banner15

'Şiir geldi kibre dayandı'

Dergâh dergisinin 284. sayısının orta sayfa konuğu şiirleri ve şiir üzerine yazdıklarıyla dikkat çeken Fatma Şengil Süzer. Süzer konuşmasının son kısmında günümüz edebiyat ortamında şair beninin saplanıp kaldığı vehimlere temas ediyor

'Şiir geldi kibre dayandı'

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Fatma Şengil Süzer'le son kitabı, Söyle Sessizlik merkeze alınarak gerçekleştirilen söyleşi, aynı zamanda bugüne dair sarsıcı eleştiriler içeriyor. Tıklım tıklım alışveriş merkezlerinden gülüşen kalabalıkların sanal mutluluk görüntüsüne değin uzanan eleştiriler, son kısımda şairlere yöneltiliyor. Bugün yazılan şiire dair soruya "edebiyat tanrısı vehmini" merkeze alarak şöyle cevap vermiş Süzer: " Belki farkında olunmadan yapılıyor, hüsn-ü zanda bulunup farkında olunmadığını düşünüyorum. Öte yandan şuur-şair ilişkisi çerçevesinden bakınca, üzüntü verici bir durum. Belki de insan; kardeşlerinden farklı, fazladan bir sıfata "şair" sıfatına sahip olunca, her şeyiyle farklı ve üstün olduğunu vehmediyor. Vehm, illüzyon. Kuruntu. Sanı.

Şöyle bir zan: "Ben şairim, şiir bahçelerinde serâzad dolaşabilirim. Burası başka bir evren. Canımın istediğini yapar, istediğimi söyler, istediğim gibi yaşarım. 'Lâ yüs'el'im, sorgulanamam; burası benim hükmümün yürürlükte olduğu yerdir, bu bahçeyi ben inşa ettim."

Uzun mu oldu? Fakat yapılan tam da bu. Şiir bahçesi veya edebiyat bahçesi algısı var. Bir de edebiyar tanrısı vehmi. Güya edebiyat tanrısı, şairleri peşinen affetmiş, "ne isterseniz yapın, istediğinizi söyleyin, bu bahçede işlediklerinizden sorulmayacaksınız!" demiş gibi. " Güzel sözler ona ulaşır."âyetini hatırlatmak isterim. Çirkin sözler... keşke söylenir söylenmezyedi kat yerde kilitlenip kalsaydı. Sözler, yapıp ettiklerimize dahildir ve 'debiyat' tanrısı diye bir ucube yaratışlmadı. Fark etmemiz , 'şuur'unda olmamız gerekiyor."

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2013, 17:04
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48