Türkiye-Afrika İlişkilerinde Eğitim, Diplomasi ve Ticarette Yeni Ufuklar

Türkiye-Afrika İlişkilerinde Eğitim, Diplomasi ve Ticarette Yeni Ufuklar

Gassim Ibrahim

Türkiye’nin uluslararası öğrencilere kapılarını açması 1960’larda başlamıştır. Ancak bu dönemde burslar diğer devletlerle imzalanan iki taraflı anlaşmalar çerçevesinde sağlanıyordu. 90lı yıllardan itibaren Turgut Özal’ın desteğiyle 1992’de “Büyük Öğrenci Projesi” başlatılarak uluslararası öğrencilere yönelik politikalar sistematik hale getirilmiştir. 2000li yıllarda Türkiye’nin dış politikasından kültürüne, sosyal politikalarından ekonomik büyümesine kadar gerçekleştirilen reformların yansıması ile uluslararası eğitim alanında da önemli adımlar atılmıştır. 2010 yılında Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın kuruluşunun ardından 2012 yılında kendisine bağlı olarak “Türkiye Bursları” programı hayata geçirilmiştir. Bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından verilen yükseköğrenim bursları “Türkiye Bursları” adı altında yenilenerek daha etkin hale getirilmiştir. Her sene katlanarak yüz binlerce başvuru alan Türkiye Bursları kapsamında bugüne kadar Türk üniversitelerinden mezun olan veya halen eğitimini sürdüren binlerce yabancı öğrenci bulunmaktadır.

Buradan mezun olup ülkelerine dönen öğrenciler Türk kültürü, değerleri, tarihi ve hatta siyaseti ve diplomasisi kendi ülkeleriyle Türkiye arasındaki ilişkilerinin ileriye taşınmasına önemli katkı sağlamaktadırlar. Öte yandan Türkiye’de kalıp işe girerek veya ticaret yaparak hayatlarını buradan sürdürmeyi tercih edenler de kendileri için kazanımlar elde ederken bir nebze de olsa Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınmasına katkı sağlamaktadırlar. Bu yazıda tamamen gözlemlerden oluşan bilgilerle Afrikalı öğrenciler örneğinde Türkiye mezunu yabancı öğrencilerin Türkiye’ye olan katkıları ve mevcut potansiyelleri değerlendirilecektir. Yazımız istatistik verilerle desteklenememişse de konuya dikkat çekmesi bakımından önem arz etmektedir.

Türkiye-Afrika İlişkilerinde Afrikalı Öğrencilerin Rolü

Yaşadığımız XXI. yüzyılda Yüksek Öğrenim burslar gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en etkili ve en bariz yumuşak güç araçlarından biridir. Bilindiği gibi yumuşak güç; uzun vadede, devletlerin eğitim bursları gibi kültürel yollarla, siyasi değerlerini ve kültürlerini bir kişi veya bir topluma benimseterek istedikleri amaçlara güç kullanmadan ulaşmalarını sağlayan bir araçtır. Türkiye’nin de son yıllarda Türkiye Bursları adlı programla uluslararası öğrencilere yönelik başlattığı yüksek öğrenim bursları; ülkenin en önemli yumuşak güç faaliyetlerinden biri haline gelmiştir. Afrikalı öğrenciler özelinde bakıldığında, ulaşmaya çalışılan amaçların başta siyasi olmak üzere ekonomik ve sosyokültürel alanlarda daha şimdiden öğrencilerin vatandaşı oldukları ülkeler ve Türkiye için karşılıklı olumlu sonuçlar elde edilmeye başlandığı gözlemlenmektedir.

Siyasi ve diplomasi alanlarında Türkiye’den mezun olan öğrenciler, Türkçe ve kendi resmi dillerini bildiklerinden dolayı devlet düzeyinde ve büyükelçiliklerde görevler alırken; ekonomi alanında yine Türk diline hâkim olmalarından dolayı -görüleceği gibi- bu alandaki ikili ilişkilerin gelişmesinde kilit roller üstlenmektedirler. Sosyokültürel alanda ise Afrikalı öğrenciler, yine Türkçe bilmelerinden dolayı toplumların birbirlerine yakınlaşması için Türkiye’den Afrika’daki bazı ihtiyaç sahibi kesimlere giden yardımların ulaştırılmasının yanı sıra Türkiye’den Afrika’ya ve Afrika ülkelerinden Türkiye’ye düzenlenen gerek tıbbi tedavi gerekse turistik gezilerde vazgeçilmez noktaya gelmişlerdir.

Türkiye’nin 20 yıl önce hazırladığı Afrika’ya açılım eylem planı son sekiz-on senede Türk üniversitelerinden mezun olan Afrikalı öğrencilerin katkılarıyla özellikle ekonomik alanda sonuç vermeye başlamıştır. Bitirdiği bölüm fark etmeksizin birçok Afrikalı öğrenci, Türkiye ile Afrika arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesinin yanında Türk yatırımcı ve işadamlarının Afrika ülkelerinin piyasalarına girmelerini sağlamıştır. Aynı şekilde bu öğrenciler Afrika’dan gelen yatırımcı ve işadamlarının Türkiye piyasasına girmelerine vesile olmuşlardır. Dolayısıyla, çift rol üstlenen Afrikalı öğrenciler Türkiye’de okuyup yerleşen ve çeşitli işlerde görev alanlar hem Türkçe hem de kendi dillerini bilmeleri Afrika’dan buraya gelen işadamına güven vererek onun gelişi ve işlerini kolaylaştırmaktadır. Genellikle Türkiye’ye gelen Afrikalı işadamları, Türkiye’de tanıdıkları veya birilerinin önerdiği hemşehrileri bulunduğu için güvenip gelmektedirler. Zira gerek fuar gerekse ticaret veya yatırım için geldikleri zaman rehberlik ve iletişimi buradaki hemşehrileri sağlamaktadır.

Öte yandan eğitimini tamamladıktan sonra ülkelerine dönen Afrikalı öğrencilerin Türkçe’yi benimsemeleri Afrika ülkelerine giden Türk yatırımcı ve işadamlarına da güven vermektedir. Çünkü Türk dili, Fransızca ve İngilizce gibi Afrika’da yaygın bir dil değildir. Dolayısıyla Türk işadamı Afrika ülkelerinden birine gittiğinde bir yabancı dil bilmediği varsayılırsa ortaklarıyla anlaşması, onlara güvenmesi ve güvenilmesi için ister istemez Türkçe bilen birine ihtiyaç duymaktadır. Bundan ziyade ülkenin kültürü ve piyasasını bilen Türkiye mezunuyla çalışması, onun ülkeye yerleşmesi ve hem sosyal hem de ekonomik açıdan uyum sağlayıp orayla bütünleşmesine kolaylık sağlamaktadır. Türkiye’de çalışmayı tercih eden mezun Afrikalı öğrenciler ise Afrikalı işadamlarına güven vererek, Türkiye’ye gelmelerini kolaylaştırdığı gibi Türkçe’nin yanında yabancı ve Afrika dilleri bildiklerinden dolayı çalıştıkları firmalarının Afrika’ya açılmalarını sağlamaktadırlar. Bunun için bazen bölgesel olarak bazen de dil bazında Afrika ülkelerinin piyasalarını takip etmek, saha araştırmaları yapmak, müşteri bulmak ve Afrika’daki yerel firmalarla işbirliği veya anlaşmaları yapmak gibi görevleri üstlenmektedirler.

Bugün Afrika’da Türk firmalarının birçok sektörde köklü geçmişe sahip yabancı firmalarla rekabet edebilecek duruma gelmeleri, bazılarının cirosu katlanarak büyümesinde Türkiye mezunlarının katkıları büyüktür. Aynı şekilde birçok Afrika ülkesindeki sağlık sektöründeki bazı Türk hastanelerinin sağlık turizm uygulamalarıyla öncü konuma gelmeleri ve tedavi konusunda Afrikalı hastaların istikametinin Mağrip ve Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye çevrilmesi de buradan mezun olan öğrencilerin katkılarıyla gerçekleşmiştir. Sağlık turizmi kapsamında gelen Afrikalı hastalar, tedavi işlemlerinin dolar ve avro bazında ücretlendirildiği için Türkiye’ye ciddi miktarda döviz girişini sağlamaktadırlar. Tüm bunların dışında kendi işlerini kuran veya buradan Afrika’ya mal göndererek ticari ağ oluşturan mezun Afrikalı öğrenciler de bulunmaktadır. Nitekim birçok öğrenci veya grup öğrenci ticari, turizm şirketler veya uluslararası kargo firmaları kurup işlerini büyütmektedir.

Afrikalı Öğrencilerin Potansiyeli

Son yıllarda alınmaya başlanan olumlu sonuçlarla beraber Türkiye’de okuyan Afrikalı öğrenciler, eğitim süreçlerinde genel olarak ve mezuniyet sonrasında bilhassa mesleki anlamda bütünleşme zorluklarıyla karşılaşmaktadırlar. Türkiye Burslarının burs politikalarına bakıldığı zaman Türkiye’de okuyan burslu öğrencilerin üniversite eğitimi ve araştırmalarını Türkçe ile yapmalarına çok önem verildiği anlaşılmaktadır. Ancak eğitimin birinci senesi Türkçe hazırlık programına tahsis edilip öğrenciler Türkçeyi C1 seviyesine kadar öğrenseler de sunum ve yeterlik gibi sözlü sınavlarda kendilerini ifade etmekte veya yazılı sınavlar, tez ve makale yazımında güçlük çekmektedirler. Bu durum bazı öğrencilerin çalışmalarını derinleştirememeleri ve çalışmaların verimli olmamasına neden olurken bazılarının motivasyonlarını kaybedip eğitimlerini terk etmelerine yol açmaktadır. Aynı zamanda bu koşul bazı Afrikalı öğrencilerin sahip oldukları akademik yeteneklere rağmen kaliteli çalışmaları ortaya koymalarını engellemektedir. Hâlbuki bazı alanlarda öğrencilerin kendi bildikleri dilde eğitim görmeleri hem kaliteli hem de orijinal ve yararlı araştırmalar üretmelerini mümkün kılabilir.

Diğer yandan eğitimini tamamlayıp Türkiye’de çalışmak isteyen Afrikalı öğrenciler ise bir takım mesleki bütünleşme sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kimi zaman alanına göre iş bulamama, kimi düşük istihdam ve düşük maaş kimisi güvenlik gerekçesiyle işe alınamama durumlarıyla karşılaşmaktadır. Dolayısıyla alanında çok iyi olan bazı Afrikalı öğrenciler eğitimlerinden sonra ülkelerine dönmeyip ortamın mesleki açıdan müsait olduğu ve iş olanaklarının elverişli olduğunu düşündükleri Amerika veya Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kalmaktadırlar. Türkiye’de burslu olarak özellikle lisansüstü düzeyde okuyan Afrikalı öğrencilerin bir kısmı mezun olduklarında ciddi bir potansiyel sahibi ve çeşitli akademik yeteneklere sahiptirler. Bu potansiyel, keşfedilip değerlendirildiği takdirde hem Türkiye hem de geldikleri ülkeler için önemli sonuçlar elde edilebilecektir.

Örneğin akademik bakımdan Türkiye’de yetersizlikle bilinen Afrika çalışmaları alanının boşluğu burada yetişen Afrikalı öğrenciler tarafından doldurulabilir. Sanayi, teknik, teknoloji ve savunma gibi alanlarda bazen deha sahibi sayılabilecek öğrencilerin bulunmasıyla birlikte dil yetersizliğinden ya da güvenlik gerekçesiyle bazı projelerin yerlilerle sınırlandırılmasından dolayı bu araştırmacı öğrencilerin yeteneklerinin keşfedilmemesine sebep olabiliyor. Oysa bu öğrencilerin potansiyelinin farkına varıp uyrukluk şartları hafifletilerek yürütülen projelere müracaat etme imkânlarının sunulması yararlı olabilir.  Siyasi ve diplomasi bakımdan halen birçok Türkiye mezunu Afrikalı öğrencinin Türkiye-Afrika ülkeleri arasındaki üst düzey ilişkilerin gelişmesinde yer aldığı gibi var olan öğrencilerin önemi dikkate alınarak onlara gereken imkânların sağlanmasıyla verdikleri katkıların verimliliği artırılabilir. Hem kendi ülkelerini hem de Türkiye’yi bilen bu öğrenciler iyi yetiştirildikleri takdirde ileride Türkiye’nin Afrika politikaları veya kıtada artan rekabetten dolayı diğer kıta dışı aktörlere karşı stratejiler belirleme hususunda çok yararlı olabilirler.

Tabii olarak tüm bunlar yapılırken tarafların çıkarları gözetilerek ilişkilerin karşılıklı eşitlik temelinde tesis edilmesine dikkat edilmesi elzemdir. Afrikalı öğrenciler Türkiye’den aldıkları eğitim sonrasında gerek Türkiye’de kalıp iş bularak; gerekse kendi ülkelerine dönüp Türklerle çalışarak hem kendileri ve ailelerini hem de kendi ülkelerini ve kendisine bir süre eğitim için ev sahipliği yapan Türkiye’yi kazandırmaktadır. Türkiye 20 yıl önce hazırladığı Afrika’ya açılım eylem planı aslında son senelerde mezun Afrikalı öğrencilerin katkılarıyla fiilen hayata geçirilmektedir. Bu öğrencilerin önleri açıldıkça imkân ve fırsatlar sunuldukça sadece ekonomi değil aynı zamanda siyaset/diplomasi, akademi ve strateji alanlarında uzun vadede daha verimli ve müspet çalışmalar ortaya koyacaklarından kuşku yoktur. Dolayısıyla bu manzara Türkiye’nin uluslar arası öğrencilik alanına yaptığı yatırımların boşa gitmediğini kanıtlayarak alanın daha da önem verilmesi gerektiği ve misafir öğrencilerle yakından ilgilenilmesi gerektiğini göstermektedir.

Kaynak: ORDAF

banner53
YORUM EKLE

banner39