Üst üste gelen Marx kitapları; tanışma mı keşif mi?

Marx'ın en önemli eserlerinden ikisinin, Almanca aslından ilk defa yapılan çevirilerinin bu beş sene içinde yapılmış olması, “acaba bir yeniden keşif kadar ilk defa öğrenme durumu da mevcut mu?” sorusunu akıllara getiriyor

Üst üste gelen Marx kitapları; tanışma mı keşif mi?

Mehmet Erken/ Dünya Bülteni

Son beş yılda muhtelif yayınevlerinden çıkan kitaplara birazcık dikkatli baktığımızda, “Sol'un Marx'ı yeniden keşfi” şeklinde tanımlayabileceğimiz bir gelişme mevcut.

Bu olgunun Türkiye'deki detaylarına geçmeden önce, mezkur keşfin Türkiye'ye has bir durum olmadığını vurgulamakta yarar var. 2008 yılında patlayan mortgage krizi ile beraber dünyanın pek çok farklı noktasında, Kapitalizmin krizi konuşuldu, tartışıldı ve kapitalizm ile ilgili önemli eserlerin sahibi Karl Marx pek çok farklı yazar ve düşünür tarafından tekrardan ele alındı, okundu, ve Marx üzerine kitaplar, Marx'ın bugün nasıl anlaşılabileceğine dair kitaplar ve Marxist perspektif ile yazılmış kitapların dört bir yanımızı sardı.

Fakat Türkiye açısından meselenin, dünyadaki Marx'a ilgiyle doğrudan ilişkisi kadar, bunun dışında duran bir tarafı da mevcut. Marx'ın en önemli eserlerinden ikisinin, Almanca aslından ilk defa yapılan çevirilerinin bu beş sene içinde yapılmış olması, “acaba bir yeniden keşif kadar ilk defa öğrenme durumu da mevcut mu?” sorusunu akıllara getiriyor.

Bu noktada, biraz genel bir çerçeveden, son beş senede yayınlanan kitaplara değinmekte yarar var.

TÜRK SOLU MARX'I KEŞFEDİYOR!

2010 yılında İletişim yayınları, 1500. kitabı için özel bir çaba sarf ederek Louis Bonaparte'ın 18 Brumier'i adlı kitabını, farklı çeviri ve baskılarını karşılaştırarak, Tanıl Bora'nın çevirisi, Ahmet İnsel'in sunumu ve Ömer Laçiner'in sonsözü ile yayımladı. Sol'un önemli yayınevlerinden İletişim daha önce Birikim yayınları altında Karl Marx kitapları yayınlasa da, iletişim yayınları altındaki ilk Marx kitabıydı bu. Yayınevi'nin kendisini konumlandırdığı sol düşünce için önemli bir eseri de, 1500. kitap olarak dikkatle seçmişti ve büyük bir özenle yayına hazırlamıştı.

İletişim Yayınlarının şık kitabını takiben, 2011 senesi içinde yayın dünyasının görece daha yeni yayınevlerinden Yordam, Karl Marx'ın kült eseri Kapital'i “Türkçe'de ilk kez, Almanca aslından” yayınlamaya başladı ve 2011 yılında başlanan bu tercüme, geçtiğimiz günlerde yayınlanan 3. cilt ile nihayete erdi.

Karl Marx'ın en önemli kitabı, daha önce Almanca aslından çevrilmemiş miydi? Evet. Daha önce de birkaç kez denenmiş fakat buna muvaffak olunamamıştı (Kitabın ilk cildinin girişinde bu konuya dair bilgiler yer almakta) Şaşırtıcı mı? Belki evet, belki de anaakım solun kendi tarihini ve sosyalizm ile ilişkisini ve ilişkisizliğini düşündüğümüzde normal karşılanabilecek bir durum.

2013 yılında da Hil Yayınları'nın da, 30. sene-i devriyesi münasebetiyle, İletişim yayınları ile aynı sebep ile, Marx'ın Etnoloji Defterlerini yayınladığını not edelim.

İletişim yayınlarının 2010 yılında, 1500. kitabı ile başlattığımız ve bugüne kadar gelen süreç içinde, Komunist manifesto pek çok yayınevi tarafından basıldı, yine Yordam yayınları, Manifesto'nun Kürtçe tercümesini yayınladı.

Marx'ın yeniden yayınlanan/ilk kez yayınlanan kitaplarından bir diğeri, sel yayınlarının bastığı Marx'ın gazete yazıları isimli eser. Almanca aslından ilk kez yayınlanan bir diğer kitabı ise, yine Marxizm'in en önemli eserlerinden kabul edilen, Marx-Engels tarafından kaleme alınan Alman İdeolojisi. Alman İdeolojisi, Evrensel basım yayın tarafından yayınlandı.

Geçtiğimiz beş sene içinde Marx'ın eserlerinin yanında Marx üzerine, veya Marx'tan ilham ile yayınlanan pek çok kitap da mevcut. David Harvey tarafından birkaç sene önce İngilizce olarak yayınlanan ve peşisıra Türkçe'ye çevrilen Marx'ın Kapital'i için kılavuz kitabını zikrederek, Marx üzerine yayınlanan kitaplara giriş yapabiliriz. Harvey’in bu kitabı, üniversitede yıllarca verdiği Marx ve Kapital üzerine verdiği derslerin hasıalsı. Sonrasında zikredeceğimiz eser Yine Yordam Yayınları’nın 2014 yılında yayınladığı Yeni Başlayanlar için Kapital başlıklı kitabı.

Marx biyografileri için de bereketli geçen bu dönemde, İletişim yayınları Karl Marx: 19. yüzyılda yaşanmış bir hayat; Yordam Yayınları ise  Büyük Dedem Karl Marx isimli birer biyografi yayınladılar.

Marx üzerinden Marxizmden sonra marx; Marx'ın kayıp estetiği ; Dijital emek ve Karl Marx isimli kitaplar da muhtelif yayınevlerinden boy gösterdiler.Bu eserlerin temel gayesi, Marx’ın ölümü sonrasında ortaya çıkan alanlarda ve meselelerde Marxist düşünceyi kullanmak.

Asıl dilinden ilk kez yapılan çevirileriyle, özel basım kitaplar ile, biyografiler, kılavuzlar ve Marx üzerinden yazılan değerlendirmeler ile son beş senede Karl Marx'ın tekrardan dolaşıma girdiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Muhakkak gördüğümüz kadar denk gelemediğimiz kitaplar da mevcuttur. Aynı zamanda bu yazı dahilinde, literatürün kendi içindeki tartışmaları kasti olarak es geçtiğimizi söylemekte yarar var. Zira hem sevenleri hem de muarızları nezdinde tartışmalı bir isim olan Marx ve eserleri etrafında, kişiler ve kurumlar arasında da tartışmaların yaşandığı malumdur. (önreğin geçtiğimiz senelerde yordam yayınları ile bilim ve sosyalizm yayınları arasında, Komunist Manifesto üzerinden ciddi tartışmalar yaşandı ve iki taraf birbirlerine karşı sert iddialar dile getirdi)

Dünyada Marx’ın yeniden düşünülmeye başlandığı bu dönemde, Türkiye'de Marx üzerine ve Marx’dan ilhamla yazılan kitaplara dair literatür, Türk solunun Marx’ı yeniden ele aldığı kadar, Marx’ı bazı noktaları ile ilk defa tanımaya başladığını da gösteriyor. Bu yargıya en büyük kanıtımız ise, Marx’ın en önemli eseri olan Kapital’in ilk kez orijinal dilinden ele alınıp tercüme ediliyor olması [bu noktada mevcut bir tartışma varsa dahi es geçilmiş, son günlerde kitap dergilerinde yordam yayınları tarafından verilen ilanlar baz alınmıştır]. Daha önce başka yayınevlerinin yaptığı ve kârilerce hep kötü olarak nitelenen Marx kitaplarının, bunca yıldır tekrardan ele alınmaya ve tercüme edilmeye değer görülmemesi de, bi diğer destekleyici durum olarak önümüzde. Tabi ki göz ardı edemeyeceğimiz, 12 Eylül darbesi ve yasakladığı kitaplar, yasaklanan kitaplar, basılamayan kitaplar mevzusu bir vakıa olarak ortada durmaktadır fakat darbenin 30 senelik bir ertelemeye neden olduğunu düşünmek de büyük bir naiflik olur kanaatindeyim...

 

Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2015, 15:16
banner53
YORUM EKLE

banner39