banner39

Türkiye’nin güvenliği İdlib’den başlar - Mehmet Yeşilkaya

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şubat sonuna kadar tanıdığı sürenin dolmasına günler kaldı ama Esed’in bu ültimatomu dikkate almadığı takdirde başına ne geleceği az çok belli. Ankara sahada deklare ettiği şeyi yapmaya kararlı görünüyor.

Makale-Yorum 19.02.2020, 15:36
Türkiye’nin güvenliği İdlib’den başlar - Mehmet Yeşilkaya

İdlib’de 3 Şubat’ta başlayan gerginlik devam ediyor. Rejim güçlerinin bir haftada 13 askerimizi şehit ettiği o günden beri bambaşka bir süreç başladı Suriye iç savaşında. Türk askeri ilk kez Esed güçleri ile sıcak çatışmaya girdi. Türkiye’nin aralıklarla hedef aldığı rejim güçleri 100’ün üzerinde kayıp verdi. İki helikopteri düşürüldü. Mehmetçiği hedef alan top bataryaları ise kullanılamaz hale getirildi.

İran destekli terörist grupların desteği İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ne saldırılarını sürdüren Rejim’e muhalifler de karşı saldırı başlattı. Rusya’nın rejime havadan destek verdiği operasyonlarda bazı yerleşim yerleri saatlik el değiştiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şubat sonuna kadar tanıdığı sürenin dolmasına günler kaldı ama Esed’in bu ültimatomu dikkate almadığı takdirde başına ne geleceği az çok belli. Ankara sahada deklare ettiği şeyi yapmaya kararlı görünüyor.

Esed’in bölgedeki destekçisi ama aynı zamanda Türkiye ile birçok alanda stratejik işleri olan Rusya’nın tavrı ise ilginç. Soçi mutabakatına imza atmış olan Moskova’nın bunun tersi aksiyon alması Ankara’nın tepkisine neden oldu. Yaklaşık iki haftadır heyetler arası görüşmeler sürüyor. Bir heyet gidiyor bir heyet geliyor. Ama somut bir sonuca ulaşılmış değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin’in telefon görüşmesi de yetmedi durumu normalleştirmeye. Moskova’dan hala Ankara’yı rahatsız eden açıklamalar geliyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada; “Putin benimle farklı konuşuyor altı farklı konuşuyor” diyerek bu çelişkiyi ortaya koydu. İdlib’de ikili oynayan Rusya bir yandan da Türkiye’yi kaybetmek istemiyor.

Rusya ile bu kadar şey yaşanırken ABD boş durur mu? O da kafa uzattı hemen. Rusya ile yaşanan gerilimi fırsat olarak gören Washington, apar topar James Jeffrey’i Ankara’ya gönderdi. Jeffrey’nin Türkçe taziyelerini iletmesi sıcak bir mesaj manevrasıydı. Bu açıklamanın yapıldığı gün Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği resmi twitter hesabından bir twit attı. Twitte, ABD’nin PKK/YPG ortaklığı hatırlatılıyordu. Jeffrey’nin Türkçe taziyesi de Rusya büyükelçiliğinin “takdiri size bırakıyoruz” twiti de bize bir şeyi net gösteriyor; iki ülke Türkiye’yi yanına çekmek için her seviyede mücadele ediyor. Ama ABD ile PKK/YPG, Rusya ile İdlib deneyimini yaşamış olan Ankara verilen mesajlara değil atılan adımlara bakıyor.

30 Eylül 2015’te Suriye’ye giren Rusya, iki yıla yakın ağır hava bombardımanları düzenledi. Hatta bazı yerleşim yerlerine ‘ekonomik’ olsun diye ucuz bombalarla halı bombardımanı düzenledi. Yani sivil asker gözetmedi. Ama bunlar sahayı denetim altına almasına yetmedi. Savaş teknolojisi ne kadar ilerlerse ilerlesin kara unsurları olmadan bir alanı kontrol altına almak hala imkansız. Zaten Soçi mutabakatı da o yüzden imzalandı. Havadan denetimi Rusya karadan ise Türkiye sağlayacaktı. Mehmetçik o yüzden İdilb’de 12 tane gözlem noktası kurdu.

Son olarak, “Türkiye neden İdlib’de ısrar ediyor?” eleştirisini dile getirenler bilmelidir ki; göç, terör ve sınır güvenliğini korumak İdlib’den başlıyor. Türkiye yeni bir göç dalgasını da yeni terör örgütlerinin saldırılarına da sınırlarının dışında karşılamakta kararlı. Ankara’nın pro-aktif güvenlik stratejisi olmasaydı Afrin’de, İdlib’de patlayan bombalar Hatay’da, Kilis’te Şanlıurfa’da karşımıza çıkardı. İşte Türkiye bunun için Suriye’de mücadele veriyor.

Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?