İmran Khan dış politika cephesinde zorlu meselelerle karşı karşıya

Verdiği büyük vaatleri ve süslü retoriğini bir kenara bırakırsak Bay Khan’ın partisinin hükümetini ilk kez kurduğu zamanda Hayber Pakhtunkhwa halkına verdiği sözlerin yarısını bile geçen beş yılda tutmadığı gerçeğini de kabul etmek gerekir. Yine de, seçimlerde bölge halkı kendisine tekrardan bir şans verdi ve partisi 97 sandalyenin 66’sını kazandı.

İmran Khan dış politika cephesinde zorlu meselelerle karşı karşıya

Mohammed Talukder

Pakistan Adalet Hareketi Partisi (Tehreek-e-Insaaf - PTI) Başkanı ve Başbakanı olan İmran Khan 15 Ağustos'ta Pakistan'ın 20. Başbakanı olarak yemin etmeye hazırlanıyor. Bu, İmran Khan’ın dış politika cephesindeki en zorlu meydan okumalardan biriyle yüzleşeceği manasına geliyor. Çünkü ülkenin dış politika meselelerini çözüme kavuşturmak gibi büyük ve karmaşık bulmacayı çözmek bir sihirbazın gücüne ve Makyavelist bir ferasete sahip olmayı gerektiriyor.

Kuşkusuz, Afganistan ile barışçıl bir ilişki kurmak ve sürdürmek, bu bulmacanın en önemli parçalarından birini çözmenin anahtarı olacaktır. Bununla birlikte, bu iki yakın komşu arasındaki son yirmi yıldaki gitgelli ilişki göz önüne alındığında, problemi çözmenin çok zor olduğu herkes tarafından öngörülebilir.

Örneğin, genel seçimlerde partisi birinci parti gelerek seçimi kazandığında yaptığı ilk ulusa seslenişte ülkesi adına yapmak istediklerini paylaşırken ve sıradan vatandaşların çıkarlarını korumayı taahhüt ederken, Afganistan hakkında şunları söylemişti: “Afganistan, ‘terörizme karşı savaş’tan en çok çeken ülkedir, ondan önce de Afgan cihadından çektiler. Afganistan’da barış varsa, Pakistan’da da vardır.” Bu sözlerden sonra Afganistan ile Avrupa Birliği’ndekine benzer açık sınır politikası hedeflediğini söyledi. 

İlk bakışta samimi ve sevecen olarak gözüken bu niyetin gerçekleşmesi, sınır sorunları da dahil olmak üzere iki ülke arasındaki pek çok sorun olmasından dolayı, tamamen imkânsız olmasa bile, çok zor görünüyor. Uzun zamandan beri İslamabad'ın Kabil'le ilişkileri gergin bir seyirde ilerliyor ve hem Pakistan askeriyesinin hem de sivil hükümetinin çabalarına rağmen, Afganistan'ın iktidar koridoruna çok fazla girmeyi ve orada güvenilir bir siyasi seçim bölgesi yaratmayı başaramadı.

Bununla birlikte, aynı zamanda Bay Khher zaman güçlü bir Afganistan'ın lehine olduğu ve bu yakın komşuyla iyi bir ilişki kurduğu da doğrudur. Siyasi kariyerinin başlangıcından bu yana bu arzusunu pek çok defa dile getirmiştir. 

Aynı düşünceler, Qingdao'daki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi toplantısında Memnun Hüseyin tarafından da dile getirildi. Afganistan ile ilişkiler hakkında konuşurken, “Afganistan'da barış ve istikrarın ortak hedefimiz olduğunu ve Pakistan'ın bu konudaki rolünü yerine getirdiğini” belirtti. Hüseyin, Pakistan ve Afganistan’ın, Afganistan'da barışı tesis etmek için iki taraflı bir strateji üzerinde çalıştığını ve Afganistan'daki ateşkesin bölgesel barış için olumlu bir işaret olduğunu da sözlerine ekledi.

Bununla birlikte, Bay Khan'ın samimi niyetleri, Afganistan ile olan ilişkide doğru tonu yakalamaya yardımcı olabilir ve dış politika ve ulusal güvenlik konularındaki dengesizliği gidermeye istekli olduğunu gösterir. Bunun yanı sıra, ABD-Pakistan ilişkisinin kaderi de dolaylı yoldan Afganistan'daki barışa bağlıdır ve acil bir bölgesel öncelik haline gelmiştir.

Bay Khan, ilk ulusa seslenişinde büyük bir siyasi olgunluk sergilemiştir ve iyi bir devlet adamı olacağını göstermiştir. Ayrıca ülkesinin sorunlarını çözme ve ABD, Çin, Afganistan, Suudi Arabistan, İran ve Hindistan gibi ülkelerle ilişkileri geliştirme niyetinde olduğunu açıkça sergilemiştir. Bu meseleler, Pakistan’ın dış politikasının öncelikli alanlarını oluşturmaktadır.  

Dış politika sorunları hakkındaki ilk konuşmasında şu açıklamaları yapmıştır: “Başka hiçbir ülkenin bizim kadar barışa ihtiyacı yok. Çin'le ilişkilerimizi güçlendireceğiz, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoruna yatırım yaparak bize bir şans verdiler. Ayrıca insanların hayat şartlarını nasıl iyileştireceğimizi ve onları yoksulluktan nasıl kurtaracağımızı da öğrenmek istiyoruz.”

Kuşkusuz, Çin her zaman Pakistan’ın politikaları için merkezi bir nokta olagelmiştir ve büyük ölçüde ekonomik geleceği onunla iyi ilişkilere bağlıdır. Özellikle, Pakistan'da şu anda yapım aşamasında olan altyapı projelerinin bütünü olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ile birlikte Çin Pakistan için daha da önemli hale geldi. Proje başlangıçta 46 milyar dolar değerindeyken zaman içerisinde değeri 62 milyar dolara ulaştı. 

Bu açıdan Kuşak ve Yol Girişimi (One Belt One Road), Çin'in bir dünya gücü olarak hızlı bir şekilde büyümesinde önemli bir rol oynamaktadır. Pakistan için, CPEC ile ilgili projeler, çok ihtiyaç duyulan dış mali yardımın bir tür güvencesidir ve ekonomik boyutu ve önemi, tahmin edilemeyecek kadar fazladır. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu da onu Çin’e yakınlaştıran bir etken çünkü ülke Hindistan’ın bölgedeki gücünü dengelemeyi amaçlıyor. 

Verdiği büyük vaatleri ve süslü retoriğini bir kenara bırakırsak Bay Khan’ın partisinin hükümetini ilk kez kurduğu zamanda Hayber Pakhtunkhwa halkına verdiği sözlerin yarısını bile geçen beş yılda tutmadığı gerçeğini de kabul etmek gerekir. Yine de, seçimlerde bölge halkı kendisine tekrardan bir şans verdi ve partisi 97 sandalyenin 66’sını kazandı. Bunun nedeni ise kendisinin karizmatik bir lider olmasıdır. 

Dolayısıyla, KPK'daki performansı bir gösterge olsa da vaat ettiklerine odaklanmak yerine bekleyip neler yapacağını görmek daha iyi olacaktır.

Belki de ABD ile gergin olan ilişkileri düzeltip yeni ilişkiler kurmak belki de dış politikada karşılaşacağı en zor meselelerden biri olacaktır. ABD Başkanı Donald Trump, fevri yapısı ile meşhur ve uzun zamandır Pakistan'a karşı sert bir yaklaşım sürdürmektedir. Bu çerçevede, sadece retorik herhangi bir amaca hizmet etmeyecektir. Terör sorununu ele alma ve Pakistan'daki itaatsiz unsurlar açısından iyi niyetini bazı somut adımlarla kanıtlamak zorunda kalacak.

Çin ile olan kaya gibi sağlam ilişkisi gibi, Pakistan güney-batı komşusu İran ile de dostane ilişki kurmayı başardı. Bay Khan'ın yönetiminde bu iki ulus arasındaki tarihi ilişkinin daha da güçleneceği umuluyor. Bununla birlikte, ABD'nin yaptırım tehdidinin orada büyük bir etki yaratmasıyla birlikte, bu ilişkinin hassas bir şekilde dengelenmesi gerekecektir.

Bay Khan ilk ulusa seslenişinde Pakistan'ın Suudi Arabistan'la ilişkisi hakkında, “Suudi Arabistan en zor zamanlarımızda bizim yanımızda durdu. Biz uzlaşmacı bir devlet olmak ve onların iç sorunlarını çözmelerine yardım etmek isteriz,” demiştir.

Fakat ne yazık ki, bu iyi niyetli yaklaşıma karşı Suudi Arabistan'la ilişkiler çok daha iyi başlayacak gibi görünmüyor. Bay Khan’ın, Suudi Arabistan'ın eski Başbakan Nawaz Sharif’i ‘tıbbi sebeplerle’ yurtdışına gönderme önerisini reddettiği bildiriliyor. Ayrıca Bay Khan Suudi Arabistan yurt dışından trilyonlarca doları geri getirebiliyorken neden Pakistan’ın bunu yapmaktan men edildiğini sorguluyor. Bu iki ülke çok katmanlı iş birliği ile güçlü bir ikili ilişki kurmayı başarabilse ikisinin de çok daha karlı çıkacağını söylemek gerekir. 

Pakistan'ın Hindistan'la olan ilişkisi söz konusu olduğunda, tüm çatışmalara ve fikir ayrılıklarına rağmen, tüm büyük ulusal siyasi partiler Hindistan'la ilişkilerin iyi olmasının Pakistan için önemli olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Bay Khan, konuşmasında şöyle demiştir: “Ben kriket günlerimden dolayı Hindistan'daki insanların çoğunu tanırım. (Birlikte), Güney Doğu Asya'daki yoksulluk krizini çözebiliriz. Eğer onlar da istiyorlarsa, biz Hindistan'la ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Pakistan'da yanlış giden her şey için Hindistan’ı suçlamak ya da bunun tam tersini söylemek bizi bir kısır döngüye sürüklüyor.” 

Imran Khan yönetimindeki Pakistan’da büyük değişiklikler olacağını bekliyoruz. İyi formüle edilmiş bir dış politika ajandası Pakistan için çok önemli. Bununla birlikte bir diğer önemli soru da, Bay Imran Khan'ın Washington, Kabil, Pekin ve Delhi'yi dengede tutarken aynı zamanda Pakistan'daki askeri yapılanmayı da iyi bir durumda tutmayı nasıl başaracağıdır. Bay Khan, Kriket Sahalarında kaptanlık yapmıştır ve bununla meşhur olmuştur; sadece hayranları ve arkadaşları değil, rakipleri ve en azılı eleştirmenleri de kendisinden hayranlık ve övgü dolu cümlelerle bahsetmişlerdir. İslamabad'ın iktidar koridorunda gücü elinde tutarken aynı manevra yeteneğini gösterip göstermeyeceğini zamanla öğreneceğiz.

Dünya Bülteni için çeviren: Dilara Yabul


 

Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2018, 17:13
YORUM EKLE

banner33

banner37