banner15

Zanzibar'ın muhyî dervişi Hatice Yentürk

Türkiye'deki her şeyini satarak mazlum ve mağdur Zanzibarlılara, yetimlere ve yetim annelerine yardımcı olabilmek için eşi ve çocuklarıyla birlikte Zanzibar'a taşınan Hatice Çolak Yentürk ile Zanzibar'daki yetim çalışmaları, yetim annelerine yönelik açtığı dikiş atölyeleri, hizmetinde bulunduğu gönüllülük turizmi ve yakın zaman önce kurdugu As salam Vakfı üzerine İbrahim Ethem Gören Bey hasbihal etti

Zanzibar'ın muhyî dervişi Hatice Yentürk

İbrahim Ethem Gören / Dünya Bülteni

Hicaz’a inen İslâm nurunun diriltici şuaları kolonizatör dervişler eliyle: bir başka ifadeyle muhyî erenler tarafından kısa sürede dünyanın dört bir bölgesine ulaşarak gönüllere sirayet etti. Böylelikle Münevver Medine’den Buhara’ya; Bağdat’tan Avrupa içlerine, oradan da ücra Afrika’ya kadar ilây-ı kelimetullah neş’et etti. Son cümlemize Zanzibar’ı da ekleyerek konumuza giriş yapalım. Zanzibar’a yetimlere şefkat elini uzatmak için gitmiş bulunan Hatice Yentürk orada hâl ve kâl lisanıyla çevresine örnek; yetim ve yetim ailelerine ise umut oluyor.

Hatice Yentürk, Zanzibar’ın Kizimkazi köyünde yetimler için bir okul açmanın gayreti içerisinde... Bunun yanı sıra yetim annelerine yönelik dikiş atölyesi ve çocuklar için çeşitli konularda atölye çalışmaları yürütüyor. Ayrıca Zanzibar’ın başkenti Stone Town’da bir de mağaza açarak yetim annelerinin dikiş atölyesinde hazırladıkları ürünleri satmalarına yardımcı oluyor.

Yentürk, tüm bunların yanında Türkçe literatüre yeni yeni girmeye başlayan “Gönüllülük Turizmi” faaliyetlerini sürdürüyor. Buradan elde ettiği gelirleri okul, atölye ve labaratuvarlarla beraber gönüllülerin konaklayacağı yerleri içeren kampüsün inşa çalışmalarında kullanıyor.

Muhatabımız yakın zamanda Zanzibar’da Assalam Vakfı’nı kurarak Afrikalı yetimlere umut ve ümit oldu. Tüm faaliyetlerini Assalam Vakfı bünyesinde sürdürmekte olan Hatice Çolak Yentürk ile Zanzibar’daki faaliyetleri ve Assalam Vakfı üzerine hasbihal ettik.

İNSANIN KENDİNİ TANITMASI BİRAZ GÜÇ!

Hatice Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

İnsanın kendini tanıtması biraz güç. Çok özetle Afrika’yı memleketi gibi seven, bu nedenle de uzun yıllar taşıma suyla ve klasik dokun kaç yöntemlerle Afrika’yı sulamaya çalıştıktan sonra artık böyle olmayacağını anlayıp- işi gücü çevreyi ve diğer tüm sıkıcı meşgaleleri bırakıp, çoluğu çocuğu kapıp Afrika’ya göç etmiş biriyim. Gönüllülük ve sosyal sorumluluk tabanlı projeler yapıyor, çocuk kitapları yazıyorum. Bir de dünyayı gezmeyi çok seviyorum.

ZANZİBAR’DA BOYUT DEĞİŞTİRİYORSUNUZ

İstanbul nere Zanzibar nere? Türkiye’ nere Tanzanya nere? Zanzibar ile irtibatınız nasıl başladı?

Zanzibar’a ilk defa yolum bir proje dolayısıyla Etiyopya’dan dönerken düştü. 80 civarı ülke gezdim ama hiçbirisi beni Zanzibar kadar etkilemedi. Ne doğasının muadili var ne insanının… Burada adeta boyut değiştiriyorsunuz. Kimyanız değişiyor. Ve hâl böyle olunca da kilometre hesapları anlamını yitiriyor, uzaklıklar zahmet olmaktan çıkıyor, rahmete vesile oluyor.

Zanzibar’da ne arıyorsunuz?

Birkaç farklı açıdan cevaplamalıyım bu soruyu. Batıda yetişmiş birçok insan gibi ben de hızlı yaşam ve doyumsuzluk gibi tuzakların içinde hissediyordum kendimi. Eşyaların ve daha bin tane lüzumsuz kaygının tutsağı olmuştum. Parmak okutarak işe girip çıktığım, günde 1.5 saat dışında açık havaya çıkamadığım, tam mesaili bir sistemle- sonsuz kurumsal bir şekilde çalışıyordum. Bunun insan fıtratına aykırı olduğunu düşünüyor(d)um. Bence çağımızdaki gerginliğin ve insanî zaafların en temel sebeplerinden birisi bu insana aykırı yaşam tarzımız.

HAKUNA MATATA-SAKİN OL, SORUN YOK!

Zanzibar insanı ise “Hakuna Matata” dediğimiz ve “Sakin ol, sorun yok, Allah ne derse o olur ve O ol dediğinde olur” şeklinde özetleyebileceğimiz bir felsefeyi hayatın tam merkezine koymuş, öyle yaşıyor. Bu o kadar insanî ki… Kapasiteni biliyorsun, sınırlarını, haddini… Burada kendi adıma en çok arzuladığım; aradığım şey bu felsefeyi karakterime işlemek olabilir.

Afrika ve Afrikalılar adına ise aradığım, onları gerçekten önemseyen ve onları oldukları gibi seven, dönüştürmeye değil de paylaşmaya meyyal doğru insanlar. Onları Zanzibar’da aramıyorum, Zanzibar’a çağırıyorum.

Biri bir şey yapabiliyor, bir yerde o bir şeye ihtiyaç var. O birinin o yerde karşılıksız bir şekilde olması ve o şeyi yapması için yollar açmak bizim çalışma usulümüz… Ve buna gönüllülük diyoruz.

ZANZİBAR’DA HENÜZ YOLUN BAŞINDAYIM

Aradıklarınızın ne kadarını buldunuz?

Henüz yolun başındayız. Buradaki diğer bir mühim felsefe “Pole Pole”

HER ŞEYİN BİR ZAMANI VAR

Ne demek bu?

Yavaş yavaş demek, acele etme demek, her şeyin bir zamanı var demek. Burada günde onlarca kez duyarsınız bunu. Artık insanlardan bunu duymamaya başladığınızda kâmilleşme yolundasınız demektir. Ben hâlâ çok duyuyorum. Ama ümidim var. Yavaş adımlarla ilerliyorum, sindire sindire.

Zanzibar İslâm dini ile nasıl tanışmış? Bu alanda kim/kimler öncü olmuş?

Zanzibar’da 20.000 yıldır insanlar yaşasa da, ilk şehirleşme İran elinden olmuş. Sonra da Umman ve Yemen sultanlıkları gelmiş.

Hangi tarihlerden bahsediyorsunuz?

9 ila 11. Yüzyıllar arası oluyor bunlar. Yaşadığımız köyde Zanzibar’ın hâlâ kullanılan ilk camii var.

Hangi yüzyıla tarihleniyor?

12. yüzyıldan kalma… Köylüler burada Efendimizin (sav) soyundan insanların mezarları olduğunu söylüyor ve doğu Afrika’nın birçok yerinden insanlar yılda birkaç defa burada toplanıp sabaha kadar ibadet ediyor. Ancak Umman’ın olayı epey sıkıntılı.

 

 

ZANZİBARLILAR TÜM BEYAZLARA “MZUNGU” DİYEREK ÖTEKİLEŞTİRİYOR

Ne tür bir sıkıntıdan söz edilebilir?

Müslümanlaştırmış ama sonra köleleştirmiş Zanzibar halkını. Sonra Portekiz ve İngiliz sömürge süreçleri takip etmiş. Şu an halk tüm beyazlara “mzungu” diyor, ötekileştiriyor beyaz adamı. Çok haksız da sayılmaz.

Bildiğim kadarıyla Tanzanya’da çok sayıda Müslüman göçmen bulunuyor? Ağırlıklı olarak hangi ülkelerin vatandaşları buraya gelmiş/yerleşmiş?

Çok fazla Hindistanlı var, birçoğu yüzyıllardır burada. Bunlar hâlâ dinlerinde ve kastlarında oldukça tutucu, dini kıyafetlerle geziyorlar. Ama Zanzibarlı olduklarını söylüyorlar, Hindistanlı değil. Benim bildiğim Müslüman göçmen kitlesi yok. En fazla yabancı kitle ise İtalyanlar. Ama adada Yeni Zelanda’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerinden oldukça fazla beyaz yerleşik durumda.

ZANZİBAR’DA HAYAT HEP DIŞARIDA

Çok hoş, tabii ve yerel malzemelerle inşa edilmiş camiler var Zanzibar’da. Çamurdan inşa edilmiş bir camide ibadet edenler nasıl bir halet-i ruhiye içerisine giriyor? Malum insan çamurdan yaratıldı…

Burada hayat hep dışarıda. Binalara sadece uyumak ya da ibadet için giriyor insanlar. Ben namazı da sahilde kumların üzerinde kılmayı seviyorum. Dalgaların sesiyle...

Diğer yandan, sorunuza dönecek olursak, Zanzibar’da zemin oldukça taşlı. Biz de aldığımız arazide binaları araziden çıkan taşlarla yaptırıyoruz. Araya da doğal harçlar koyuluyor. Son derece kaliteli doğal yapı malzemeleri bunlar.

Sizden başka Türkler var mı orada?

Köyümüzde iki Türk aileyiz.

Peki, köyde siz ve komşularınız neler yapıyor?

Biz gönüllülük turizmi, kalkınma projeleriyle ilgileniyoruz, onlar ise camileri temizleyip yeniliyor. Belki de bu sorulara onlar muhatap olsa daha doyurucu cevaplar verirlerdi.

Eyvallah. Zanzibar'ın fiziki çevre şartlarından, iklim koşullarından bahseder misiniz?

Hava tüm sene 25-35 derece arasında, akşamları tatlı bir meltem eşik ediyor size çok zaman. Nem var ama birçok bölgede rahatsız edici değil. Afrika’da kavrulacağız diye gelip bu ideal iklim koşulları karşısında afallayan, akşam hırkasını giyen çok gönüllümüz oluyor.

Bu arada inanılmaz bir doğası var. Yeşilin ve mavinin her tonu mevcut ve her yerde. Hiç görmediğiniz çeşit çeşit hayvanlar var. Maymun ormanları, her sabah sizi güzel şarkılarıyla uyandıran rengarenk kuşlar. Denizde az açılınca yunuslarla yüzebiliyor, balinalara denk gelebiliyorsunuz. Mükemmel resiflerimiz var, binlerce balığımız ise cabası.

Çocuklar için ideal bir yer olmalı orası…

Aslında çocuklar burada çok mutlu. Sürekli denizdeler, kendileri zıpkınla balık tutup sahilde ateş yakıp yiyorlar gün içinde. Yengeçlerle oynuyor, kuma bulanıyorlar.

Peki yaşlılar…

Yaşlılar da mutlu aslında. Ama sağlık noktasında çok zaaf var. Basit enfeksiyonlardan hayatlarını kaybedebiliyor insanlar. Çocuk ölüm oranları oldukça yüksek.

O nedenle şu an 10 doktorumuz bizimle, köy köy dolaşıp eğitimler veriyor, taramalar yapıyorlar. Alınacak daha çok yol var bu noktada.

Dünyanın her tarafında ve özellikle de İslam coğrafyasının önemli konularından biri yetimler. Zanzibar yetimlerinden ve bulundukları sosyal ve ekonomik çevreden bahseder misiniz?

Zanzibar, Afrika şartları düşünüldüğünde oldukça şanslı bir bölge. Savaş yok, kıtlık yok. O nedenle çok aşırı bir yetim popülasyonundan bahsedemeyiz. Buna ilaveten yetimlere genelde akrabaları sahip çıkıyor. Yani sokakta kalmıyorlar. O nedenle yetimhane kültürü pek yok.

Fakat halk oldukça yoksul. Yetime değil kendi çocuğuna yetmekte güçlük çekiyor. Evet hepsi yaşıyor bir şekilde ama iş eğitime, sağlığa gelince sarpa sarıyor. Mesela bir komşumuz var, çocuk düşmüş kafasını kırmış. Her sene defalarca bayılıyor, ama 45 km. ötedeki hastaneye bile götüren yok. Onu Türkiye’de getirip tedavi ettirme niyetindeyiz.

HATİCE YENTÜRK: BABAYİĞİTLERE İHTİYACIMIZ VAR

İnşallah bu konuda hamiyetperver okuyucularımız konuyla ilgilenir…

Yetimlere yönelik ne türden faaliyetleriniz var?

Öncelikle eğer varsa annelerini eğitime alıyoruz. Onlara dikiş öğretip ürettiklerini turistik bölgede açtığımız mağazada satıyoruz. Böylece sürdürülebilir bir geçim kaynağı oluşuyor yetimler için. Bu projeyi büyütmek için bizi destekleyecek babayiğitlere ihtiyacımız var. Bunu tüm Afrika’ya yayacak.

Bunun dışında ilgilendiğimiz yetimler için bir anaokulu yaptırıyoruz.

Ana okulunun kapasite şartlarından bahseder misiniz?

Bilim sanat labaratuvarları olan, dünya standartlarında bir yetim okulu. Arsamızı aldık, inşaata başladık. Gönüllüler, okul ve labaratuvarlar ve atölyeler hep bu arsada kampüs içinde derli toplu olsun istiyoruz. Ama bunların hepsi o kadar maliyetli işler ki. O yüzden oldukça yavaş ilerliyoruz.

ÇOCUKLAR MUTLU OLUNCA BİZ DE MUTLU OLUYORUZ

Çocuklar bahsettiğiniz faaliyetlerle ne kadar ilgili? Geri dönüşleri nasıl oluyor?

Çocuklar mükemmel. Çok hevesliler. Her gün bahçemize doluşuyor, düzenli olarak verdiğimiz İngilizce ve bilgisayar eğitimlerine aksatmadan geliyorlar. Gönüllülerimiz bir atölye düzenlemeyegörsün, yarım saat içinde yüze ulaşabiliyor rakamları. Ve çok mutlular. Onlar mutlu oldukça biz de mutluyuz.

Bu mülakatı okuyanlar çalışmalarınıza nasıl katkıda bulunabilir?

 

BİZE SPONSOR OLACAK GÜZEL İNSANLARA İHTİYACIMIZ VAR

Az önce de bahsettiğim gibi, biz yeni bir vakıfız ve eşimle evi ocağı satıp geldik. Kaynaklarımız oldukça kısıtlı. Bize sponsor olacak güzel insanlara ihtiyacımız var. Mesela bir tekstil firması dikiş atölyeleri projesine sahip çıksa, bir eğitim kurumu okulumuza, bir seyahat firması gönüllülük turizmine... Ya da bir herhangi firma hepsine... Ne güzel olur. Gücümüz birden kaça katlanır.

HEMEN HER ALANDA GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR

Onun dışında hemen her alandan gönüllülere ihtiyacımız var. İnşaat ustalarından bilim adamlarına herkesin burada yapacağı öyle çok şey var ki.

Yetim annelerine yönelik faaliyetleriniz var. Onlara tabir yerindeyse balık tutmasını; üretime katkıda bulunmalarını öğretip dikiş atölyeleri kuruyorsunuz. Bu konuya nasıl eğildiniz?

YETİM SPONSORLUĞU ÇOK MÜBAREK BİR ŞEY

Yetim sponsorluğu çok mübarek bir şey ve maşallah ülkemizde binlerce kişi dünyanın her yerinden yetimlere aylık belli miktarlarda burslar göndererek destek çıkıyor.

SADECE AFRİKA’DA 50 MİLYON YETİM VAR

Bununla birlikte sadece Afrika’da 50 milyon yetim var. Bu şekilde onlara yetişmemiz imkânsız. Hayat normal şartlarda da zaten maddi anlamda zorlayıcı iken, eşini kaybeden anneler için her şey çok daha ağır. 6 yetimiyle ayakta durmaya çalışan engelli bir annemiz var mesela dikiş atölyesinde. Çocuklarının bir kısmını akrabalarına dağıtmış, bir kısmı için direniyor. Bu anne şimdi bize inanılmaz çantalar yapıyor ve bilseniz satınca nasıl mutlu oluyor.

10 YILDA 10 BİN YETİME ULAŞMAK İSTİYORUZ

Eskiden gelen her gönüllü bu abla niye bu kadar sinirli diye sorardı. Artık gülümsüyor. Sadece bu anne bizim olayımızı özetlemeye yeter aslında. Ama hayallerimiz büyük. 10 yılda 10 bin yetime ulaşmak istiyoruz.

Bir atölyenin maliyeti ne kadar? Kadınlar ne kadarlık bir süre içerisinde üretmeye başlıyor?

Şimdiye kadar Zanzibar’da iki atölye kurduk. Mekân hazırsa ortalama 5-6 bin dolara kurulabiliyor bir atölye. Ama asıl iş sonrasında, eğitmenidir, materyalidir derken...

50 DOLARA BİR ÇOCUĞUN HAYATI DEĞİŞİYOR

Ama özetle 1 yılda 10 bin dolara 60 anne iş sahibi yapılabilir, anne başına 166 dolar demek, her annenin ortalama 3 çocuğu var desek 50 dolara bir çocuğun hayatı değişiyor. Yani aslında bir aylık sponsorluk parasıyla, çok daha fazla etki uyandırıyorsunuz-çarpan etkisi çok fazla.

Atölyelerden çıkan ürünleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

 

@KANGAAFRICA

İnstagram üzerinden @kangaafrica markası altında satışlarımız var. Türkiye'de fuarlara katılıyoruz; ama en çok Zanzibar’da açtığımız mağaza üzerinden satış sağlamaya çalışıyoruz. Aslında biraz daha tanınınca işletmeler özel günlerde çalışanlarına armağan etmek için siparişler verecekler, birileri bize özel kreasyonlar açacak da siparişlere yetişemeyeceğiz diye ümitle bekliyoruz.

İnşallah. Dünya küçük bir köye dönüştü. İhracat imkânları nasıl?

Biz henüz çok butik çalıştığımız için vergi dilimlerine girmedik. Ancak bildiğim kadarıyla vergi oranları oldukça yüksek.

Diğer yandan buradaki tüm tropik meyve ve baharatlar dışarı gidiyor. Bazısına, mesela GSMH'nın yüzde 45'ine tekabül eden tarçın devlet tekel uyguluyor. Garip bir tezat, Zanzibar’dayken burada yetişen tropik meyveleri almanın çok pahalı olması. Zanzibar’ın mangosu Avrupa'da kasayla burada tane tane satılıyor mesela. Tabi bunlar çok detaylı konular...

Bozulmamış tabii güzellikleriyle Tanzanya turizm için alternatif fırsatlar sunuyor. Turizm geliri Tanzanyalılar için ne ifade ediyor?

Tanzanya için değil de, Tanzanya’ya bağlı Zanzibar özerk bölgesi için konuşabilirim. Turizm gelirleri her sene  yüzde 6 oranında büyüyor Zanzibar’da. Şu an için GSMH’nın yüzde 20’si civarlarında. Her sene 200 bin civarında turist geliyor ki adanın nüfusu 1.3 milyon civarı. Çok daha büyüyeceğini öngörsek de, bu yine beyaz adamın işine geliyor; ona üzülüyoruz.

Neden?

Adadaki 260 üzeri otel işletmesinin ekserisi beyazların elinde. Zanzibarlılar çok düşük ücretlere çalıştırılıyor. Mesela bu otellerde iki turistin yediği bir yemeğin parası garsonun maaşını geçiyor çok zaman.

Gönüllülük turizmi faaliyetleri sürdürüyorsunuz. Bu alandaki çalışmalarınıza değinir misiniz?

Şimdiye kadar 6 ayda 100’ün üzerinde gönüllü ağırladık. Bunların içinde her yaştan, her eğitim seviyesinden ve meslekten insan vardı. Bir kısmı dikiş öğretti, bir kısmı bilgisayar. Bir kısmı inşaatta çalıştı bir kısmı mutfakta ya da cafede. Zanzibar’a gönüllü olarak gelen misafirlerimize paket hizmet sunuyoruz. Havalimanından alıyor, 7 gün sonra havalimanına bırakıyoruz. Yeme, içme, konaklama gezme ve gönüllülük hep programlı ve iç-içe bir şekilde koordinasyonumuzda. Dönerken gönüllü hem bambaşka bir deneyim yaşamış oluyor, hem dinlenmiş, arınmış, hem bir süreliğine olsun onu götürecek kadar iyiliğe doymuş.

Bir gönüllünün bir haftası nasıl geçiyor anlatır mısınız?

Tabii ki. Konuyla ilgili, bir gönüllünün bir haftasını çektiği şu filmi izlemek yerinde olabilir:

https://youtu.be/1A-Ygp8-TUI 

 

Turistik imkânları neler?

Şahsım adına dünyada daha güzel bir yer görebileceğimi düşünmüyorum ve cennetin buraya benzediği konusunda çok ciddi öngörülerim var. Ancak detaylı bilgi için bu konuda da internet sitemizi önermek istiyorum. Zaten Google'a Zanzibar yazınca karşınıza her dilden yüzlerce kaynak çıkacak. Bu güzelliği, bizimle ya da bizsiz, kaçırmayın derim...

ASSALAM VAKFI, MAZLUMLARA KAPILARIYLA BİRLİKTE GÖNÜLLÜLERİNE DE AÇIYOR

Assalam Vakfı’nı kurdunuz. Vakfın misyon ve vizyonuna dair neler söylemek istersiniz?

Assalam Vakfı’nın mottosu “Opening doors”, kapıları açmak. Afrika’nın her yerinde mazlumun kapısını çalmak, açmak, neyimiz var neyimiz yoksa paylaşmak istiyoruz. Bunu gönüllülük turizmi ile de yapıyoruz, dikiş atölyeleriyle de, gençlik proje yarışmalarıyla da...

SİZSİZ YAPAMIYORUZ, NERELERDESİNİZ!

Ama sizsiz yapamıyoruz. O nedenle, kapıyı açan tarafta sorun yok, Afrika insanı gerçekten mükemmel, hem misafirperver, hem olgun, hem anlayışlı. Ama çok kapı var çalınacak, o yüzden de çalacak çok gönüllüye ihtiyacımız var.

Bahsettiğiniz misyonun gereğini yerine getirmek için ne türden çalışmalara imza atacaksınız?

Şimdilik gönüllülük, eğitim ve dikiş atölyelerine odaklı gitmek istiyoruz. Belki ileride biraz daha genişletebiliriz çalışma alanlarımızı. Ama şu an gücümüz buna yetiyor ve bu alanda derinleşme arzusundayız.

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

Anlattığım hususlardan heyecanlananlar ve bizimle ilgili daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler internet sitemizi inceleyebilir: www.vassalam.org 

Sosyal medya hesaplarımız üzerinden takipte kalabilir ve bize yazabilir. Her daim gönüllü ağırlıyoruz ama çok çeşitli zamanlarda çok çeşitli gönüllülere hususi olarak ihtiyacımız olabiliyor. Mesela anaokulumuz açıldıktan sonra tam zamanlı anaokulu öğretmenlerine ihtiyacımız olacak, inşaat, dikiş ve pastacılık konusunda ihtiyacımız zaten baki. Özellikle “Biraz da başkaları için bir şeyler yapsam keşke, çok yoruldum rutinimden, alternatif bir hayat olsa da gitsem” gibi düşünceleri olanlar, üniversiteyi bitirmiş ama iş hayatına atılmadan biraz kendini ve dünyayı tanımak isteyenler, bekleniyorsunuz.

Son olarak okuyucularımıza, Türkiye’ye nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Türk insanı tarih boyunca başkasının derdiyle dertlenmede, beklenen, sığınılan, özlenen olmada istikrarlı oldu. Türkiye şu an da gelire oranla dünyada en fazla yardım eden ülke. Ancak yardımın niteliği konusunda dünya epey çağ atladı. Hem yardımların koordinasyonu, hem niteliği ve milletimize devletimize kısa ya da uzun vadede geri dönüşleri konusunda biraz daha fazla düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu yıllarca Dünyanın ve Afrika’nın onlarca ülkesinde projeler gerçekleştirmiş, uluslararası ilişkiler doktorası olan ve muadillerimizi biraz olsun değerlendirebilmiş biri olarak söylüyorum.

Almanlar bizim köyde onlarca yıldır var mesela ve daha liseli Alman gençler gelip köylünün evlerinde köylünün şartlarında 9 ay kalıp yardım ediyor köylüye. Biz kaçımız liseli çocuğumuzu Afrika7ya bu şekilde yollarız? Devletlerinin Tanzanya’daki varlıklarından ve aşırı disiplinli ve sürdürülebilir, bütünlüklü çalışmalarından bahsetmiyorum bile. Oysa Almanya ne alaka dersiniz.

FEDAKÂRLIK VE GÖNÜLLÜLÜK TANIMLARIMIZI REVİZE ETMELİYİZ

Bir etkimiz olsun, hem kendimize hem mazluma bir hayrımız olsun istiyorsak biraz farklı yerlerden bakmalı, biraz farklı şeyler yapmalı, en mühimi fedakârlık ve gönüllülük tanımlarımızı revize etmeliyiz.

 

Güncelleme Tarihi: 18 Ocak 2018, 16:12
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35