banner39

21.08.2016, 21:25

Kürt Devleti'nin hayal olmasının üç sebebi

Suriye’de Kürt devleti projesi gelecek vaad ediyor gibi durabilir ancak gerçek bir bağımsızlık çok uzakta duruyor.

Haziran sonlarında, uzun tartışmaların akabinde Kuzey Suriye’de federal sisteme geçişi öngören anayasayı onayladıktan sonra, Suriyeli Kürtler ve müttefikleri; kuzeydoğudaki kent Kamışlı’yı başkent olarak ilân ettiler. 

Federalizm anlam olarak ayrı bir devlet olma fikrinden farklı bir şey ifade etse de kabul edilen anayasanın bayrak, yabancı ülkelerle ilişkiler ve zorunlu askerlik hizmeti kavramlarına yer vermesi, kurulan sistemin bağımsızlık tasavvuru ortaya koyan bir boyutu olduğuna şüphe bırakmıyor.

Öte yandan, Kürtlerin son yıllarda Suriye’nin kuzeyinde kurduğu de facto otonomiye rağmen gerçek bir bağımsızlık, ütopik bir düş olarak kalıyor. Bu sadece Rojava (Kürtlerin Suriye’de kontrol altında tuttukları kantonlar için kullandığı isim) için geçerli değil, Irak Kürdistanı için de geçerli. Türkiye ve İran’daki Kürt yerleşimlerinden bahsetmiyorum bile. Neden mi?

1. İdeolojik Çatışmalar

Baskın Kürt siyasi örgütleri Marksist, milliyetçi veya İslamcı ideolojileri takip ediyorlar. Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’nin devrimci modeli, milliyetçiliği boş verip tüm Kürtlerin “Kürdistan Topluluklar Birliği” (PKK tarafından 2000’lerin başlarında kurulan organizasyon) çatısı altında bileşeceği demokratik bir konfederasyon kurma fikrini takip ediyor.

Kuzey Irak’ta en güçlü grup olan Kürt milliyetçileri ise tam aksine kendi uluslarını inşa etme hedefinin peşinde. Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) tarafından domine edilen Kürdistan Bölgesel Yönetimi, özellikle petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan, mevcut ekonomik krizin ellerindeki gücü sınırlandırmasına rağmen Bağdat’tan bağımsızlığını sağlamayı denedi.

Sonuncu fakat bir o kadar da önemli olarak, PKK yahut KDP ve onlara bağlı gruplar kadar olmasa da bir Kürt İslami Hareketi de mevcut. Irak Kürdistan Parlamentosu’nda düzenli olarak belli sayıda koltuğa sahip oluyorlar.

Farklı ideolojilere sahip Kürt grupları arasındaki çatışma politik düzlemde kendini açıkça gösterdi ve bu çatışma şimdiye kadar, ihtiyaç duyulan birliği sağlamaya engel teşkil etti.

2. Siyasi Engeller

Kürtlere ait yerleşimlerin İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de yayılmış olmasından ötürü Kürt siyaseti, yerleşik olunan her bir devlette ki durumdan derin şekilde etkileniyor. Bunun akabinde, Kürt siyaseti sadece kendi aralarında süren bir mücadele ortamında da gelişmedi, ayrıca bölgesel güç oyunlarına göre de şekillendi.  KDP ve KYB arasında, 1994 ve 1997 yılları arasında yaşanan Kürt iç savaşı buna çok iyi bir örnek. KDP, Saddam Hüseyin ile ittifak yaparken KYB, İran ile ittifak kurdu. Durumu daha da karıştıran bir başka önemli gelişme de KYB ile ittifak hâlindeki PKK’yı sıkıştırma potansiyeli gören Türkiye’nin KDP’nin yanında savaşa dahil olmasıydı.

Sonuç olarak, Kürtlerin yerleştiği bölgelerdeki siyasi nüfuz, doğrudan silahlı grupların kontrolüyle bağlantılı.

Şu anki durumda da Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkan mücadeleler görülebilir. Rojava adıyla anılan de facto otonom bölge tamamen PYD tarafından domine edilmiş durumda ki PYD, PKK ile bağı olan bir grup. Silahlı kanadı YPG’ye dayanarak PYD gidişatı belirliyor ve muhaliflerini bastırıyor

Nihayetinde, birçok ülke Kürt partileri ile ilişkiler geliştirmiş olsa da (PYD, Moskova’da temsilcilik dahi açmıştı) hiç kimse tam bir Kürt otonomisini yahut bağımsız devlet formundaki bir oluşumu destekliyor gibi durmuyor.

3. Bölgesel Güç Sıkışması

Suriye ve Irak’ta süren vahşi savaşlar karşısında Kürtler kendilerini bir kez daha cephelerin arasında kalmış durumda buldular.

2014’ün başlarından itibaren ABD, desteğini Suriye’deki Sünni muhalif gruplardan YPG adıyla ortaya çıkan Kürtlere kaydırmaya başladı. Askeri ve siyasi desteğin sonucu olarak da YPG ve siyasi kanadı PYD gücünü arttırıp IŞİD’e karşı mücadelede en güvenilir partner olarak uluslararası itibara kavuşmayı başardı.

ABD öncülüğündeki koalisyonun hava desteğini alan; Kürtlerden ve Suriyeli isyancı Araplardan oluşan koalisyon olarak bilinen Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kurulması ile de PYD ve YPG nihayet “Kürt etiketini” çıkarıp kendini multi-etnik bir hareket olarak tanıtmaya çalıştı.

Öte yandan Türkiye hükümeti, Kürtlerin güçlenmesi hususunda son derece paniğe kapılmış durumda ve bağımsızlığa yönelen herhangi bir hareketi muhtemelen engelleyecek. Türkiye için Rojava projesi, PKK ile sürdürdüğü savaştan ayrı olarak düşünülemez. Sadece PYD siyasi olarak doğrudan PKK’ya bağlı olduğundan değil, ayrıca grupların arasında savaşçı akışı olduğu ve PKK, Kürtlerin kontrolündeki bir Kuzey Suriye’ye güvenli liman olarak sığınabileceğinden ötürü böyle görülüyor.

Aynı zamanda Irak da yakın bir zamanda ulus devletlere bölünmeyecek, tam da bu yüzden Irak Kürdistanı muhtemelen Bağdat’ın bütçesine bağlı şekilde, yarı otonom bir pozisyonda kalacak. 

Kaynak: Middle East Eye
Dünya Bülteni için tercüme eden: Deniz Baran

Yorumlar (0)
18
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?