banner39

Abdullah Ağar: Rusya'yı yavaşlatmak için Boğazlar kartı çıkarılabilir

Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, “Sadece uçaklar için değil mühimmat taşıyan bir takım deniz araçlarının da Boğazlardan geçişine kısıtlamalar geliştirilebileceğine dair bilgiler var” dedi.

Makale-Yorum 22.02.2020, 15:24 22.02.2020, 15:43
Abdullah Ağar: Rusya'yı yavaşlatmak için Boğazlar kartı çıkarılabilir

Neslihan Önder / İstanbul

İdlib’te muhalifler ve rejim güçleri arasındaki çatışmalar sürerken bir yandan da Türkiye ve Rusya arasında yoğun bir görüşme trafiği yaşanıyor. Başından bu yana sorunu diplomatik kanallarla çözmeye çalışan Türkiye’nin sahayı da kullanırız mesajı üzerine ABD, NATO ve AB ülkelerinden ardı ardına destek mesajları verilmeye başladı. 21 Şubat tarihindebasına açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Rejim İdlib halkına bu zulmü durdurmadığı sürece bizim için oradan çekilmek söz konusu değil. Ateşkesi ancak o zaman yapabiliriz” dedi.

Yeni gelişmeler bölgedeki dengeleri nasıl etkileyecek? İdlib için kısa vadede bir çözüm üretilecek mi? Çözüm diplomatik mi olur yoksa askeri mi? Türkiye’nin geçtiğimiz gün Rus uçaklarına Türk hava sahasından geçişi için izin vermediği iddiaları doğru mu? Başka ne tür tedbirler alınabilir?... Tüm bu soruları alanında uzman isimler ile konuştuk.

Abdullah Ağar: Tüm dengeleri değiştirecek hareket..

ABD’nin İdlib’te Türkiye’yi destekliğine yönelik açıklamaları yeni gündem konularını da beraberinde getirdi. ABD’den patriot istendiğine dair iddialar dolaşırken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bir yayında yaptığı açıklamada, ABD'nin Patriot desteği verebileceğini vurguladı. Olası bir ABD desteği ile ilgili konuşan Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, “ABD’nin vereceği desteğin şekli ve dozajı, sahadaki tüm dengeyi etkiler. Değiştirebilir, daha da karmaşık hale getirebilir ya da olumlu şekilde etkileyebilir. Ama mutlaka etkiler. Nasıl bir destek vereceği son derece önemli. Örneğin şu an Rusların orada hem kara hem hava savunma sistemi olarak bariz üstünlüğü var. Bu üstünlüğü domine edici, ortadan kaldırıcı, baskılayıcı bir müttefik doğru amaçlar noktasında kullanılabilir. Saha etkisi olarak da kullanılabilir, diplomatik bir baskı olarak da kullanılabilir. Burada Türkiye ile Esed rejiminin bir şekilde hesaplaşmasının yolunu da açabilir. Amerika burada kendi menfaatleri doğrultusunda destekte bulunabilir. Sahada yoktur diyemeyiz, sahada zaten varlar” dedi.

Rus basının yer alan Suriye'nin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'ndeki meseleyle bağlı olarak Türkiye'nin Rus askeri uçaklarına hava sahasını kapattığına dair iddiaları da değerlendiren Ağar, “Silah, mühimmat, teçhizat götüren, sadece uçaklar için değil mühimmat taşıyan bir takım deniz araçlarının da Boğazlardan geçişine kısıtlamalar geliştirilebileceğine dair bilgiler var. Yalnızca hava sahası değil deniz yolu ile ilgili bazı engellemeler süreç içerisinde gelişebilir. Çünkü Türkiye’nin mücadele ettiği rejim unsurlarına karşı destek olarak kullanılıyor bunlar. Tabi bu aradaki gerilimi arttırır mı artırır. Rusya bu problemi başka yollardan çözmeye çalışır, bir şekilde Suriye ulaşırlar ama işleri uzar, aksar ve reaksiyon kabiliyetleri azalmış olur. Türkiye bu anlamda böyle bir tedbiri kullanmak isteyebilir” diye konuştu.

“Gelecek günlerde yapılacak olası bir Rus heyeti görüşmesinin sonuçları için masanın ruhu ve kimyasını anlamak gerekli” diyen Ağar, “Rus heyeti ile yapılacak görüşmelerin karakteri ve diplomaside yapılacak bir takım açık kapı politikaları ile belki kesin bir sonuç çıkmayabilir. Ama açık kapı politikaları ile çözüme dair bir alternatif üretilebilir. Ya da Türkiye kendi lehine kullanabilir bazı şeyleri. Sahada çok fazla oldu-bitti var. Bu oldu-bittilerin gelişmemesi ve genişlememesi için masayı saha için kullanabilir” ifadelerini kullandı.

Eray Güçlüer:: Sahadaki denge siyasi dengeyi belirleyecek

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer ise özellikle İdlib konusunda sahadaki dengelerin sürekli olarak değiştiğini vurgulayarak, “Sahadaki dengeler siyasi dengeyi belirleyecek. Sahadaki dengeler ise sürekli olarak değişiyor. Nedir dengeyi değiştiren? Bugüne kadar Türkiye hep diplomasi üzerinden çözüm arıyordu. MİT üzerinden de çeşitli operasyonlar ile terör unsurlarını kontrol altına almaya çalıştı. Fakat oradaki terör unsurlarını bazı Körfez ülkeleri ve ABD gibi pek çok ülkenin de desteklediğini de biliyoruz. Türkiye orayı kontrol altına almıştı fakat özellikle rejimin saldırılarının durması için diplomasi ile çözüm üretmeye çalışmıştı. Pasif ve barışçıl bir şekilde, diplomasiyi kullanarak ve bir çatışma olmadan süreci yönetti. Ne yazık ki bir karşılığını göremedi. Türkiye bugüne kadar ki tüm enerjisini diplomatik düzlemde harcarken, rejim kuvvet kullanarak süreci işletmeye çalışması şuana kadar İdlib’te çeşitli bölgeleri işgal etmesine neden oldu. Tüm bu gelişmeler de artık diplomasinin bir çözüm olmadığını gösterdiği için Suriye Milli Ordusu ve yerel unsurlar Esed rejimine karşı saldırılara başladı. Türkiye de bunu destekliyor. Şuan rejim askerlerinin kapattığı hattın 2 noktadan yarıldığına dair bilgiler var. Bir takım yerler tekrar ele geçirilince Rusya hava kuvvetlerini tekrar devreye soktu” dedi.

Bu gelişmelerle birlikte Türkiye açısından da bir denge oluştuğunu söyleyen Güçlüer, “M5 karayolunun kuzeyi ve güneyiyle birlikte bir cephe hattı haline geldiğini görüyoruz. Daha önce rejimin sürekli saldırılarına karşı diplomasi yürüten Türkiye’nin şuan operasyon yapan muhalifleri desteklemesi ortadaki dengeyi sağladı. Türkiye yığınak yapıp ‘Operasyon seçeneği de masamızda’ deyince Rus heyeti Türkiye’ye geliyor. Bunun yanında ABD ile olan ilişkiler tekrar gündeme geldi. Muhtemelen ABDliler patriotları bize kendileri teklif etmiştir. Dolayısıyla sahada meydana gelen denge, bundan sonra gelen Rus heyeti ile görüşmelerin de farklı bir düzlemde gerçekleşeceğinin sinyalini veriyor. Çok yoğun değil ama sıcak bir çatışma ortamı yaşanıyor. Krizin yönetildiği kontrollü bir çatışma var bölgede. İdlib sorununun politik uzlaşmaya doğru gitme ihtimalini sahada değişen yeni dengeler ışığında yeni bir çözüme doğuracağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

"Göçmenler Avrupa'ya giderse hükümetler bile düşer"

ABD, NATO ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye destek açıklamalarını da değerlendiren Güçlüer, Türkiye sınırına sığınan yüzbinlerce insanın Avrupa için büyük bir tehdit olduğunu söyledi. Güçlüer, “Bu insanları Türkiye alamayacak ve bir şekilde deniz yolu ile Avrupa’ya geçmeye başlarlarsa AB’de hükümetler dahi değişebilir” dedi.

Milliyet'in haberine göre Türkiye ile Rusya arasındaki gerilimi tırmandıran Neyrab’ın muhalif gruplar tarafından alındığı açıklanırken, rejime yakın kaynaklar ise, saldırıların püskürtüldüğünü ileri sürdü. Rus savaş uçakları, İdlib ve Halep kırsalında saldırılarına dün de devam etti.

Suriye rejim ordusunun bölgede ilerleyişi, karşı saldırılarla yavaşlatıldı. Muhalif grupların denetimine geçtiği açıklanan Neyrab kasabasına yönelik ise, taraflardan çelişkili açıklamalar geldi. Muhalif gruplar, Neyrab’ın rejim ordusundan alındığını açıklarken, rejime yakın kaynaklar, saldırıların püskürtüldüğünü ileri sürdü. Bu arada TSK’ya ait operasyonel birliklerin Neyrab çevresinde üslendiklerine yönelik görüntüler sosyal medyada paylaşıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait TRG-300 KAPLAN füzeleri ve mühimmat ikmal aracı da, Suriye sınırına sevk edildi. TSK’nın İdlib güneyinde yeni bir gözlem noktası inşa ettiği kaydedildi. Rus savaş uçaklarının muhalif grupların mevzilerine yönelik hava saldırıları yoğunlaşırken, TSK’nın sinyal ve radarlara etki eden KORAL sistemini sınıra konuşlandırdığı ileri sürüldü

Yorumlar (1)
Recepali 2 yıl önce
Türkiyenin böyle bir hakkı varsada bile çok saygılı ve hukuk devleti oldugu için bunu uygulamaz. Sonra rusya ne der..üzülürler
27
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?