Syriza'nın solundakiler

Kemal Ülker’in derleyip hazırladığı Öteki Yunan Solu, Yunan solunda meclis dışında çeşitli güçlerin oluşturduğu başka bir koalisyon ya da kendi ifadeleriyle cephe örgütü olan Antikapitalist Sol Cephe (Antarsya)’yi mercek altına alıyor

Syriza'nın solundakiler

Ali Temiz | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Yunanistan'da 2012 yılındaki genel seçimlerde önemli bir çıkış yapan Syriza (Radikal Sol Koalisyon), 25 Ocak 2015 tarihinde yapılan genel seçimleri kazanarak sadece Yunanistan'da değil tüm dünyada solun tarihinde az görülen bir başarıya imza attı. Ne var ki Syriza çok kısa bir süre içinde Troyka olarak adlandırılan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve IMF'nin kemer sıkma politikalarına teslim oldu.

20 Eylül 2015 tarihinde yapılan erken genel seçimde sandıktan yeniden birinci parti olarak çıkan Syriza'nın başını çektiği koalisyon hükümetinin programı belli: Esnek çalışmayı yaygınlaştıracak, iş güvencesinin kalan kırıntılarını ortadan kaldıracak, emeklilik yaşını yükseltecek, tarımda küçük çiftçiye uygulanan vergileri ikiye katlayacak, bir özelleştirme furyası başlatacak, esnafı ezecek. Nitekim son aylarda tarım işçilerinin eylemleri artış gösterdi ülkede.

Bunun yanında, Yunanistan’da Syriza'nın solunda da bir sol var. Üstelik bu sol koalisyona dahil olmayan Yunanistan Komünist Partisi'nden (KKE) ibaret değil. Syriza'nın solu Komünist Parti’den başka çok çeşitli parti ve grupların yer aldığı çeşitliliğe sahip. Son genel seçimde Syriza dışındaki sosyalist partiler toplam yüzde 9,3 oranında oy aldılar. Umudunu Syriza'dan kesmeyenler ve gelecekte öteki yunan solunun oynayacağı yaşamsal rolü göremeyenler için bile bunun küçümsenemeyecek bir oy oranı olduğu çok açık. Dahası cephe siyasetinin, yeni sentezler yoluyla yeni tecrübe alanları oluşturacağı da görülmelidir.

SOL HARMAN

Yunanistan’da 25 Ocak 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde birinci parti olarak çıkan Radikal Sol Koalisyon(Syriza) ile Yunanistan Komünist Partisi (KKE)nin egemen olduğu Yunan solunda meclis dışında çeşitli güçlerin oluşturduğu başka bir koalisyon ya da kendi ifadeleriyle cephe örgütü olan Antikapitalist Sol Cephe (Antarsya) genellikle göz ardı edilir. Oysa Yunanistan, Arjantin dışında dünya üzerinde en büyük ve en fazla çeşitlilik gösteren antikapitalist sol harekete sahip ülkedir. Kemal Ülker’in derleyip hazırladığı Öteki Yunan Solu, Yunan solunda meclis dışındaki çeşitli güçlerin 2009’da oluşturduğu başka bir koalisyon ya da kendi ifadeleriyle cephe örgütü olan Antikapitalist Sol Cepheyi veya İktidarın Devrilmesi Yolunda Antikapitalist Sol İşbirliği’ni (Antarsya) mercek altına alıyor. Yazar kitabın önsözünde, antikapitalist sola egemen olan parçalanmışlık ve çatışmalara dikkat çekerek, Yunanistan solunun farklılıkları bir arada tutabilen ittifaklara da yabancı olmadığını hatırlatıyor. Keza komünist hareketin radikal biçimde yenilenmesi zaruretine bağlı olan çağdaş antikapitalist solun, işçi hareketinin ve devrimci solun çeşitli biçimlerde yaşadığı krizlerin bir neticesi olduğunu da.

Bilindiği gibi Antarsya 2009 başlarında, Yunan gençliği arasında 2008 yılının Aralık ayında yaşanan patlamanın hemen sonrasında oluştu. Antikapitalist soldan militanların gösterilere, sokakta yapılan eğitimlere katıldıkları ilginç bir tarihsel andır bu süreç. Ana bileşeni Yeni Sol Akım (NAR)olan Antarsya, Komünist Gençlik ve Komünist Parti içinde 1989 yılında yaşanan bir bölünmenin akabinde ortaya çıktı. Kitap, NAR’ın ideolojik ve politik hareket tarzı konusunda pek çok kuramsal tartışmayı aktarıyor. Hareketin ikinci bileşeni SEK ise, AB karşıtı ve Syriza’ya karşı devrimci solun 1970’lerde benimsediği muhalefeti hatırlatan bir karşı çıkıştan yana. Antarsya’nın üçüncü bileşeniyse, Sol Yeniden Harmanlanma(ARAN). 2000’lerin başında iki farklı siyasi grubun bir araya gelmesiyle oluşmuş bir yapı. Tarihsel olarak güçlü Althusserci etkiye sahipler ve aynı zamanda Gramsci okumaları üzerinden daha özgün bir siyasi çizgi oluşturmaya çabalıyor. Dördüncü bileşen ise Sol Antikapitalist Yeniden Harmanlama(ARAS) ise temel olarak Althusserci yönelişe sahip. Elbette Yunanistan Devrimci Komünist Hareketi (EKKE), ARAS’tan kopan Sol Yeniden Harmanlanma (ARIS) gibi küçük yapılanmalar da var.

SINIFSAL BİR MESELE OLARAK EGEMENLİK

Antarsya’nın nereden gelip nereye gittiğini ele alan kapsamlı söyleşi önemli. Söyleşiyi Verso Books Yayınevi editörlerinden ve Historical Materialism dergisinin yayın kurulu üyesi Sebastian Budgen Antarsya’nın önde gelen üyelerinden Panayotis Sotiris ile yapmış. Kitap aynı zamanda 1990’lardan itibaren Yunanistan’da yaşananları tasviri bir anlatımla sunuyor. Söyleşi, sol akımlarda yön değişimi, Yunanistan özgüllüğü, destalinizasyon, eğitim sorunları, dershaneler, Çin’in sağa kayışı, Maocu grupların yaşadığı kriz, eski militanlıların yorgunluğu, kariyerizm, siyasal yaşamdan özel hayata kayış, sinik kudret simsarları, öğrenci hareketi, sendikalar, Yunan solunda Louis Althusser ilgisi ve diğer teorisyenler konusunda oldukça önemli bilgiler içeriyor.

Bazı temel demokratik reformları gerçekleştiren ama aynı zamanda kapitalist modernleşmeyi teşvik eden sosyal demokrat hükümetlerin solu stratejik çıkmazla karşı karşıya bırakması da dikkate değer bir ayrıntı. Alternatif olmak niyetiyle yola koyulanların kapitalist modernleşme stratejisi izlemeleri konusundaki öğrenilmiş çaresizlik ise her kesimin müşterek noktası. Şüphesiz Yunan solunda her şey tozpembe değil, belirli patoloji ve sekterlikler söz konusu. Bu yüzden, çelişkilere açık olmanın, süreçleri gerçek tartışmalara dönüştürmenin tek yol olduğu belirtiliyor. Tek yol devrim yahut işçi sınıfının önderliği türü sol klişelerin açmazlara sebep olduğunun farkında hemen herkes.

Haberlere yansıdığı kadarıyla Yunan solunun bir boyutu da avro ve Avrupa Birliği’ne karşı verilen mücadele oluşturuyor. Fakat bu boyut Türk solu yahut buradaki zaferden hoşnut olan HDP cephesince göz ardı ediliyor. Yunan solunun AB karşıtı mücadelesini, halk egemenliğinin geri alınması mücadelesi olarak da tanımlamak mümkün. Avrupa bütünleşmesinin anti-demokratik ve cezalandırıcı olarak kavraması önemli. Panayotis Sotiris bunu şu şekilde izah ediyor:

“Bu anlamda, bugün ulusal egemenlik sorununun bir sınıf meselesi haline geldiğini söyleyebiliriz. Uluslararasılaşmış sermayenin sistemli şiddetine karşı demokratik bir denetim sağlanması anlamında, demokratik halk egemenliğine ihtiyacımız var.

Hiç kuşkusuz hepimiz ulusal egemenlik kavramıyla bağlantılı sorunları, bu kavramın özellikle milliyetçilik, ırkçılık ve sömürgecilikle olan bağlantısını biliyoruz. Ancak ben burjuva ulusal egemenlikçiliğinden farklı olarak bir toplumsal ittifaka dayanan bir ulusal egemenlikten, halk güçlerinin ortak koşula, alt sınıfların dayanışma ve ortak mücadelesine ve halkın (ya da hatta ulusun) kolektif bir mücadele ve özgürleşme öznesi olarak yeniden icadına dayanan br ittifaktan söz ediyorum.”

Elbette sadece bu söyleşi yer almıyor kitapta, ama ağırlıklı kısmı söyleşiden oluşuyor. Akabinde, Nikos Luntos, Komünist Parti’nin nereden gelip nereye gitmekte olduğunu irdeliyor. Burada AB kurumlarını dönüştürmeye dönük hayallerin beyhudeliği ve kapitalizmin niçin reforme edilemeyeceğini savunan Komünist Parti’nin Yunan siyasi tarihindeki yeri anlatılıyor. Kitabın son kısmında Antarsya’yı fırsatçı bir seçim ittifakı ve sol ulusalcılık olarak gören bir fraksiyonun bildirisi de yer alıyor.

Yunanistan’daki durumu, kısır polemiklerin birçok biçimini göz ardı etmek pahasına idealize edenlerin muhakkak okumaları gereken bir kitap/çık Öteki Yunan Solu.

Kemal Ülker, Öteki Yunan Solu, h2O Kitap, İstanbul, 2015, 110 sayfa.

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2016, 11:56
banner53
YORUM EKLE

banner39