banner15

Akdeniz'de oyun içinde oyun tuzak içinde tuzak

Akdeniz'de oyun içinde oyun tuzak içinde tuzak

Mehmet Acet

Malum, geçtiğimiz günlerde Yunanistan ve Mısır, Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması imzaladı.

Bu imza kasım ayı sonunda Türkiye ile Libya hükümeti arasında varılan anlaşmaya bir misilleme olarak da görülebilir.

Verilen koordinatlara bakıldığında görüleceği üzere anlaşma, hem Türkiye’nin, hem de Libya’nın kıta sahanlığını ihlâl ediyor.

Daha fazlasını söylemek gerekirse, Türkiye’yi Antalya kıyılarına mahkûm edip Doğu Akdeniz’in zenginliklerinden mahrum bırakma niyeti bu mutabakat ile kendisini bir kere daha göstermiş oldu.

Ankara bu anlaşmayı ‘yok hükmünde’ ilân etti. Ayrıca bu tutumun sahada ve masada gösterileceği resmen duyuruldu.

Cuma günü Ayasofya Camii önünde açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Biz sondaj çalışmalarına hemen başladık. Barbaros Hayrettin’i de görevine gönderdik” dedi.

Bu açıklamaların ardından Yunan medyasında, Türk donanmasına ait gemilerde bir hareketlenmenin olduğu yönünde haberler çıktı.

Ayrıca Türkiye, Akdeniz açıklarında denizcilik uyarı notu olarak bilinen yeni bir Navtex ilan etti, 10-11 Ağustos arasında Akdeniz açıklarında atış eğitimleri gerçekleştirileceği belirtildi.

Bütün bu olup bitenlerin bir de arka planı var tabii. Şimdi biraz da perde arkasında olup bitenler üzerinden ilerleyelim.

MISIR-YUNANİSTAN ANLAŞMASININ ARKASINDA ABD Mİ VAR?

Öncelikle iki hususun altını çizelim:

1. Mısır’ın Yunanistan’la hareket etmesinin nedeni, bu anlaşmanın kendi lehine daha fazla avantajlar sağlaması değil.

2. “Ankara, Kahire yönetimi ile herhangi bir temas kurmadı, o yüzden böyle oldu” diye düşünenler de yanılgı içinde.

İşin aslı Mısır, Türkiye ve Libya arasında imzalanan anlaşmaya dâhil olmak yerine Yunanistan’la anlaşma imzalayarak Akdeniz’de kendi yetki alanlarını daha da daraltmış oldu.

Bunu onlar da biliyorlardı.

Çünkü Ankara ile Kahire arasındaki iletişim kanalları Dışişleri Bakanlığı üzerinden açıktı ve bu konuda yapıcı görüşmeler yapıldığı biliniyordu.

Yani Mısır devlet yapısı içerisinde görevi olan insanların çoğu, Türkiye/Libya anlaşmasına dâhil olmaları halinde bunun ülkelerine daha fazla alan kazandıracağının farkındaydı.

Ancak, 7 yıl önce darbeyle yönetime gelen Abdülfettah Sisi için mesele, yapılacak anlaşmanın ülkesi için hangi imkânları sunduğu meselesinden çok, onu orada tutan güçlerin ne dediği, kendisinden ne istediği meselesiydi.

POMPEO’DAN GİDEN DESTEK TELEFONU

Mısır’la Yunanistan arasındaki anlaşma iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştı.

Yunan Bakan Dendias, Kahire’de iken enteresan bir gelişme oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Mısır ve Yunan bakanlar görüşme halindeyken Mısırlı mevkidaşı Samih Şükri’yi aradı.

ABD’nin CIA’in tepesinden gelme Dışişleri Bakanı, Mısır Dışişleri Bakanı’nı öyle bir anda aramışsa eğer, bunun bir mesajının olduğunu, kendisinin bu anlaşmanın ‘pişirilmesinde’ ciddi katkısı olduğunu düşünmez misiniz?

Çok açık ki, öyle bir zamanda öyle bir telefon konuşması yapılıyorsa, bu, “Rahat olun, arkanızdayız” gibi bir anlam taşır.

Anlaşılan Pompeo, Türkiye ile ilişkileri iyi bir seviyede tutmaya çalışan Trump’ın seçim kampanyasına odaklanmasıyla bıraktığı boşluğu bugünlerde kendi ajandasına uygun şekilde doldurmaya çalışıyor.

Aslında senaryolar üzerinden konuşmaya gerek de yok.

Sisi’nin bu türden adımlar atılırken, kimlerin telkinleri ya da zorlamalarıyla hareket edeceğini bilmek zor bir şey değil.

Ama bundan daha enteresan bir şey daha var.

Aynı Sisi’nin bir taraftan da Rusya ile yine Türkiye’ye kaybettirme stratejisi üzerine kurulu bir başka trafik yürütmesi.

Öyle şeyler oldu ki, “Acaba gerçek ‘kukla oynatıcısı’ hangisi? Rusya mı, ABD mi?” diye sorma ihtiyacı bile duyabilirsiniz.

Malum, Libya’da Rusya ve Mısır’ın açık bir ittifak içinde olduğu biliniyor.

İkisi de Hafter’in ülkenin tamamını ele geçirmesi için çaba harcıyor.

Ama bu yakınlık Libya ile sınırlı da değil.

Geçenlerde Mısır’dan gönderilen 150 kadar asker, Suriye’ye getirilerek İdlib’de rejim saflarında konuşlandırıldı.

Bunun da Rusya’nın koordinasyonuyla gerçekleştiği besbelli.

Burada durup şöyle bir soru sormamız gerekecek:

Sisi’nin iplerini gerçek anlamda ellerinde tutanlar, kendisinin Rusya ile bu kadar içli dışlı olmasına nasıl göz yumuyorlar?

Hangi gerekçeyle böyle davranıyorlar?

Bu öyle bir göz yumma hali ki, Rusya’nın 500 yıllık sıcak denizlere inme hayalini Libya’da hayata geçirme çabalarını bile umursamaz görünüyor.

İşin içinde Türkiye olduğu için ve Türkiye’nin kazanması Rusya’nın kazanmasından daha rahatsız edici bulunduğu için mi böyle davranıyorlar dersiniz?

Kaynak: Yeni Şafak

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48