banner39

Türkçe edebiyatın Oyunbozan'ı hakkında üç kitap

Tutunamayanlar’ın, Tehlikeli Oyunlar’ın, Korkuyu Beklerken’in yazarı Oğuz Atay 35 yıl önce bugün vefat etti

Kültür Sanat 14.12.2012, 09:52 14.12.2012, 09:52
Türkçe edebiyatın Oyunbozan'ı hakkında üç kitap

Ali Koçak/ Kültür Servisi

Oğuz Atay(1934-1977), yedi yıllık kısa yazarlık hayatına sığdırdığı 4 romanı, 1 hikâye kitabı, 1 oyunu ve yazarın kişisel dünyasına biraz da olsa sokulma izni veren günlüğünü ve bazı mektuplarını önümüze koyduğumuzda onun eserleriyle Türkçe edebiyatın klasikleşen yazarlarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Ardında bıraktığı kitaplar, Türkçe edebiyat geleneğinde yepyeni bir romanın habercisi olmuştur. Öyle ki "Atayesk roman"dan bile söz edilir olmuştur.

"Korkuyu Beklerken" öyküsünde geçen "Ben bir şeyin taklidiydim, ama aslımı bile öğrenememiştim" ifadesi şu Atay'ın anlattığı insanların trajedisini yani Türkiye toplumunun Batılılaşma serencamını çok çarpıcı bir şekilde özetler. Türkiye'deki hâkim kültürel dokuyu değerlendirirken, "kapalı sistem yaratıklarının dış dünya korkusu" diye bir ifade kullanıyor Oğuz Atay.

Tutunamayanlar romanında Türk aydınının farklı dönemlerde sergilediği tutumu ve yaşantısını ironik bir yaklaşımla hicveden Atay, tüm kitap boyunca Türk aydınının 'Tutunamayan' bir kesim olduğunu açıkça dile getirmektedir. Oğuz Atay'ın Dostoyevski'yi ne çok sevdiğini defalarca yazmış olması da bir rastlantı değil aslında. Ecinniler'in Gölgesinde kitabının yazarı Yeşim Dinçer bunu şöyle özetler: "Oğuz Atay'ın Dostoyevski'ye olan sevgisi ve hayranlığı besbelli. Tutunamayanlar'da, Dostoyevski'yi okul arkadaşlarından biriymiş gibi resmeden bir tabloya duyduğu özlemden söz eder. (Turgut'la Selim de Dostoyevski gibi mühendislik okumuşlardı.) Böylesine kapsamlı bir etkiyi Ecinniler'le sınırlamak, Yeraltından Notlar ile Budala'dan söz etmemek olmazdı. Kitabımın sonunda bu akrabalığa değinmekle yetindim. Dostoyevski'nin gölgesinde Oğuz Atay'ı okumak kadar Oğuz Atay'ın kılavuzluğunda Dostoyevski'yi okumak da keyifli ve ilginç olabilir."

"Dün gece Mehmet Akif'i okudum," diyen Atay sol çevrelerden kendini uzaklaştırdıktan sonra edebiyat çevresinden de dışlanıyor. Bu nedenle, sadece bir plan olarak sözünü ettiği "Türkiye'nin Ruhu" ifadesini sadece bir kitap adı değil, onun yazı yolculuğunun hasılası olan eserlerin kurucu söylemi olarak da okuyabiliriz.

Ölümünün 35. yılında İTÜ sıralarından geçen Oğuz Atay'ın, mühendisliği, yaşamı ve romancılığı İTÜ Rektörlük Kurumsal İletişim Ofisi tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşuldu. Konuşmada Prof. Esin İnan (Mustafa İnan'ın kızı), Yrd. Doç. Hilmi Tezgör, Arzu Aygün ve İTÜ Türk Dili Bölümü öğretim görevlileri yer aldı. Bugün 17.00'de Süleyman Demirel Kültür Merkezi İTÜ Ayazağa Kampusu'ndaki etkinlikte İTÜ TMDK tarafından Türk müziği dinletisi de sundu.

Onun eserleri kadar okunma biçimleri de üzerinde durulmayı hak ediyor. Handan İnci'nin hazırladığı derleme kitap, Tutunamayanlar ilk çıktığı günden bugüne kadar Oğuz Atay hakkında çıkan yazı ve eleştirilerden; Oğuz Atay'ın hayattayken yazdığı yazılarından ve gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşmaktadır.

SUSULAN VE KONUŞULAN DÖNEMLER

Kronolojik olarak yerleştirilen yazılar, bugüne kadar Oğuz Atay üzerine söylenenler dışında "söylenmeyenleri" de yansıtmaktadır. Kitaptaki yazılar Oğuz Atay'ı anlama çabasını ortaya koyarken, aynı zamanda geçen otuz yıl içinde "susulan" ve "konuşulan" dönemlerin tarihî bir panoramasını gözler önüne sermesi bakımından da önemlidir. Oğuz Atay'ın gereği gibi alımlanması 1980 sonrasına rastlar. Çağını aşan her yazar gibi Oğuz Atay'ın da değeri ölümünden yıllar sonra fark edildi denilse yanlış olmaz. Yıldız Ecevit'in şu tespiti anılmaya değer: "Bir yazarın değerinin anlaşıldığı saptamasını, tek başına, onun çok okunuyor olmasına dayanarak yapamayız. Atay son yirmi yıldır yalnızca Türk edebiyatında değil, belki dünya edebiyatında da örneğine az rastlanır bir sevgi çemberiyle çevrilmiş durumda, bu doğru. Ama bu, onun alımlanmasının bir yönü. Diğeri ise bence en az bunun kadar önemli. Seksen sonlarından bu yana, üzerinde doktora tezleri yazılan, ciddi araştırmalar yapılan biri o. Geç de olsa değerinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz."

Selim İleri, Ömer Madra, Çağlar Keyder, Enis Batur, Yusuf Atılgan , Hilmi Yavuz, Mustafa Alp Dağıstanlı, Perihan Mağden, Orhan Pamuk, Vüs'at O. Bener, Murathan Mungan , Ayfer Tunç, Atilla Özkırımlı, Murat Belge, Fatih Özgüven, Berna Moran, Orhan Koçak , Sibel Irzık, Memet Baydur, Jale Parla, Yıldız Ecevit, Ali Akay, A. Ömer Türkeş , Afşar Timuçin, Mehmet Seyda, Güven Turan, Oktay Akbal, Halit Refiğ, Haldun Taner, Gürsel Göncü, Semih Gümüş, Ahmet Ümit, Günay Özmen, Erdoğan Şuhubi, Orhan Şahinler, Yavuz Atay, Sadık Yalsızuçanlar, Mahmut Temizyürek, Murat Yalçın, Zühtü Bayar, Faruk Haksal, Rauf Mutluay, Oğuz Demiralp, Fethi Naci, Ekrem Işın, Kürşat Başar, Füsun Akatlı, Nurdan Gürbilek, Zeynep Atamer, Murat Gülsoy, Doğan Hızlan, Pakize Kutlu, Oray Tuğlan, Recep Bilginer, Ç. Begüm Soydemir, Memet Fuat, Cevat Çapan ve Arzu Aygün'ün yazılarından oluşan armağan kitap, Türkçe roman geleneğini kökten sarsan Oğuz Atay üzerine yapılan çalışmalara ilham vermesi bakımından dikkate değer.

BİR OĞUZ ATAY SÖYLEŞİSİ

Oğuz Atay'ın, ölümünün 30. yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde yapılan bir sempozyumla anılmıştı. Atay'ın, aynı zamanda Türkçe edebiyatın en sevilen, en geniş okur kesimine sahip yazarlarından biri oluşunu hareket noktası alan sempozyum, Oğuz Atay okurlarını bir araya getirmiş, onları Atay'ın arkadaşlarıyla, Atay'ın eserleri üzerine yazılar yazmış eleştirmenlerle ve akademisyenlerle buluşturmuştu.

Handan İnci ve Elif Türker tarafından hazırlanan Oğuz Atay İçin adlı kitap, bu sempozyumda bir araya gelen eleştirmenlerin, akademisyenlerin, yazar ve sanatçıların Atay'la ve eserleriyle ilgili önemli saptama ve değerlendirmelerinden oluşuyor. Aynı zamanda Atay'ın, Korkuyu Beklerken yayımlandığı yıl verdiği bir radyo röportajının çözümlemesini de bu derlemede ilk kez okuma fırsatı sunuyor.

"BEN BURADAYIM..."

Türkçe edebiyatın kilometre taşlarından olan Oğuz Atay özellikle son yirmi yıldan bu yana büyük bir okur kitlesine ulaştı ve benimsendi. Yazarın gerek yaşamı gerekse eserleri hakkında yazılanlar ise makalelerle sınırlı kaldı.

Modern Türk edebiyatı konusundaki ciddi ve kapsamlı araştırmalarıyla tanınan, aynı zamanda önemli bir Oğuz Atay okuru olan Yıldız Ecevit, ilk defa Oğuz Atay'ın yaşamını ve eserlerini kitaplaştırdı. Ecevit Ben Buradayım adlı kitabında Oğuz Atay'ın yaşam öyküsünü anlatırken eserleri ile yaşamının örtüştüğü yerleri ve hayatındaki esin kaynaklarını da keşfediyor. Aynı zamanda eserlerin yetkin bir eleştirisini de yapıyor.

Üç kitabın künyesi:

Handan İnci, Oğuz Atay'a Armağan, Türk Edebiyatı'nın Oyunbozan'ı, İletişim Yayınları, 2.Baskı, 2008,454 sayfa.

Handan İnci- Elif Türker, Oğuz Atay İçin Sempozyum, 2. Baskı, 2012,296 sayfa.

Yıldız Ecevit,"Ben Buradayım..."- Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası, İletişim Yayınları, Beşinci Basım, 2011, 580 sayfa,

banner53
Yorumlar (0)
9
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü