banner27

Karneye yaklaşım nasıl olmalı

Karne notlarının kötü gelmesi durumunda aşırı şaşkınlık ve hayal kırıklığı ile çocuğun üzüntüsü arttırılmamalı.

Karneye yaklaşım nasıl olmalı

Psikolog Hayriye Güler / Dünya Bülteni

Karne heyecanının arttığı günlerdeyiz. Televizyonlarda, gazetelerde, aile toplantılarında sık sık karne notlarından bahsedilmekte. Çocuklara karnen zayıf mı şişman mı şeklinde espriler yapılarak uyarılar verilmektedir. Çocuklar ise sınav yüklerinden kurtulup tatil sevincini yaşamaktalar.

Anne-babalar bir bekleyiş halindeler. Aileler de en az çocukları kadar heyecanlı çünkü en az onlar kadar okullular. Anne babalar (ki çoğu zaman bu anneler olmakta) her sabah okul hazırlığını, akşam ödev yetiştirme telaşını çocuklarıyla birlikte yaşıyorlar.
 
Karnesini ailesine getiren çocuk neler yaşıyor?
Notları iyi olan çocuk aldığı karnenin karşılığında ailesinden övgü, hediye, onay görürken zayıfları olan çocuk utanç ve yetersizlik duygularıyla ailesinin cezaları, eleştirileri altında ezilmektedir.

Verdiği maddi-manevi emek karşılığında her anne baba çocuğunun başarılı olmasını haklı olarak beklemekte ve başarısız olduğunda da hayal kırıklığı yaşamaktadır. Fakat karne 4,5 aylık çalışmanın sonucudur. O sonuca nasıl gelindiği önemlidir. İlgili anne ve babalar dönem boyunca çocuğunun nasıl çalıştığını bilir. Bu nedenle karne hayal kırklığı olmamalıdır.

Çocuğun okul başarısı düşük ise nedenini sadece çocukta aramak çocuğa zarar verir. Kendini daha güvensiz ve başarısız hissetmesine neden olur. Sene içerisinde ‘çocuğumun ders notları düşük, neden böyle’ diyerek gelen velilerimizle yaptığımız görüşmelerde gördüğümüz nedenler tek başlık altında toplanamamaktadır.

Anne baba çatışmasından dolayı ya da aile yaklaşım olarak çok eleştirel yahut korumacı ve çocuğun inisiyatif, sorumluluk almasını desteklemiyorsa başarı etkileniyor. Çocuktan kaynaklanan öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları, özel eğitim ihtiyacı, psikolojik sorunları, uyum problemleri bir başka faktörü oluşturuyor. Ayrıca okulla ilgili sorunlar; örneğin, öğretmen yetersizliği, sık sık öğretmen değişimi, öğretmen-öğrenci ilişkisindeki problemler karneye etkisi olan bir başka etkendir. Bu konuda her çocuğa göre birçok etken sayılabilir. Bu sebeple başarısızlık değerlendirilirken sadece çocuk, sanık sandalyesine oturtulmamalıdır. Herkes sırayla bu sandalyeye kendisini oturtabilmelidir.

Ayrıca her çocuk önce kendi içinde değerlendirilmeli, kıyas yoluna gidilmemelidir. Çocuğun kapasitesi ne kadar? Hangi alanlarda yeterli oluyor hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyuyor ve yetenekleri neler? Bu sorulara cevap verilmeden başarı beklenilmemelidir.

Hayat boyu gelişim seyri içerisinde çocuk çeşitli sorunlarıyla anne-babasının karşısına gelebilir. En olgun tavır karşısında olmadan yanında olduğunuzu ona hissettirerek ‘kapsayarak’ çözümleri araştırmaktır.

Karnesini getiren biricik çocuğunuza yaklaşımınız için, onların hayrına olabilecek, birkaç tavsiye şöyle:
Çocuğunuzun duygularının farkında olun. Ne hissediyor? Sevinç, neşe, kızgınlık, utanç, endişe, korku… Ona karşı siz ne hissediyorsunuz?

Tüm bedeniniz ile çocuğunuzu dinleyin. Gözleriniz fiziksel olarak duruşunu, değişimlerini anlamalı, diliniz kelimeleriniz anlaşıldığını ifade etmeli, rahatlatmalı, kalbiniz ise çocuğunuzun duygularını dinlemeli ve anlamalı.

Sorunlar birlikte tespit edilirken çocuğun da konuşmasına önem vererek, sabırsız olmadan sakince dinlenmeli.

Sevgi şartlı hale getirilmemeli. Şunları yaparsan seni severim, bunları yapmazsan kimse seni sevmez gibi. Örneğin; başarılı olursan seni severim yoksa gözümden düşersin, denildiğinde bir çocuk tüm güvenini yitirip başarısızlığı kabullenecektir. Çünkü bu tehdit ihtiyaç duyduğu ve duygularına hitap eden bir yaklaşım değil. Onun ihtiyacı anne babasının daimi güveni ve sevgisidir.

Sürekli karnenin nasıl geleceğinden ve nasıl gelmesi gerektiğinden söz edilmemeli. Çünkü bu durum çocuğun korku ve kaygısı arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Son hafta karne değişmeyecektir.

Rencide eden, küçük düşüren ifadelerden sakınılmalı. ‘Sen ne beceriksizsin, başka bir şey mi bekliyoruz senden’  gibi sözler yaralayıcı olacaktır. Her ifadeniz çocuğunuz için ayna hükmündedir unutmayın. Sizin sözlerinizde ve yaklaşımınızda kendisini görür ve tanımlar. Kendisini öyle kabul eder.

Arkadaşlarıyla, yaşıtlarıyla, kardeşiyle kıyaslamamaya dikkat edilmelidir. Kıyas çocuktaki yetersizlik duygularını arttırır. Ve öfke duymasına yol açar. Motive etmek için farklı yollar tercih edilmeli ve engeller kaldırılmalıdır.

Karne notlarının kötü gelmesi durumunda aşırı şaşkınlık ve hayal kırıklığı ile çocuğun üzüntüsü arttırılmamalı.  Başarısızlığın nedenleri araştırılarak çözümler üretilmelidir.

Karne notları çok iyi olduğunda da abartılı ilgi gösterilmemelidir. Çok fazla iltifat, övgü, büyük pahalı hediyeler çocuğun kendini diğerlerinden çok farklı algılamasına sebep olur. Bu algı yalancı bir güven duygusuyla çocuğu arkadaşlarından ve ders çalışma azminden koparır.

Tatilde çocuğun hem dinlenebileceği hem de yararlı olabilecek faaliyetler hazırlanmalı. Akranları ile eğlenceli vakit geçirmesini sağlanmalı. Tatil boyunca düzenli olarak ve zorlandığı konularda ders tekrarı yapması yeterlidir.

Son söz yerine Şadi Şirazi’nin şu sözünü nakledeyim:
“Sonbaharda gülfidanını yakma ki, ilkbaharda onun güzelliklerinden mahrum kalmayasın.”

 

 

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2011, 20:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25