'Yürü Dur Boya' üzerine ters notlar

Gültekin Emre’nin son şiir kitabı Yürü Dur Boya dört bölümden oluşuyor. 32 şiir var kitapta. Bölüm adları aynı zamanda o bölümlerde yer alan şiirlerden biri. Kitaba adını veren şiir ise “Cemre Gamzesi” adlı üçüncü bölümün ikinci şiiri

'Yürü Dur Boya' üzerine ters notlar

Ali Koçak | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Gültekin Emre, edebiyattan ziyade politik açıklamalarıyla varlık kazanmayı önemsiyor. Öyle ki, hazırladığı öykü antolojisi üzerine konuşurken bile Birgün gazetesinin manşetleriyle kendisine alan açmaya çalışan bir tavrı var. Yalnız ona özgü değildir bu dil; adeta “babadan oğula geçen ceket” gibi her tarafa sirayet etmiştir.

Berlin’de yaşamanın getirdiği fütursuzlukta var tabii. Bir zamanlar Berlin’e turistik bakışla yaklaşmasından dolayı üzgün. Fakat memleketine her daim turistik bakışla bakmaktan muzdarip değil. Türkiye denilince vahşet, açık hava hapishanesi, yasaklar, ayıp ve günahlar içinde sıkışan bir ülke görüyor. Bundan dolayı gülsuyundan çok rakı dolaşıyor şiirlerinde. “Bir güzel içelim” sevdası önde. Bunda becerikli de değil. Ayrıca dini eğitime tavır geliştirmekten bahsediyor bahsettiğim konuşmasında. Haliyle bu şiirlerine de yansıyor. Oysa herkesin yaptığı bu bin bir çenebazlıktan kurtulabilse, kokusu kayıplara karışmış hayata dair incelikleri yakalaması zor olmayacak şairin. Ben buna fıtrat demek isterim ama o politik tavrından dolayı fıtrat kelimesine hınç duyar. İncelikler dedim ya bir iki örnek vereyim: “Dil Yangını”ndaki bezelye ayıklayan kadınlar gibi. Ya da zeytin ağaçlarına yönelen dizeler gibi. Bu fiyakasız ama daha sahici olurdu bana kalırsa.

Gelelim şiirlerine. Gültekin Emre’nin son şiir kitabı Yürü Dur Boya, “ Rüzgârgülü”, “Kayıp Valiz”, “Cemre Gamzesi” ile “Sus ve Dinle” başlıklı dört bölümden oluşan oluşuyor. 32 şiirden oluşan kitabın bölüm adları aynı zamanda o bölümlerde yer alan şiirlerden biri. Kitaba adını veren şiir ise “Cemre Gamzesi” adlı üçüncü bölümün ikinci şiiri. Alışılmışın dışında bir kapağı var kitabın. Arka kapak yazısı değil ön kapak yazısı var. Alıntılanan dizeler sen aylardaki bir reklamı; “büyüdüm büyüdüm … büyüdüm”ü akla getiriyor:

“Ben büyüdüm ya
Bilmiyorum aralarda ne olduğunu
Küçülüyor gözlerim, ellerim
Yolunu yitirmiş bir dere
Şunun şurasında bu ömür”

Rilke ve Necatigil üzerinden söz almaya çalışsa da onlardan çok uzak. Ayıklamamış şiirler derlemesi bu kitap, özellikle de son bölümü açısından. Şiir tarihi Rilke ile Tanrı konusunda anlaşamayan Gültekin Emre’yi nasıl yazar bilemem. Şiirleri ikna edici değil. Düzyazıya hevesli çoğu zaman şiirleri. Şiiriyet yok. Gerçi “Şair “Yürü Dur Boya” ile şiirinin adeta burçlarına çıkıyor. Tekinsiz zamanların, acı olayların sesini şiirleştiriyor. Eleştirel bir duyarlığın yüksek dozuyla sözü kıvama getiriyor” denilmiş ama bu nitelemeler gerçekçi değil. Zira yaşadığı dönemi acilen şiirleştirme aceleciliği var. Bazen klişeler baskın: “Güneş buz kesmiş/Piliç gibi bir yaz” dizelerinde görüldüğü gibi.

Bunun yanında kostak şiirleri özellikle de ilk bölümdekilerin daha başarılı olduğunu söylemeliyim. Gurbet ve sıla hasretinden bahseden fakat sılayı sadece mekânsal olarak tahayyül etmeyen dizelerine dikkat çekmek isterim. “Gözüm yok kimsenin gurbetinde” diyor bir dizesinde şair. Hüzünlü dizeleri de eklemek gerekir buna: “Gurbeti koyup da nereye/Nereye gider babam bizi bırakıp/Kaldım uzun bir ikindide.”

Tipik sol politik dilin her yere taşınma gayretinden bahsettim girişte. Gültekin Emre, “kardeşkanı içmek”, “barış”, “linç”, “Ortadoğu’daki savaşı körüklemek” ve “Gezi ruhu” üzerinden cinnetine merhem sözcükler devşirmeye çalışıyor. Doğrudan değil dolaylı anıştırmaları da atlanmamalı: “Bir bir devriliyor çamlar denizler/ Bütün gün odandan çıkmadın ağladın/ Çok kötü şeyler oluyor, çok kötü şeyler/ Yüreğini dağlıyor okuduğun gazeteler/Kırk haramili dil cambazları/Ayrıkotları sarmış haritaları”

Kitabın son bölümündeki “Arış İtingi” şiiri klişe politik tavrı zirveye taşıyor. Ankara garında meydana gelen patlama üzerine yazılmış bu şiir. Barış mitinginin kana bulanması üzerine “Devlet yine yaptı yapacağını” diyor eksiltili kelimelerle. HaberTürk’ün bağırarak sanki sevinç çığlıkları attığını da söylüyor. “Ustalık belgesi gibi bir kitap” olarak takdim edilmiş Yürü Dur Boya. Ama bunun nasıl bir ustalık olduğuna bu şiirden hareketle daha yakından ama tartışarak bakılması gerekir.

Bir şiirinde; “Ağıt Niyetine Gazel”de, Ödemiş şivesinden söz ediyor. Cahit Külebi’nin “Hikâye” şiiri vesilesiyle. Oysa doğrusu şive değil ağız olmalıydı. Şairin terim bilgisi de zayıf.

“Uzaktan bakmak, anlamaktır” bazen. Fakat bu bakış, Berlin kadar uzak olunca anlamamayı beraberinde getiriyor. Zira mekânlar önemlidir. Doğrusu Gültekin Emre’nin, içinde şiirler, şairler, kitaplar olan ve uzun zamandır Varlık dergisinde yayımlanmakta olan “Şiir Günlüğü” kadar başarılı değil bu kitabı.

Gültekin Emre, Yürü Dur Boya, YKY, İstanbul, 2016,100 sayfa.

Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2016, 14:40
banner53
YORUM EKLE

banner39