banner15

Körfez’de istikrar, Doğu Afrika’dan Doğu Akdeniz’e kadar bir rahatlatma sağlayacak

Körfez’de istikrar, Doğu Afrika’dan Doğu Akdeniz’e kadar bir rahatlatma sağlayacak

Zekeriya Kurşun

Körfez’i takip edenler yeni gelişmeleri de fark etmişlerdir. Uzun zamandır Muhammed bin Selman ve Muhammed bin Zayed eliyle yürütülen bölgesel ittifak çatırdamaya başladı. Arap Baharı denen zemherinin başladığı dönemde Körfez’in üç genç emiri/veliahdı (Emir Temim, Muhammed bin Selman ve Muhammed bin Zayed) arasında işbirliği yerine büyük bir rekabetin başlaması bugünkü süreci doğurdu. Aslında dünyayı tanıyan, enerjik ve geniş imkanlara sahip bu gençler, değişim rüzgarını da arkalarına alarak büyük bir başarı sağlamaları mümkün iken; MBS ve MBZ’nin iradelerini ABDli danışmanlara teslim etmesi felakete neden oldu.

MBS’nin, Suudi Arabistan’da kısmen bir geleneğe oturmuş uygulamaları altüst ederek veliaht olmak için yaptığı girişimler ve ülkeyi adeta Âl-i Suud’tan Âl-i Selman’a dönüştürme gayretleri iç dengeleri sarstı. Meşruiyet kazanma hırsı ise Yemen Savaşı’nı başlatmasına neden oldu.

Aynı şekilde, hasta olan BAE’nin emirinin yerine işleri fiilen yürüten MBZ’in de ihtirasları oldukça büyüktü. Küçük ülkenin veliahdı veya fiili hakimi olmak ona yetmiyordu. Suudi Arabistan ve Katar aleyhine sınırlarını genişletmek, Doğu Afrika’da aktif olmak, Arap Baharı ülkelerinde ezeli rakibi olan Katar’ın yaptıklarının karşısında durmak; özellikle de geçmişte iş tuttukları Müslüman Kardeşler’den tamamen kurtulmak istiyordu. İki genç emir, silah tüccarlarının da telkinleriyle önce Yemen Savaşı koalisyonunun öncülüğünü yaparak milyonlarca masum Yemenlinin hayatını alt üst ettiler. 2015’ten beri sürdürdükleri savaş, İran’ın desteklediği Husileri ortadan kaldıramadı; iddia ettikleri gibi Yemen’de de meşruiyeti iade etmedi, fakat kendi ülkeleriyle birlikte koca bir ülkeyi mahvetti.

Özellikle Suudi Arabistan’ın ekonomisinin alt üst olması, yüzlerce şirketin batması, 2030 vizyonundaki iddiaların aksine işsizliğin artması, 2017 yılında yeni bir cephenin açılmasına sebep oldu. Yemen’deki başarısızlığı örtecek bahane, Katar’ın ablukasıydı. Buna da iki genç prens öncülük ediyordu. Bölgede yeniden bir psiko-tarih atak yaşandı. İran’ın Husilere olan desteğiyle başlatılan Yemen Savaşı gibi, bu sefer de, Katar’ın İran ile olan ekonomik işbirliği yeni bahaneyi oluşturuyordu.

Asıl mesele iki prensin kaybettiği halk popülaritelerini yeniden yakalamaktı. Nitekim tarihi rekabetleri kullandıkları Katar ablukası ile tahmin ettikleri gibi kendi toplumlarından geniş kabul gördüler. Suudiler, Katar’ın Vehhabilik’ten inhirafını ve geçmişte kendilerine olan bağlılığını kaybetmesini; BAE de sınır ihtilafı yaşadığı ve varlığını hiç bir zaman kabul etmediği Katar’a ders vermek iddiasıyla cephe açtılar.

Oysa eski yazılarında belirttiğim gibi, SA ve BAE arasında da ciddi ihtilaflar ve her an ortaya çıkması mümkün olan psiko-tarih sorunları vardır. Nitekim, Kaşıkçı cinayetinden dolayı MBS’nin uluslararası toplum nezdinde itibarının sarsılması eski hesapları hatırlattı ve MBZ’yi derin derin düşünmeye sevk etti. Yemen Savaşı’nda yaşanan insancıl hak ihlalleri de gündeme girince iki müttefik arasında kara kedi dolaşmaya başladı. Zira suçun paylaşılması zordu. Sudan’da yaşanan son gelişmelerin Yemen için kiraladıkları Sudan askerlerini kullanmayı zora sokması, -muhtemelen uzun zamandır BAE’ye konuşlandırılan ABD’li paralı asker şirketlerinin de toparlanmaya başlanması- Zayed’i yeni bir strateji uygulamaya sevk etti.

Her ikisinin de İran’a müdahale için ABD’yi ikna çabaları ve özellikle yüklü silah satın alma taahhütlerine rağmen Trump’ın ağırdan alması da iki prensi karşı karşıya getirdi. Dahası bir İran müdahalesi için BAE sularında yapılan ve failleri belli olmayan sabotajlarda, MBS’nin ısrarla İran’ı işaret etmesine karşılık MBZ’nin buna kıymet vermemesi de iki tarafı karşı karşıya getirdi.

MBZ Yemen’den çekilmeye başladı. BAE, Yemen’de stratejik noktalarda bulundurduğu askeri birliklerini geri çekti. Muhtemelen yakında başka yerlerdeki ortaklıklarından da vazgeçmek üzere yeni bir yol haritası çizdi. Suudi Arabistan medyasında hala Katar aleyhinde ağır yazılar yer almasına rağmen, BAE’de hem İran ve hem de Katar aleyhindeki yazılar azaldı.

Elbette bu yazdıklarım yangına körükle gitmek değildir. Bölgede her zaman savunduğum normalleşme hem onların, hem Türkiye’nin ve hem de dünyanın menfaatine olacaktır. Elbette, tarih masum insanların mağduriyetine sebep olan failleri de unutmayacaktır. Kuşkusuz zamanı gelince herkes hesap verecektir. Ancak Körfez’de istikrar, Doğu Afrika’dan Doğu Akdeniz’e kadar bir rahatlatma sağlayacaktır. Uzun zamandan beri sarsılan küresel hegemonik dengeler, varlıklarını anormal süreçler ile devam ettirmek isterken; bölgesel dengelerde normalleşmeye ihtiyaç olduğunu hatırlatmak da bizim görevimiz olacaktır.

Kaynak: Yeni Şafakgulf selman

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35