banner39

Spora 5'inci mevsimi dâhil eden bilge | FOTO

İbrahim Ethem Gören, Başakşehir’de “İdeal bir gençlik” sloganıyla 12 yıldır çocukların hizmetinde bulunan Muhittin Küçük ile Başakşehir’deki 5 Mevsim Gençlik ve Spor Kulübü’nde çalışmaları üzerine hasbihal etti

Kültür Sanat 25.05.2017, 16:18 25.05.2017, 19:09
Spora 5'inci mevsimi dâhil eden bilge | FOTO

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Muhittin Küçük 72 yaşında, işçi emeklisi bir bilge insan. Kendini cemiyete; bir adım öte gençliğe ve çocuklara adamış, herkes tarafından sevilen arif bir zat. Başakşehir’de “İdeal bir gençlik” sloganıyla 12 yıldır çocukların hizmetinde bulunuyor. Bu hizmet geçtiğimiz yıl meyveye durarak 5 Mevsim Gençlik ve Spor Kulübü’yle müşahhas bir keyfiyete bürünmüş.

5 Mevsim Gençlik ve Spor Kulübü bir dernek. Derneğin amacı -eğer isterlerse- güvenilir genç şahsiyetlerin çıkmasına sonra da onların eliyle diğer gençlere faydalı olup iyi bir çevrenin doğmasına yardımcı olmak. Bu bağlamda çocuklarla örnek bir iletişim içerisinde spor faaliyetleri yapılıyor.

Geride kalan 10 yıllık süreçte Muhittin Küçük’ün eğitim ve öğretim metodundan geçen gençler yetişerek bayrağı teslim almış. Mezkûr gençler bugün bir yandan Başakşehir’deki kulüp tesislerinde çocuklarla ilgilenirken diğer taraftan İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde ve Trakya Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde tahsil görüp antrenörlük yapıyor. Oğlum Ahmet Selim de 5 Mevsim Kulübü’nde futbol eğitimi alıyor.

21 Mayıs Pazar günü 5 Mevsim Spor Kulübü’nün 11’inci Bahar Futbol Turnuvası vardı. 3 kategoride 10, 12 ve 14 yaş gruplarında 193 takım centilmence mücadele etti. 5 Mevsim yöneticileri âmâ gençlerimizi de unutmayarak turnuvaya dâhil etti.

Muhittin Küçük ile Başkanlığını yapmakta olduğu Başakşehir’deki 5 Mevsim Gençlik ve Spor Kulübü’nde çalışmaları üzerine hasbihal ettik.

İbrahim Ethem Gören: Gençlerle ilgilenmeye nasıl başladınız?

Muhittin Küçük: Bu aslında herkes için bir vazifedir. Biz de kendimizi bu alanda vazifeli bulduk. Toplumda örnek insan eksikliği var. Örnek insanların sayısı epeyce az. Netice itibarıyla insan bakarak, örnek alarak yetişip olgunlaşıyor.

Sorunuzun cevabına gelince… Emekli olduktan sonra Başakşehir’e taşındım. Cemaati olduğum camiinin idare heyeti gençlerle ilgilenmemi istedi. “Hay hay” dedim. Bu benim için önemli bir fırsattı. Evvelemirde 13 yaşındaki bir çocukla ilgilenmek için babasından izin istedim. Böylelikle gençlerle diyaloğumuz başlamış oldu.

Camide neler yaptınız?

Camide bir kütüphane kurduk; bir de çay ocağı. Camiye ve kütüphaneye gelen çocuklara çay, bisküvi ikram etmeye başladım. Bu durum çocukların hoşuna gitti. Kendileriyle sohbet etmeye başladık.

Sohbetlerde gündeminizde neler oluyordu?

İnsan olmanın erdemi, dürüstlük, adalet duygusu, samimiyet, karşılıksız vermek ve dahi “Aile ve toplum içinde bir genç nasıl olunmalıdır?” sorusunun cevabı… Bu hususları sohbetin öznesi yaptık. Selâmın üzerinde durduk.

ÇOCUKLAR GÖREREK ÖĞRENİR

Kaç kişi geliyordu sohbetlerinize?

Kısa sürede sayımız 25’i buldu. 25 kişinin bir odaya girdiğini düşünün, ilk başta çocuklar ayakkabılarını gelişi güzel koyuyorlardı. Düzenden de bahsettik. Çocuklar görerek öğrenir, örnek aldığını modeller. Kısa sürede kapı eşiğindeki ayakkabılar ayakkabılığa intizamlı bir şekilde konulmaya başlandı.

SELÂM, SELÂMET DEMEK…

Az önce selâmdan bahsettiniz. Selâm üzerine neler konuştunuz?

Selâm, selâmet demek, muhataba afiyet dilemek demek. Selâm, huzurdur aynı zamanda. Çevreye huzur dilemektir. İnsanlara “Mutluluk senin olsun” demektir. Muhataplara “Selamün aleyküm” demek, “Dünyanın bütün güzelliği senin olsun” demektir. Selâm insanlar ve Müslümanlar arasında geçer akçedir.

Bir zaman çocuklara “Babanız okuduğunuz okula, sınıfa gelse, “Selamün aleyküm” diyerek içeriye girse ne düşünürsünüz” diye sordum. Çoğu, hep bir ağızdan “Utanırız” dediler. Sadece bir çocuk “Çok hoşuma gider” cevabını verdi. Bu türden cevapların verilmesi için herkes üzerine ne düşüyorsa onu yapmalıdır.

5 MEVSİM’İN CEVABINI HERKESE BIRAKTIK

5. Mevsim Gençlik ve Spor Kulübü’nü kurdunuz? İsimden başlayalım isterseniz “Neden 5 Mevsim?”

Aslında çok bir nedeni yok. Kulübümüzün ismini 5 Mevsim koyduk, herkes 5 Mevsim’e nasıl bir anlam yüklüyorsa onun indinde 5 Mevsim o olsun istedik. Dolayısıyla 5 Mevsim’in tarifi yok, cevabı herkese bıraktık. Aslında herkesin zihninde bir 5 Mevsim var. Şayet biz 5 Mesvim’den anladığımız şudur deseydik, o zaman bir dayatmanın içinde olurduk. Çevremize, muhataplarımız olan gençlere ve çocuklara düşünme fırsatını tanımamış olurduk.

“BANA GÖRE 5 MEVSİM, ÇOCUKTUR, GENÇLİKTİR.”

Peki size göre 5 Mevsim nedir?

Bana göre çocukluktur, gençliktir. Zaten hedef kitlemiz de çocuklar ve gençler… Çocuklar ve 5 Mevsim’in içinden geçerek büyüyor, genç oluyor.

ÇOCUK DEMEK SPOR DEMEK, SPOR DEMEK ÇOCUK VE GENÇ DEMEK…

Burada çocuklarla neler yapıyorsunuz?

Karınca karınca ilgilenmeye çalışıyoruz. Bu mekân çocuklar için bir çekim merkezi oldu. Çocuk demek spor demek, spor demek çocuk ve genç demek. Oyun çocuğun olmazsa olmazları arasındadır. Burada çocuklar için oyun imkânı var. Burada çocuklar için sohbet etme imkânı var.

ÇOCUKLARI HOŞ KARŞILAYARAK, HAK ETTİKLERİ DEĞERİ VERİYORUZ

Sizin farkınız nedir?

Çocukları hoş karşılıyoruz, onlara hak ettikleri değeri veriyoruz. Çocuklar da kısa sürede zaten bunun farkına varıyor. Kulübümüze gelen çocuklara “Gel çocuk, git oğlum” demiyoruz. İsimleriyle hitap ediyoruz, adını söylüyoruz. Çocuklara ismen hitap edildiğinde kendilerine değer verildiğini hemen anlıyor. Bir kişiye ismiyle hitap etmek ona değer katmaktır. Teşrik-i mesai içerisinde olduğunuz bir çocuğa yahut gence “Senin adın neydi?” diye sorduğunuzda muhatabınız rahatsız olur. İsminin unutulduğunu gören çocuk üzülür.

Siz bunca çoğun gencin ismini nasıl hatırlıyorsunuz?

Çocuklarla sık sık görüşüyoruz, ilk tanışma faslına önem veriyoruz ve isimlerini mümkün mertebe unutmamaya gayret ediyoruz. Farz-ı muhal bir çocuğumuzun ismini unutacak olursak, ismini söylemeden, ismiyle hitap ediyor şekilde muamelede bulunuyoruz.

ÇOCUKLAR KÂLDEN ZİYADE HÂLDEN ANLAR

Çocuklara hâl lisanı ile neler anlatıyorsunuz?

Çocuklar kâlden ziyade hâlden anlar. Bu keyfiyet çocuklar için evde, okulda, oyunda her yerde böyledir.

Çocuklar sahada top oynuyor, antrenman yapıyor. Alanın temiz, tertemiz olması lazım. Sahaya bir çöp düştüğünde hocalarımız önce kendi alıyor, örnek oluyor, akabinde de “Haydi arkadaşlar birlikte toplayalım” diyor. Çocuk bunu görüyor, bir daha o vazifeyi kendisi üstleniyor. “Beraber toplamayım” önemli. Bir müddet sonra yere çöp düştüğünde eğilerek ilk alan gençler oluyor.

BURADA HERKES TEMİZLİĞİ HEP BİRLİKTE YAPAR

Ben de çocuklarla birlikte bu eyleme ortak oluyorum. Burada herkes temizliği hep birlikte yapar, etrafın sürekli temiz olması temizliğin muhafaza edilmesiyle mümkün olur. Çocuklar örneklikle çalıştırılır. Çocuklarımızın örnek alacakları ağabeyleri var.

ÇOCUKLAR BİZİ BULDU; BİZ DE ONLARI…

Yetişmiş gençlerden bahsediyorsunuz. Yetişmiş gençleri nerede buldunuz?

Çocuklar bizi buldu. Biz de onları… Bir lütuf bu. Başakşehir I. Etap Camii’nin kütüphanesine gelen çocuklara camiyi, kütüphaneyi, cemaati sevdirme gayretinde bulunduk. Onlara çay-büskivi ikram ettik. Gönül sohbet ister. Kahve, çay bahane. Çocuklarla sohbet etmeye, onların gönüllerine dokunmaya başladık. Sonrasında birbirimizden hiç kopmadık. Önce bir çocuk gelmişti, hemen her gün yeni bir arkadaşını getirmeye başladı. Böylelikle sayımız kısa sürede 30’u buldu.

ÇOCUKLARA İYİYİ VE GÜZELİ ANLATIYORUM

Çocuklara ne anlatıyorsunuz? Sohbetinizden ne/neler geçiyor.

İyi olmak önemli İbrahim Ethem Bey. Çocuklara iyiyi ve güzeli anlatıyorum. İyi insan olmanın sırlarından bahsediyorum. Bildiğiniz gibi Allah’ın yarattığı tüm insanlarda iyilik ve iyi olma potansiyeli var. Biz buna fıtrat diyoruz. O fıtratta iyilik de var kötülük de... Her yaştaki insan nefsinin/kendinin eğitilmesine izin verirse iyi insan olma şansını yakalar. İnsanlar fıtratlarını bozduğu için ayakları kayıyor.

ÇOCUKLARLA BİRLİKTE DÜŞÜNÜP BİRLİKTE MÜZAKERE EDİYORUZ

Önemli olan fıtrat. O potansiyeli hep birlikte ortaya çıkarmanın gayretine râm oluyoruz. Hep biz konuşmuyoruz tabii ki çocuklar da konuşuyor, birlikte düşünüp birlikte müzakere ediyoruz.

Müzakere konularınızda neler oluyor?

Hemen her şey...
Mesela!
Mesela satranç. Çocuklarla satranç üzerine konuşuyoruz. Satranç özelinde hilenin Müslümana yakışmayacağından bahsediyoruz.
Mesela… Temizlik. Temizlik üzerine sohbet ediyoruz. Temizlik maddi ve manevi anlamda olur. Çocuklarımızla hemen her değerimizin üzerinde birlikte düşünüyoruz.

DOĞRULUK ÖNEMLİ KAVRAMLARIMIZDAN BİRİ

Mesela doğruluk, önemli değerlerimizden biri... İnsan doğru olmalı, dosdoğru olmalı. Bir çocuk şayet yalan konuştuysa yalanın kendisi için, çevresi için, toplum için ne kadar büyük bir yıkıma sebebiyet verecek davranış olduğunu ona misalleriyle anlatıyorum.

HERKES ÖRNEKLERLE ANLAR

Çocuklar da herkes de örneklerle daha iyi anlar/kavrar. Hâsılı, güzel insani hasletleri öğrenmenin, kazanmanın ve yaşamanın gayreti içinde bulunuyoruz.

Kulübünüze gelen çocuklar tahsil çağında. Okulla ilgili sohbetlerinizin içinden neler geçiyor?

Her şey. Mesela kopya çekmek üzerine konuşuyoruz. Kopya çekildiğinde belki öğretmen görmüyor. Ama ya Allah? Allah görüyor. Dolayısıyla emeğe, alın terine ve çalışmaya saygıdan bahisler açıyoruz.

İNSAN İYİLİKLE, GÜZELLİKLE, DOĞRULUKLA KURTULUŞA EREBİLİR

Doğruluk dediniz. Biraz açar mısınız?

Hay hay. Hz. Allah doğru olmamızı, daha doğrusu dosdoğru olmamızı istiyor. Bu konuda ayet-i kerimeler var. Dolayısıyla doğruluk, dosdoğruya göre bir nevi eğri sayılabilir.
İnsan iyilikle, güzellikle, doğrulukla kurtuluşa erebilir. Bir de yerinde saymamak, her gün insani vasıflarda ilerlemek önemli.

ÖRNEK İNSAN FAZLA KONUŞMAZ; YETERİ KADAR KONUŞUR

Bahsettiğiniz gelişimi çocuklara nasıl açıklıyorsunuz?

Balon misaliyle açıklıyorum. Şöyle ki “Her bir değeri balon olarak düşünün” diyorum. Balonlardan biri merhamet, diğeri kardeşlik, bir diğeri samimiyet, dürüstlük, bir diğeri sorumluluk… Diyelim ki 10 balon var. Bahsettiğimiz insani ve ahlaki özelliklerle kendimizi günden güne geliştirdiğimizde, balonlara geliştirdiğimiz nispette üflüyoruz, Bu şekilde 10 balon şişince ne olur? Ayaklarınızı yerden keser, sizi havaya uçurur!

İNSAN DÜRÜSTTÜR, DÜRÜST OLMALIDIR

İnsan dürüsttür, düşürt olmalıdır. Dürüst olan insan yarın ve ondan sonraki gün daha da dürüst olmalıdır. Çocuklara gelişimi böylesi misallerle anlatıyorum İbrahim Ethem Bey.
İnsanın fıtratında iyilik ve güzellik var.
Evet, “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar” şeklinde bir hadis-i şerif var.
Evet…
İyi insani özellikler Müslümanların haricinde de olabilir. İyi insan olma kabiliyeti her insanda fıtrî olarak vardır. İyi insani özellikleri Müslüman yaşamaya başladığı zaman imanını da kalbine tam manasıyla yerleştirdiği zaman İslami özellikler oluyor. Aslında İslami özelliklerle insani özelliklerin arasında fazlaca bir fark yok. İslami özelliklerin artısı iman... İman ise bambaşka bir ihsan. Devreye iman girince insani özellikler imani özellikler oluyor. Fakat iman olmadan sadece insani özellikler kuru; yavan kalıyor. Kişiye ahiret hayatında fayda üretemiyor.

ÇOCUKLARDA GÜZELLİKLERİ PAYLAŞMA İSTEĞİ ARIYORUZ

Çocuklarda ne arıyorsunuz?

Çocuklarda bizimle beraber olup güzellikleri paylaşma isteği arıyoruz. Çocuklarda bu isteği ortaya çıkaramadığımız zaman onlara asla faydalı olamayız.

Çocukların İslami duyuş, düşünce ve hissedişe ne kadar ihtiyacı var?

Buna müsaade ederseniz yine bir misalle mukabelede bulunmak isterim.
Tabii ki buyurunuz Muhittin Bey.
Çölde bir insan düşünün. Güneşin altında saatlerce su bulma ümidiyle yürümüş ve artık takati kalmamış. İşte çöldeki o insanın hayata tekrar tutunabilmesi için suya ne kadar ihtiyacı varsa günümüz insanlarının ve özellikle de çocukların İslami duyuşa, düşünceye ve bahsettiğiniz hissedişe o kadar ihtiyacı var.

“İLERİ MARŞ!” ÖRNEKLİK OLUYOR

Daha bir rafine İslami yaşayış için neler yapılmalı?

Çocukların ve dahi hemen herkesin daha güzel bir İslami yaşantı için örnek insanlara ihtiyacı var. Maalesef ülkemizde de dünya genelinde de örnek insan sıkıntısı var. Konuşan insan var, konuşan Müslüman var. Ama maalesef çoğu insanlar konuştuklarını hayatlarına tatbik etmiyor, söyledikleri sadece lafta kalıyor. Anlattıklarını kendi nefsinde yaşamadıkları için de karşısındakilerde herhangi bir tesir meydana getiremiyor.

KONUŞAN İNSAN SADECE KONUŞAN İNSANDIR

Konuşan insan sadece konuşan insan oluyor. Örneklik ise bedenin, azaların konuşması oluyor, davranışların konuşması oluyor. Örneklik kanaatimce budur İbrahim Ethem Bey.

BİLEN, BİLDİĞİNİ UYGULAMADA GÖSTERMELİ

Tabii ki hitabete karşı değiliz. Bilgisiz de olmaz. Ama bilen, bildiğini uygulamada da göstermeli. Bunu kendisi için göstermeli, başkası için değil. Maalesef çoğu kez hep yerimizde saydık ve “ileri marş” demedik. “İleri marş!” örneklik oluyor.

Peki, “İleri marş!” nasıl oluyor?

Bilginin eyleme dönüşmesiyle oluyor.
Bu noktada Necip Fazıl Kısakürek’in bir sözü aklıma düştü. Üstad, “Laf var ki laftır, laf var ki iştir, iş var ki laftır. Bize iş kadrosunda laf, hamle çapında iş lazım” diyor.
Doğrudur, aynen katılıyorum. “Bilgi adamıyım deyip düşünceyi eyleme döken ve sonrasında düşünce ve eylem birliğini bir arada bulunduran insana ihtiyacımız var.

ÖRNEK İNSAN FAZLA KONUŞMLAZ; YETERİ KADAR KONUŞUR

Örnek insan fazla konuşmaz; yeteri kadar konuşur. Örnek insan konuştuğunu yapar, yaptığı kadar konuşur, konuştuğu kadar da yapar. Çünkü örneklik düşünce ve eylem birliğiyle karşı tarafın; muhatabın güveni kazanır. Bir adam hem konuşuyorsa hem de yapıyorsa yaptıklarının menfaati öncelikle kendinedir. Sadece konuşuyorsa karşı taraf aldanabilir. Karşı taraf, muhatabının konuştuklarını yaptığını görmeye başladığında ise güven hissi gelişir. Ama maalesef cemiyetimizde güven bunalımı var.

Güven bulanımı nasıl aşılabilir?

Çalışmakla, çabalamakla, fert fert herkesin daha iyi insan olma gayretinde bulunmasıyla… Güzel insani özellikler ısrarla yaşanmalı, olmuyor diye bırakılmamalıdır.

Yunus Aleyhisselâm’ın vakıasını bilirsiniz. Ninova’da çok çabaladı, halkına Hakk’ı ve hakikati anlattı, anlattı, anlattı. Ama hiç kimse iman etmedi, hakikatin önünde eğilmedi. Bunun üzerine Yunus Aleyhisselâm bir ara ümitsizliğe kapıldı ve şehri terk etti. Daha fazla ısrar etmedi, ısrarcı olmadı. Akabinde şehri terk etti ve kendini balığın karnında buldu, balığın karnında sabahladı. Bir nevi cezalandırılmış oldu. Sonra ne oldu? Tekrar şehrine geri döndü. Baktı ki herkes; bütün ahali iman etmiş.

“ÖYLEYSE DEVAM EDECEKSİN”

Bunun sizde nasıl bir karşılığı var?

Bir ara ben de yaptıklarımdan vazgeçecek gibi oldum. İnsanlarımızın anlayışsızlığı karşısında yaptığım çabaları, çalışmayı bırakacak gibi oldum. Bir mühendis arkadaşım “Yaptığının doğruluğuna inanmıyor musun?” dedi. “Tabii ki inanıyorum” dediğimde aldığım cevap “Öyleyse devam edeceksin” şeklinde oldu. Bahsettiğim hadise hayatımın dönüm noktalarından biridir.

Peki, örnek insan prototipi nasıl olmalı?

Bu mühim bir mesele. Asıl anlatmak istediğim de işte bu. Bugün nasıl örnek insan olunur, örnek insan problemi nasıl çözülür gibi sorular mühim. Örneklikler Kur’an-ı Kerim’de ve Efendimizin (sav) güzel hayatında var. Peygamber Efendimiz (sav) bir nevi “Örnek insan nasıl olmalı?” sorusunun cevabıdır. Kur’an-ı Kerim de bir nevi bunun için indirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz (sav) müşahhas örnek insan örneğini göstermek için gönderilmiştir.

Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar baki. Asr-ı Saadet döneminde ve sonrasında insanlar iyi insan olmak için ne kadar sorumluysa günümüz insanı da iyi insan olma yolunda aynı derece mesuldür.

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk Ahzab Suresi’nin yirmi birinci ayetinde “And olsun ki sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için Allah’ın Rasülünde güzel bir örnek vardır” buyuruyor.

Evet, Peygamber Efendimizde güzel bilgi var, güzel konuşma var, güzel davranış var ve güzel örnekler var.

ÖĞRENMENİN VE ÖĞRETMENİN YAŞININ OLMADIĞINI ANLADIM

72 yaş size ne/neler öğretti?

Biraz daha doğruya yaklaştırdı; böylelikle insanın nasıl bir varlık olduğunu bir parça anladım. Bir de emeklilik denen şeyin aslında olmadığını ve olmayacağını anladım. Öğrenmenin ve öğretmenin yaşının olmadığını anladım. Çalışmanın, çabalamanın hayatın bir parçası olduğunu; bu hayatın aslında bir üniversite olduğunu ve hayat üniversitesinin mezuniyetinin olmadığını anladım. Hayat üniversitesinde arada bir sertifika alabilirsin ama diploma asla!

Hayatta insanın mütemadiyen mükemmel olma yolunda adım atması gerektiğini anladım. Herkesin, her gün mükemmeliyet yolunda yeni yeni adımlar atmasının gerekliliğini kavradım.

İNSANLARA FAYDALI OLMAK İSTEYENLERİN SAYISININ ARTMASINI DİLERİM

Okuyucularımıza nasıl bir mesai iletmek istersiniz?

İnsanlara faydalı olmak isteyenlerin sayısının artmasını dilerim. İnsanların Hakk’ı ve hakikati gereğince yaşamasını dilerim. Hemen herkesin ilimde de tevazuda da Hz. Mevlana gibi olunmasını isterim.
Hz. Mevlana, Konya’da çarşının içerisine talebeleriyle birlikte bulunduğu bir anda papazın biri yol kenarında yürürken Hz. Mevlana’yı görünce başını eğerek saygı gösterir. Bunu gören Hz. Mevlana ise kendisine saygı gösteren papazdan daha da aşağıya eğilerek mukabelede bulunur. Çevresinde bulunan talebeleri niçin papazdan daha aşağı eğildiğini sorduklarında ise şöyle cevap verir: “Ben İslâm'ın temsilcisiyim, tüm faziletlerde olduğu gibi tevazuda da papazı geçmem gerekirdi. Elhamdülillah tevazuda da papazı geçtim.

Ve sözünü de şöyle bağlar: “Müslüman tevazuun, sevginin ve saygının mirasçısıdır; kabalığın, hamlığın ve tekebbürün değil.”

 

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?