Ahvaz’daki saldırı kime yaradı?

İran'ın Ahvaz şehrinde gerçekleşen saldırı hangi güçlere yaradı? Saldırıda birçok kişi hayatını kaybetti, birçoğu da yaralandı

Ahvaz’daki saldırı kime yaradı?

Hüseyin Mümin

İran’ın Huzistan eyaletine bağlı Ahvaz kentindeki askeri geçit töreni esnasında meydana gelen silahlı saldırı, dünyanın gözünün bu ülkeye yöneltmesine neden oldu. Saldırıda aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi öldü, 60 kişi yaralandı. Olay sonrası medyada yer alan fotoğraflarda bazı askerlerin yaralı küçük çocukları taşımaları ve bazılarının da kadınları korumaya çalışmaları dikkat çekiciydi.

Geçit töreninin yapıldığı yerin yakınına konuşlanan eylemciler rastgele ateş açmaya başladırlar. Panik, korku, kaçışma, bağrışmalar... “Terör” İran’da can aldı. Kadınlar, çocuklar, siviller, ölüler yaralılar...

Saldırı, aralarında askeri kıyafet giymiş 4 eylemci tarafından gerçekleştirildi. Eylemcilerden 3’ü olay yerinde öldürülürken, yaralı ele geçirilen biri hastanede öldü veya öldürüldü.

İran yönetimi, olayın hemen ardından saldırıyla ilgisi olduğunu iddia ettiği Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliği’ni suçladı. Söz konusu Arap ülkelerinin ismi verilmeksizin “2 ülkede eğitim görmüş teröristler saldırı düzenledi” açıklaması yapıldı. ABD ve İsrail’in de saldırının arkasındaki güçler olduğu öne sürüldü.

Ahvaz saldırısı, Ahvaz'a baskıya dönüşebilir

İran olayla ilgili suçlama projektörlerini ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve BAE’lerinin üzerine yöneltti. Suudi Arabistan bir süredir “çatışmaları İran içerisine taşıyacağı” yönünde açıklamalar yapıyor, Tahran yönetimini tehdit ediyordu. İran için Suudi Arabistan’dan gelebilecek en büyük tehdit çoğu Araplardan oluşan Huzistan eyaleti ve ona bağlı Ahvaz kentinden olabilirdi. Suudi Arabistan’ın kendi toprakları olarak gördüğü bölge Sünni Arapların yoğunlukta bulunduğu bir yer. Suudi Arabistan için doğal müttefikleri denebilecek İranlı Arapların yaşadığı Ahvaz halkı son günlerde içme suyu sıkıntısı, işsizlik ve çevre kirliliğine bağlı sebeplerle diken üstünde duruyor. Zaten yıllara dayanan Arap-Fars çekişmesinin üstü konumundaki şehir patlamaya hazır bir bomba durumuna gelmişti.

ABD’nin uyguladığı ekonomik yaptırımlarla çok zor günler geçiren İran halkı doların 4 bin tümenden 14 bin seviyelerine çıkmasının faturasını Tahran yönetimine kesiyor. Enflasyonun yüzde 230’lara çıktığı ülkede Kasım ayında yaptırımların tam olarak devreye girmesiyle doların 25 bin tümene çıkması ön görülüyor. Ülkede üretim durma noktasına geldi. Marketlerin raflarında bazı malları bulmak şimdiden zorlaştı. Kapanan fabrika ve iş yerleri nedeniyle günden güne sayıları artan işsizler ordusunun ileriki günlerde ne yapacağı merak konusu.

Ekonomik sorunların tetiklediği riskle ilgili en kritik bölgelerin başında Arapların yaşadığı Ahvaz bölgesiyle, Kürtlerin yaşadığı ülkenin batı kesimleri geliyor. Kürtlerin köken itibariyle Farslarla olan akrabalığı onları rejime karşı daha mülayim hale getiriyor. Arap-Fars çatışması ise sürekli sıcaklığını koruyor. Saldırının Ahvaz ve çevresinde Arap muhalifleri bastırmak için gerekçe olduğu öne sürülüyor. İran rejimi, bölgedeki Suudi Arabistan’a yakın muhaliflerin üzerine şiddetle gidebilecek. Bu bahaneyle bölge muhaliflerden temizlenecek Tahran yönetimi Araplardan yana rahat olacaktır.

"Terör" saldırısı Cumhurbaşkanı Ruhani'nin elini güçlendirdi

Dünkü eylem zamanlama açısından da manidardır. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, saldırıdan bir gün sonra (bugün) Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu görüşmelerine katılmak üzere ABD’ye hareket etti. Tahran’dan hareketi öncesi Mehrabad Havalimanı'nda yaptığı açıklamada “Bu saldırının kimler tarafından yapıldığı bizim için apaçık ortadadır. Sürekli insan haklarını savunanlar olayla ilgili açıklama yapmalılar. Bölgede zorbalık yapan tüm ülkelerin destekçisi ABD’dir” diye konuştu.

Hiç şüphesiz Ahvaz’daki saldırı, Ruhani’nin Newyork’a gitmeden önce elini güçlendirmiştir. ABD Başkanı Donald Trump, BM kurulunda İran'ı köşeye sıkıştırmayı umarken, diğer ülkeler İran'a taziyelerini sunacak, Ruhani konuşmasında, Ahvaz'daki saldırıdan güç alarak bölgedeki müdahalelerinin üstünü örtebilecektir.

Saldırıyı Kudüs Güçleri düzenledi iddiası

"Ahvaz Halkı Demokratik Cephesi", Ahvaz kentinde dün gerçekleşen silahlı saldırıyla ilgili İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Güçleri'ni suçladı.

Örgüte ait resmi internet sitesi "alahwaz"da Genel Sekreter Salah Ebu Şerif imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, Ahvaz'daki saldırının İran Devrim Muhafızları'na bağlı "Kudüs Güçleri" tarafından düzenlendiği iddia edildi.

İran askerlerine yönelik saldırının bölge ve dünya çapında "İran rejiminin çıkarlarını korumak" amacıyla düzenlendiği öne sürülen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Bu girişimle İran rejimi, dünyada mazlum konumuna gelmek ve uluslararası sorumluluklarından kurtulmayı amaçlamaktadır. Hiç şüphesiz İran rejiminin cinayetleri tüm dünya için apaçık ortadadır, gizlenemez. Kudüs Güçleri'nin Ahvaz'daki saldırısını kınıyoruz."

Her ne kadar saldırıyı Ahvaz bölgesinde faaliyet gösteren El-Ahvaziye örgütü üstlense de bu saldırının kimin işine yaradığı önemli bir soru olarak kalacaktır.

Meclis ve Humeyni'nin türbesine saldırıda cevap bekleyen sorular

Buna benzer sorular, 2017 yılındaki İran Meclisi ve Humeyni'nin türbesine yönelik saldırılar için de geçerliliğini korumaktadır. 7 Haziran'da Humeyni'nin Tahran'daki türbesine intihar bombacısı tarafından saldırı düzenlenmiş olayda sadece kendisi hayatını kaybetmişti. Türbe yerleşkesinin boş bir yerinde üzerindeki bombalar patlayan eylemcinin görüntüleri sosyal medyada yer aldı. Saldırıyı DEAŞ üstlendi. 3 gün önce 4 Haziran günü söz konusu türbede binlerce İranlı, Humeyni'nin vefat yıldönümü için toplanmış fakat saldırı bu kalabalık günde değil neredeyse kimsenin bulunmadığı 3 gün sonra gerçekleşmişti. Aynı gün meclis binasına silahlı saldırı düzenlendi. Her iki saldırıda saldırganlar dahil 22 kişi hayatını kaybetti 52 kişi yaralanmıştı.

Söz konusu çifte saldırı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık 2 hafta sonra meydana geldi. Ülkedeki reformistler, seçimlerin verdiği demokratik imkanlardan faydalanarak rejimin Suriye, Irak ve Yemen'deki müdahalelerini cesurca eleştirmeye başlamışlar, Devrim Muhafızlarını sorgular olmuşlardı. Meydana gelen saldırılar reformistlerin elini zayıflatır nitelikteydi. Yaşanan olaylarla Devrim Muhafızları'nı destekleyen rejim yanlısı muhafazakarların, "Eğer Suriye'de savaşmazsak savaş kapımıza gelir." tezi tekrar güçlendi. Reformistlerin söyleyecek sözü kalmamıştı. Nihayetinde bu saldırılar da rejimin işine yaradı.

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Güncelleme Tarihi: 24 Eylül 2018, 09:42
YORUM EKLE

banner33

banner37