Etiyopya’nın Yeni İttifak Arayışları ve Çin’i Kontrol Altında Tutma Çabası

Etiyopya üzerinden başlayan Afrika’nın yeni dünya düzeninde nasıl bir yer alacağı sorusu dikkatleri bu ülkeye çekti

Etiyopya’nın Yeni İttifak Arayışları ve Çin’i Kontrol Altında Tutma Çabası

Fatma Yıldız

Etiyopya, 16. yüzyılda Osmanlıların ve Portekizlilerin Kızıldeniz’deki rekabetinden bu yana hep bir ittifak ve denge siyaseti sürdürmüştür. 16. yüzyılda Osmanlı karşıtlığı ile Portekizlilere ayrıcalıklar tanıyan ve misyonerlik faaliyetlerine izin veren Etiyopya Krallığı, 19. yüzyılda bu defa Osmanlı’ya karşı İngiliz kraliçesine mektuplar göndererek gizli yazışmalarla/anlaşmalarla bölgede etkin rol oynamaya devam etmiştir.

Bunun yanı sıra Etiyopya’da, Kral II. Menelik döneminde ülkenin modernleşme çabaları dikkat çekerken, kralın batılı devletlere karşı yürüttüğü denge siyaseti de önem arz ediyor. Zira 19. yüzyılın son çeyreğinde Batılı devletler arasındaki rekabetten ziyadesiyle yararlanan Kral II. Menelik, İngiltere’nin bölgedeki gücünü kırmak için Fransızlara, Cibuti’yi Addis Ababa’ya bağlayan tren yolu yapım inşası imtiyazını verdi. Ayrıca kral, birçok yabancı işadamı ve teknisyeni de ülkesine davet etti. Silahlanma yarışında, kendi ülkesinin topraklarını genişletmek için Fransa’ya vermiş olduğu tren yolu imtiyaz hakkından İngiltere’nin rahatsızlık duymaması için İngiltere ile de silah anlaşması yaptı. Menelik’in silah satın aldığı ülke İngiltere ile sınırlı kalmadı, Fransız ve Rus silahlarını da temin etti. Aslında böylelikle batılı güçler arasında Kral Menelik denge siyasetini sürdürmeye devam etti. Pek çok modern silaha ve mühimmata sahip olan Menelik bütün stratejisine rağmen, 1889 da İtalya ile imzaladığı Wuchale Anlaşması ile askeri ve ekonomik destek sözü veren İtalya’nın Etiyopya üzerindeki yayılmacılığına da maruz kaldı. Zira, İtalya 1896’da Etiyopya’nın kendilerine bağlı bir yönetim olduğunu açıkladı. Bunun üzerine II. Menelik, Avrupa ülkeleri ile yürüttüğü denge siyasetini harekete geçirerek İtalya’ya karşı, Avrupa ülkelerinden kendisine destek verilmesini talep etti. Avrupalı güçler de bölgedeki çıkarları doğrultusunda güçlü İtalya yerine elbette Etiyopya’yı tercih ettiler. Etiyopya’nın bağımsız bir devlet olduğunu onayladılar.

Haile Selâsiye döneminde de bu denge siyasetinin devam ettiği görülmekte. Yurt dışına öğrenci gönderilmesinden, sağlık alanında atılan adımlar, üniversite inşaları ve ülkedeki modernleşme çabalarına dikkat çekiyor. İtalya’nın Menelik döneminde almış olduğu hezimete karşılık tekrar saldırgan bir siyaset gütmesi, Avrupalı güçleri Etiyopya tarafında yer almaya zorladı. İngiltere, Suriye’den gönüllü birkaç grup askeri İtalya ile savaşmaları için Etiyopya’ya gönderecekti. Ayrıca İngiltere Suudi Arabistan’ın Akabe bölgesini İtalya’nın harekâtına karşı bir üs alanı olarak kullanacaktı. Böylelikle Etiyopya İngiltere ile anlaşmış oluyordu. Fakat İngiltere ve Fransa kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek İtalya ile gizli Hoare-Laval Paktı olarak bilinen İtalya’nın savaşı durdurması amacı ile üçlü anlaşma imzalamışlardı ve İtalya’dan alınacak malların boykot edilmesi fikrini reddetmişlerdi. Bunun amacı; İtalya’nın Almanya’ya yakınlaşmasını önlemekti.

Askeri darbe ile devrilen Haile Selâsiye’nin ardından Rus yanlısı kişilerin yönetime geçmesi bölgedeki dengelerin Rusya lehine evrilmesi sonucunu doğursa da bu sefer de Amerika ve Rusya’nın bölgedeki faaliyetleri dikkat çekmekteydi.

Günümüzde ise; yönetime geçen Başbakan Abiy Ahmed’in bölgedeki faaliyetleri Etiyopya’nın yeniden bölgede aktör olması yolunu açıyor. Somali ve Eritre ile geçmişten beri çözülemeyen sınır güvenliği problemleri ve savaş, yerini barışa bırakıyor. Abiy Ahmed’den önceki başbakanlar ülkenin modernleşmesi ve kalkınması için Çin’e dikkat çeken ölçüde imtiyazlar verdi ve şuan Çin’i Etiyopya’nın her yerinde görmek imkânsız olmaktan çıkmıştır. Bölgedeki aktörlerin özellikle Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Fransa’nın bölgede eski sömürü dönemlerine duymuş oldukları özlem onları Etiyopya üzerinden oyunlar kurmaya teşvik ediyor.

Başbakan Abiy Ahmed’in son zamanlardaki resmi ziyaretleri (Somali, Cibuti, Eritre, Birleşik Arap Emirliği, Fransa, Almanya, Vatikan) de ülkesinde güçlenen Çin’e karşı bir karşı harekât ve denge siyaseti olarak görülebilir. Çünkü, tıpkı Kral II. Menelik döneminde yabancı ülkelere verilen imtiyazlar ve neticesinde alınan silahlar Abiy Ahmed’in aynı siyaseti güttüğünü gözler önüne seriyor. Zira, Çin bölgede her alanda varlığını sürdürüyor ve alt yapı, sağlık, yer altı kaynakları hususunda ciddi yatırımları mevcut. 13 Martta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ziyareti ile yapılan anlaşmalarda görüldüğü üzere Çin’in bölgedeki etkisi kırılmaya çalışılıyor. Şöyle ki, Fransa ile varılan anlaşmada Fransa bölgedeki eski sömürüsü Cibuti ve Somaliland’daki etkisini tekrar kazanacak ama bunun yanında Etiyopya ve Fransa askeri işbirliğini güçlendirerek Etiyopya’nın donanma kurma arzusu yerine gelecek. Bunun yanında ekonomik iş birliği de masada.

Başbakan Abiy Ahmed’in bununla da sınırlı kalmayan batı yanlısı tutumu Almanya’daki Etiyopya diasporasına verdiği desteği ve Almanya ile varılan ikili ticaret anlaşmalarını beraberinde getirdi. Eritre ve Somali ile iyi ilişkiler kurarak bölgedeki istikrarını güvence altına alma çabası da aşikâr. Güney Sudan’daki rekabet sahasında da yer edinmek isteyen Etiyopya; Eritre ve Sudan Cumhurbaşkanlarının bir araya gelmesini sağlayarak ülkedeki problemlerin birlikte üstesinden gelinmesi gerektiğini vurguladı. Tüm bunların yanı sıra Afrika’nın en iyi havayolu şirketi olan Etiyopya Havayolları’na ait uçağın düşmesi neticesinde Amerika’da üretilen bu tip uçağın, İngiltere, Almanya, Fransa, Çin, Endonezya, Etiyopya gibi ülkelerce alınmasının yasaklandığının duyurulması sonucu, ABD’nin bitmek tükenmek bilmeyen hırsına da Avrupa Birliği bir set çekiyordu. Fakat en önemlisi de Türk Hava Yolları’nın Avrupa’daki en iyi havayolu şirketi olmasını ve Afrika’daki varlığını düşündüğümüzde acaba Etiyopya Havayolları, Türk Hava Yollarına bir alternatif olarak mı görülüyor ve bölgede Türk Hava Yolları’nın etkisi kırılmak mı isteniyor soruları aklımıza geliyor. Ayrıca, Etiyopya üzerinden başlayan Afrika’nın yeni dünya düzeninde nasıl bir yer alacağı sorusunu sormamıza sebep oluyor ve cevabını içerisinde barındıran bir durum ortaya çıkıyor.

Etiyopya’da halk tarafından sevilen Başbakan Abiy Ahmed’in son zamanlarda attığı adımlar ve gerçekleştirdiği ziyaretlerle, tarihteki denge siyasetini günümüzde de kendi çıkarları doğrultusunda yürüttüğü görülüyor. Etiyopya, kendi ülkesini mamur etmek için Çin’e fırsatlar verirken, Çin’in ülkesinde daha da güçlenip kendi egemenliğine saldırı ihtimalini göz önüne alarak, Batılı devletlerle uzlaşı/anlaşma yoluna gidiyor. Böylelikle hem Çin’i kontrol edebiliyor ve Çin vasıtasıyla ülkesini modern görünüme kavuşturuyor hem de Batılı devletlere göz kırparak bölgedeki büyük devletlerin rekabetinden faydalanıyor. Tıpkı tarihteki gibi…

Kaynak: AFAM

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35