banner39

Toplumsal bir kurguya sahadan bakmak: Apaçilik

Ömer Miraç Yaman’ın ‘Apaçi Gençlik’ çalışması, ‘Apaçiliğin’ nasıl toplumsal olarak kurgulanmış bir kategori olduğu gözler önüne seriliyor

Kültür Sanat 28.03.2013, 11:33 28.03.2013, 11:33
Toplumsal bir kurguya sahadan bakmak: Apaçilik

Alperen Gençosmanoğlu/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Bazı kelimeler vardır ki duyan herkesin kafasında aniden bazı imgeler canlandırır. Tacizci, tinerci, hırsız, terörist... Bu ve benzerlerini peşine ekleyebileceğimiz diğer kriminalize edici ifadeler, ana akım medyada ve son zamanlarda epey itibar kazanan sosyal medyada"apaçi" kelimesinin ilk elde yarattığı çağrışımlar. İşin vahim tarafı, eğer bulunduğumuz pozisyon dolayısıyla biçilen bu gömleğin giydirilmek istendiği tarafta değilsek, biz de bu gömleğin üretim aşamasında üzerimize düşen görevi genellikle hakkıyla ifa ediyoruz. Bu isimlendirmeler aslında yapışkan bir nesne gibi işlev görüyor ve biz artık o nesneyi üzerine yapışan tüm anlamlarla birlikte görmeye başlayarak kurguyu sarsılmaz bir hale getiriyor, ilmekleri yırtılmaz bir şekilde sıkı örülmüş gömleği ortaya çıkarıyoruz. 'Kamusal alanı' var eden aktörler bu 'yapışkan nesneleri' hangi ifadelerle birlikte anmaya başlarsa, o nesneler artık bir tarihsellik kazanıyor ve biz karşılaşmalarımızda bütün bir tarihsel bagajın getirdikleriyle tepki verir hale geliyoruz. En basitinden bu yazıyı okuyanların kaçı için "apaçi" kelimesi olumlu bir çağrışım yapar diye düşünebiliriz. Geriye doğru baktığımızda "apaçilik" tanımlamasının tarihsel bir adlandırmalar silsilesinin bugünkü halkası olduğunu da söyleyebiliriz.; maganda, kıro, zonta...

Bu hesaplaşmalar bağlamında Açılım Kitap tarafından yayınlanan Ömer Miraç Yaman'ın 'Apaçi Gençlik' çalışması baktığımızda, 'Apaçiliğin' nasıl toplumsal olarak kurgulanmış bir kategori olduğu gözler önüne seriliyor. Ancak bunu Türkiye akademisinin çoğunluğunun büyük bir özgüvenle yaptığı üzere 'oturduğu' yerden yapmıyor. Yoğun emek ve zaman harcanmış bir saha çalışmasının sonucunda, meramını toplumsal hayatın içinden tanıklık ettiği kesitlerle aktarıyor. Burada şunu da hemen not düşelim ki saha çalışması derken, bakacağı alanı önceden ve aslında yine oturduğu yerden belirleyen ve konumlandıran, yani en baştan kurgulanmış olan 'anket çalışmalarını' kastetmiyorum. Esenler ilçesinde yanıp sönen flaş ışıkların altında bangır bangır müzik eşliğinde onlarca kişinin durmadan dans ettiği bir ortamda geçirilen beş aydan bahsediyorum. Bu bağlamda tam da bir saha çalışmasından beklendiği üzere önceden oluşturulmuş soyut kalıpların değil, bizzat sahadaki öznelerin yani 'apaçi' olarak anılan gençlerin çalışmaya yön verdiği bir sürece şahitlik ediyoruz.

Bunun yanı sıraçalışmayı değerli kılan bir diğer nokta ise tarihsel derinliği olan bir okumaya girişme çabasıdır.Yaman, çalışmanın üzerine kurgulandığı kavramları ve sahayı tarihsiz ve nevzuhur bir mesele olarak görme hatasına düşmüyor. Kitabın içinde ayrı bir bölümde oldukça işçilikli bir iz sürümü ile 'apaçi' kavramının soy kütüğünü çıkarıyor ve Amerika'daki sömürgeciliğe karşı direnen Apaçi halkından, 20. yüzyılın başında Fransa'da göçle şehre gelip adaletsizliğe karşı başkaldırdığından dolayı Apaçi olarak anılan gençlere, Fransa'dan beslenen Osmanlı entelijansiyasının romanlarıyla coğrafyamıza taşınan Apaçi kavramının nasıl bir dolaşım ve seyir içerisinde bugüne geldiğini görme imkânı buluyoruz. Tarihsel derinliğin yanı sıra çalışmanın teorik önemini de es geçemeyeceğimizi düşünüyorum. Bu kitap sosyal bilimler literatüründe çoktantüketilmiş ve tüm kavramsal çerçevesi oturmuş bir teorinin saha üzerinde yeni bir sağlamasını yapmakyerine, sahada gözlenen yeni durumlar üzerinden yaptığı kavramsallaştırma denemeleriyle teoriye önemli katkılar sunma çabasında. Bir diğer ifadeyle, bugünün toplumsal meselelerini anlamlandırmak için, bize görüş alanı açacak yeni mercekler sunuyor.

Peki, bu kitabı okursak bilmediğimiz ne öğreniriz?Eğer elan bu yazıyı okuyorsanız kesinlikle uzak olduğunuz bir hayatındetaylarına ve gündeliğine şahit olacak,"apaçi gençliğin" sesine kulak verme imkanı bulacaksınız diyebiliriz. Yazar, 'apaçi gençlerin' bir yandan yapısal koşulların dört bir yandan presleyerek hareket alanını daralttığı okul, polis, atölye ve aileden oluşan bir hapishanede çıkışsızlıklarını tasvir ederken, diğer taraftan ise bu gençlerin, tam da bu yapısal şiddeti yaratan en önemli aktörlerden devlete göre legal ya da illegal olup olmadığına bakmadan, nasıl taktiklerle kendilerine 'direniş', çıkış ve kaçış yolları bulduklarını gösteriyor.

Ömer Miraç Yaman, Apaçi Gençlik, Açılım Kitap, 2013

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?