banner39

Yunus Emre'nin şiirleri Özbekçede ilk defa yayımlandı

Yunus Emre'nin Şiirleri Özbekçede Özbekistan Halk şairi Cemal Kemal çevirisiyle Özbekistan'da ilk defa yayımlandı. Türk klasik şiiriyeti öğretmeninin seçilmiş şiirlerini içeren ‘Niçin ağlarsın ey bülbül’ adlı bu kitap sevgili okuyucuların dikkatine sunulmuştur.

Kültür Sanat 08.07.2019, 16:15
Yunus Emre'nin şiirleri Özbekçede ilk defa yayımlandı

İslam Halbay

Mevlâna Celalettin Rumi, Türkiye topraklarında yetişen ve insanlığın bir şairi olarak gökyüzüne şiir bayrağını yükselten bir dahi sanatçıdır. Yunus Emre, Mevlâna’dan sonra Türkiye topraklarında doğup büyüyen ve en büyük şair olarak bilinen ikinci büyük figürdür.

Yunus Emre’nin nerede ve ne zaman doğduğu henüz belli değil. Bazı araştırmacılara göre, 1240 doğumlu ve seksen yıldan fazla bir ömür yaşayıp öldüğü tahmin ediliyor. Mezar taşları onlarca yerde bulunur. Farklı bölgelerde yaşayanlar Yunus Emre'nin kendi menzillerinin yakınında yaşadığını ve öldüğünü söyleyip, kendilerini ve diğer insanları da buna inandırmak istiyorlar. Bu, şairin ulus sevgisinin kanıtlarından biridir. Azerbaycanlı bir şair Bahtiyar Vahabzade şöyle diyor:

Kazılır çünkü her gönülde mezarı.
Otlarda, çiçeklerde ve güllerde mezarı.

Bazıları şairin okuma yazma bilmediğini söylüyor. Ancak Konya’da Medrese ‘de okuduğu, Mevlana ile tanıştığı ve Piri ile manevi bir konuşma yaptığı hâlâ tarihi bir gerçektir. Şair, gururla bundan bahseder. Ayrıca, Yunus Emre’nin şiirlerinin okuyucusu, onun son derece iyi eğitimli ve görkemli varlığına ikna olmuştur. Kendisi Rum, Şam ve tüm yüksek memleketlerden geçtiğini söylüyor. Burada Rum’un – Anadolu, Şam ise – Suriye olduğu anlaşılmaktadır. Yüksek memleketler, yani Kuzey ülkeler – İran ve Azerbaycan’dır. Bir yorumunda Tebriz, Nahcivan, Maraş, Sivas ve Şiraz şehirleri dile alınmıştır. Yunus Emre uzak yakındaki ülkelere seyahat eder, vardığı menzilde bir süre bulunur ve insani bir gönül arardı. Hassas kelimesi, ilahi hikmetleri ile binlerce gönüllere girer ve o yerlerde sonsuza dek yaşayacak. Şiirlerinin Anadolu’da, Balkanlarda ve Kafkasya’da milyonlarca ailede sevilip okunmasından bu yana yedi yüzyıldan fazla bir süre geçti.

Yunus Emre’nin şiirlerine bu kadar ruh ve çekicilik veren güç nedir? Büyük selefleri Mevlana Celalettin Rumi ve Hoca Ahmet Yesevi geleneklerini sürdürerek, İlahi sevgiyi söylüyor.

Aşk, Hudâ sırlarının usturlabıdır, –

demiş Mevlana Rumi. Yani, kul Yaratıcının esrarına, iki dünyanın gizli evrenine ancak aşk vasıtasıyla ulaşabilir. İlk olarak, erkeğin kadına ve kadının erkeğe olan aşkıdır. Diğer aşklar bu aşktan doğar. Anne babaya, çocuklara, sevdiklerine ve nihayetinde tek olan Yüce Allah'ı sevmek da. Aşk – Tanrı'dan insanlığa büyük bir nimettir.

İkincisi, kişi her zaman Tanrıya kul olduğunu hissedecek ve bu büyük gerçeği dili, gönlü ve davranış yoluyla kabul etmeye ve onaylamaya devam edecektir. Aksi takdirde, yalnızca yiyebilecek, içebilecek ve sadece eğlence peşindeki dejenere hayvana dalması muhakkaktır. Yunus Emre’nin şiirlerini okuduğunuzda, bu düşünceler kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir. Şairin şiirlerinde, Tanrı'nın insanla ve evrenle ilişkisi, İslami, Kur'âni akide ışığında yorumlanır ve söylenir. "Dünyanın amacı insandır, insanın amacı Tanrı'dır, Tanrı'nın amacı insani mükemmelliktir ve mükemmelliğin sınırı yoktur" denen büyük sonuca iman edeceksiniz. Evreni tanımak ve Allah'ı tanımak, kendini tanımakla başlar. Bunu vurgulayarak şair şöyle diyor:

İlim ilim demektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsin,
Ya nice okumaktır?

Bu kendini anlamak çağrısı yirmi birinci yüzyılda bizim için da büyük önem taşıyor.

Tasavvuf şairinin şiiri temel olarak folklorda, hece (parmak) vezninde yaratılmıştır. Ancak bazen aruzi menzumalarda karşılaşılır. Rab'be olan sevgisini o güzel aruzi çizgilerle şöyle ifade eder:

Sensin benim canım canı, 
            sensiz kararım yok durur, 
Uçmak'ta sen olmaz isen,
           vallah nazarım yok durur. 

Yunus dahi aşık sana, 
          göster didarını ona, 
Yarım dahi sensin benim, 
         ayrık didarım yok durur.

Yunus Emre’nin dili, bugünün Özbek diline çok yakın olan 13. yüzyıl Osmanlı Türk dilidir. İfade tarzı, halk ozanları yöntemine özel basit, akıcı ve Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmetlerini andırıyor. Ortadaki ton uygunlığı den şaşıracaksınız. Sanki iki evliya, biri dünyanın bu kenarında, diğeri de dünyanın o bir kenarında, aynı ses ve aynı saz ile insanları Hakk`a, hakikate çağırıyor. Bu da halklarımız arasındaki dil ve gönül birliği anlamına gelir.

Özbekistan Halk şairi, dahi tercüman Cemal Kemal hocamızın çabaları ve yaratıcı gayreti sayesinde Mevlâna’nın büyük ‘Mesnevi’ si halkımızın manevi mülkü haline geldi. "Dünyanın Kitabı" ve "Mesnevi Şerif" olarak bilinen bu kitap şu anda Özbekistan'da binlerce evde sevilerek okunuyor.

Allaha şükürler olsun, ünlü kamu diplomatı Anvarmirzo Husainov'un girişimi ve Cemal Kemal'in yaratıcı hizmeti sayesinde kardeş Türkiye'de doğmuş ve yetişmiş olan başka bir büyük zat, ilahi aşk şairi, Türk milletinin iç dünyasının usta ifadecisi ve milli kimliğinin oluşumuna büyük katkı yapan ünlü bir mutasavvıf olan Yunus Emre bugün ülkemizi geliyor. Şairin şiirler kitabı halkımıza sunuluyor. Bu yayın hiç şüphesiz dili, dini, kültürü, maneviyat bir olan Türkiye ve Özbekistan halklarının birliğine ve kardeşliğine hizmet edecektir.

Yunus Emre’nin kitabına önsöz yazan edebi yazarlar Sevgi ve Ayvaz Gökdemir onun şiirlerini ‘Her Türk için anne sütü gibidir’ diye tarif etmişler. Biz de bu tarife sevgili ve leziz vasıflarını eklemek isteriz.        

Anne sütü gibi sevgili ve leziz şiirleriyle ülkemize gelen Yunus Emre’nin adımı hayırlı olsun. İnşallah, bu adım Özbek diyarı, Türk topraklarından asla ayrılmayacak.

Cemal Kemal Kimdir ?

1938 yılında Buhara'nın Şafirkan ilçesi Çikaran köyünde doğdu. Buhara'daki Öğretmenler Enstitüsü'nde okudu. Gazetelerde, Özbekistan Fenler Akademisi Dil ve Edebiyat Enstitüsü'nde, Gafur Gulam Edebiyat ve Sanat yayınında çalıştı. "Elem Kirer Yüregimge" (1968), "Taş Tuğyan" (1970), "Quyaş Çeşmesi" (1975), "Tefekkür" (1979), "Süveyda" (1983) gibi şiir kitapları ve destanlar yazdı. Cemal Kemal Şekspir'in bir çok eserini Özbekçe'ye çevirdi. Ayrıca Farsça'dan Celalettin Rumi'nin "Mesneviyi Şerifinden bazı parçaları, Rusça'dan da Bualon'un, Puşkin ve başka bir çok şairin eserlerini tercüme etti. C. Kemal, edebiyat sahasındaki bilimsel çalışmalarıyla da filoloji alanında bilim adamı adayıdır. Bunlardan başka Cemal Kemal millî meselelerdeki popüler yazılarıyla da tanınmıştır. Türkistanlılarla ilgili makaleleri onu bütün Türkistan'da ve Türkiye'de tanınan bir yazar yapmıştır.


 

banner53
Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?