banner15

Sirkeci Garı'ndan Nûr-i Dîde geçti!

Yazarımız İbrahim Ethem Gören, Yeditepe Bienali’ni takip etmeyi sürdürüyor. Gören, Yeditepe Bienali kapsamında Sirkeci Garı’nda düzenlenen Nûr-i Dîde başlıklı hat sergisinin açılışında Hattat Tahsin Kurt ile görüşerek sergiye dair izlenimlerini kaleme aldı.

Sirkeci Garı'ndan Nûr-i Dîde geçti!

İbrahim Ethem Gören - Dünya Bülteni

Nûr-i Dîde’de günümüz hat sanatının önemli isimlerinden Hattat Tahsin Kurt ve öğrencilerinin talik yazı nevileriyle ortaya koydukları birbirinden güzel eserler İstanbullulara kısa bir süreliğine de olsa göz aydınlığı yaşattı.

GARLAR SEVENLERİ BULUŞTURUR

Garlar sevenleri, hasret çekenleri buluşturur, yolcuları ufka; gidecekleri menzile taşır. Netice itibarıyla hüznün de, sevincin de, hasretin de doyasıya yaşandığı yerlerdir. Tarihi Sirkeci Garı’nda hat sanatının en verimli vadilerinden biri talik yazı nevi de hattın karasevdalılarını bir araya getirdi. Yazılar mütalaa edildi, ustalıklar fark edildi, talik severler nestalik hattının doyumsuz güzelliklerine kısa bir süreliğine de doyasıya temaşa etti.

KALPTEN KALBE; YAZIDAN YAZIYA YOL VARDIR

Şüphesiz kalpten kalbe; yazıdan yazıya yol vardır. Yollar cümlelerle, harflerle kurulur. Bunun içindir ki hattatlarımız asırlar boyunca “Fi’l-kalbi ile’l- kalbi sebîla” yazmıştır, kalplerden gönüllere yol olduğu keyfiyeti elhak doğrudur.

TAHSİN KURT, TALİK YAZI NEVİNİN EN ÖNEMLİ ÜSTADLARINDAN BİRİ

Tahsin Kurt, Sami Efendi, Necmeddin Okyay ve Ali Alparslan üzerinden oluşan talik hat silsilesinin son ve en önemli halkalarından biri. Yıllar önce “Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât/Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyüdür” celi talik yazısına medfun olduğum ve geçen 20 yıllık süreçte hususi bir hukukumuz gelişen sanatkâr Kurt, talik yazı nevi için önemli bir şahsiyet; nestalik hattının en önemli üstadlarından biri.

Tahsin Kurt Hoca 35 yıldır, Hz. Ali'nin, “Hat sanatı hocanın öğretişinde gizlidir. Kıvamı çok çalışmakta, devamı İslâm dini üzere olmakla mümkündür” şeklinde nakledebileceğimiz sözünün tam ortasında bir yerde kamış kaleminden birbiri ardına zikir sesleri alıyor.

TAHSİN HOCA, ÖNEMLİ TALEBELER YETİŞTİRDİ

Tahsin Kurt’un hat sanatı camiamıza yaptığı önemli katkılardan biri de hiç şüphesiz yetiştirdiği talebeleridir. Tahsin Hoca nestalik yazı vadisine önemli talebeler armağan etti. Bu cümleye Hanife Yiğit Alpaydın, Sevim Şirikçi, Züleyha Öztürk, Mithad Topaç, Abdullah Eren, Altan Yılmaz, Hüsnü Fatih Keşci, İbrahim Halil İslam, Mehmet Hakan Özsaraç, Safiye Ergin ve Ayşe Solak’ın isimlerinin ilave edilmesi vakıa mutabık olacaktır.

Tahsin Hoca yıllardır yazılarının altına “Ketebehu Tahsin tilmîzi Ali Alparslan” imzasını atıyor. Talebeleri de “Ketebehu Sevim tilmîzi Tahsin imzasıyla hocasının hocasına ait naif geleneği sürdürmenin gayreti içerisinde bulunuyor.

NÛR-İ DÎDE’DE NESTALİK HATTIN LETAFETİ İZLEYİCİLERE GÖZ AYDINLIĞI YAŞATTI

Nûr-i Dîde’de nestalik hattın letafeti izleyicilere göz aydınlığı yaşattı. Ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler, kelime-i tevhidler, Lafza-i Celâl ve İsm-i Nebiler, karalamalar, kelâm-ı kibarlar, beyitler, mail kıtalar ziyaretçilerini bir nevi Sami Efendi’nin içinde mütemadiyen hattın ezkârı yankılanan yazı odasına götürdü.

ESERLERİN TEZYİNATINDA USTA SANATKÂRLARIN İMZALARI YER ALIYOR

Sergideki eserlerinin tezyinatında da usta sanatkârların imzaları yer alıyor. Nazlı Durmuşolu, Gülnihal Küpeli, Serhat Tokmak, Özlem Gören, Emel Türkmen, Neslihan Sayıl, Halenur Bakkal, Celaleddin Karadaş, Sümeyra Göl, Öznur Özdemir, Esma Uca Atalan, Asgar Aşiyan tezhipleriyle; Birgül Tayfur ve Gülsemin Velidedeoğlu ebrularıyla Nûr-i Dîde’ye hizmet etmiş.

TAHSİN KURT: MUHTEŞEM KÜLTÜR MİRASIMIZI TANITMAK GÖREVLERİMİZ ARASINDA

Sergi açılışında görüştüğümüz Tahsin Kurt Hoca sergisinin amacını “Ecdadın ilmek ilmek, mikron mikron işleyip yüce hislerle meydana getirdikleri muhteşem kültür mirasını, günümüz insanlarına tanıtmak ve geçmişle gelecek nesiller arasında köprü kurmak” cümlesiyle ifade ediyor ve ekliyor: “Hat hayranlık uyandıran bir sanattır. Zerafetiyle, ihtişamıyla, azametiyle, yüceliğiyle, güzel sanatlar arasında önemli bir yer almıştır. Avrupa’nın bugün modern resim sanatıyla varmak istediği seviyeye Müslümanlar hat sanatıyla asırlar önce varmışlardır.

MUSTAFA DEMİR: SANAT HAMLIKTAN PİŞMEYE; PİŞMEKTEN YANMAYA BİTMEYEN BİR YOLCULUKTUR

“Talik, su gibi akıcı, sadeliğin içerisinde gizlenen zerafet, pırıl pırıl, berrak ve net bir yazı” cümlesini kurduktan sonra, sözü, Fatih Eski Belediye Başkanı, İstanbul Milletvekili Adayı Mustafa Demir’e bırakalım: “Göz gördükçe incelir, gönül ilahi gücün büyüklüğünü idrak edebilir. Allah’ın kendi ruhundan üfleyerek can verdiği insanın varlığının ve yaratılışının yegâne gayesi insan-ı kâmil; olgun insan olmaktır.

ALLAH’I ANCAK OLGUN İNSANLAR HAKKIYLA BİLEBİLİR

Çünkü ancak olgun insan Allah’ı bilebilir. Ve Allah’ın yarattıklarını, onun büyüklüğünü anlayarak kendi hiçliğini fark edebilir. Büyük mutasavvıf Hazret-i Mevlana da kendi hayat yolculuğunu hiçlik mertebesine ulaşmak olarak ifade etmiş ve “Hamdım, piştim, yandım” sözleriyle yolculuğunun evrelerini anlatmıştır. Aslında bu iki kelime insanın da dünyadaki yolculuğunu anlatır. Ha keza sanatçının yolculuğu da bir nevi dervişlerin yolculuğu gibi sanatta olgunluğa erişmek üzerinedir. Sanatçı, Yaratıcının kendisine bahşettiği yeteneklerle ve ancak onu taklid ederek sanatında ilerleyebilir. İlerledikçe de en büyük sanatçı olan Yaradan’ın karşısında hiçliğine kabul eder.

Yani sanat hamlıktan pişmeye, pişmekten yanmaya bitmeyen bir yolculuktur. Bu nedenle sanatta doruk ve sanatta mükemmellik arayışı insanın evrendeki yolculuğu boyunca sürecek ve her zaman yeni arayışlar ve açılımlarla kendisine akacak yeni mecralar bulacaktır. Bununla birlikte sanatın ve sanatçının hamlıktan pişme ve yanma sürecine geçmesi de tabiri caizse sanat ve sanatçının desteklenmesine bağlıdır. Çünkü sanatçı desteklendiği sürece sanatında bir sonraki evreye geçebilir.”

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2018, 21:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner10

banner12