banner39

Fransa Orta Afrika trajedisinde kapana kısıldı

Orta Afrika Cumhurtiyeti’nde, Fransız ordusunun konumu gitgide savunulamaz bir duruma geldi, şiddet karşısında pasif kalan Fransa ve ordusu eninde sonunda suç ortağı olmazlar mı?

Makale-Yorum 15.02.2014, 18:31 06.05.2015, 12:04
Fransa Orta Afrika trajedisinde kapana kısıldı

Orta Afrika Cumhurtiyeti’nde, Fransız ordusunun konumu gitgide savunulamaz bir duruma geldi. Aciz, çok aciz. Fransız kontenjanı şu anda, uzun süre tereddüt ettikten sonra kurbanları Müslüman halk olan bir etnik temizlik olarak nitelendirmek mecburiyetinde olduğumuz kıyımın aciz bir şahidi olarak karşımıza çıkıyor. Şiddet karşısında pasif kalan Fransa ve ordusu eninde sonunda suç ortağı olmazlar mı?

 

Alakasız meseleleri birbirine karıştırmayı reddetmekle birlikte, bazılarının ileri sürdüğü gibi, katiyen suç ortağı olmayan ve fakat katliamları önleme konusunda kuşkusuz acziyet içindeki 1994 Ruanda görüntüleri –Fransız askerlerinin görüntüleri– karşımıza çıkarıyor.

 

Ruanda soykırımı rejim tarafından planlanmıştı. Bangui’de durum öyle değil. Fransa’nın, Kigali olayında olduğu gibi, Orta Afrika’yı muhtemel soykırımlara sürüklediği de söylenemez. Fransa’nın 5 Aralık 2013 itibariyle eski sömürgesine müdahale kararını uygulamaya koyması da tartışma konusu değil. Mart 2013’te, Seleka’nın, kuzeyden Orta Afrika Cumhuriyeti’nin güneyine kadar kanlı seyri neticesinde iktidarı ele geçiren eski isyancılarının şiddet eylemlerine son vermesi gerekiyordu.

 

Bugün olduğu gibi dün de hiçbir batılı ülke Afrika kıtasının merkezine müdahale etmek ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nin Çad, Sudan, Güney Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi halen istikrarsız ülkelerin sınırlarında devasa, Fransa büyüklüğünde, bir gri bölgeye dönüşmesini engellemek istemiyordu. Hala böyle. Fransa tek başına kendini cephe hattında buldu. Avrupalı ortakları Bangui’ye birkaç yüz kişilik bir birlik göndermek yerine, bakışlarını başka yöne çeviriyorlar.

 

Fransa bölgede sadece bin altı yüz asker konuşlandırarak amacını gerçekleştirme yollarını bulabildi mi? Müdahalenin başlamasının üstünden iki ay geçti. Cevap, hayır.

 

Kısa süre önce sarf edilen “dilin öğeleri”ni hatırlayalım. Mali müdahalesinin başarısından istifade ederek, 1960’ta bağımsızlığını kazandığından beri en iyi Fransa’nın borusunu öttürmeyi bildiği Afrika ülkelerinden birinde, Paris’e göre, yalnızca “kısa” bir “polis operasyonu” yürütmek değil, aynı zamanda Afrikalı askerlerden oluşan birliğin takviye edilmesi de söz konusuydu. Tuhaf biçimde operasyonel gerçekçilikten yoksun ve fakat övgüye değer bir siyasi hedef.

 

Sonuç olarak, ülkeyi yatıştırmak şöyle dursun, Fransız müdahalesi güç dengelerini alt üst etti, şiddeti öngör-e-meyen Paris nefreti serbest bıraktı. Burada siyasi otoriteleri bilgilendirmesi gereken istihbaratın bir zaafı yok mu?

 

Esasen Hıristiyan olan Anti-Balaka adındaki silahlı milislerin izinde nefret dolu insan kalabalığı ülkedeki Müslüman varlığının tüm izlerini yok etme amacına kilitlendi. Bangui’de bu oldu hemen hemen. On binlerce Müslüman erkek, kadın ve çocuk göç yolunda. Kaç bin erkek, kadın ve çocuk palayla doğrandı peki? Fransa istese de istemese de bu trajediye batmış-bulaşmış durumda.

 

Le Monde, Başyazı, 13 Şubat 2014

Dünya Bülteni için tercüme eden: Muhsin Korkut

banner53
Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?