banner39

banner35

Batı Afrika’nın sözlü bilgeleri: Griotlar

Tarih ve gelenek duygusu her zaman Afrika kıtasının yaşam biçiminin bir parçası olarak, her topluluk, aile, köy, kasaba ve devlet kökeni ile ilgili köklü bir geleneğe sahip olmuştur. Batı Afrika’nın zengin sözlü tarihlerini vurgulayan bilginin nesiller boyunca aktarılması geleneği insanların yaşayan arşivleri olarak adlandırılan griotlar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Makale-Yorum 09.07.2020, 11:24
Batı Afrika’nın sözlü bilgeleri: Griotlar

Kenan Toprak/Araştırma 

“Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, en azından nereden geldiğinizi biliyorsunuz…”

Sözlü gelenek toplumda kalıcı olan ilke ve değerleri bildiren ve somutlaştıran toplumsal bir faaliyettir. Sözlü gelenekler sadece duyguları ifade etmek veya dinleyiciyi uyandırmakla kalmaz, aynı zamanda bilginin ötesine geçerek, değerler, gelenek ve tarih gibi kültürel yaşamın çeşitli yönlerini kaydeder ve temsil eder.

Yeterli düzeyde yazılı kaynağı olmayan toplumlarda, kültürü ve bilgiyi yaymak için çok eski zamanlardan beri tek araç olarak sözlü gelenek kullanılmıştır. Bu bağlamda, Afrika kıtasına ait birçok kültürün sözlü geleneğe dayanması ve kelimelerin insanların hayatları üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmasından dolayı yazılı olmayan bir medeniyet olarak kabul edilmiştir. Her biri kendi dilleri ve yaşam biçimleri olan Afrika kıtasında birçok insan grubu için sözlü gelenek kültürün önemli bir parçası olmuştur. Bu bakımdan Afrika kıtasında sözlü gelenek, tarih ve geleneklerin bir nesilden diğerine aktarılması için ayrılmaz bir parça olmasından dolayı Afrika kültürel mirasını aktarmak açısından çok değerlidir. Tarih ve gelenek duygusu her zaman Afrika kıtasının yaşam biçiminin bir parçası olarak, her topluluk, aile, köy, kasaba ve devlet kökeni ile ilgili köklü bir geleneğe sahip olmuştur. Özellikle Batı Afrika’nın zengin sözlü tarihlerini vurgulayan bilginin nesiller boyunca aktarılması geleneği insanların yaşayan arşivleri olarak adlandırılan griotlar tarafından gerçekleştirildi. Bu bakımdan Afrika’nın büyük kısmında öğrenmenin sözlü kaynaklardan oluşması Afrika kıtasındaki toplumlar ve onları oluşturan tarih hakkında çok şey söyleyebilir.

 
20. yüzyıl Afrika edebiyatı ve kültürel mirasında etkili bir figür olan Hamadou Hampate’nin meşhur sözü “Afrika’da yaşlı bir insan öldüğünde yanan bir kütüphane” ifadesi canlı tarih olarak kabul edilen ve sözlü geleneğin aktarıcıları olan griotların Afrika toplumları için önemini gösteriyor.

GRİOT GELENEĞİNİN KÖKENİ

Batı Afrika’nın zengin sözlü tarihlerini vurgulayan bilginin nesiller boyunca aktarılması geleneği, griotlar tarafından devam ettirildi. Her ne kadar sözlü gelenek tüm Afrika toplumlarında mevcut olsa da sözlü gelenek aracılığıyla bilgiyi sürdüren ve yaşayan kütüphanelere benzeyen griotlar, günümüz Mali, Gambiya, Gine, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Gine-Bisseau, Moritanya, Senegal, Sierra Leone ve Liberya ülkelerini içeren Mali (Mande) İmparatorluğuna dayanmaktadır.13. yüzyıldan bu yana grioatlar halkın tarihini, adetlerini ve inançlarını, müzik, efsaneler, hikayeler, övgü şarkıları, atasözleri, bilmeceler ve şiirler biçiminde sözlü anlatım yoluyla bulundukları toplulukların kayıtlarını korumakla sorumlu çok yönlü görevlere sahip olarak asırlarca kilit bir rol oynadılar.

Afrika toplumunda saygın kişiler olan griotlar, kendi başlarına sosyal bir sınıf olarak temsil edildi. Geleneksel olarak, griot olmak için bir griot ailesinde doğmak zorunluluğu vardı. Griot ailesinde doğan kişi, genç yaşlardan itibaren yüzlerce şarkı ve hikaye öğrenmesi, bulunduğu köyün veya bölgenin nesiller boyunca doğum, ölüm ve evlilik kayıtlarını ezberlemesi için belirli bir eğitim sürecinden geçirilirdi. Böylelikle yaşayan arşiv olan griotlar aracılığıyla yüzyıllar boyunca Batı Afrika topluluklarının kimlikleri ve tarihleri kuşaktan kuşağa aktarıldı.

 
GRİOT’UN SOSYAL GÖREVLERİ

Sözlü geleneğin yazılı kelimeye göre öncelik kazandığı sömürge öncesi, griotlar Afrika toplumlarının temelinin bir parçasıydı. Batı Afrika toplumlarında kadın ve erkek griotların çeşitli görevleri vardı. Bu görevler arasında şairler, tarihçiler, danışmanlar, konuşmacılar, diplomatlar, barış yapıcılar, övgü şarkıcıları, tercümanlar, müzisyenler, besteciler, öğretmenler, savaşçılar ve tanıklar olarak görev yaptılar.

Griotlar, genellikle müzik ve şiir kullanarak manevi rehberlik, bilgi ve tavsiye verilen insanlar için meclis üyesi olarak hareket ettiler. Düğünler ve cenaze törenlerinde bulundular. Kraliyet mahkemelerine ve krallara danışmanlık yaptılar. Griotlar, nihai kararların alınmasına yardımcı olmak için kraliyet mahkemelerinin toplantılarında her zaman yer alarak, genellikle aileler arasında veya yöneticiler arasında gereksiz kavgaları veya savaşları önleyen karmaşık anlaşmazlıkları çözdüler. Ayrıca toplumlarının doğum, ölüm, savaş ve evlilik kayıtlarını tuttular.

Köyler ve topluluklar da dahil olmak üzere insanlar arasında sorunlar olduğunda danışmanlık yaptıkları gibi barışı da müzakare ettiler. Bu nedenle griotlar toplumun geçmiş tarihi hakkındaki güçlü bilgileri, barışçıl ilişkilerin gelişmesinde hayati rol oynadı.

BİLGELİK KAYNAĞI OLARAK AFRİKA ATASÖZLERİ


Afrika tarihinin inşasında sözlü geleneğin rolü, büyük önem taşımaktadır. Atasözleri, bu sözlü sanatların geleneğinde en yaygın olarak kullanılanlardır. Bu nedenle, toplumsal yapıda dahil olmak üzere Afrika düşüncesinin temelini büyük ölçüde atasözleri oluşturmaktadır. Atasözleri Afrika toplumunun her yönüne nüfuz eder. Bu durumda topluluğun sosyal hafızası ve kelimenin sahibi olan, aynı zamanda toplumun gören gözü olan griotların rehberlik rolü büyüktür.

Afrika atasözleri önemli bir gerçeği veya deneyimi taşır. Örneğin “Filin çoktan geçtiği yüksek otlardan geçerseniz, çiğ ile ıslanmazsınız” Bu atasözü geleneksel olarak gençlerin sağa veya sola kaçmaktan ziyade yaşlıların yollarını takip etmeleri ve denenmiş yolları keşfetmeleri gerektiği anlamına gelmektedir.

Aynı zamanda Afrika sözlü geleneğinde bir ders ya da tavsiye niteliğinde olan atasözleri günlük yaşamda büyük rol oynadı. Asırlardır hayatta kalan bir Afrika sözü şöyle der: Bir fil yemenin en iyi yolu onu küçük parçalara ayırmaktır. Bu atasözünün öğrettiği ders, büyük bir sorununuz var ise, her seferinde bir adım atın şeklinde hayata hazırlamaktır. Bu bakımdan Afrika atasözleri sosyal ve kültürel bilgeliğin temelini oluşturduğu gibi sosyal ilişkileri yöneten kavramların formüle edilmesinin temelini de oluşturmaktadır.

SÖMÜRGECİ AVRUPA’NIN AFRİKA MEDENİYETİNİ İNKÂRI

Afrika kıtası ile ilgili olarak sömürge tarihçileri, sömürgecilikten önce Afrika kıtasının herhangi bir tarihe, kültüre, felsefeye ve edebiyata sahip olmadığını Afrika tarihinin Afrika’daki Avrupalıların tarihi ile başladığını iddia ederek temelsiz teoriler ürettiler. Afrika kıtasını ziyaret eden Avrupalı kâşifler, Afrika kıtasının sömürgeleştirilmesini ve sömürülmesini haklı çıkarmak için, kendi tarihlerini oluştururken Avrupalı sömürgecilerin faaliyetlerine uygun tarih için konular belirleyerek Afrikalılara danışılmadan ve Afrika geçmişine saygı duymadan kendi hayal güçlerini kattıkları hikâyeler yazdılar.

ÖNCE AFRİKA’NIN KÜLTÜRÜ YOK EDİLDİ

Afrika tarihi ve kültürünü inkâr etmeye istekli Avrupalı tarihçiler önyargılı ve kanıtsız olarak adlandırdıkları Afrika sözlü tarihini meşru bir tarih yazım yöntemi olarak kabul etmediler. Afrika toplumlarının herhangi bir yazısı olmadığını iddia ederek Afrika tarihini “karanlık ve tarihin konusu değil” diyerek varlığını reddettiler. Genel niyetleri, Afrikalıları, insan uygarlığına ve bir dünya kültürünün gelişimine hiçbir katkısı olmayan insanlar olarak tasvir etmekti. Ancak Afrika kıtasında yaşayan toplumlara bakıldığında, sömürgeciliğin ortaya çıkmasından önce, Afrikalıların kendilerine ait geçmişin birçok parçasını içeren kültürleri, dilleri, dinleri, felsefeleri, kozmoloji, sanat, estetik, müzik, dans, savaş, mimariler, tarım, astroloji, ritüeller, el sanatları ve endüstrilerin varlığı sömürgeci Avrupalıların iddia ettiklerinin aksine ilkel ve kültürsüz değil, geniş çaplı bir medeniyette sahip olduğunu gösteriyor. Avrupalı sömürgecilerin iddialarını çürütecek en büyük örneklerden biri, Oxford ve Cambridge gibi üniversiteler yeni gelişme aşamasında bulunurken Timbuktu’daki Sankore Üniversitesi bilim adamı yetiştiriyordu.

SÖZLÜ MEDENİYETLERDE KELİME TARİHTİR, KÜLTÜRDÜR

Netice itibariyle, sözlü medeniyetlerde kelime tarihtir, gelenektir, kültürdür, insandır. Sömürgecilerin, neden Batı okullarını, dillerini ve dinlerini dayatmadan önce Afrika geleneklerini yok etmeye çalıştıklarını bu durumdan anlayabiliriz. Aynen ilk işgal ettikleri yerlerde kütüphaneleri yakmaları ve müzelerdeki kültürel mirasları çalmaları gibi.

Kaynak: Diriliş Postası

Yorumlar (0)
27
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?