, Suat Yalaz’ın yazıp çizdiği haftalık tarihi çizgi roman dergisidir. Farklı dönemlerde değişik yayınevleri tarafından yeniden yayımlanan dergi en son 2000’li yıllarda bir kez daha yayımlanmıştır. Dergi hâline gelmeden önce de ilk kez 3 Ocak 1962 tarihinde Akşam Gazetesi’nde tefrika edilmiştir. Karaoğlan’ın ortaya çıkışı ise yayımlandığı zamandan biraz daha önceye dayanmaktadır. 1956 yılında Türk mimar, romancı, çizgi roman yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun yazdığı Kızıltuğ öyküsü, Karaoğlan’a ilham kaynağı olmuştur. Kozanoğlu, kaleme aldığı Kızıltuğ öyküsünü süreli yayın Resimli Mecmua’da yayımladı. Hikâye oldukça rağbet gördü ve 1959 yılında Akşam gazetesinde Kızıltuğ öyküsünün çizgi romana dönüştürülmesine karar verildi. Hikâyenin ana kahramanı Otsukarcı ve Kaan adında baba oğuldur. Orta Asyalı olan bu iki karakter Kozanoğlu’nun kurguladığı hikâyelerde maceradan maceraya koşuyorlar.

Tarkan

Tarkan, Sezgin Burak tarafından oluşturulan kurgusal Hun savaşçısı ve aynı isimli çizgi roman serisidir. Daha önceki çizgi romanlardan gerek anlatım gerekse çizgi açısından çok farklı olarak tasarlanmış, 14 Nisan 1967 tarihinde Hürriyet gazetesinde günlük bantlar hâlinde yayımlanmaya başlamıştır. Tarkan karakteri “Atıl kurt!” sözüyle bilinir. Tarkan, diğer çizgi romanlar gibi seri üretilmemiş, geniş aralıklarla çizilmiştir. Bu yüzden üstünde uğraşılarak, titiz bir şekilde hazırlanma şansı bulunmuştur. Avrupa tarzı çizgi romanlar gibi neredeyse yılda bir öykü çıkıyordu. En beğenilen serüvenleri, ailesini katleden Alan Kralı Kostok’tan intikam mücadelesinin anlatıldığı Gümüş Eyer ve Altın Madalyon’dur.

Tarkan’ın asıl karakterini bu serüvenler anlatır. Gülmez yüzü, hedefinden şaşmayan ve vazgeçmeyen kişiliği bu öykülerde öne çıkar. Tarkan, 1970 yılından başlayarak dergi olarak yayınlanmaya başlanmıştır. İlk sayısı Günaydın gazetesi ile birlikte bedava verilmiştir. 1969 yılında ilk Tarkan filmi Mars’ın Kılıcı macerasının senaryosu ile izleyicilerin karşısına çıkmıştır. Daha sonra Gümüş Eyer, Viking Kanı, Altın Madalyon ve Güçlü Kahraman maceraları sinemaya aktarılmıştır. 21 Temmuz 1967 tarihinde Mars’ın Kılıcı ile başlayan Tarkan’ın, 1978’de Sezgin Burak’ın ani vefatı nedeniyle yarım kalan Milano’ya Giden Yol adlı serüveni de dâhil olmak üzere yirmi bir bölümden oluşan on dört serüveni vardır.

Didem Karabulut, “Dokuzuncu sanat: Çizgi roman”, Kitabın Ortası dergisi, Kasım 2019, sayı 32.

Kaynak: Dünya Bizim

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48