banner39

Malezya’da Enver İbrahim’in başbakanlığı konusuna dair 

Makale-Yorum 01.11.2020, 09:58 01.11.2020, 11:32
Malezya’da Enver İbrahim’in başbakanlığı konusuna dair 

Mehmet Özay                                   


Enver İbrahim’in, Malezya’da başbakan olup olmayacağı konusu gündemde yer işgal etmeye devam ediyor. 

Ne 9 mayıs 2018 seçimlerinin ardından iktidar olan Umut Koalisyonu’nda (Pakatan Harapan-PH) hükümetinin başbakanı Dr. Mahathir Muhammed’in kendisine başbakanlığı devretmek istememesi, ne de 24 Şubat 2020 tarihinde yaşanan sivil darbe ile PH hükümetine son verilmesi Enver İbrahim’i başbakanlık konusunda yıldırmış gözüküyor. 

1 Mart 2020’de federal sultan Abdullah Ri’ayatuddin tarafından başbakan olarak atanan Muhyiddin Yasin, bugüne kadar federal mecliste birkaç milletvekili ile sağladığı çoğunlukla, başında bulunduğu Ulusal İttifak (Perikatan Nasional-PN) hükümetinin devamını sağlamayı başarmış gözüküyor. 

PN hükümetinin 12 farklı siyasi partiden oluşması, Muhyiddin Yasin’in ne denli zorlu bir siyasi satranç içinde yer aldığının göstergesi durumunda. Bu ittifakın en güçlü ortağını ise, meclisteki 39 milletvekili ile temsil edilen, Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu (United Malay National Organization-UMNO) oluşturuyor. 

1 Mart’tan bu yana, UMNO’nun siyasi taleplerine başbakan Muhyiddin Yasin’in gerekli karşılığı vermediği yönündeki söylem, başbakanı ve hükümetin zor duruma düşürecek gelişmelere konu oluyor. 
Bu noktada, UMNO’nun başında bulunan Ahmed Zahid Hamidi ile sabık başbakan Necib bin Rezzak’ın haklarında açılmış olan yolsuzluk suçlamaları ve soruşturmalarında sürecin lehlerine geliştirilmesi yönündeki taleplerle destek verdikleri PN hükümetinden ayrıca başbakan yardımcılığı başta olmak üzere önemli bakanlıklar konusundaki ısrarları mevcut PN hükümetinin zor günler yaşamasına neden oluyor. 

Malezya siyasetinin doğasında bulunan, umulmadık koalisyon oluşumlarının bir benzeri bu süreçte ortaya çıktı. 

Enver İbrahim’in 23 Eylül’de kamuoyuna yaptığı açıklamada 222 sandalyeli federal mecliste, yaklaşık 120 milletvekiliyle çoğunluğa sahip olduğunu söylemesi, gözleri PN hükümetine destek veren hangi siyasi partilerin fire verdiğine çevirdi. 

Bu sorunun karşılığı, UMNO genel başkanı Ahmed Zahid Hamidi’nin “Enver İbrahim’e destek veren milletvekillerini engelleyeceğim” yolundaki açıklaması ile kamuoyuyla paylaşılmış oldu. 
Enver İbrahim’in büyük bir güvenle “federal mecliste çoğunluğu sağladım” açıklamasının, federal sultan tarafından yakından takip edilmek yerine sürüncemeye bırakılması, Enver İbrahim’in başbakanlığı yolundaki bir başka engel olarak tezahür etti. 

Federal sultanın sağlık sorunu bahane gösterilerek Enver İbrahim’in talep ettiği görüşme talebi 13 Ekim’de gerçekleştirilmesi bunun göstergelerinden biriydi. 
Aradan geçen süre zarfında, başbakan Muhyiddin Yasin’in başbakanlıktan istifasına meydan vermeyecek ve dolayısıyla PN hükümetine sona erdirmeyecek şekilde yine kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler, UMNO’da Enver İbrahim’e desteğin çekilmesi şeklinde zuhur etti. 

Bu süreçte örneğin, UMNO gibi çeşitli siyasi partilerin kendi çıkarlarının belirleyici olma çabası ile aktif siyaset dışı aktörlerin, yeni koalisyon oluşumlarına yönelik tepkileri ve siyaseti yönlendirme gayretlerine tanık olunduğunu söylemek gerekiyor. 

Bu noktada, özellikle başta federal sultanın ve çevresindeki yapıların bu yönde girişimleri olduğu, özellikle son bir aydaki gelişmelerde gayet açık bir şekilde okunabilmektedir. 
Enver İbrahim’in başbakanlık talebi ve bu konuda yeni bir koalisyon yapısı oluşturma gayretinin ardında hiç kuşku yok ki, 9 Mayıs 2018 tarihinde demokratik yollarla seçilmiş PH hükümetinin gaspedilmiş siyasi hakkını yeniden elde etmek bulunuyor. 

Mevcut başbakan Muhyiddin Yasin’in kurduğu hükümetin devamı konusunda sergilediği çaba ise, yukarıda dikkat çekildiği üzere çoklu ittifak yapısı nedeniyle son derece kırılgan bir özellik sergiliyor. 
Bu noktada, Muhyiddin Yasin ve çevresindeki küçük bir grubun, iktidarlarının devamlılığı için siyaset dışı mekanizmaları gündeme getirmeyi bile göze almış olmaları, olsa olsa siyasetin göz karartıcı yapısıyla ilintilendirilmeyi hak ediyor. 

Bu çerçevede, Muhyiddin Yasin’in 23 Ekim’de federal sultanla görüşerek, giderek artan kovid-19’la etkin mücadele  için “olağanüstü hal ilanı” talebinde bulunması bunun en iyi örneğini teşkil ediyordu. 
Ülkenin modern tarihinde, 1969 yılı Mayıs ayında yaşanan ve hiç de hatırlanmak istenmeyen bir dönemi anımsatmasıyla siyasi çevrelerde ve kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılanan bu talep federal sultan tarafından da geri çevrildi. 

Kovid-19’un bahane edilerek, oluşacak olağanüstü durumda başta meclis olmak üzere siyaset ve bürokrasi kontrol altına almayı ve iktidarını devam ettirmeyi amaçlayan Muhyiddin Yasin’e saraydan hayır cevabının gelmesi, siyaset dünyasında hükümetin sonu olarak değerlendirilmesine neden oldu. 

Ancak federal sultanın hayır kararıyla birlikte, mevcut PN hükümetinin 6 Kasım’da meclise getireceği 2021 yılı bütçe görüşmelerinin, “tüm siyasi partilerce fire verilmeden desteklenmesi” çağrısı bir çelişki de içinde barındırıyordu. 
Federal sultanın, ülkenin değişik eyaletlerindeki sembolik önemleriyl edikkat çeken diğer 8 sultanla 25 Ekim’de yaptığı görüşmenin ardından gelen bu açıklama sonrasında, başbakan Muhyiddin Yasin’in istifaya hazırlandığı yönündeki görüşler yukarıdaki tahmini doğruluyordu. 

Saraydan gelen açıklamanın birinci bölümü Muhyiddin Yasin’e hayır anlamı taşırken, ikinci bölümü “gitme, kal” mesajı içeriyordu. 
Federal sultanın “firesiz destek” çağrısında hedef ise, hiç kuşku yok ki, Enver İbrahim’in oluşturacağı bloğun 2021 bütçe görüşmelerini bloke etmesi ve hükümetin düşürülmesiyle alâkalıdır. 
Enver İbrahim, ne 23 Eylül’de yaptığı açıklamada ne de 25 Ekim’de federal sultanın açıklaması sonrasında sultanı karşısına alma gibi bir girişimde bulunmuş değil. 
Aksine, gerek görüşmede, gerekse bütçe görüşmelerinde tüm partilerin destek çağrısında federal sultanın söylemini zekice yorumlamak suretiyle ülkede temiz siyaset ve halkın talep ettiği reformları yerine getirecek bir hükümetin gerekliliğine dikkat çekmeye devam ediyor. 

Federal sultanın bu açıklamasında mevcut PN hükümetinin bütçe görüşmelerine desteğin nedeni olarak “kamusal refah” ve “ulusal kalkınma” ve tüm siyasilerin bu konudaki desteğine vurgusu aslında tam da, 2018 seçimleri sonrasında iktidara gelen PH hükümetinin reform programının temellerini oluşturuyor. 

Ancak, Muhyiddin Yasin’in ortaya koyacağı bütçenin ne kovid-19’la mücadele, ne salgın nedeniyle yoksulluk sınırında yaşamaya başlayan geniş kitlelerin sorunlarına çözüm, ne de bu süreçte önemli yara alan ulusal ekonominin rehabilitasyonu için kayda değer açılımlar sağlayacağı şüpheli. 

Bu nedenle, Enver İbrahim, federal sultanın 25 Ekim’de yaptığı önemli açıklamadaki hususlara dikkat çekerken, bunların PH hükümetinin reform programından hiç de farklı olmadığını söyleyerek açıkça bir mesaj veriyordu. 
Enver İbrahim, siyasilerin sorumluluğunu Anayasal temellere ve halka karşı besledikleri sorumluluğa bağlıyor; adaletsizlikle ve yolsuzluklarla mücadelede federal meclisin ne denli önemli bir kurum olduğuna dikkat çekiyordu. 
Bu ifadeler, 24 Şubat’tan bu yana ulusal siyasette yaşanan sorunların nereden kaynaklandığına dair gizli/açık göndermeler taşımasıyla, bir tür istihza içerikli bir ton da taşıdığını söylemek mümkün. 
Enver İbrahim, federal sultanın “olağanüstü hâl” talebini geri çevirmesini takdirle karşıladığını söylerken, “anayasal monarşi ve parlamenter demokrasiyi” güçlendiren bir etki yaptığını ve “geniş toplum kesimlerinin taleplerini yansıttığına” dikkat çekiyordu. 

Şubat ayının sonundan bu yana Malezya siyasetinde yaşananlar, 2018 yılı seçimlerinin ardından meşru ve demokratik yollarla iktidara gelen PH hükümetine son verilen sürecin farklı açılımlarına konu olmasıyla dikkat çekiyor. 
Bir yandan, gizli/açık hesaplarla yürütülen siyasi koalisyonlar öte yandan yeni bir boyuta ulaşına kovid-19 süreci ile mücadele Malezya’nın güçlü ve reformcu bir lider ve hükümete ihtiyacı olduğunu giderek daha çok ortaya koymaktadır. 

Söz konusu süreçte yaşanan gelişmeler, Enver İbrahim’in başbakanlığını engellemeye yönelik çabalar olduğuna şüphe bırakmıyor. Öte yandan, bu sürece sebep olanların gerek kovid-19’la mücadele gerekse Malezya toplumunda giderek artan sayıda kitlenin daha zorlu bir ekonomik yaşama sürüklenmesine neden olduklarına kuşku bulunmamaktadır. 

Bu çerçevede, 6 Kasım’da yapılacak bütçe görüşmelerini Muhyiddin Yasin hükümetiyle devam edilip edilmeyeceğinin belirleneceği bir süreç kabul etmek gerekiyor. 
 

banner53
Yorumlar (0)
21
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?