Devlet güvenliği mi basın özgürlüğü mü? Güvenlik güçleri cepheden neden fotoğraf video paylaşmamalı?

Günümüz teknolojisinde parçaları birleştirmek hiç de zor değil. Güvenlik tehdidi biten yerlerden operasyon sonrası paylaşımlar yapılabilir. Operasyon olan bölgelerde dikkat edilmeli..

Devlet güvenliği mi basın özgürlüğü mü? Güvenlik güçleri cepheden neden fotoğraf video paylaşmamalı?

Neslihan Önder / İstanbul

Türkiye'nin İdlib’e son dönemlerin en büyük askeri sevkiyatını yapmasının ardından bölgede yeni bir operasyon başlatılıp başlatılmayacağı merak konusu oldu. Öte yandan Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin rejim unsurlarına karşı başlattığı operasyonla ilgili içerisinde Türk mühimmatları ve askerlerin de yer aldığı videoların sosyal medyada paylaşılması büyük tepki çekti. Herhangi bir video ya da fotoğraftan konum ve muhtemel asker sayısıyla ilgili istihbarat bilgilerinin tespit edilebileceğini söyleyen Adli Bilişim Uzmanı Mustafa Sansar, “Karşı tarafa koz sağlayan bu paylaşımlar ile oradaki bir canın, askerlerimizin herhangi birinin burnunun dahi kanaması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir” ifadelerini kullandı.

Televizyon kanalları reyting uğruna yayınlıyor

Son dönemde özellikle sosyal medya platformu Twitter üzerinden çok sayıda kullanıcı ‘haberci’ kılıfıyla sıcak çatışma bölgelerinden videolar paylaşıyor. Daha önceki Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları’nda da bu tarz sorunların önüne geçebilmek için TSK, askerlere sert bir uyarı göndermiş, operasyonun seyrini dahi değiştirebilecek selfie, fotoğraf ve videoların çekilip, yayınlanmasını yasaklamıştı. Ancak tüm bu yasak ve uyarılara rağmen zaman zaman sıcak çatışma bölgesinden gelen görüntüler sosyal medyada yayınlanıyor. Kimi zaman ise bu görüntüler bazı televizyon kanalları tarafından haberleştiriliyor.

Bilgiyi aldıktan sonra nokta atışıyla da o bölgeyi bulup, vurabilirler

Söz konusu paylaşımların büyük bir risk taşıdığını ifade eden Dr. Mustafa Sansar, “En başta görüleceği üzere orda geçen bir kelime karşı taraf için çok değerli olabilir. Bu bilgiyi aldıktan sonra nokta atışıyla da o bölgeyi bulup, vurabilirler. Bu açıdan sıkıntılı bir durum. Açıkçası istihbarat artık günümüzde eski yöntemlerle değil teknoloji üzerinden ilerliyor. Bunun en son örneğini Filistinli bir grubun İsrail askerlerine gönderdiği bir kadın fotoğrafıyla elde ettiği bilgileri deşifre etmesinde gördük. Sosyal medyadan bu paylaşımların yapılması da istihbarat açısından karşı tarafa büyük kozlar verilmesi demek. Harekâtın seyrini değiştirecek olaylara ve ne yazık ki istenmeyen sonuçlara, şehit haberlerinin artmasına neden olabilir. Bu yüzden mutlaka hassasiyet gösterilmesi gerekiyor. Devletin de, özellikle BTK’nın bu paylaşımları görür görmez kaldırması gerekiyor. Bu yayını yapan hesapların en azından Türkiye yayınlarını durdurması gerekir” dedi.

“DÜŞMANA KOZ VERİLİYOR”

“Bölgedeki operasyonun oldukça hassas bir şekilde ilerlediği ve fotoğraf-video-sosyal medya paylaşımları üzerinden yabancı unsurların istihbari bilgiler elde edebildiği biliniyor” diyen Sansar, “Orada çekilen fotoğraf ve videolar çekildiği yerin konum bilgisini telefonların bir mahareti olarak dosyanın içerisine otomatik olarak yazıyor. Böylelikle de kendi elinizle düşmana çok önemli bir koz veriyorsunuz. Çünkü sizin karşınızda, çektiğiniz bir fotoğraf ya da basit bir videodan yola çıkarak bulunduğunuz alanı, o coğrafyanın yakın çevresini, eğer fotoğrafınızda görülüyorsa üzerinizdeki silah üzerinden birliğinizin muhtemel durumunu dahi nokta atışıyla tespit edebilecek şekilde eğitilmiş insanlar var. Bu nedenle özellikle sınır ötesi operasyonlarda askerlerin atacağı her adıma çok büyük bir hassasiyet göstermesi gerekiyor” diye konuştu.

“DEVLET GÜVENLİĞİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN ÖNEMLİDİR”

Söz konusu operasyon videolarını sosyal medyada görüp haberleştirerek, televizyonlarda yayınlayan kanalların da RTÜK tarafından yaptırıma maruz bırakılması gerektiğini savunan Sansar, “Devlet güvenliği, basın özgürlüğünden daha büyük önem arz eder. Oradaki bir canın, askerlerimizin herhangi birinin burnunun dahi kanaması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Operasyon içerikli, sahadan çekilmiş görüntülerinin bir habercilik refleksiyle paylaşılması affedilemez, mazur görülemez. Gerek halk nezdinde gerekse uluslararası habercilik alanında. Bunun kesinlikle ve kesinlikle yapılmaması lazım. Basın kuruluşlarının da buna daha fazla dikkat ederek, riayet etmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Abdullah Ağar: Aracı olmayın

Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar ise “Önemli bir hassasiyet gerektiriyor. Diğer taraf için bir istihbarat kaynağı oluşturuluyor. Faaliyetlerin, birliklerin ve mühimmatların deşifre olmasına sebebiyet verebilecek bir teyit kaynağı haline geliyor. Böyle bir sakıncası var. Hem istihbarat hem de teyit gibi zafiyet noktaları var. Diğer tarafıyla da düşman grubunun başka kaynaklardan toplamış olduğu bilgiler teyit edilebilir. Birliklerin moral ve motivasyonlarıyla ilgili de bir takım istihbarat bilgisi elde etmesine neden olabilir. Bu tür konularda fikir vermesi açısından önemli bir kaynak teşkil ediyor. Bu yüzden çok hiçbir şekilde bu paylaşımları yapmamalı, yayılmasına da aracılık etmemeliyiz” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2020, 18:13
banner53
YORUM EKLE

banner39