banner15

Vakıf ruhuna dönme zamanı!

Vakıf mahza rıza-i Bari için kurulur. Vakfın temelinde insan vardır. Vakıf insana hizmettir. Osmanlı döneminde vakıflar yüzyıllar boyunca bu gayeden uzaklaşmadan hizmet etmiştir

Vakıf ruhuna dönme zamanı!

İbrahim Ethem Gören | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Vakıf mahza rıza-i Bari için kurulur. Vakfın temelinde insan vardır. Vakıf insana hizmettir. Osmanlı döneminde vakıflar yüzyıllar boyunca bu gayeden uzaklaşmadan hizmet etmiştir.

15 Temmuz Fetullahçı darbe girişimi Türkiye’nin iç dinamiklerine hayat veren pek çok kuruma; en çok da vakıf ruhuna ve müesseselerine zarar verdi. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de vakıf ve dernek işletmelerine bağlı kuruluşlar üzerinden faaliyet gösteren FETÖ yapılanması Türkiye’de sürdürülmekte olan hayır hasenat faaliyetlerine ve bahusus vakıf çalışmalarına önemli ölçüde darbe vurdu.

Devlet, kendisine karşı yapılan girişime kayıtsız kalmayarak yurt genelinde FETÖ ile irtibatı ve iltisakı tesbit edilen onlarca vakfı kapattı. Kapatılan vakıfların listesi Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde ilan edildi. FETÖ vakıflarına ait taşınmazlar hazineye devredildi.

Hizmet, vakıf, cemaat, cemiyet, himmet kavramlarının içi boşaltıldı. Tüm bunlar yaşanırken insanlarımızın hayır müesseselerine karşı duydukları güven de sarsıldı. Hayırseverler yeni bir öğretim yılında zekât ve sadakalarını emanet edecekleri hayır müesseselerini ince eleyip sık dokumaya başladı. FETÖ ile uzaktan yakından herhangi bir ilgisi olmayıp isminde “cemiyet” ibaresi bulunan vakıflara ait öğrenci yurtlarında bile önemli ölçüde kontenjan boşlukları oluştu. At iziyle it izi nasıl birbirine karıştıysa cemaatle cemiyet kavramları da birbirine karıştırıldı. “Himmet” adı altında toplanan zekât paraları, uluslararası çapta faaliyetleri bulunan vakıflar üzerinden yurtdışına çıkartılarak FETÖ’nün ve hain güçlerin “hizmet”ine sunuldu. Hâsılı 3 aylık süreçte vakıf ruhu ve cemiyetin maşeri vicdanı önemli ölçüde yara aldı. Şimdi yere daha sağlam ve temkinli adımlarla basarak yaraları sarma zamanı.  Vakit, hain ve işbirlikçilerin zarar verdiği vakıf ruhuna ve müesseselerine el ve gönül birlikteliğiyle sahip çıkma zamanı.

VAKIFLAR İNSANA HİZMET İÇİN KURULUR

Vakıf mahza rıza-i Bari için kurulur. Vakfın temelinde insan vardır. Vakıf insana hizmettir. Osmanlı döneminde vakıflar yüzyıllar boyunca bu gayeden uzaklaşmadan hizmet etmiştir.

VAKIF UYGULAMALARINDA FİSEBİLİLLAH ÖNEMLİ BİR KAVRAMDIR

Günümüzdeki vakıf uygulamaları fisebilillah kavramına ne kadar yaklaşırsa Allah rızasına o kadar yakınlaşacaktır.

GÜNÜMÜZ VAKIFLARINDA OSMANLI VAKIF RUHUNDAN UZAKLAŞILDIĞINA ŞAHİT OLUYORUZ

Temel olarak Türkiye’deki vakıf uygulamaları Osmanlı Vakıf uygulamalarından ayrışmış, bir adım öte uzaklaşmıştır.

ÜNİVERSİTE VAKIFLARI GENELEKSEL VAKIF SİSTEMİNE YAKINLAŞMALIDIR

Vakıflar eliyle kurulan kimi özel üniversiteler vakıf felsefesinden uzaklaşarak salt ticari gayelere matuf çalışmalar yapmakta; bir nevi sadece maddi durumu elverişli olan üniversite öğrencilerine hizmet etmektedir.

Osmanlı asırlarında İstanbul’da kurulan Darüşşifa vakıflarında, vakıf&gureba hastanelerinde ihtiyaç sahipleri bedelsiz olarak sağlık hizmeti alırken günümüz vakıf üniversitelerine ait hastanelerde ancak bedelini karşılayabilecek olanlara hizmet verilmektedir.

VAKIFLAR DERNEK GİBİ YÖNETİLİYOR

Bilindiği üzere dernekler insan; vakıflar ise mal topluluğudur. Günümüzdeki vakıfların büyük bir bölümü dernekçilik faaliyeti yapmaktadır. Ancak sağlam ve sürekli akarları bulunan vakıflar nesiller boyunca insana, Hak’ka ve hakikate hizmet edebilmiştir.

SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ VAKFI’NDAN ALINACAK ÖRNEKLER VAR

Süleymaniye Camii özelinde misal verecek olursak, ulu mabed henüz ibadete açılmadan 5 ay kadar önce vakfiyesi tesis edilmiş; külliyede hizmet edecek yüzlerce kişinin görev ve kimlikleri tanımlanmış, verilecek ücretler saptanmış, külliyenin işlemesi ve bakımı için gerekli eşya ve malzemeler belirlenmiş ve bu işlevin kıyamet gününe kadar sürmesi için gerekli vakıflar kurulmuştur.

Süleymaniye Camii ve Külliyesinin bakımı ve sağlıklı bir şekilde işletilmesi için onlarca gayrimenkul bağışlanmış; 221 köy, 30 mezra, 2 mahalle, 7 değirmen, 2 dalyan, 2 iskele, 1 çayırlık, 2 çiftlik, 5 ayrı köyün mahsulü, 2 ada ve 1 hisse Süleymaniye Külliyesi için vakfedilmiştir.

Mutlak manada olmasa da göreceli olarak, cemiyetimizin fakirlikten toprağa düşmüş bulunan en alt gelir seviyesindeki insanlarımıza yönelik sosyal adaletin göreceli olarak da olsa tesis edilebilmesi için günümüz vakıflarında da bu türden gelir üreten vakfiyelere ihtiyaç duyulmaktadır.

VAKIF HASSASİYETİ

Vakıf ve beytülmal hassasiyeti “Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur” şuuruyla somutlaştıran ecdadımız vakıfları tabir yeindeyse gözü gibi korumuştur. Bu hususta Fatih Suyltan Mehmed Han’ın vakıf hassasiyeti her türlü takdirin üzerindedir.

"…Ben ki İstanbul fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmed bizatihi alınterimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kâin ve malumu'l-hudud olan 136 bap dükkânımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim. 

Şöyleki: Bu gayr-ı menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim... Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasb eyledim. Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkalar, bila istisna her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası şifayap olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Darülaceze'ye kaldıralar, orada salah bulduralar.

(…)

Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şühedanın kavimleri ve medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendüleri gelemeyenlerin yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle..."

VAKIFLARDA YETİŞMİŞ PERSONEL SIKINTISI YAŞANIYOR

Vakıf müesseseleriyle hemhâl olan hemen herkesin gözlemlediği üzere vakıflarda çalışacak nitelikli personel sıkıntısı yaşanmaktadır. Sayıları hemen her gün artan vakıfların nitelikli personel ihtiyaçlarının temin edilmesine yönelik olarak üniversitelerde STK uzmanı yetiştirmek üzere lisans, ön lisans, yüksek lisans seviyelerinde bölümler açılması vakıa mutabık olacaktır.

EĞİTİM ALANINDA BAŞARILI VAKIF UYGULAMALIRI VAR

Vakıflar eğitim alanında başarılı çalışmalara imza atmaktadır. Eğitimi hizmetlerinin öznesine alarak hamle çapında çalışmalara imza atan vakıfların özellikle üniversite öğrencilerine yönelik nitelikli burs hizmetleri ve eğitim destekleri takdire şayandır. Vakıflar aracılığıyla yurtdışında yüksek lisans ve doktora eğitimleri almış yüzlerce vatandaşımız hali hazırda ülkemize katma değer üretmektedir.

İNSANI YARDIM ALANLARINDA BAŞARILI ÇALIŞMALARI TAKDİRLE TAKİP EDİYORUZ

Efendimiz Aleyhisselâm bir hadis-i şeriflerinde “Hayırda yarışmak İslam şiarındandır”  buyurmaktadır. Ecdadımız yüzyıllar boyunca hayırda yarış halinde olmuştur. İnsanı ve insana hizmeti faaliyetlerinin odağında bulunduran vakıflar gerek yurtiçinde ve de gerekse yurtdışında önemli faaliyetlerde bulunmaktadır. Yetim çalışmalarını, Afrika açılan eğitim, hafızlık ve meslek edindirme kurslarını, su kuyusu ve sulama çalışmalarını, yetimhane uygulamalarını, gıda yardımlarını, kurban bağışlarını, tarım ve hayvancılık hibe, eğitim ve desteklerini son cümleye dâhil edebiliriz.

VAKIFLAR BALIK TUTMAYI ÖĞRETMELİ

Afrika’ya ve ihtiyaç bulunan sair coğrafyalara gıda-sağlık yardımı ve su kuyusu gibi temel insani hizmetlerin yanı sıra, meslek edindirme kursları, sulu tarım uygulamaları (çeltik ekimi), küçükbaş hayvan besiciliği vb. alanlarda vakıflar tesis edilmelidir.

YETİM HİZMETLERİ ARTIRILARAK DEVAM EDİLMELİDİR.

Küresel kapitalist güçlerin taşeron örgütler eliyle kana buladıkları coğrafyalarda hemen her gün onlarca yetim çocuk bir başına kalmaktadır. Sayıları günden güne artan İslâm ülkelerinin yetimlerine maddi destek sağlamak amacıyla Yetim Projeleri uygulanmaktadır. Maddi desteğin yanında yetime psikolojik destek ve eğitim hizmeti de sunacak vakıf çalışmalarına ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu alanda İslam ülkelerinin bir konsorsiyum oluşturarak yetimlerin barınma, insani yardım ve eğitim sorunlarını el ve gönül birliğiyle ele almalarının zamanı gelmiş ve dahi geçmek üzeredir.

YENİ VAKIF UYGULAMASI ÖRNEKLERİ

KARZ-I HASEN VAKIFLARI (BORÇ SANDIKLARI)

KARZ-I HASEN SİSTEMİNİ HAYATA GEÇİRECEK VAKIF UYGULAMALI YAPILMALIDIR

Günümüz insanının lügatinden çıkmış bulunan karz-ı hasen güzel ödünç demektir. Karz, ödünç; geri almak üzere verilen maddi kıymet demektir. Karz-ı hasen ise; eskilerin tabiriyle fisebilillah yani hiçbir maddi karşılık beklentisi gözetmeksizin, sadece Allah'ın rızasını gözeterek din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla borç vermek demektir. Bu davranış birçok ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde övülmüştür.  

Osmanlı vakıf sisteminde asırlar boyunca tatbik edilen karz-ı hasen müessesesinin üzerine -Osmanlı Cihan Devleti’nin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte- kalın bir nisyan perdesi çekilmiştir.  Günümüzde birkaç vakıf bünyesinde borç sandıkları adıyla uygulama sahası bulan karz-ı hasen müessesesi hayata geçirilmeli; bu alanda müstakil vakıflar kurulmalıdır. Osmanlı döneminde sadece Bursa’da öznesinde karz-ı hasende bulunmak olan yüzlerce vakfın bulunduğunu hatırlatmak sanırım vakıa mutabık olacaktır.

MÜLTECİLERİN TEMEL İHTİYAÇLARINA YÖNELİK HİZMET ÜRETECEK VAKIFLAR TESİS EDİLMELİDİR

İçinde bulunduğumuz coğrafyada son 20 yılda çok büyük kitlesel katliamlar, soykırımlar ve bunlara bağlı olarak da büyük ölçekli göç hareketleri yaşanmıştır ve halen de yaşanmaktadır. Ülkemizde 3 milyonun üzerinde Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Göçmenlerin tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması mümkün değildir.

Mültecilere çadır ve ev gibi barınma ihtiyaçlarının yanında temel gıda maddelerinin üretimi, sağlık ve psiko-sosyal destek alanlarında hizmet üretecek yeni vakıflar tesis edilmelidir.

 

ZARAR GÖREN VAKIF RUHU TAMİR EDİLMELİDİR

15 Temmuz Fetullahçı darbe girişimi ivedilikle sağlıklı bir şekilde analiz edilmeli, FETÖcü yapılanmanın Anadolu coğrafyasında nasıl olup da yahut hangi saiklerle neşvü neva bulmuş olması üzerine kafa yorulmalı; geniş istişareler sonucunda ortaya çıkacak toplumsal tedavi/rehabilitasyon/restorasyon reçeteleriyle tabir yerindeyse sineklerle birlikte bataklık da kurutulmalı, cemiyetin iç dinamiklerine hayat veren müesseseler ve bahusus vakıf ruhu hazik bir tabip marifetiyle onarılmalıdır.

VAKFET, YAŞA VE YAŞAT

Yazımızı “Vakfet yaşa ve yaşat” düsturuyla vakıf kuran, hayırda birbirleriyle yarışan, hayır hasenat müesseselerini gönül medeniyetine dönüştüren ecdadımıza, ‘sahibü’l-hayrat ve’l-hasenat’ geçmişlerimize rahmet niyazıyla nihayete erdirelim.

VAKIF DUASI

"Her kimse ki; Vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse, bağışlayıcı olan Allahu Teâlâ'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin..."

Kanuni Sultan Süleyman Vakfiyesinden...

Hicri 950 - Miladi 1543

VAKIF BEDDUASI

"Allah'a ve Ahiret gününe inanan, güzel ve temiz olan Hazreti Peygamberi tasdik eden, Sultan, Emir, Bakan, küçük veya büyük herhangi bir kimseye, bu vakfı değiştirmek, bozmak, nakletmek, eksiltmek, başka bir hale getirmek, iptal etmek, işlemez hale getirmek, ihmal etmek ve tebdil etmek helal olmaz. Kim onun şartlarından herhangi bir şeyi veya kaidelerinden herhangi bir kaideyi bozuk bir yorum ve geçersiz bir yöntemle değiştirir, iptal eder ve değiştirilmesi için uğraşır, fesh edilmesine veya başka bir hale dönüştürülmesine kastederse, haramı üstlenmiş, günaha girmiş ve masiyetleri irtikap etmiş olur. Böylece günahkarlar alınlarından tutularak cezalandırıldıkları gün Allah onların hesabını görsün. Mâlik onların isteklisi, zebaniler denetçisi ve cehennem nasibi olsun. Zira Allah'ın hesabı hızlıdır. Kim bunu işittikten sonra, onu değiştirirse onun günahı, değiştirenler üzerindedir. Kuşkusuz O, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez..."

Kanuni Sultan Süleyman Vakfiyesinden...

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2016, 17:13
YORUM EKLE
YORUMLAR
Halit Pas
Halit Pas - 3 yıl Önce

Vakıf Kültürü,bizim coğrafyamızda önemli bir yere sahiptir.Buyurduğunuz gibi Osmanlıyı yücelten uzun yıllar ayakta kalmasını sağlayan hatta bunca önemli eserin yapılmasını ve yüzyıllardır yaşatılmasını sağlayan vakıflarımızdır.Onun için vakıf kültürüne dönmek,ayrılmamak önemlidir.

banner39

banner36

banner37

banner35