Tarihi Şehitlik 'Sosyete Mezarlığı' olmasın

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Nafi Artemel Hoca ile Şehitlik Dergâhı'ndaki son gelişmeler üzerine konuştuk

Tarihi Şehitlik 'Sosyete Mezarlığı' olmasın

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Yüzlerce şehidin medfun bulunduğu Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı İBB Mezarlıklar Müdürlüğü fiyat tarifesinde gömüye açık I. grup mezar kategorisine alındı.

Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki ilk şehitliği olan Rumeli Hisarı Şehitlik Dergâhı şu sıralarda sessiz sedasız bir şekilde restore ediliyor. Tarihi mezarlık alanında başlayan restorasyon çalışmalarında toprağın hemen yüzeyinden sanat tarihi açısından kıymetli onlarca mezar kitabesi çıktı. Restorasyonda her gün yeni tarihi mezar kitabelerine erişilirken hadisenin bu boyutu göz önünde bulundurulmadan oluşturulan Nafi Baba Tekkesi ve Haziresi Restorasyon Projesi bölge halkı ve sanat tarihçileri tarafından tepki çekti.

Ailesi, altı asırdır Şehitlik Dergâhı'nın koruma ve gözetleme hizmetiyle görevlendirilmiş olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Nafi Artemel Hoca ile Şehitlik Dergâhı'ndaki son gelişmeler üzerine konuştuk.

İbrahim Ethem Gören: Mehmet Nafi Hocam, İstanbul'un Avrupa yakasındaki ilk manevi mirası, ilk şehitliği ve ulvi merkezi Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı ve şehitlik haziresi malum olduğu üzere kamuoyunda pek bilinmiyor. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi/mezunu olup da Güney Kampüsün içerisinde böyle bir makamdan habersiz binlerce kişi var. Tevfik Fikret'in tabiriyle "5 asrın aşiyanesi" olan tarihi mezarlık sizce niye köşede kenarda, bir başına metruk vaziyette kaldı?

Mehmet Nafi Artemel: İbrahim Bey Şehitlik Dergâhı belirttiğiniz gibi hakikaten çok az biliniyor. Bu bilinmeyiş belki pek gündeme getirilmediğiyle alakalı olabilir, belki de şehir merkezinden uzakta bir yerde olduğu için olabilir. Rumelihisarı'nın eski sakinleri tarafından bilinen ve Evliyalar Tepesi olarak anılan bu yer, artık günümüzde Rumelihisarı'nın eski sakinleri de kalmadığından göz ardı ediliyor olabilir. Ama her halükarda bugün pek bilinmeyen bir değerden bahsediyoruz.

OSMANLI ŞEHİTLİĞİNİN TARİHİ M. 1451'E GİDER.

Şehitlik Dergâhından, Boğaziçi üniversitesi Kale Kapı girişinin hemen üzerindeki sokak tabelasından ve tekkenin temel kalıntılarından başka hiç bir iz kalmamış. Şehitlik ve tarihi mezarlığın önemi ise göz ardı edilmiş. Buranın tarihine kısaca değinerek bundan sonrası için neler yapılabileceğini sizden dinlemek isteriz.

Az önce önemli bir tespitte bulundunuz. Mezkûr mahal İstanbul'un Avrupa yakasındaki ilk Osmanlı Şehitliğidir. Tarih dediniz. Şehitliğin tarihi 1451'e gidiyor.

Fethin hemen öncesi...

Evet, İstanbul'un fethinin hemen iki yıl öncesi... Sultan Mehmed'in buraya adım atmasının sebebi malumunuz üzere Rumelihisarı kalesinin inşa edilmesiyle alakalıdır. Şehitlik Dergâhı, Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'un Avrupa yakasında otağ-ı hümayununu kurduğu ilk yer olarak anılır. Dua Tepe, ki bugün sehven bitişiğindeki Kekik Tepesi bu isimle anılmaktadır, ismini Osmanlı ordusunun bu mahalde fetih duaları etmesinden almıştır.

Haklısınız İbrahim Ethem Bey. Bahsettiğiniz tabelayı bilirim –o da yakın tarihte konmuş olan–  Orada sadece tabelanın dışında hiçbir işaret yoktur. Tıpkı Pazar Sokağı'nın başındaki Nafi Baba Sokağı tabelası gibi... Sizinle yaptığımız bir mülakatta Rumelihisarı bölgesinde eski bir Bizans köyü olduğunu söylediğimi hatırlıyorum. Bunun izlerine geçmiş tapu kayıtlarında rastlanıyor. Tarihi kaynaklarda belirtildiğine ve yerel halkın rivayetlerine göre fethin öncesinde Osmanlı askerleriyle Bizans birlikleri arasında bazı çatışmalar oluyor. Bu çatışmalar esnasında şehit düşen yeniçerilerle ordunun ileri gelenlerinden bazı kişiler tepede defnediliyorlar.

Facebook profilinizde bu tarihe işaret edip sürekli hatırınızda tutarak çevrenize de bu bilinci aktarma gayretinde bulunuyorsunuz. Bu mülakatta fotoğrafını yayınladığımız ve el'an yerli yerinde olmayan Şüheda Kuyusunun naif mezar kitabesinde "Heza Makam-ı Şüheda Sene (Hicri) 855" ibaresi var. Bu tarihin miladi karşılığı 1541...

Bahsettiğiniz kitabe adları bilinmeyen yeniçerilerin toplu olarak gömülü olduğu Şüheda Kuyusu'nun başında duruyordu. Şu anda koruma altında. Yani şehitlerimiz yaklaşık altı asırdır orada İstanbul'u bekliyor.

DERGÂH'IN POSTNİŞİNLERİ ŞEHİTLİĞE 1940 YILINA KADAR SAHİP ÇIKMIŞTIR

Mehmet Nafi Hocam biraz da Fatih Sultan Mehmed'in Hocası  Akşemseddin Hazretleri'nin arkadaşı, sırdaşı, Hacı Bayram Veli Hazretleri'nin halifesi Kızılca Bedreddin Mahmut Hazretleri'ne getirelim sözü...

Mezar taşının kitabesinden, Akşemseddin'in yakını olduğu, Fatih Mehmed ile birlikte İstanbul'a geldiği ve 1451 yılında şehit düştüğü anlaşılan Şeyh Bedreddin hakkında az şey bilinmekle beraber –kendisine Sicilli Osmani de atıfta bulunulmaktadır– Hacı Bayram Veli'nin halifesi Kızılca Bedreddin ile aynı kişi olduğu kaynaklarda belirtilmiştir. Osmanlıların ilk fetih şehitlerinin hatırasının yâd edilmesi görevini Fatih, Şeyh Bedreddin'in sülalesine veriyor. Bu amaçla burada Şehitlik Dergâhı kuruluyor. Dergâhın postnişinleri Şehitliğe göz kulak olma vazifesini 1940'lı yıllara kadar sürdürüyorlar.

Facebook profilinizdeki fotoğrafa yeni bir atıf daha yapalım. Sanırım Cumhuriyetin ilk yıllarında çekilen bu fotoğraf karesinde tabii otları ve arka planda da çalılıkları görüyoruz... Bâkir, medeniyetin kadife görünüşle demir süngerlerinin pek uğramadığı bir yer hissi veriyor bu fotoğraf karesi...

İbrahim Bey, İstanbul'da belki de hiç dokunulmadan günümüze kadar ulaşabilen, bitki örtüsüne kadar hiç dokunulmayan tek yer burası. Bu hususta kendimizi şanslı hissedebiliriz. Asırlardır olduğu gibi korunabilmeyi başaran nadide bir mezarlık burası. Doğal ortamı, topografyası şimdi artık tarihte kaybolmuş olan, o eski Osmanlı mezarlıkları, o Osmanlı Bahçesi tabiatıyla, endemik bitkisiyle, ağacıyla, yaşayan nadir örneklerden biri. Bugüne kadar tabii haliyle korundu.

Yine bu Şehitliği aynen olduğu gibi, hiçbir şekilde suni bir peyzaj yapılmasına izin vermeden, tamamen asırlardan beri olduğu gibi koruyabilmek, ihya edebilmek en büyük amacımız.

ŞEHİTLİK DERGÂHI I. GURUP MEZARLIK KATEGORİSİNE ALINDI

Şimdilerde buralarda hummalı bir çalışma görüyoruz. İBB Nafi Baba Türbesi ve Çevresi Restorasyon Projesi adı altında tarihi mezarlığa bir peyzaj yapıp vista alanları, seyir terasları ön görüyor. Böyle bir geçmişi olan tarihi, ulvî değere sahip bir mekânda böylesi bir peyzaj çalışması nasıl mümkün olabilir? Burası tarihi mezarlık statüsünde değil mi?

Gerçekten de bugünlerdeki büyük mücadelemiz bu. Maalesef, altı asırlık bu Şehitlik ve ona bitişik hazire tarihi mezarlık olarak tescil edilmemiş. Hâlbuki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 1972'den beri alınmış olan müteaddit kararlarla bu tepeleri, Şehitlik ve Dergâh arazisini tarihi ve doğal sit alanı olarak tescil etmiş. Nedense aslen vakıf arazisi olan ve 1949 yılında kadastrosu yapıldıktan sonra Belediye'ye tahsis edilmiş olan Şehitlik, İBB'nin Mezarlıklar listesine, herhalde farkında olunmadan, tarihi mezarlık olarak kaydedilmemiş. Bu nedenle olsa gerek, yakında yayınlanan İBB Mezarlıklar Müdürlüğü fiyat tarifesinde gömüye açık I. grup mezar kategorisinde listelenmiştir. Belki de peyzaj projesinde görülen abartılı ve mekânın manevi değeri ile bağdaşmayan süslemeler ve "manzara seyir vistaları" gibi eklemeler bu yüzden kabul görmüştür.

Nafi Baba Türbesi Projesi nasıl gidiyor! Nafi Baba'nın olmayan tekkesi nasıl restore edilecek? Malum olduğu üzere türbede Nafi Baba değil; Kavalalı Ahmet Beyin Mahdumu Ferik Ahmet Celal Paşa medfun. Nafi Baba "Batınımız Hakk ile, zahirimiz halk ile" diyerek müridleriyle birlikte yan yana defnedilmeyi tercih etmiş.

Çok güzel bir şeklide bunu ifade ettiniz. Gerçekten de Nafi Baba'nın mezarı türbenin dışında müritleriyle birlikte paylaştığı hazirede bulunuyor.

TARİHİ MEZARLIK DUVARININ YIKILMASIYLA İLGİLİ KARAR KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ

Projede, Boğaziçi Üniversitesi'nin duvarının bir bölümünün yıkılarak. Hisarüstü Nispetiye Caddesi'nden tarihi şehitliğe yol açılması bahis mevzuu. Duvar yıkılırsa tarihi şehitlik her türlü harici etkiye açık hale gelecek. Bu hususta neler söylemek istersiniz?

Şehitlik, 1981'de spekülatif amaçlarla tahribat tehlikesiyle karşı karşıya geldiği zaman Boğaziçi Üniversitesi'nin koruması altına alınması için bir girişimde bulunulmuş ve Belediye tarafından Üniversite'ye yapılan tahsiste etrafının duvarla çevrilmesi uygun görülmüştür. Duvardan önce maalesef mezarlığın bugün parkın yerinde bulunan uzantısı yerle bir edilmiş ve Şehitlikteki bazı taşlar da kırılmıştır. Bu bakımdan duvarın koruyucu bir fonksiyonu vardır. Duvarın hemen bitişiğinde tarihi mezarlar bulunduğu gibi Şüheda Kuyusu olarak anılan Fetih şehitlerinin gömülü olduğu mekân da duvara çok yakındır. Bu itibarla bu duvarın yıkılmasıyla ilgili karar kesinlikle kabul edilemez bir niteliktedir.

Bir de restorasyon çalışmalarının esnasında çıkan yeni mezar kitabelerine değinelim. BÜ öğretim Üyeleri Günay Kut ile Edhem Eldem'in birlikte hazırladıkları Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı Mezar Taşları başlıklı kitapta 190 civarında taş tespit edilmişti. Şimdi toprağın hemen yüzeyinden, çalılıkların arasından yeni bulunan 200'ün üzerinde tarihi taş çıktı... Şehitlik Dergâhı bir nevi tarihi taş kitabesi madenine döndü. Nereyi elleseniz altından bir ulemanın, şeyhin, yahut hariciye nazırının mezar kitabesi çıkıyor? Bundan sonra çalışmalar nasıl ilerleyecek? Bazıları hasar gören taşlar nasıl onarılacak? Üstlenici firmanın bu alanda yetkinliği var mı?

Adını verdiğiniz kitap hazırlanırken elde olan imkânlar çok kısıtlıydı. Arkeolojik araştırma yapılabilmesi için yeterli ne fon ne de uzmanlık yardımı vardı. Ancak verilerin toplanması ve bilimsel tespitin yapılması bakımından çok önemli ve değerli bir eser.

ŞEHİTLİK DERGÂHI'NDA AYRINTILI ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARA İHTİYAÇ DUYULUYOR

Şimdi yürütülen restorasyon projesi kapsamında yapılan kazılar sonucunda bulunan taşlar hepimizi şaşırttı. Kalıntıların niteliği –geleneksel altın yazmalı kitabeli olandan tutun, şimdiye kadar eşine ender rastlanan serpuşlara kadar– çalışanları hayretlere düşüren büyük bir hazineyle karşılaştık. Bunlara bir de Bizans'a kadar dayanan kalıntıları eklersek daha ayrıntılı arkeolojik bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkar. Nitekim bu konuda bize yardımcı olunması için Anıtlar Kurulu ve Arkeoloji Müdürlüğü'ne başvurduk ve kendilerinin desteğine dair sözlü onay aldık ancak henüz resmi görevlendirme çıkmadı.

Büyük bir şans eseri olarak iyi bir restoratör Ediz Çakır ve ekibi ve çok fedakâr birkaç gönüllüye rastladık. Gönüllü uzmanlar arasında yoğun çalışma temposuna rağmen bizi yalnız bırakmayan Burak Çetintaş'ı şükranla anmak isterim.

İki yıl önce yönetmen Metin Erksan'ın Şehitlik Dergâhına defnedilmesiyle birlikte, mekânın İBB uhdesinde olduğu anlaşılmış ve tarihi şehitliğin güncel gömülere açılması da tartışma konusu olmuştu. Şehitlik Dergâhı, Ulus ya da Zincirlikuyu gibi Sosyete Mezarlığına çevrilebilir mi? Bu konuda ki kanaatleriniz nelerdir?

Az önce de bahsettiğim gibi altı asırlık Şehitliğin resmen IBB tarafından sehven tarihi mezarlık alanı olarak tescil edilmemesi sonucu olarak böyle bir düşünce maalesef ortaya çıkmış ancak gerek üniversite gerekse aile fertleri bu tescilin acilen yapılması için gereken mercilere başvurmuştur ve cevap beklemektedir.

Uzun yıllar İngiltere'de kaldınız. Böyle tarihi bir mekân, Şehitlik Chelsea'de olsa herhalde fanus içinde muhafazaya alınırdı?

Hiç şüphe yok öyledir. Hatta buna bir örnek olarak İngilizlerin, Kırım Savaşı ve Çanakkale'de ölen askerlerinin ülkemizdeki mezarlarına bile ne kadar özenle baktıklarını, koruduklarını hatırlamamız gerekir.

TARİHİ GEÇMİŞE SAHİP ÇIKMAK HERKESİN GÖREVİDİR

Sizi birkaç aydır hep Şehitlik meseleleriyle meşgul iken buluyorum. Ceddinize verilen Şüheda Kuyusu'nu, fetih şehitlerini ve hatırasını gözetme görevini üstlenmiş gibisiniz. Bu aslında hepimizin görevi...

İbrahim Bey, haklısınız bu görev sanki zaman diliminin bu bölümünde bana kalmış gibi. Ve ben de büyük bir memnuniyetle görevimi ailenin başka fertlerinin ve sizin gibi bu davaya gönül verenlerin ve de öğrencilerimin desteğiyle yerine getirmeye çalışıyorum. Aslında bu görev hepimize verilmiştir. Tarihe, geçmişe sahip çıkmak herkesin, hepimizin görevidir.

Şehitlik Dergâhı'nın korunması için, Şüheda Kuyusu'nun; tarihi Şehitliğin gelecek nesillere olduğu gibi tabi haliyle miras bırakılması için kamuoyuna ne gibi görevler düşüyor?

Hepimizin, geçmişimize,  insanlığın ortak değerlerine, kutsal bir amaç uğruna ölen insanlara saygı göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, Osmanlı sanatını, yaşam felsefesini, doğaya yaklaşımını yansıtan bu son örneklerin, sorumsuzca ya da gafletle yok edilmemesi için, sizin gibi duyarlı kişilerde müşahede ettiğim farkındalığın yaygınlaşmasını diliyorum.

İlginiz için teşekkür ederim.

Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2014, 14:44
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedat KILIÇ
Sedat KILIÇ - 7 yıl Önce

Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı' nda başlayan resterasyon çalışmalarında tarihi değerlere dokunulmadan, kendine özgü değerleri ile kalmasını umut ediyorum.Tarihi mezarların, onlarca mezar kitabelerini kaybetmeden gelecekteki nesillere aktarılması önem arz etmekte.Bizlerin de böyle güzel mabetlere ve ecdadımızın yatmış olduğu yerlere sahip çıkma açısından önemli bir görev üstlenmemiz gerekmekte.

banner39