banner27

Köpeklerle yaşamanın nedenleri ve sakıncaları

Köpek sahipleri köpeğe mamasını hazırlar, hastalığında bakar, onu korur, kollar, gezdirir, onunla oynar. Sanki bir çocuğu büyütür gibi fedakârlıklarda bulunur, köpeğe hizmet eder. Oysa ki köpek insana hizmet için yaratılmamış mıydı? Köpek, doğası gereği saldırgan olan bir hayvandır. Onun fıtratı korumaya ve savunmaya programlıdır.

Köpeklerle yaşamanın nedenleri ve sakıncaları

Psikolog Hayriye Güler / Dünya Bülteni

Akşam saatlerinde evimin karşısındaki parktan ‘bebeğim, bebeğim!’ diye kopan feryada bigâne kalamadan işimi gücümü bırakıp pencereye koştum. Gördüğüm manzara karşısında yüreğimin dağlandığını hissettim. Müthiş bir acı vardı. Kapımızın önünde genç bir kız, olduğu yere yığılmış, ‘annem, annem sakin ol bebeğim, Allah’ım bir yardım’ şeklinde yakarışlarda bulunuyor, etrafına toplanan insanlar ‘ne yapalım sizin için taksi çağıralım’ diye koşturuyorlardı. Bir insanlara baktım, bir genç kıza bir de kucağındaki cins köpeğe! Yüreğimde acı dimağımda şaşkınlık olan biteni izlemeye başladım. Titreyen bir köpek, köpeğe sarılmış ‘yavrum, bebeğim, mahvoldu köpeğim’ diye feryat eden genç bir kız. Bu kız geleceğin anne adayı fakat neyin annesi?!

Günlerdir zihnimi meşgul eden insanlardaki köpek tutkusu bu olayla daha bir yerine oturdu. Yolda, arabada, evlerde neredeyse gördüğüm her on kişiden biri bir köpeği sahiplenmiş. Cins cins çeşit çeşit tasmalı köpekler. Kim kimin sahibi o da tartışılır.

Nedir bu toplumda hastalık derecesine varan tutkunun aslı astarı? Sahip olma arzusu mu? Evet, insan birçok şeye sahip olmak isteyebilir, fıtratında olan sahip olma, kontrol etme güdüsü onu bazı çabalara yönlendirir. Kimi arabası olsun diye çırpınır, kimi evi, kimi işi… Öyle ya da böyle sahip oldukları ile insanın refahı, konforu artar. Fakat bir köpeğe sahip olunca insan ne kazanır? ‘Benim cins bir köpeğim var!’ diyebilenin kendisine ve insanlığa hayrı nedir?

Köpek sahipleri köpeğe mamasını hazırlar, hastalığında bakar, onu korur, kollar, gezdirir, onunla oynar. Sanki bir çocuğu büyütür gibi fedakârlıklarda bulunur, köpeğe hizmet eder. Oysa ki köpek insana hizmet için yaratılmamış mıydı?

Köpeğe bunca fedakârlık neden? İnsan sevdiğine sevgiyle özveride bulunur. Sevmek ve sevilmek içindir fedakârlık. Bu fedakârlık köpeğe ise onun tarafından sevilmek, onu sevmek ihtiyacıdır. Toplumumuzda insana gösterilen sevgi, hoşgörü, merhamet ne kadar ki, fazlalığını hissedip bu duyguları köpeklerle paylaşma yoluna gidiyoruz. Önce, insan hak ettiği bakımı, sevgiyi, hoşgörüyü görmeye layıktır. Köpeklere olan aşırı ilgi, insanımızdaki sevgi ve şefkat duygularının bir taşması olmadığına göre nedir? İlişkilerdeki tatminsizlik, sevgisizlik, çağın getirdiği bireyselleşme ve kimsesizleşme, insanı, en ulvi duygularından olan şefkatini, sevgisini bir hayvanla paylaşmaya yönlendirmektedir.

Sahibinin ölen köpeğine ithafen yazdıkları, örnek olarak konuyu daha anlaşılır kılabilir. "………..seni ne zaman evde yalnız bıraksam, bir vicdan azabı hisseder ve gittiğim yerde de rahatım kaçardı, ta ki yeniden eve dönene, ta ki yeniden sen üzerime atlayana dek…… ( öldüğü an) Alp neden havlamıyor? Seni gördüm, pes etmiştin, hareketsiz, öylece yatıyordun. Nasıl öldün bebeğim? Canın çok mu yandı bilmiyorum. Bunların hiçbirini bilmediğim için beni affedebilecek misin? Daha henüz soğumamış bedenine sarılmış ve her zaman yaptığım gibi popunu öperken(!) bunun hayatımın en güzel bölümüne inen bir demir perde olduğunu fark etmiştim. Anneminkinden sonra asla ziyaret edemeyeceğim bir mezar daha oldu hayatımda. Üç yılda bırakılır gidilir mi insan? Hayatla barışık değilim, bilirsin. Özellikle de insanlarla. Sen bende, içimde varlığından şüphelendiğim bir sevgi bölümü açtın. Bana aslında sevmeye ne kadar ihtiyacım olduğunu hatırlattın aşk böceğim…"

Evet, örnekteki sahip onunla sevmeyi öğreniyor, yalnızlığını gideriyor, hayatını paylaşıyor. Bir noktaya kadar normal olan hayvan sevgisi bir yerden sonra hastalıklı bir hal almaya başlıyor. İnsan insanlarla kurduğu ilişkiden mesuldür ve buradaki denge psikolojik sağlığını gösteren bir olgudur. Eğer insan başka bir insanla yakın ilişki kuramıyor, sevgi ve şefkatini buna muhtaç olanlarla paylaşamıyor ise kişiliğini, duygu ve düşüncelerini gözden geçirmelidir. Durumun boyutuna göre psikolojik destek dahi almalıdır.

Tutkulu köpek sevgisinin psikolojik anlamdaki boşluk, sevgisizlik ve yalnızlık duygularını gidermesi, insanlardaki acımasızlık, bencillik hallerini örtmesi, kişilere görece sınıfsal bir avantaj sağlamasının yanında ciddi boyutlara ulaşabilen tehlikeleri de vardır.

Örneğin; köpek, doğası gereği saldırgan olan bir hayvandır. Onun fıtratı korumaya ve savunmaya programlıdır. Beklenmeyen bir anda köpek bazı hareketleri yanlış kodlar ve savunmaya geçebilir. Mesela bir çocuk onunla oynamak için elindeki oyuncakları ona atar, köpek bu durumu tehdit olarak algılayıp çocuğa saldırabilir. Zaman zaman tv. ve gazetelerde bu tip haberlere rastlamak mümkündür.

Bir diğer tehlikesi sağlık açısındandır. Bazı muhitlerde cadde ve sokakların köpek pislikleri ile dolu olduğu görülmekte ve şikâyetler olmaktadır. Özellikle mahalle kültürünün olduğu semtlerde, daracık evlerde beslenen, adeta hapsedilen köpeklerin pislikleri sokaklarda oynayan çocuklar için son derece sağlıksızdır. Birçok hastalığa kapı aralamaktadır. Köpek sevenlerin insana saygı ve sevgi duymadan, onun sağlığını hiçe saymaları, düşünülecek bir başka sorundur.

Çevreye, insana verdiği zarardan, insanı hakiki sevgiden uzaklaştırmasından, yalnızlığını arttırmasından olsa gerek dinimiz, hayvan beslenmesi konusuna bazı kıstaslar getirmiştir. Öncelikli şiar şudur; tüm mahlûkat gibi hayvanlar da kâinatın en şerefli varlığı insanın hizmetine sunulmuştur, onlardan faydalanması helaldir. Bir diğer şiar ise; insanın tüm mahlûkata karşı adaletli, ölçülü, merhametli ve şefkatli davranmaktan sorumlu olduğudur.
  
Hayatıyla insanın olgunluğa kavuşmasına öncü ve örnek olan Hz. Peygamber'in, yavruları alındığı için ıstırap içinde kanat çırpan bir kuşu görünce bunu yapanları uyardığı ve yavrularının geri verilmesini emrettiği (Ebû Dâvûd), hayvanlar arasında dövüş ve güreş tertip edilmesini, zevk için avlanılmasını, hatta hayvanlara kötü söz söylenmesini değişik üslûplarla yasaklayıp kınadığı (Buhârî, Ebû Dâvûd)  çeşitli hadis âlimlerince nakledilir.

Tavsiye edilen, hayvanlara dolayısıyla köpeklere sevgisizlik, merhametsizlik değil, hayvan sevgisi konusunda ölçülü ve dengeli olunmasıdır. Hizmeti ve faydası dışında, zevk için evlerde köpek beslemek dinimiz açısından uygun değildir. Çünkü köpek besleyecek kadar imkânı olanların bakım ve harcamalarına yoksul, kimsesiz insanlar daha lâyıktır ve köpeklerden insanlara geçen birçok tehlikeli hastalık mevcuttur.
 
Birçok yönüyle insanın yaşamı ve gelişimi için hayra alamet olmayan ve gayri fıtri olan köpeklerle yaşamak konusu üzerinde durularak tedbirler alınmalı. Sevgisizlik, yalnızlık, ilişkilerdeki sahtelik ve tatminsizlik duygularıyla yapay arayışlara giden insanlara hakiki sevgiyi tanıtma yolları bulunmalıdır.
 
Muhabbetle…
Yararlanılan kaynaklar:
- Hayreddin Karaman, Günlük Hayatımızda Helaller ve Haramlar
- Sızıntı, Şubat 1990, Sayı: 133


 

 

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2010, 21:26
YORUM EKLE
YORUMLAR
Melike
Melike - 8 yıl Önce

Yazınız için teşekkürler... Tamamına katılıyorum. Bizde tam bir Avrupa özentisi ile üstünkörü benimsenen adetlerden biridir köpek beslemek... Köpek sahipleri, pazar günü insanların alışveriş yaptığı kalabalık caddelerde hayvanlarını gezdirmekten, çevredekileri korkutmaktan sakınmazlar. Semt pazarlarında bile saldırgan cins bir köpekle karşılaşabilirsiniz. Sahipleri ise emin, güvenli ve pişkindir.

Melike
Melike - 8 yıl Önce

Yurt dışındaki bir köpek sahibi, hayvanının dışkısını kurumadan ve yayılmadan hemen bir poşete alıp çöpe atarken, bizdekiler kendilerine gelen uyarılara terslenirler. Biricik hayvanlarının sokaktaki bütün arabaların lastiklerine idrarlarını bulaştırma ve insanların yürüdüğü yol üstüne pisletme hakkına sahip olduğunu düşünürler. Bunlar, Batı medeniyetinin üstünkörü taklidinden kaynaklanmaktadır.

bilinmeyen isim
bilinmeyen isim - 8 yıl Önce

böyle haber mi olurmuş kardeşim ya duygu düşünce saygıyla ilgili dedik ne çıktı ülennnnnnnnnnn

Rukiye K.
Rukiye K. - 8 yıl Önce

İsabetli bir analiz ve çok yerinde tespitler. Durup düşünmek, anlamak gerek. Kaleminize sağlık.

HAyati
HAyati - 8 yıl Önce

Nasıl bi yazı bu ya ?

mümin yıldıztaş
mümin yıldıztaş - 8 yıl Önce

elinize sağlık. güzel tahlil. bir de insan canlıya ve eşyaya hükmetme duygusu ile yaratılmış. köpek itaatkar bir hayvan. yani hükmedilmeye müsait bir yaratık. oysa eskiden geniş aile ortamında herkes hükmedecek birilerini bulabilirdi. abla kardaşe, en küçük çocuk yeğenine vs. şimdi bu yok malesef. insanlar köpek beslemekle biraz da bu duygularını tatmin ediyorlar gibi. selamlar

ahmet genç
ahmet genç - 7 yıl Önce

köpek sevgisi o kadar bir güzel duygu ki ayrıca o saldırgan dediklerin insanlar köpekler değil boşuna dememişler ''dünyanın en vahşi hayvanı insanlardır ''bende insan olabilir ama sizin gibi resmen köpeklere hakaret etmiyorum.saygılar !.

Alice
Alice - 5 yıl Önce

Yazınızda köpekleri bir ''mal'' olarak algıladığınızı resmen ilan etmişsiniz.Onlar duyguları ve düşünceleri olan ve tahminimce sizden daha akıllı olduklarını düşündüğüm asil hayvanlardır.Belki sizden daha insani özellikler taşıyorlar,siz insan mısınız ya? Bir de yazar olacak pabucumun özentisi,ilgi çekmeye çalışan bunak zihniyetli karı


SIRADAKİ HABER

banner26

banner25