Sevakin Mercan Adası (30 yıllık hatıralar)

Son günlerde, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır basınının gündeminde düşmeyen Sevakin Adası tartışmaları kapsamında, olayı anlamak için,  yazarımız Osman Şahin’in sitemizde eskiden yayınlanmış “Sevakin, Mercan Adası” başlıklı yazısını tekrar güncelliyoruz.

Sevakin Mercan Adası  (30 yıllık hatıralar)

Osman Şahin 

Sudan’da Askeri Geçiş  Konseyinin  göstericilerle birlikte çok önemli kararlar almakta oldukları  bu günlerde, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır basını  Sevakin Adasındaki  Osmanlı harabelerinin halen bir Türk firması tarafından yapılmakta olan onarımını durdurmak için adeta seferberlik ilan etmişler ve akla ve mantığa sığmayan yayınlar yapmaktadırlar.

Aldığımız duyumlara göre Hartum nezdinde de bu baskılarını sürdürmektedirler. Alel acele Sudan Merkez Bankasına vermek istedikleri 3 milyar dolar da bu projeyi sabote etmek içindir. BAE’deki El Ayn Gazetesinin başını çektiği ve  Sudan Askeri Konseyini böyle bir karar almaya zorladığı yayınlar konusunda özellikle  BAE yetkililerine şu hatırlatmayı yapmak istiyoruz. Sudan, Sevakin Adasını yıllardır turizme kazandırmak istemektedir. Bu konuda Türkiye’ye müracaat etmeden önce sizinle işbirliği yapmak istedi . Siz kabul etmediniz.

Sudan’a ileride önemli kazançlar sağlayacak Sevakin turizm projesini  bugün neden baltalamak istiyorsunuz. Türkiye Sevakin’de askeri üs kurmak istiyor diyorsunuz. O zaman sormazlar mı insana, Eritre’de İsrail askeri üs kurarken siz nerede idiniz, size bir uyku hapı mı içirdiler? Nedir bu telaşınız?  Sevakin Adasının turizme açılması için yapılan restorasyon inşaatını durdurmak Sudanlılara yapılacak en büyük bir haksızlıktır. Bu zulmÜ neden irtikap ediyorsunuz?  Sudan halkı her şeyin içyüzünü çok iyi bilmektedir.  Türk-Sudan ilişkileri zarar veremeyeceksiniz. Biraz itidal diyoruz.
 

Sudan'dan 30 yıllık hatıralar

Sudan’ın bir zamanlar  ismi “Birinci Dönem Türkiyesi”, “Mısır Dönemi Türkiyesi”, Britanya Dönemi Türkiyesi” ve “Eski Türkiye”  olarak zikredilmektedir. Bu isimler Mısır Valileri tarafından verilmiştir.

Kaynak: http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/770/sudan_cumhuriyeti_cumhuriyetus-sûdân Ayrıca https://ar.wikipedia.org/wikiالسابقةالتركية  sitesinin okunan kısmında  : “Eski Türkiye” ismi  Mısır Osmanlılarının (182 -1885) tarihlerindeki Sudan’a hakimiyetleri olarak bilinir”  ifadesi yer almaktadır.

(للسودان العثماني المصري الحكم  فترة  به عرفت الذي الاسم السابقة التركية) 

Bu yazımızda 30 yıl öncesi Kızıldeniz sahilindeki Sevakin Adasını ziyaretim çerçevesinde Sudan’daki Türk eserlerini anlatacağım. Sevakin ismi Arapça’da, “Sakinler yani oturanlar” anlamına gelmektedir. Sudanlılar tarafından  bu mercan adası “Suvakin” olarak da telaffuz edilmektedir. Ada bir zamanlar Sudan-Etiyopya  eyaletine başkentlik yapmıştı. 

1986-1989 yıllarında bulunduğum Sudan’da hiç Türk yoktu. Pazarda birisini Türklere benzetmiştim, sorduğumda “Ermeniyim” demişti. Bize benzeyen bir başkası da “Yunan” olduğunu söylemişti. Anladım ki Sudandan yıllarca uzak kalmışız. Celal Bayar’ın Mısır Ticaret Bakanı'na “Araplara kapıları kapattık” beyanları meğer fiiliyatta da uygulanmış. Velev ki “Eski Türkiye”nin devamı olan bir ülke de olsa  kapılar kapatılmış. Oysa Yunanlıların Sudan’da yıllardır fabrikaları, otelleri, kulüpleri vardı. Bizim ticari ilişkilerimiz ise Merhum Turgut Özal zamanından geriye gitmemektedir. Özal’ın  Eximbank kredileri çerçevesinde Sudan’a açtığı 40 milyon Dolarlık kredinin yeni ortak yatırımlar eklenerek sürdürülmesi her iki toplum tarafından takdirle karşılanmaktadır. Beyaz ve Mavi Nil arasındaki verimli coğrafyada uzun süre kiralanmış milyonlarca feddan  zirai araziler daha büyük yatırımların habercisidir. Bugün Afrika’ya açılım politikası bağlamında yaklaşık 4500 vatandaşımız Sudan’daki çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Dün herhangi bir Türk bulunmazken bugün Türkler Sudan’da  her gün  artmaktadırlar.

Sevakin’e Yolculuk:

Hartum’da bulunduğum sırada, bir gün bir balıkçı teknesine Port Sudan mahkemesi tarafından el konulduğu haberi geldi.  Sahibi macera tutkunu bir Karadenizli. Tekneyi serbest bıraktırmak için 6.4.1988 tarihinde Port Sudan’a gittim.  Bilvesile bölgede bulunan Osmanlı eserleri ile Kızıldeniz'deki 400 çeşit mercan  resifleri ve diğer zenginlikleri gördüm. Bölgenin yeraltı maden zenginliklerinin (altın)  varlığını  yöre halkından dinledim. Kızıldeniz'de 1500 çeşit balık  olduğunu ve  bu sulardaki balıkların lezzetinin dünyanın hiçbir bölgesinde bulunmadığını öğrendik.Deniz “Kızıl” ismini muhtemelen kırmızı mercan resiflerinden almaktadır.. Özellikle dalgıç turistlerin 20 bin km uzaklıktaki Avustralya'nın Queensland kıyıları yerine rotayı bu bölgeye çevirmeleri  Türkiye’nin turistik deneyimlerini  bu bölgeye aktarmasıyla   mümkündür. Sanganeb Milli Parkındaki mercanların dünyaya tanıtılması  iyi turistik konaklama  tesislerinin yapılması durumunda mümkündür

Bağlı olarak tutulan balıkçı teknesini hürriyetine kavuşturduktan sonra  Port Sudan yakınlarındaki Sevakin Adasına geçtik. Ada, savaştan çıkmış bir  kasaba görünümünde idi. 1918 tarihindeki depremde harap olmuştu. Bazı binaların çatıları çökmesine rağmen  duvarları hala ayakta idi ve mercan taşlar görünüyordu. Hatta o kadar harap ki cin var diye eskiden  kimse adayı gezmiyormuş. Sudanlılar ekonomik imkansızlıklar sebebiyle bu eserleri  bugüne kadar restore edememişler. Hartum Hükümeti'nin, buradaki Osmanlı eserlerini tekrar ihya ederek bölgeyi turizme kazandırmak istediğini ifade ettiler.  Ancak finans kaynağı bulunmuyordu. Sevakin’in stratejik öneminden bahsederken Port Sudan dağlarında zengin altın rezervlerinin de bulunduğunu bize naklettiler. Onların Sevakin’i  restore etme  taleplerini Büyükelçiliğimize de ilettim.(Geçen sene  restorasyon için BAE’ye teklif götürmüşler, kabul etmemişler. Bu sene Türkiye ile anlaşma yapılması BAE Mısır Suudi Arabistan gibi ülkeleri rahatsız etti). Dağlardaki altın rezervleri konusunda ise günümüzde 266 yabancı özel firma (16’sı faal olarak)  o bölgede altın çıkarmaktadır.



Sevakin 1517 tarihinde Memlüklerden Osmanlıların eline geçti. Osmanlı Devleti tarafından atanmış yöneticilerine “Ağa” denirdi. Limanı 18. Asırda tesis edildi ve iki Osmanlı Kalesi (karakol) tarafından korundu. 1880 tarihine kadar Osmanlı Devleti'nin idaresinde kalan ada 1869 tarihinde Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla stratejik önem kazandı. Yakınında Port Sudan Limanı'nın açılmasıyla sessizliğe bürünen ıssız bir masal adası oldu ve bu ürpertici harabe görüntüleri mekan olarak  kullanmak  hiç bir film yapımcısının aklına gelmedi. 

Sudan’da ecdadımıza ait yüzlerce tarihi eser bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Hartum’un ortasında bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yeğenlerinden Ahmet Ebu Vidan Paşa ve Musa Hamdi Paşa’ya ait  türbeler, Port Sudan yakınlarındaki Sevakin Adasının tamamı (toplam 200 cumbalı balkonlu denize nazır mesken ile hacılar için yapılmış 500 oda bulunmakta idi)  Yine Sevakin Adasındaki Şennavi Bey Konağı ve Camii, (H.1290/M.1873’de yapılmıştır), Muhammed Osman Tac es-Sir’e ait Türbe ve Camii (bu cami M.1890 tarihinde yaptırılmıştır), Ebül Feth Şazili’ye  (19. asırda vefat etmiştir) ait türbe,  Hanefi ve Şafii Camileri (birkaç kere tamirat görmüştür). 4 katlı  “Mısır Bankası”binası gibi eserler hala ayaktadır.

Mehmet Ali Paşa ailesinden Ahmet Ebu Vidan   Paşanın  Mezarı.

1839-1843 yıllarında Sudan'da   hükümdarlık (Genel Vali)  yapmıştır. İkinci kubbe 1862 – 1865 tarihlerinde Sudan Hükümdarlığı yapmış olan Musa  Paşa’ya aittir.
“Türkiye Kubbeleri” olarak anılmaktadır.Hartum'un  tam merkezinde olup TİKA tarafından onarılmıştır. 
 Cumhurbaşkanlığı Sarayına çok yakındır. Çevresinde Çerkez subaylara ait kabirler vardır.

Sudan Cumhurbaşkanlığı Sarayı. 1825-1826 tarihlerinde yapılmıştır.

Sevakin Adasındaki Osmanlı eserlerini  belirgin ve benzersiz kılan özelliği, bazı binalarının üç kata kadar yükselen duvar taşlarının mercan taşlarından yapılmış olmasıdır. 

Onarım safhasında Sevakin’de dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan birisi, tarihi eserlerin asıllarına uygun olarak restore edilmesidir. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımız seyahati sırasında özellikle belirtmiştir. Sevakin’i nadide kılan duvarlarında mercan taşlarının kullanılmış olmasıdır.  O yüzden onarım işi görgüsüz, bilgisiz ve sanattan habersiz  sıradan müteahhitlere bırakılmamalıdır. Bu konuda kesinlikle Türk ve Sudanlı sanat tarihçisi, mimar, taş ustası, ahşap ustası uzmanlardan oluşan bir komisyondan yardım alınmalıdır. Sevakin mimarisinin inceliklerinin kitap vs

kaynaklardan iyi incelenmesi ve oradaki tarihi güzelliğin gözlerini para hırsı bürümüş müteahhitlere peşkeş çekilmemesi lazım. Önemli başka bir husus da yapılan binaların ahşap oymalı ve Türk taş ve ahşap sanatının nihai güzelliklerini  yansıtan bir hassasiyetle yapılıyor olmasıdır. Burada karşımıza çıkacak en büyük problem binaların yeniden mercan taşlarıyla tamamlanıp tamamlanamayacağı hususudur. 

Mısır medyasından hazımsızlık

Cumhurbaşkanımızın Sevakin Mercan Adasını ziyaretinden sonra özellikle Mısır medyasında adanın onarımı hakkında olumsuz yayınlar yapılmıştır. Oysa Mısır, ev sahipliği yaptığı piramitlerin yakınlarındaki Sudan topraklarında  bulunan  223 adet  Meroe ve Nuri Piramidlerini ve diğer eski medeniyetlere ait tarihi eserleri gizleyen ve Kahire’ye gelen turistlere tanıtmayan garip bir ülkedir. Biz turizm konusunda Yunanistan ile  işbirliği yaparak  komşumuza da kazandıran bir ülkeyiz. Mısır, Sudan’ı daima arka avlusu olarak görmekte ve dünyanın 8’inci harikalarını yabancı turistlerin görmemesini  perdelemektedir. Mısır, Sudan’ın sınırlarına yakın piramitler bölgelerine ulaşım ve lojistik  destek sağlamamakta ve bu konuda Sudan ile işbirliği yapmamaktadır. Şimdi ise Türk-Sudan yakınlaşmasını eleştirmesi anlaşılır bir politika değildir.

Mısır’ın Sudan’ın Nil Deltası ülkelerinin kalkınmasını istememesinin bir sebebi de anılan ülkeler tarafından Nil  sularının adil olarak paylaşılma endişesinden kaynaklanmaktadır. Nil Deltası ülkelerinin kalkınması Nil sularının Mısır’a az akması anlamına gelmektedir. Enver Sedat da Nil Sularının yüzde 1’ini  İsraile vermek istemişti. Bu niyeti hayatına mal olmuş ve resmi bir tören sırasında öldürülmüştü. Oysa bu suların üzerinde Etiyopya, (Eritre), Sudan, (Güney Sudan),   Mısır, Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Tanzanya, Ruanda, Burundi olmak üzere tam 9 (bugün 11) ülkenin söz hakkı var. Enver Sedat’ın bu ülkelerin onayını almayarak İsrail’e Nilden su vermeye kalkışması Mısır’ın Nil suları üzerinde mutlak hakimiyete sahip olduğuna inandığını göstermektedir. Yapılan anlaşmalarla Nil sularının çoğu Mısır’a aittir ama Mısır’ın başka ülkelere su verme hakkının olup olmadığı anlaşmalarda kayıtlı mıdır bilinmemektedir?

Etiyopya’nın bir baraj inşa etmek istemesi Mısır’ı rahatsız etmiştir. İsrail de özellikle Eritre üzerinden Nil Deltası ülkeleriyle iyi ilişkiler kurarak bölge ülkelerinin hassasiyetlerini kaşımakta ve Nilden belli bir miktar su  almanın planlarını yapmaktadır. Fırat ve Dicle için de benzer senaryolar vardır. Bugünkü terör olaylarının Fıratın doğusunda veya batısında cereyan etmesi manidardır. Neden Fırat belirleyici oluyor?  Hesaplar suların aktığı her yerde uzun vadeye yayılmıştır. Bu hesapları ancak bilgi sahibi olmak bozar.  Etiyopa ile Eritre’nin anlaşması Nil suları hakkındaki uzun vadeye yayılmış İsrail hesaplarının bir parçasını oluşturmaktadır. Nil suları konusunda Batı medyası ise devamlı olarak Sudan'ı suçlamaktadır.

Sudan ile ilgili bazı kayda değer bilgilerle makalemizi tamamlayalım: 

Sudan, yüzölçümü itibariyle ülkemizin 2,4 katı büyüklükte, Afrika'nın bereket kaynağı Nil nehrinin iki büyük kolunu (Beyaz ve Mavi Nil) başkentinde buluştururken sularının karışmadığı düz bir ülkedir. Ülkemiz kadar verimli tarım arazilerine sahiptir. Petrol rezervleri yaklaşık 1.200.000.000 varil olup, günlük 102.000 varil petrol üretilmektedir. Çokluk Kızıldeniz’e paralel dağlarında olmak üzere, ülkede  yaklaşık 150.000 ton altın rezervi bulunmaktadır. Fransız ve Rus firmalarının üretimde önde gittiği yaklaşık 266 yabancı firma tarafından her yıl  80 ton altın üretilmektedir. Yayınlanan raporlara göre Sudan'daki 266 maden şirketinden geleneksel madencilik alanında 2 milyondan fazla kişinin çalıştığı ve 149 şirketin 16'sından fazlasının altın sektöründe faaliyet gösterdiği kaydedilmektedir.  https://www.alaraby.co.uk/economy/ 

Sudan bir okur-yazar ülkesidir. Ömer el Beşir idareyi devralmadan önce ülke felaketin eşiğinde idi. Sık sık elektrikler kesilir ve halk okumakta olduğu kitabını parklardaki lambaların altında okurdu. Orada bulunduğum senelerde insanların kitap sevgisi dikkat çekici boyuttaydı. Öbek öbek kitap okuyan insan manzaraları aklımdan hiç çıkmamaktadır. Hartum Üniversitesi dünyada saygın bir üniversitedir. İngilizlerin verdiği eğitim kalitesini 1994 senesinde Arapça’yı da ilave ederek sürdürmektedir. 

Sudan 1989’a kadar ekonomik bir çıkmaz içerisinde idi ve ekonomisinin çoğu“Güney Sorunu”na gidiyordu. Bağımsızlık mücadelesi yıllarca Sudan’ın kalkınmasını engelledi. Güney Sudanlılar bölgelerinde bulunan petrol zenginliklerinden yararlanacaklarını zannederek Hartum idaresine baş kaldırdılar ve ayrıldılar. Ancak  ayrıldıklarına bin pişman oldular. Feleğin çarkı onların tahmin ettiği gibi dönmedi.  Olaylar Hartum’dan yana  gelişti. Sudan, yabancı yatırımcıların akınına uğradı. Güney Sudan’da ise Chevron Oil gibi ABD petrol firmaları petrol gelirlerinin 1/40’ını dahi yerel idareye yansıtmadılar. Bugün Güney Sudan zengin yeraltı zenginliklerine sahip olmasına rağmen  sefalet  ve çaresizlik içinde zaman zaman iç çatışmalarla ayakta durmaya çalışan zayıf bir ülke konumundadır. Güney Sudan halkına petrol gelirleri yansımamıştır. Sıkıntı da gelirin halka yansıtılmamasından kaynaklanmaktadır. Güney Sudan’ın da Eritre ve Cibuti gibi İsrail ile sıkı ilişkileri vardır. Aden Körfezinin Cibuti tarafında İsrail  üssü bulunmaktadır. 

Sudan ikiye bölündükten sonra, ülkede asayişi temin edince yabancı yatırımcıların akınına uğradı. Hartum’da Nil Nehrine nazır camlarla kaplı oteller/gökdelenler Kahire’yi aratmamaktadır, ülkede petrol üretimi arttırıldı (Güney Sudan ayrılmadan önce ülkede günlük 600.000 varil petrol üretilmekte idi. Meydana gelen açığı telafi için diğer yeraltı kaynaklarını işletmeye başladılar). Keza madenleri işlettiler, ülkedeki turizm potansiyelinin dünyaya tanıtılması çalışmalarına hız verdiler, tarım arazilerini işletmeye başladılar. Sevakin yıllardır hayata geçirilmek istenen bir proje idi.  Türkiye ve Katar’ın desteğiyle bu turizm projesini hayata geçirdiler.

Son söz: Sudanlılar yıllardır Sevakin’i turizme açma gayreti içinde oldular. Bu hedefe kavuşmak Türkiye’nin el uzatmasıyla gerçekleşti. Halen yeniden inşa çalışmaları devam etmektedir. Ülkemizle yapılan anlaşma her iki millet tarafından onaylanıp takdir toplamıştır. Projeyi Mısır’ın hazmetmemiş olması Mısır’ın Sudanı arka bahçesi görmesinden kaynaklanmaktadır. BAE’nin  Sevakin’in yeniden inşasına finansal destek vermemesinin sebebi ise Dubai turizmini  zayıflatma endişesinden kaynaklanmaktadır. Cumhurbaşkanımız bölgeyi bizzat ziyaret ederek bu konuda  her iki toplumun yararına olacak büyük bir projeyi başlatmıştır. Sevakin yakın tarihte Afrika kıtasına açılan bir kapı ve kültürel bir cazibe merkezi haline gelecektir. Zira Sudan’ın Port Sudan - Dakar arası İpekyolu’na benzer bir tren yolu projesi de vardır. Zamanı geldiğinde o proje de  hayata geçirilecektir. 

Sudanlı Şair Enver Ivaz’ın Sevakin ile ilgili olarak kaleme aldığı Arapça mısraların tercümesi ile yazımızı tamamlayalım: 

“Gözyaşlarımı senin için döktüm, kalemim sâkin.

  Senden ayrılma ateşi beni yaktı  ey Sevâkin

  Seni hayat boyu kalbimde saklayacağım Sevâkin

  Ebedi hatıra olarak hafızamda seni saklayacağım Sevâkin

  Yolum  sana isabet etti ey Sevâkin

  O sadık yuvayı terkettik, Âh  Sevâkin”

Kaynak: www.dunyabulteni.net

 

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2019, 13:32
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih
Fatih - 2 yıl Önce

Direnişçiler Suudi Arabistan'ın yapmak istediği 3 milyar dolarlık yardımı red etmişler. Belli ki yardımın arkasından gelecek istekleri anlamışlar. Bravo Sudanlılara...

Kâni Özyer
Kâni Özyer - 3 yıl Önce

Osman Bey Sevâkin Adası hakkındaki yazınızı büyük zevkle okudum, sâir vazife yaptığınız yerlerle ilgili hatıralarınızı da bekleriz...

A K
A K @Kâni Özyer - 2 yıl Önce

hatıralarınızı zevkle okudum verdiğiniz bilgilerden istifade ettim çok teşekkür ederim

banner39