1954'ün yankıları: Nasır, İhvan ve Manşiyye 'olayı'

Muhammed Bedii de tutuklandı. Çok sayıda haber, devletin kısa bir zaman içinde Müslüman Kardeşler’i feshedeceğine işaret ediyor. Tarih tekerrür etmez ama olanlar 1954’le “kafiyelidir.”

1954'ün yankıları: Nasır, İhvan ve Manşiyye 'olayı'

Michael Collins Dunn*

Mark Twain’in (bilim adamları tarafından doğrulanamayan ama yine de ona atfedilen çok sayıdaki ifadesinden birinde) “Tarih tekerrür etmez ama kafiye yapar” dediği iddia edilir. İster Twain ister bir başkası söylesin, bu faydalı bir gözlemdir. Ve öyle görülüyor ki tarih yine kafiye yapıyor.

Müslüman Kardeşler’in henüz gözaltına alınmayan birkaç liderinden biri olan teşkilat Genel Mürşidi Muhammed Bedii de tutuklandı. Çok sayıda haber, devletin kısa bir zaman içinde Müslüman Kardeşler’i feshedeceğine işaret ediyor. İki ay öncesine kadar teşkilatla çok iyi ilişkiler içinde olduğu görülen General Sisi (bazı İhvan mensupları onun teşkilata üye olduğunu da ima ettiler), şimdi Müslüman Kardeşler’i terör örgütü olmakla suçluyor.

Hasan el-Hudeybi

Tarih tekerrür etmez ama olanlar 1954’le “kafiyelidir.” Ekim 1954’te, Mısır’ın en az 1947’den beri Müslüman Kardeşler’le birlikte çalışmış olan ve belki de bir zamanlar üyesi bile olabilecek, diğer siyasi partileri feshederken İhvan’a müsamaha gösteren karizmatik askeri lideri, aniden Müslüman Kardeşler’i yasakladı, Genel Mürşidi ve diğer liderlerini tutukladı ve kısa bir süre sonra askeri yönetim içinde kendi gücünü pekiştirdi. İşte bu subay, Albay Cemal Abdul Nasır’dı ve kendisine karşı yapılmış aleni bir suikast teşebbüsüne karşılık veriyordu.

Nasır, Temmuz 1952 Hür Subaylar darbesinden iki sene üç ay sonra Ekim 1954’te, Muhammed Necib’le güç mücadelesine girdi ve büyük ölçüde mücadeleyi kazandı. Muhammed Necib ismen cumhurbaşkanıydı ama bu unvanın içi giderek boşalıyordu. Manşetler ve aşağıdaki görüntüde Nasır reis olarak adlandırılıyordu. O, sanki hem Başbakan (Bakanlar Konseyi Başkanı) hem de iktidardaki askeri cunta Devrim Komuta Konseyi’nin Başkanı/Cumhurbaşkanı’ydı. Necib’in esamesi okunmuyordu.

Eski siyasi partiler zaten feshedilmişti. Ama Hür Subaylar’ın, krala karşı birlikte komplo kurdukları  Müslüman Kardeşler’le ikircikli bir ilişkisi vardı. http://english.ahram.org.eg/NewsContent/1/139/48402/Egypt/-July-Revolution/Nasser,-myself-and-the-Muslim-Brotherhood.aspx linki solcu Hür Subay Halid Muhyeddin’in (hayatta kalan tek Hür Subay, bu sene 91 yaşında) hatıralarından özetler ihtiva eder. Muhyeddin, Nasır’la İhvan arasında 1947’ye kadar Müslüman Kardeşler kurucusu Hasan El Benna daha görevdeykenki görüşmeleri hatırlatıyor. Nasır, Enver Sedat ve Hür Subaylar, İhvan’la yakın bir iş birliği içinde çalıştılar. Her ikisinin de bir zamanlar teşkilata üye olduğu söyleniyordu. Sedat daha sonra bunu, cumhurbaşkanlığı sırasında da kuvvetle inkar etti. Nasır konusunda ise deliller yetersizdir. Hür Subayların daha az etkili bir ya da iki subayı ise teşkilata tam üye görünüyor.

1952 devriminden sonra, eski siyasi partiler baskı altına alınsa bile İhvan ve Hür Subaylar bir süre daha birlikte oldular. Benna'nın halefi ve İhvan’ın ikinci Genel Mürşidi Hasan El Hudeybi de iş birliği yaptı. Onun İhvan’ın gizli, silahlı ve devrimci kanadı Gizli Cihaz’ını (El Cihaz El Sırri) kapattığı bildirildi.  Ama Nasır, Necib’e karşı gücünü pekiştirirken halen Devrim Komuta Konseyi’nin arkasında büyük bir siyasi güç vardı. İşte o güç, Müslüman Kardeşler’di.

Menşiya Meydanı 1954

Yaklaşık 60 sene sonra, 26 Ekim 1954 olayları halen tartışmalıdır (Olaylar Kanal Bölgesi’nden çekilmesi için İngiltere’yle anlaşma imzalanmasından bir hafta sonra meydana gelmiş, İhvan da anlaşmaya karşı çıkmıştı). Büyük prestij kazanan Nasır, Mısır’ın en büyük ikinci şehri İskenderiye’ye bir seyahat yaptı. Birkaç duraktan sonra şehirde en büyük açık alan olan Manşiyye Meydanı’nda (Muhammed Ali Meydanı) halka hitap etti. Konuşması tüm Arap aleminde canlı yayımlandı. Konuşmanın ortalarında İhvan’ın eski üyesi Muhammed Abdüllatif, öne çıktı ve Nasır’a sekiz el ateş açtı. Hepsi ıska geçti. Nasır hemen toparlandı ve konuşmasına devam etti:

“Vatandaşlarım, kanım size ve Mısır’a feda olsun. Sizin için yaşayacağım, sizin hürriyet ve şerefiniz için öleceğim. Bırakın beni öldürsünler, sizin şeref, haysiyet ve hürriyetinize katkı yapmışsam bu beni asla endişelendirmez. Cemal Abdul Nasır ölürse hepiniz Cemal Abdul Nasır olursunuz… Cemal Abdul Nasır sizsiniz, o sizden biridir. O ülkesi için canını feda etmeye hazırdır.”

İşte Nasır konuşurken, ateş açılmadan hemen önce ve akabinde meydana gelen kaos sırasındaki ses kaydı:

Tabii ki, gerçekte onun kanı akmadı. O zamanlar El Cumhuriye gazetesi Hür Subaylar’ın baş destekçisiydi: "Sekiz serseri kurşun: İhvan üyesi İskenderiye’de cumhurbaşkanına ateş açtı ama vuramadı. "

Tüm bunlardan şüpheye düştüyseniz, yalnız değilsiniz (Sekiz kurşun sıkılıyor ve hepsi de ıska mı geçiyor? Hem de canlı yayın sırasında mı? Nasır’ın elinde önceden hazırlanmış, kahramanca bir cevap mı vardı? Peki sonra ne oldu? İhvan Reichstag’ı mı yaktı?). Ama 60 sene sonra bile gerçek daha açık değil. Ateş açan, aslında güya feshedilmiş Gizli Cihaz’ın eski bir üyesiydi. İhvan’ın 2012’de nihayet cumhurbaşkanlığını kazanması sonrasında, tüm olanların kurgu olduğunu ifade eden resmi açıklamalarla birlikte İhvan üyelerinin olaya karışarak itibar kazanmaya çalıştıklarını bildiren haberler üzerine sular halen bulanık olarak kalmaya devam ediyor.

Belki de gerçeği asla bilemeyeceğiz.

Birkaç hafta sonra Necib son resmi unvanlarını da kaybetti ve tutuklandı. Nasır artık en tepedeydi. İhvan resmi olarak feshedildi, liderleri tutuklandı, liderlerden birkaçı idam edildi. Nasır’la birlikte çalışan Hudeybi hapse atıldı.

Aşağıdaki video, Necib’in düşüşünden sonra kasım ayında hazırlanmış görünüyor. Abartılı bir propaganda içeriyor ama video Nasır’ın ziyaretini gösteriyor. Konuşmalar tamamen Arapçadır ama kaydın ortasında silah seslerini işitiyorsunuz, daha önceki ses kaydında işittiğiniz sesleri.

 

*Middle East Institute Editörü

Dünya Bülteni için çeviren: Emin Arvas

Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2013, 14:40
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
ecepi
ecepi - 8 yıl Önce

videoyu izleyip, makaleyi okuyunca aslında bu topraklarda 60 sene öncesi ve sonrasının arasında çok büyük bir farklılık göremedim. İhvan'ın tasfiye süreci rejimin gücünü artırmak için bir araçtı. Bülent Arınç'a suikast iddiaları, günlerce haber olması, ergenokon davası vs. vs..çağrışım yaptı. İdeoloji bir yana diktatörlük kalıcı bir olgu sanırım. Halk da gayet memnun. Yeter ki "karizmatik" olsun!

banner39