Seyyid Kutub nasıl yorumlanmalı?

Münir Muhammed Gadban’ın Seyyid Kutub’a doğrudan ve dolaylı bir şekilde temas ettiği metinlerden bir kısmı Müslüman Kardeşler, Seyyid Kutub ve Gelecek adıyla bir araya getirildi. Kitapta yazara ait üç metin bulunuyor

Seyyid Kutub nasıl yorumlanmalı?

Ali Temiz | Dünya Bülteni/Kültür Servisi

 Merhum Seyyid Kutub, son aylarda tekrar gündeme gelmeye başladı. Şehit edilişinin 50. yıldönümü Türkiye’deki darbe sürecine denk geldiği için yapılamayan etkinlikler, siyasi ortamın görece normalleşmesinin ardından yapılmaya başlandı. Buna rağmen, Türkiye’de Kutub üzerine olan literatürün çok cılız kaldığını belirtmek yerinde olacaktır. Müstakil olmayan kitaplar arasındaki kıymetli metinler ve yorumlar ise çoğu okurun dikkatini çekmemiştir. Sözgelimi Roxanne L. Euben imzalı Aynadaki Düşman ( İnsan Yayınları, 2008) kitabının Kutub’a dair söyledikleri bu çerçevede anılabilir. Eser, Kutub’un metinlerinin ufkunu anlamayı sağlayacak önemli muhtevasıyla, öteden beri hatalı bir şekilde yürütülen polemiği sağlıklı bir zemine taşıyan vazgeçilmez bir çalışmadır. Roxanne Euben, okuyucuyu, Kutub’tan hareketle (elbette diğer İslâmcı düşünürlerle birlikte) modern rasyonalizmin ve anti-rasyonalizmin kökenlerini yeniden düşünmeye sevk eden ikna edici savlar ileri sürmektedir. Doğrusu politika teorisinin, diğer kültürlerden kaynaklanan meseleleri ele almanın yollarını açtığı yolundaki ısrarı, geç de olsa faydalı bir çabadır. Bunun yanında Seyyid Kutub öteden beri Müslüman Kardeşler mensupları tarafından da çeşitli biçimlerde yorumlanmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede ilk ciddi örneklerden biri, Hasan el-Hudaybi’nin kaleme aldığı Davetçiyiz Yargılayıcı Değil (İnkılâb Yayınları, 4. Baskı, 2000) adlı eserdir. Öyle ki bu eserin açtığı güzergâh takip edildiği takdirde Müslüman Kardeşler içerisindeki birtakım ihtilaflar da daha sağlıklı bir biçimde kavranabilecektir.

Müslüman Kardeşler içerisinde Seyyid Kutub, üzerine yazılar kaleme alan isimler arasında Münir Muhammed Gadban’ın ayrı bir yeri bulunmaktadır. Hatta Türkiye’de Kutub’un hareket tarzını sürdürmeye çalışan çevrelerden bir kısmı, onun Kutub yorumunu haddinden fazla yumuşak/uzlaşmacı bulduklarını açıkça ifade etmektedirler. Gadban’ın Kutub’a doğrudan ve dolaylı bir şekilde temas ettiği metinlerden bir kısmı Müslüman Kardeşler, Seyyid Kutub ve Gelecek adıyla bir araya getirildi. Kitapta yazara ait üç metin bulunuyor. İlki kendisinin Türkiye’de 2012 yılında düzenlenen “Hasan El- Benna ve Müslüman Kardeşler” konulu sempozyumda sunduğu tebliğ. Bu tebliğ doğrudan doğruya Kutub’la alakalı değil fakat Müslüman Kardeşlerin farklı ülkelerdeki etkisini sunmanın yanı sıra hareketin içerden bir özetini gözler önüne sermesi açısından önemli. Elbette metinde Mısır ve Suriye’deki gelişmeler daha çok yer tutuyor. İkinci metin ise tümüyle ve müstakil olarak Seyyid Kutub üzerine kaleme alınmış. Aslında bu kısım başlı başına ayrı bir kitap olarak da okunabilir. Nitekim Gadban kendisiyle yapılan ve bu kitabın sonunda yer alan söyleşide, bahsettiğimiz metni kitap düşüncesiyle kaleme aldığını belirtiyor. Yazar burada hiç çekinmeden Kutub’a dair yapılan suçlayıcı yorumların kendince bir kritiğini yapıyor. Ona göre, Kutub’a dair suçlamalar aslında daha dün ortaya çıkmış değil. Son yıllarda özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Kutub’un fikirlerine yöneltilen suçlamalarda göze çarpan nokta, bunların doğrudan ve kendiliğinden kolektif nitelikte oluşudur. Şüphesiz yazar düşmanlaştırma siyasetinin miladına dikkat çekmekte sonuna kadar haklıdır. Açıkça görüldüğü üzere, bu süreçte arkaik bir topluluğun içindeki tehlikeli bir özneye karşı yürütülen bir çeşit ihraç töreni gerçekleştirildi. Elbette sınırlı bir gruptan gelmiyor saldırılar bu sebeple doğrudan ideolojik bir damga taşıyor. Yazarın burada ona dair nefret yüklü ithamlara ya da en azından bazılarına son derece dikkatli eleştiriler yönelttiğine şahit oluyoruz.

Kutub’un bir dönem Türkiye’de oldukça etkili olan tefsiri başta olmak üzere onun eserlerinden yapılan alıntıların son derece yoğun olduğu bu kısmın Kutub’un mirası üzerine düşünme sürecine ciddi bir katkı sunacağı açıktır. Son metin ise Gadban’la yapılan bir söyleşi. Arap dünyasındaki ayaklanmaların umutlu günlerinde yapılan bu söyleşide Gadban, İslâm dünyasının içinde bulunduğu duruma dair kanaatlerini aktarıyor. Ayrıca İslâmî hareketler ve demokrasi konusuna da temas eden söyleşi, gelecekte yaşanması muhtemel tartışmalar ve dönüşümler açısından önemli. Zira bu konunun başka bir düzleminde Nahda lideri Raşid El-Gannuşi’nin Le Monde’a yaptığı açıklamada öne çıkan “demokratik İslâm anlayışı” yer alıyor.

Gadban’ın kendi geçmişinden bugüne taşıdıklarını böyle dönem dönem yeniden ele alması ve onlarla ne yapabileceğine bakması gayet doğal değerlendirme süreçleridir ve öyle olması gerekir. Hiç şüphe yok ki, Türkiyeli birçok okuyucu Münir Muhammed Gadban’ın sesinde kendine bir yer bulmuştur. Bize ait meseleleri yine bize has bir dille anlatan bir yazar olduğu için böyledir bu. Yine de onun anlattıklarının kendi tecrübeleriyle ilgili olduğunu da unutmamak gerekir.

Son yıllarda Ortadoğu üzerine özellikle de Müslüman Kardeşler konulu çalışmalar akademik çevrelerde hatırı sayılır bir görünürlük kazandı. Arap isyanları sorasındaysa, bu girişim, muazzam ve gayet hızlı bir başarı elde etti. Gadban’ın metinlerinden hareketle oluşturulan bu kitap, Müslüman Kardeşler üzerine içerden yapılan değerlendirmelere eğilerek bu hareketi ve arayışlarını anlama çalışmalarının mütevazı bir parçası olması bakımından önem arz ediyor.

Münir Muhammed Gadban, Müslüman Kardeşler, Seyyid Kutub ve Gelecek, Pınar Yayınları, 2016, 208 sayfa.

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2016, 09:35
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35