banner39

Türk Edebiyatı'nda okul hayatı

Türk Edebiyatı bu sayısında, yeni öğretim yılının başlaması dolayısıyla, eski ve yeni okulların ve bu okullarda verilen eğitimin edebiyatımıza nasıl yansıdığını araştırıyor

Kültür Sanat 22.10.2013, 09:45 22.10.2013, 09:45
Türk Edebiyatı'nda okul hayatı

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Türk Edebiyatı bu sayısında, yeni öğretim yılının başlaması dolayısıyla, eski ve yeni okulların ve bu okullarda verilen eğitimin edebiyatımıza nasıl yansıdığını araştırıyor. Alâattin Karaca'nın ciddi katkılarıyla hazırlanan dosya, Sezai Coşkun'un eski usul mektepten modern mektebe geçiş sürecini anlattığı yazısıyla başlıyor. Coşkun'un önemli tespitlerinden biri, modern mekteplerle ilgili hatıraların genellikle öğrenilen şeylerde, eski mektep hatıralarının ise ritüellerde yoğunlaşmasıdır. Bu ritüellerin en önemlisi olan mektebe başlama töreni, yani "Âmin Alayı" Türk ressamları tarafından çok sevilen bir konuydu. Dergi sayflarında  üç önemli ressamdan üç güzel "Âmin Alayı" tablosu da yer alıyor.

Namık Açıkgöz, Fuzulî'nin Leyla vü Mecnun adlı mesnevisiyle Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk'ındaki mektep sahnelerini anlatıyor. Bilindiği gibi, çocukluklarında Leyla, Mecnun'un, Hüsn de Aşk'ın sınıf arkadaşıdır.  Muallim Nâci ve Ahmet Râsim, mahalle mektebi hatıralarını çok ayrıntılı bir şekilde anlatan iki önemli yazarımızdır. Nâci'nin Ömerin Çocukluğu, Ahmet Râsim'in de Falaka adlı eserleri bu konuda bilgi edinmek isteyen herkesin okuması gereken klasikleşmiş eserlerdir. Umut Düşgün'ün bu eserleri ele aldığı yazısında, Malik Aksel'in "Falaka" adlı yağlıboyasıyla Nevhatü'l-Uşşak adlı taş baskısı eserden eski mektep hayatının tasvir edildiği dört resim kullanılmış.

Beyhan Kanter, Halit Ziya, Ali Ekrem Bolayır, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit'in hatırat kitaplarına dayanarak Servet-i Fünun neslinin okul hatıralarını; Alâattin Karaca da Sezai Karakoç'un parasız yatılılık yıllarına anlatıyor.  Bu sayının ilgi çekici yazılarından birini de Selçuk Karakılıç yazmış. "Sait Faik ve Traji-komik Bir Sürgün Hikâyesi" başlığını taşıyan bu yazıda, 1925 yılında, İstanbul Erkek Lisesi'nde Arapça mualliminin sandalyesine iğne konulduğu için bir grup öğrencinin başına gelenler ve olayın Çankaya Köşkü'nde bile yankılanan büyük bir "memleket meselesi" haline gelişi anlatılıyor. Ceza olarak Bursa Erkek Lisesi'ne sürülen öğrencilerden biri de ünlü hikâyecimiz Sait Faik'tir.

Selahattin Çitçi'nin "Türk Romanında Ecnebi Okullar" başlıklı yazısı da önemli. Son iki yüzyıllık tarihimizde Türk entelijansiyasının zihin dünyasını şekillendiren yabancı okullar, eğitim, kültür ve düşünce tarihimiz yazılırken asla ihmal edilmemesi gereken kurumlardır. Bahtiyar Aslan da Avusturya Kız Lisesi'nde okumuş bir yazar olan Tezer Özlü'nün Çocukluğun Soğuk Geceleri adlı romanını bu açıdan ele alarak değerlendiriyor. Dosya, Şener Şükrü Yiğitler'in "Bir Yatılı Okul Klasiği: Hababam Sınıfı" başlıklı yazısıyla sona eriyor.

 

banner53
Yorumlar (0)
23
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?