banner39

Talik hattatının sülüs icazeti

Tahsin Kurt hem cilt ustası hem de hattat. Bir yandan talik levhalar yazarken diğer bir yandan sülüs meşklerine talim etmiş...

Kültür Sanat 18.12.2012, 17:28 18.12.2012, 17:28
Talik hattatının sülüs icazeti

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni

"Kur'an-ı Kerim Mekke'de (Hicaz'da) nâzil oldu. Mısır'da okundu. İstanbul'da yazıldı."  kavli, bildik bir kavildir.

İstanbul aynı zamanda asırlar boyunca hat sanatının da başkenti olmuştur. Evet, İstanbul hat sanatının başkentidir.

Tarihe isimlerini celî harflerle yazdıran hattatlar, ekseriya İstanbul'da yetişmiş, İstanbul camileri çok kısa aralıklarla icâzet (diploma) merasimlerine tanıklık etmiştir.

Klasik İslam-Türk sanatlarında icâzetin ayrı bir hususiyeti bulunmaktadır. Yerine göre 10 yıl, 15 yıl süreyle ustasından hat meşk eden talebeler emeklerinin, daha doğrusu sabırlarının mükâfatını icâzetnameyle almaktadır.

HAT SANATINDA İCAZET ÖNEMLİ BİR GELENEKTİR

Hat sanatında icâzet merasimi başlı başına bir gelenektir. Asırlar boyunca hat sanatına yeni isimler ve eserler kazandıran etmiş İstanbul, birçok icâzet merasimine tanık olmuştur.

Eskiden icâzetlerin camilerde verilmesi usûl haline gelmişti. Bu gelenek günümüzde de yaşatılmaktadır. Bu tercihte, eskimez zamanlarda câmilerin aynı zamanda bir camia; külliye havasının teneffüs edildiği yerler olması amildir. Eskimez zamanlarda pek çok camiinin kandillerle aydınlanan derviş odalarında hat dersleri verilmiş, bu mekânlarda güzide levhalar yazılmış, hat sanatının ziyasıyla kalplerdeki sanat aşkı aydınlanırken, kamış kalemin zikriyle dillerdeki zikir birbirine karışmıştır.

Hat icâzeti, bu sanatı hakkıyla öğrenen ve icrâ etmeye hak kazananlara verilir.  Hocanın, talebesinin sanatına olan itimadının bir göstergesidir icâzet. Bu itimat dolayısıyla talebe, yazısına karşı öz güvenini artırır. Evet, üstat icâzetnameyi yazdığında talebe, sabrının, azminin mükâfatını almış; artık sanatın anahtarı eline geçmiştir. Bundan sonra sanatta gidilecek yollar çalışma, azim, üstatla istişare ve gayretle doğru orantılıdır.

Hat müfredatını bitiren talebe, hocasının talimatıyla icâzet levhasını yazar. İcâzet alacak hat talebeleri hocası ve diğer hattatların huzurunda icâzet levhalarına yazı yazarlar ve böylece hattatlığa ilk adımlarını atmış olurlar. Hocası da talebesinin hazırladığı levhanın altına icâzet kıtasını yazar. Kütüphane arşivlerinde/yaşlı bir hattatın evinin duvarlarında (Hattat Saim Özel'in icâzeti böyledir) bulunan icâzet levhalarında iki ya da üç hattatın imzalarına da rastlanılmaktadır. Bir icâzet levhasında talebenin yazısı, icâzet veren hocanın ve talebenin isminin yanı sıra hayır dualar yer alır.

HER İCAZET YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR

İcâzetle, sanatın künhü öğrenilmiş olmaz. İcâzet de aslında yeni bir başlangıçtır. Yazdıkça, göz nuru döktükçe hattatın sanatı kemâle erer. Kamış kalem, aharlı kâğıdın şefkatli yüzünde aheste aheste ilerledikçe bu sanat gelişir. Kamış kalemin zikri dillendikçe hattat sanatta mesafe alır, tevazu sahibi olduğunda ise sanatı zirveye ulaşır.

Şairin "Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât/Mütevâzı' olanı rahmet-i Rahman büyüdür" kelamının sırrı, en fazla hat sanatında tecelli eder. Hat sanatı tekebbürü kaldırmaz. Bu sanatta 'Ben oldum' denilince olunmaz, ben vardım denilince varılmaz, ben yazdım denilince yazılmaz. Hattatın sanatta izzet kazanması mahviyetle doğru orantılıdır. Hattat kendi sanatı hakkında konuşmaz, onun yerine eli konuşur; kalemi konuşur.

HATTAT TAHSİN KURT'UN HİKÂYESİ...

Böyle bir girişten sonra talik hattatı Tahsin Kurt Hoca'nın sülüs icâzetine ve Hattat Tahsin Kurt'un hikâyesine gelelim.

Tahsin Kurt 1965 yılında Van'da doğmuş. Kurt ailesi Van'dan Denizli'ye göçerken Tahsin, henüz ilkokul ikinci sınıftaymış. Tahsin Kurt'un ilkokuldan lise ikinci sınıfa kadar geçen 10 yıllık tahsil hayatı, 1980 yılında İstanbul'a çalışmaya gelmesiyle nihayete ermiş. Tahsin Kurt o tarihten bu yana kadar rotatifleri Kur'an-ı Kerim basımı için dönen bir matbaada mücellit olarak çalışmış. Kur'an-ı Kerim ciltlemiş, cilt yan kâğıtlarını yapıştırmış.

Aynı zamanda velüd bir Osmanlıca hocası olan Tahsin Kurt bir yandan cilt, diğer bir yandan da hat sanatı ustası...

Tahsin Hoca 25 yıldan bugüne kadar yüreğinin derinliklerindeki kabiliyeti kamış kalem ve is mürekkebi marifetiyle aharlı kâğıdın müşfik yüzüne aktarıyor... Hattat Tahsin'in hat serencamı için de bir iki paragraf açalım.

ESKİMEZ YAZIYA İLKOKUL YILLARINDA SEVDALANMIŞ

Tahsin daha ilkokul yıllarındayken eskimez yazıya tutulmuş. Gördüğü/bulduğu hat levhalarının kopyasını bulabildiği kâğıtların üzerine aktarmış. Aktarma ameliyesine çalıştığı matbaada da devam ederken Hattat Hasan Çelebi'den yazı dersleri almaya başlamış. Bir müddet Çelebi Hoca'dan ders alan Tahsin Kurt, askerlik dönüşünde Hasan Çelebi'nin izini kaybetmiş ve böylece son dönem hat sanatının mühim simalarından Prof. Dr. Ali Alpaslan'ı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ndeki odasında bulmuş. Kurt, 1987'den 1995'e gelinceye kadar Alparslan Hoca'dan talik meşk etmiş, talik yazısının zarafetini kavramaya çalışmış. Yaklaşık 9 yıl boyunca talik çalışmış ve 1995 yılında talik icâzeti almış. Tahsin Kurt o gün bugündür kamış kalemi elinden hiç düşürmemiş; levhalar, cüzler, hilye-i şerifler, na'tlar, mevlidler, meşkler yazmış.

2000 yılına gelindiğinde hat otoriteleri tarafından Tahsin Kurt imzalı yazıların baha kazandığını gördük. Tahsin Kurt, Kültür Bakanlığının 1999 yılında düzenlediği Devlet 9. Hat Yarışmasında ve aynı bakanlığın 2001 yılında düzenlediği Devlet 11. Hat Yarışmasında talik nev'inde birinci olmuş.

Tahsin Kurt, talik yazı neviinin yanında sülüs yazıya meraklanmış ve Hattat Hüseyin Kutlu'dan ders almaya başlamış. Bir yandan talik levhalar yazarken diğer bir yandan sülüs meşklerine talim etmiş. Bu serencam 8 yıl boyunca devam etmiş, harfleri en güzel bir tarzda yazmak için çaba harcamış. Ve 8 yıllık sülüs meşkinin ardından hocası Tahsin'e "iki satırlık bir levha yaz getir" demiş.

Bu satırları okurken müşahede ettiğiniz iki satırlık levha, Hattat Tahsin Kurt'un yazımıza başlık olarak seçtiğimiz sülüs icâzeti: Bir satır besmele, bir satır ayet-i kerime. Bakiyesini Hattat Hüseyin Kutlu klasik tarz icâze yazısıyla şöyle tamamlamış:

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahillezî halaka'l-levha ve'l-kaleme ve alleme'l- insâne mâ lem ya'lem. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedininnebiyyilummiyyi'-l a'lem ve alâ âlihî ve ashabihi'-l berarati'-l kirâm. Emmâ ba'du fekad ezintu likâtibi hazihi'-l levhati'-l mubâreketi agnî bihî Tahsin Kurt Efendi en yektube ismehû tahte hututih. Ve ene'l-fakir'u-l mu'terifu bi'l aczi vettaksir el-imamu Huseyin Kutlu ve huve min telâmîzi Hâmid'i-l Âmidi gaferallahu zunubehum ve setera uyubehum. Amin. Bi-hurmeti seyyidi'-l murselin fî Ramazani'l-mubarek. 1422.

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle. Hamd levh u kalemi yaratıp, insana bilmediğini öğretene. Allah, Nebiyyi Ümmi-i a'leme ve âline ashabına rahmet etsin. İmdi acz u taksiri mu'terif bu fakir Diyarbakırlı Hamid'den icazetli imam Hüseyin Kutlu -Allah Seyyidi'-l Mürselîn hürmetine günahlarını mağfiret buyursun, ayıplarını setretsin- Tahsin Kurt'a hatlarının altına imza koymasına icazet verdim." Sene 1422 Ramazan.

banner53
Yorumlar (5)
Halit PAS 8 yıl önce
Öz sanatlarımıza oldum olası hayranlık duyarım ancak,Hat yazıları her zaman hayranlıkla okurum.Hat sanatkarı üstatlara ise her zaman gıpta etmişimdir.Elinize emeğinize sağlık hocam.
Mustafa Kont - Cairo - Egypt 8 yıl önce
Misirdayim ya, burda guzel bir adet var, her daim her yerden Kurani Kerim sesi duyabiliyorsunuz. Is yerlerinde arka fonda Kurani kerim okunuyor. uygun degil orasi tartisilirda, okumayi seviyor bu misirlilar. bizde yazmayi seviyorsak, onlar okumaya bizde yazmaya devam insallah.
gülnihal 8 yıl önce
Hz. ALLAH C.C. AFİYET VERSİN VE İCAZETİNİN MÜRÜVVETİNİ DE GÖSTERSİN.
Sedat.. 8 yıl önce
Allah hat sanatı ile uğraşanların yolunu açık eylesin.Zaman,emek ve göz nurunu sabırla işlemek lazım levhalara,kağıda...Özenerek hat sanat yazılarına bakıyorum.Yazıdaki ahengi fark etmemek zor olsa gerek insan için.Acemi düzeyde yazmak da güzel.Ancak tecrübe,azim ve göz nurunun verdiği yazıdaki çekicilik ve düzen insanı kendine çekiyor.Gıpta ile baktırıyor.Yazamazsan da takdir et,dua et der gibi..
mustafa erdoğan 7 yıl önce
1- liye hamsetun, utfi biha harra'l vebai'l hatıme el mustafa vel murteda vebnahuma vel fatıme2-gül rukhlarına lale eger olmasa hasret bağrında anın neyler idi dağ-ı muhabbet3-her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından hala çığlıklar gelir topkapı sarayından4-her akşam camlarında yangın çıkan üsküdar perili ahşap konak koca bir şehir kadar5-hayattan canlı ölüm,günahtan baskın rahmet; beyoğlu tepinirken,ağlar karacaahmet.6- enbiya 107 ve icazetname, elinize sağlık.
11
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?