banner15

Putin’in özel alerjisi olduğu bir konu: Gürcistan

Ankara, 2008 yılında zaten üzerinde savaşılmış, Rusya’nın ‘yine savaşırım’ dediği bir kartı, NATO, Karadeniz, Kafkasya üzerinden masaya fırlatıyor.

Putin’in özel alerjisi olduğu bir konu: Gürcistan

Nedret Ersanel

Kara tahtayı tırnakla çizmek: Gürcistan kartı ve Irak’ın yeni ‘diktatörü’...

‘Gürcistan’ı NATO’ya neden davet etmediğimizi anlayamıyorum. NATO üyesi olarak biz Rusya ile görece iyi ilişkilere sahip olduğumuz için eleştiriliyoruz ama Batılı dostlarımız Rusya’yı provoke etmeme bahanesiyle Gürcistan’ı davet etmek üzere anlaşmıyor. Gürcistan’ın bize, bizim de Gürcistan gibi bir NATO müttefikine ihtiyacımız var”...

Rusya’nın sinir ‘düğümünü’ parmakla ezen bu açıklama Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Davos Ekonomi Forumu’nda yapıldı...

Anladık ki, pek az Libya ama özellikle Suriye/İdlib konusunda Ankara ile Moskova arasında tahminlerin üstünde iyi gitmeyen şeyler var...

Açıklama, Türkiye’nin, “Rusya taahhütlerine uymalıdır” mealindeki açıklamasının sanki karşılığı gibi İdlib’in evvelsi gün bombalanması, NATO Genel Sekreteri’nin son Türkiye ziyareti, Salı günü yaptığı açıklamalar, eş zamanlı, “S400’ler NATO ile uyumlu olabilir” yolunda kulağa kar suyu kaçırmalar, Kanal İstanbul-Montrö tartışmalarının kaynattığı bir kazana denk düşüyor...

Tabii en açık zamanlama, bir Türk Dışişleri heyetinin Moskova’da muhataplarıyla masaya oturduğu ana denk gelmesinde...

KAĞIT KESİĞİ...

Gürcistan kartı Moskova’ya gösterilmiş oldu! Rusya bunu hemen anlayacaktır çünkü Kremlin kuvvetleri bir tarafa Putin’in özel alerjisi olduğu bir konudur...

1989’dan sadece 15 yıl sonra AB veya NATO ülkesi olmayan bir tek Varşova Paktı üyesi kalmamıştı. Putin zamanın Sovyet yönetiminin yaptığı bu hatayı, ABD’nin ‘sadece sözüne inanmalarını’ hiç unutmadı ve gücünü topladığında NATO/Batı’nın gelişine kırmızı çizgiler çekti. Ukrayna, Kırım, Suriye, hatta Libya odur...

Şimdi Ankara, 2008 yılında zaten üzerinde savaşılmış, Rusya’nın ‘yine savaşırım’ dediği bir kartı, NATO, Karadeniz, Kafkasya üzerinden masaya fırlatıyor.

Henüz düşmedi.. Bakalım Putin ve yeni hükümeti masaya değmeden yakalayabilecek mi?..

IRAK VE KUZEYİ: ‘YOL MÜSAİT’!

İkinci tehlikeli konu Irak-Irak’ın kuzeyinin akmaya başladığı yöndür...

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Irak’ın içinde bulunduğu durum her gün yeni kaos eşikleri aşıyor. Bu satırlar yazılırken Bağdat’ta bir milyon kişi ABD karşıtı gösteriler yapıyordu ama bu gövde gösterisi Şii liderler arasında gerilimi de yükseltiyor.

Süleymani etkisinin bölgeden ayrılması (!) gittikçe daha çok hissediliyor. Zaten istenen buydu. İsteyenler şimdi kaosun kontrollü yapılanması/yükseltilmesi için çalışıyorlar...

ABD Başkanı Donald Trump, İsviçre-Davos’ta Neçirvan Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile ayrı ayrı bir araya geldi. Kuşkusuz önceden ayarlarmış buluşmalar bunlar ve İran’ın Irak’taki nüfuzunun kırılması planı kadar, ABD’nin Irak’a yeniden çökme pratiğinin uzantısı.

Barzani ABD için sadece Irak özelinde önemli değil. Suriye’deki Kürt dengelerinin konsolidasyonu için de kritik bir muhatap. Washington için Kuzey Irak bir istikrar alanı olmaya devam ediyor ve Amerikan askerlerinin bölgede tutunması için sağlam kancalar sunuyor. Artı petrol. Suriye’den getirilen petrolün sağlığı da yine Kuzey Irak imkânlarıyla mümkün hale geliyor.

Irak Cumhurbaşkanı bu vizyonla uyumlu çalışılabilecek bir “bağa” zaten sahip. Amerika’ya yakın durmayı seviyor. Bağdat hükümetinin, Başbakanın ise artık gücü yok. Her ikisi de Irak’ın kuzeyine racon kesebilecek imkân-kabiliyetlerden uzaklar.

KAOS, POLİTİK KARA DELİKTİR...

Yine Süleymani’nin eksikliğinin en hissedildiği yer Şii güçler arasında da metastaz yapan genel kargaşa hali var. Aralarında ABD ile gizlice el sıkışanlar da mevcut. Bu yüzden her geçen gün Amerika karşıtı duyguların yakacağı ortak bir mercek bulunması zorlaşıyor.

Süleymani ile birlikte aynı kaderi paylaşan el-Mühendis’in yokluğu da İran rabıtalı gruplar ile örneğin Sadr cephesi ve diğerleri arasında seri çatışmaları tetikleyebilir. Buna ilişkin işaretler gittikçe göz alıcı hale geliyor...

Piksel piksel analize gerek yok; Irak’ta kaos güçleniyor. Statükonun sağlanması mümkün gözükmüyor. ‘İstedikleri buydu zaten’ dediğimiz o. ABD’nin planı bu.

Ülke yönetimine aday isim ve grupları da sabote ediyor Amerika. Kitlelerin itirazları o kadar geniş alanları kapsıyor ki, bunları yönetmek/savurmak kolaylaşırken, istikrarlı bir yönetimin çıkması imkânsız hale geliyor.

İran-Irak savaşında başlayıp, körfez savaşları ile serpilen, nihayet Bağdat’ta kerhen uzlaşıya dönen ABD-İran ‘mutabakatından’ artık eser yok.

Bu da, daha önce yapılmış, ders çıkarılmış bir yanlışın bu sefer bilerek tekrarlanmasına götürüyor ülkeyi ve bölgeyi. Suriye’de Şam yönetiminin düşmesine, ‘Irak’ta o hatayı yaptık, devlet çökünce kontrol imkânsız hale geliyor’ okumasını yapan ABD, Bağdat’ta bunu tekrarlıyor!

Irak devleti, daha doğrusu ondan kalanlar, eriyor. Bu da bizi ‘nasıl bir yönetim’ merakına itiyor ama tek yanıta sıkıştırıyor; yeni bir diktatör!

Türkiye’nin önüne yeni bir sorun sayfası açılıyor. Geliş görülüyor. Modelleme gösteriyor ki, adı geçen coğrafyalara şimdiden hızlı ve sonuç alıcı siyasi, diplomatik, nihayet askeri müdahaleler gerekiyor...

Burada kritik kelime “müdahale” değildir.

“Hızlı”dır...

Kaynak: Yeni Şafak

Güncelleme Tarihi: 03 Şubat 2020, 17:33
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48