banner15

Selçuk Eraydın: Modern zamanların dervişi

Hutbe, vaaz ve sohbet örnekleriniz artık güncellensin. Artık biraz hatıra, biyografi okuyun ve insanlara, içimizden çıkan kişileri numune olarak sunun. Artık sohbetlerinizi Mahir İz, Bandırmalı Ali Efendi, Selçuk Eraydın gibi isimler süslesin.

Selçuk Eraydın: Modern zamanların dervişi

Kâmil Yeşil

Hutbe, vaaz ve sohbetlerde ayet ve hadislerle ilgili misallere dikkat ettiniz mi hiç? Hemen hepsi Asr-ı Saadet dönemine aittir. Sahabi; nesil olarak davranışları, sözleri, cihatları ile misal olarak gelir önümüze. Ardından Tabiîn ve biraz da Tebe’ut’tabiîn… Hoca efendiler en çok bildikleri yerden getiriyor misalleri, ne var bunda, diyorsanız haklısınız derim. Ancak ilave ederim. Pekiyi; bu İslâm dini sadece bundan bin dört yüz evvel mi yaşandı? Sahabe zincirine eklenecek başka halkalar yok mu? Yani, İslâm an be an yaşanan, bütün zamanlara cevap veren bir din olarak örneğini hep geçmişten mi getirecek?

Âlim ve ariflerin menkıbelerini, hayatlarını yakın dönem ilim adamlarının biyografilerini işte bundan dolayı seviyorum, okuyorum, okunmasını istiyorum. Çünkü bana İslâm’ın an be an yaşandığını örnekliyor bu eserler.

Böylece geçmiş dönemin zorlu şartları ile günümüz şartlarını, fedakârlıklarını, zamana göre yorum farkını öğrendiğimiz gibi; İslâm’ın bütün zamanlara hitap ettiğini de görmüş oluyoruz. 

Günümüz insanına örnek olarak zikredebileceğim bir Müslüman, bir mümin, akademisyen bir dervişin hayatına dair okuduğum bir kitaptan bahsedeceğim: Hocamız Selçuk Eraydın.

Bu kitabın benim için diğer bir önemi şudur: Bazı kesimlerde akademisyenlik, akademik titr ile bilginin kaynaşmadığına dair yaygın bir kanaat var. Özellikle dini ilimleri tahsil etmiş ve bu alanda kariyer edinmiş kişiler bağlamında yaygın olan bu kanaatin bütünüyle doğru olmadığını söylüyor bu kitap. Anlaşılan; medyanın menfi örnekleri yönlendiriyor bizi veya medya menfi örnekleri çıkarıyor önümüze veya menfilik, medya ile birleşince müspetlerin perdesi kararıyor.

İkinci olarak, ilim ehlinin birbirine hep eksiklik, yanlışlık noktasından baktığı, birbirini çekemediği söylenir. Bu kitap bu yargıyı da yıkıyor. Birbirinin ayağına basan örnekler yok mu? Okuduğum hatıratlarda buna dair misaller de okudum. Ancak onlar mevzi şeyler.

Esas olan bu.

Bilirsiniz. Cenaze namazı helallik istenmesi kadar; geride kalanların merhum/merhume için ikrar ettikleri şehadet bakımından da mühimdir. Mü’minin mü’mine şehadeti o kişiye cenneti vacip kılar çünkü. Bakalım Selçuk Eraydın’ın muhlis ve içi dışı tam bir Müslüman olduğuna dair şehadet eden kişiler kimlermiş?

Osman Nûri Topbaş, H. Kâmil Yılmaz, Emin Işık, M. Yaşar Kandemir, Mehmet Demirci, Mustafa Tahralı, K. Yusuf Ünal, Mehmet Erkal, Sadrettin Gümüş, Yakup Çiçek, İrfan Gündüz, Ali Namlı, Necdet Tosun, Mahir İz, Mustafa İsmet Uzun, İsmail Kara, Ali Hüsrevoğlu, Necdet Yılmaz, Hür Mahmut Yücer, Safi Arpaguş, Medet Bala, Şeyda Öztürk, Tuba İmik…

Miraç gecesi onun urûc etti

Devamı için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35