Mücadeleden gelen bir lider: Mesut Barzani / Levent Baştürk

Bir mücadele adamı olan babasının girdiği kavga ortamının içinde doğan ve babasının gölgesi altında kendini ta bugüne kadar mücadele ile yoğuran bir kişilik, Mesut Barzani

Mücadeleden gelen bir lider: Mesut Barzani / Levent Baştürk

Levent Baştürk / Dünya Bülteni

Mesut Barzani bir mücadele adamı olan babasının girdiği kavga ortamının içinde doğdu. Babasının gölgesi altında kendini ta doğduğu andan içinde bulduğu bu mücadele Barzani’yi yoğurdu ve biçimlendirdi. Ve sonunda bu mücadele onu ve temsil ettiği halkı, bir bölgesel güç mücadelesinde denklemin önemli bir bileşeni kıldı. Bu bileşen olma bir bir yanıyla bölgedeki mücadeleyi daha da karmaşıklaştırıyor; çünkü Kürt toplumu içindeki siyasi güç çekişmesi de süreçleri etkilemekte.

Doğumu ve çocukluğu

Mesut Barzani, 1946 yılında babası Molla Mustafa Barzani ve arkadaşlarının Kürdistan Demokrat Partisi’ni kurduğu gün, İran’ın Mahabad şehrinde doğdu. Molla Mustafa Barzani, 1946’da Sovyetler Birliği’nin desteğiyle kurulmuş ve aynı yıl bu ülkenin İran’dan çekilmesiyle yıkılmış bir Kürt devleti olan Mahabad Cumhuriyeti ordusunun komutanıydı. Baba Molla Mustafa Barzani Sovyetlere gitmek zorunda kalırken, oğul Mesut Irak’ta dedesi tarafından büyütüldü. 1958 yılında Irak’ta yapılan askeri darbenin ardından ülkeye davet edilen Molla Mustafa, Irak’a geri döndü ve mücadelesini siyasi zeminde sürdürmeye devam etti. Ancak darbecilerce Kürtlere verilen sözlerin yerine getirilmemesi üzerine 1961 yılında tekrar bir silahlı ayaklanma girişiminde bulundu. Böylesi siyasi şartlar içinde Mesut Barzani lise eğitimi için özel öğrenim görmek zorunda kaldı.

Kürt hareketinin içinde doğan Mesut Barzani çok genç yaştan itibaren Kürt siyasi ve askeri meselelerinde mühim vazifeler üstlendi. İlk siyasi çalışmalarına babasının özel kalemi vazifesini ifa ederek başladı. Mesut, 1963 gibi çok erken sayılabilecek bir tarihte peşmergelere katıldı.

Siyaset ve mücadele ile yoğrulan gençlik yılları

Mesut’un erken yaşlarda hızla hareketin tepe noktasına doğru hızla tırmanması devam etti. Henüz 24 yaşındayken (1970) o aynı zamanda bir diplomattı. Babasıyla birlikte Baas iktidarı  ile Kürtler arasında imzalanan Mart Manifestosu’nu (11 Mart anlaşması) müzakere eden heyet içinde yer aldı. Bu anlaşma, Kürtlere dört yıl içerisinde özerklik hakkı verilmesini öngörüyordu.  

1972’de Mesud Barzani 1968’de, İran istihbarat örgütünün yardımı ile kurulan Kürt istihbaratının başına getirildi. Bu istihbarat yapılanması, Haziran 1972’den başlayarak, o dönemde Sovyetler destekli Baas rejimine karşı dışarıdan gelen silah ve mali yardımın aktarılmasında çok önemli bir işlev gördü. Mesut, 1973 yılına gelindiğinde, kardeşi İdris’le beraber babalarının yanı sıra, Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden olmuştu.  Molla Mustafa’nın hastalığının ağırlaşmasının ardından, iki kardeş KDP’nin elit karar verici grubu içinde yer almaya başladılar.  Mesut Barzani 1975 yılında KDP Merkez Komitesine ve Polit Bürosuna seçildi.

Sürgün ve liderliğe terfi

1975’te Irak Kürt hareketinin Irak merkezi hükümetince hezimete uğratılmasından ardından 1976-1979 yılları arasında babasıyla beraber ABD’de sürgünde yaşadı.  Kürt hareketinin tekrar teşkilatlanması ve faal hale getirilmesinde Mesut Barzani anahtar ve öncü rol oynadı.  1979 yılında babasının ölümü üzerine kardeşi İdris Barzani ile birlikte Kürdistan Demokrat Parti’sinin (KDP) yönetimini üstlendi. Mesut Barzani kardeşinin 1987 yılında ölümünün ardından partinin tartışmasız lideri haline geldi. İhtiyatlı ve tedbirliliğiyle bilinen Barzani aynı zamanda pragmatik bir lider olarak da tanındı. Mutabakata çok önem verdiği de hakkında sıklıkla ifade edilen bir husus. Saddam Hüseyin’in soykırım amaçlı meşhur Enfal Operasyonu, Barzani’nin KDP liderliğini tek başına üstlenmesinden sonra vuku bulan en önemli gelişme oldu.

Barzani vs Talabani

1980 yılında İran ve Irak savaşında, Barzani Irak’ın mağlup olması için İran’la yakın ilişkiler kurdu. Savaş sırasında, Mesut Barzani’nin başkanlık ettiği KDP, Irak’ta Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde kontrolünü artırırken, Celal Talabani’nin önderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile zaman zaman silahlı çatışmaya, hatta iç savaşa dönüşen bir rekabete de girdi.  Irak Kürdistan’ının Suriye, İran ve Türkiye sınırındaki Kuzey ve Kuzeybatı kısımlarını idaresi altına aldı. Liderliğini yürüttüğü KDP, Kürt toplumunun geleneksel değerlerini yansıtan oluşum olarak görüldü. Hatta muarızları ve birtakım entellektüeller tarafından yer yer bir tespitten ziyade, bir aşağılama olarak “feodal” olduğu üzerine vurgu yapıldı.  Daha şehirli bir figür olarak görülen Talabani ve KYB’si İran sınırındaki bölgede hakimiyet kurdu. İki grup arasındaki ilişkiler ta ilk günlerinden itibaren rekabet, çatışma ve işbirliği unsurlarından oluştu.  1994 yılının bahar ve yaz aylarında vuku bulan silahlı çatışmalarda görüldüğü gibi, yüzlerce kişin hayatını kaybettiği kanlı olaylar oldu. Ancak ortak çıkarlar söz konusu olduğunda aralarında işbirliğine de gidildi. 

1991 Körfez Savaşı sonrası özerklik

Kuveyt’in 1991’de Irak tarafından işgalinin ardından patlak veren Birinci Körfez Savaşı sonrasında kurulan ve Irak muhalefetini bir çatı altında toplayan Irak Ulusal Konseyi’nin yürütme komitesi üyeleri arasında Mesut Barzani de yer aldı.  Irak'ın Körfez Savaşı'nda yenilmesinin ardından Barzani, Bağdat'taki rejime karşı Kürt ayaklanmasını başlattı. Bağdat rejimi ile Kürt isyancılar arasındaki çatışmaların seyri, Kuzey Irak’ta uçuşa yasak bölge ilan edilmesiyle Kürtlerin lehine gelişti. Batılı güçlerin Kürtleri koruyan müdahalesi, Kürdistan’daki boşluğu dolduran iki grup arasındaki rekabeti artırdı. Bu rekabette, Mesut Barzani Irak rejimine karşı gerilla savaşını yürüten bir liderden olmaktan Saddam Hüseyin’in kontrolü dışındaki Kürt bölgeleri idare eden bir devlet adamına dönüştü. Irak merkezi hükümetinin silahlı güçlerini Irak Kürdistan’ından çekilmesinin ardından Kuzey Irak özerk bir yönetime kavuştu.

KDP ile KYB arasında iktidar savaşları

1992 yılında Kuzey Irak’ta yapılan seçimlerde her iki parti ve liderlerinin birbirlerine çok yakın oranlarda oy alması, Celal Talabani ile Mesut Barzani’yi güç paylaşımı esasına dayalı bir koalisyon yönetimi kurmaya yöneltti. Ancak iki grup arasındaki anlaşmazlıklar bir süre içinde iç savaşla sonuçlandı. 1996 yılında Celal Talabani’nin İran ile yakınlaşmasından endişe duyan Barzani, bu yakınlaşmayı dengelemek amacıyla Bağdat ile anlaşma yaptı. Zira Barzani, İslami bir söylem üzerinde meşruiyetini inşa eden ve köklü bir devlet geleneğine sahip İran’a daha mesafeli yaklaşmayı tercih etti. Söz konusu anlaşmayla Erbil’e giren Irak güçleri şehri Barzani’ye teslim etti. Barzani birliklerinin Süleymaniye şehrini kontrolünü Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden almalarıyla tavan yapan karşılıklı çatışmalar, Amerika’nın arabuluculuğunda 1998 yılında yapılan ateşkes ile yatıştırıldı.

Söz konusu anlaşma, 2002 yılında Kürt parlamentosunun iç savaş sırasında kayıp veren ailelere özür dilemesiyle pekiştirildi.

2003 İşgali sonrası nispi istikrar döneminin ulusal lideri

Amerikan’ın Irak’ı işgali, Mesut Barzani ve Iraklı Kürtler açısından yeni bir dönemi başlattı. 2003 işgalinden sonra Irak Yönetim Konseyi’nin üyesi olan Barzani 2004 yılında Konsey’in başkanı oldu. Peşinden bölgede yapılan seçimlerde Irak Kürdistan Parlamentosu tarafından Kuzey Irak’ın bölgesel Kürt Yönetimi’nin başkanı seçilmiştir.

2009’da Kürt özerk bölgesinde, ilki gerçekleşen başkanlık seçimlerinde Barzani oyların yaklaşık yüzde 70’ini  alarak tekrar başkan seçildi. Uluslararası gözlemcilerce adil yapıldığı belirtilen bu seçimlerde elde ettiği sonuç, Barzani’nin ulusal lider olarak konumunu pekiştirdi.  Artık Irak’ta pozisyonunun giderek güçlendirmiş olan Barzani, Kürdistan’ın bağımsızlığı konusunda yaptığı açıklamalar ile adından sıklıkla söz ettirmeye başladı. Irak’ta Bağdat merkezli olarak yeniden şekillendirilen devleti yeniden inşa etme sürecinin uzun yıllar süreceği ve belirsiz olması devamlı Kürtlerin durumunun ne olacağı sorusuyla birlikte konuşuldu. Federal devlet projesinin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, bölgesel Kürt yönetiminin bağımsızlık ilan edebileceği Barzani tarafından yer yer ifade edilmeye başlandı.

Mesut Barzani, 2012 yılının Nisan ayında düzenlendiği ABD ve Türkiye ziyaretleriyle uluslararası destek arayışına çıktı. Irak Başbakanı Maliki’nin siyasi gücü kendi tekeline alma girişimleri nedeniyle Barzani, Maliki’ye karşı siyasi denge sağlanamaması durumunda bağımsızlık ilan edeceğini söylemekten çekinmedi.

Türkiye ve KBY arasında geliştirilen yakın ilişkiler

Barzani son dönemlerde, özellikle 2008’den sonra, Türkiye ile oldukça yakın ilişkiler geliştirdi. Öncelikli olarak ekonomik ağırlıklı olan bu gelişmeler, Maliki’nin artan otoriterliği ve gerek Sünni Araplara gerekse Kürtlere karşı takındığı buyurgan tavır nedeniyle bir siyasi yakınlaşmaya yol açtı.

KBY ile Türkiye arasında an itibarıyla 8-9 milyar doları bulan ticaret hacmi, bölgede faaliyet gösteren 1500 civarında Türkiyeli firmanın varlığıyla artış eğilimini koruyor. Türkiye’den gelen şirketlerin yabancı şirketler içindeki payı, an itibarıyla yüzde 50 civarında seyretmekte.  Öte yandan Türkiye ile Kuzey Irak arasında imzalanan petrol anlaşmasının gereğince Temmuz 2012’de iki taraf arasında petrol ticareti yapılmaya başlandı.

Siyasi alanda da ise,  PKK’ya karşı mücadelede Barzani Türkiye’ye daha yakın bir pozisyon içinde olmaya başladı. Nisan 2012 Türkiye ziyaretinde PKK’nın silahlı mücadeleye devam etmesi durumunda baskı, nasihat ve diğer yöntemleri kullanarak Irak’ta kalmasına izin vermeyebileceklerini ifade etti.  Barzani, Türkiye’de şu an yaşanmakta olan Çözüm Süreci’nde yapıcı bir rol üstlendi. Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan demokratikleşme paketi Barzani ve diğer KBY yetkililerince bütün beklentileri karşılamaktan uzak görünse de, yaşanan barış sürecine katkısından dolayı desteklendi. Türk devlet zihniyetinde bir değişime işaret ettiğine vurgu yapılan demokratikleşme paketi, inkar döneminin bitirmesi ve yeni bir dönemin başlatması açısından olumlu karşılandı. Bu noktada, Barzani ve KDP liderliği kendilerini çözümün bir parçası olarak değerlendirdi.

Barzani’nin Türkiye’ye yakınlaşmasında Irak’ın iç siyasi gelişmeleri de etkili rol oynadı. El Maliki’nin gerilim odaklı siyasetinden Kürt Bölgesel Yönetimi de nasibini aldı. Petrol gelirleri,  sınır konusundaki anlaşmazlıklar ve ihtilaflı toprakların civarında merkezi hükümetin askeri varlığının artırılmasına ilaveten bütçe konusundaki anlaşmazlıklar ilişkilerde normalleşmeyi zorlaştıran bir noktaya vardı.   Barzani, El Maliki’ye karşı tepkisini "Dünyanın neresinde bir kişinin hem ordunun başında, hem başbakan, hem savunma bakanı, hem istihbarat başkanı, hem de ulusal güvenlik konseyi başkanı olduğu görülmüş" diyerek dile getirdi. Irak Başbakanı Maliki’nin giderek otoriterleşmesi karşısında, KBY’yi İran ve Şii ağırlıklı Irak merkezi hükümeti arasında sıkışmış gören Barzani, Türkiye’yi bir çıkış kapısı olarak gördü. Türkiye KBY için Irak’taki İran etkisini dengeleyebilecek bir öge haline geldi. Bu sebeple de, Bağdat yönetimi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkartılmış olan eski Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi’yi Kuzey Irak’ta ağırladı. Maliki ve onun vasıtasıyla Iran etkisi karşısında, Iraklı Sünniler, Kürtler ve Türkiye arasında oluşan bu işbirliği, Barzani’nin hem Irak siyasetinde hem de bölgesel siyasette ağırlığını artırdı.

Eylül 2013 genel seçimleri sonrasında Barzani

Otonom Irak Kürt bölgesinde 21 Eylül günü gerçekleştirilen genel seçimler, bölgede siyasi tabloda önemli bir kayma olduğunu gösterdi. Ancak bu kayma daha çok uzun süredir bölgenin en önemli ikinci büyük siyasi gücü olan Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni etkiledi ve üçüncü parti konumuna geriletti. KYB saflarından 2009 seçimleri öncesinde olan kopmalar neticesinde kurulan  Noşirvan Mustafa’nın lideri olduğu Değişim Hareketi (Gorran) 2. Büyük parti konumuna yükseldi. Aslında seçim öncesinde Barzani’nin şahsı ve genel olarak KBY hükümetine karşı ciddi eleştirilerin yöneltilmesi söz konusuydu. Barzani’nin başkanlık süresinin uzatılmasına ilişkin yaşanan tartışmalar, giderek artan bir siyasi otoriterleşmeden şikayet, yolsuzluklar ve rant kavgası ve özgürlük taleplerini dile getirmeyi amaçlayan bir takım gösterilerin şiddet kullanılarak bastırılması önemli rahatsızlıklar yaratmıştı.

Ancak bütün yukarıda sözünü ettiğimiz rahatsızlıklar daha çok KYB’nin oy kaybı yaşamasına sebep oldu.  Peki neden bu tepkiler KDP’nin popülarite kaybı yaşamasını beraberinde getirmedi ve Barzani’nin meşruiyetinin sorgulanması sürecini beraberinde getirmedi? Kabul etmek gerekir ki, petrol gelirlerinin etkisi sonucunda bölgede ekonomik açıdan bir iyileşme yaşandı.  Ayrıca Irak geneli ile kıyaslanınca, KBY’de kayda değer bir istikrarın varlığı da inkar edilemez. Halk bu durumdan çıkan krediyi büyük ölçüde, özellikle de Erbil ve Duhok vilayetlerinde, KDP’ye verdi. Ancak, iktidardan olan hoşnutsuzlukların faturası büyük ölçüde KYB’ye çıkarıldı ve oylar bu partinin içinden doğan Gorran’a gitmiş oldu. Neticede, 2013 seçimleri belki Barzani’ye alması gereken bazı dersler verdi; ama Barzani’nin liderlik durumunu da pekiştirdi.

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2013, 18:26
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
YSF
YSF - 7 yıl Önce

kendi ülkemin ve milletimin tüm değerlerini yeterince tanımıyorum daha.

İsmail kılıç
İsmail kılıç - 7 yıl Önce

Bunu hazırlayan arkadaşın eline sağlık, çok güzel bir şekilde anlatmış. Gerçekten gelişi güzel olmamış, tekrardan teşekkürler.

mete
mete - 7 yıl Önce

Besle kargayi oysun gozunu mesut barzaninin yukselisinde rahatlikla gorebilirsiniz ama yazida bundan soz edilmemis. Israil ve amerikanin kic yalayiciligindanda soz edilmiyor bop un taseronlarindan

cemal
cemal - 7 yıl Önce

bir mücadele adamı olan Mesut BARZANİ hayatını ve gençliğini bu dava uğrunda feda etmiş bir kürt aydınıdır.Bugün kuzey ırakta huzur ve güven varsa bunu Mesut Barzaniye sayesinde olmuştur.Bu makaleyi yazanın eline yüreğine sağlık başarılar dilerim saygılarımla bir kürt olarak

binnaz arslan
binnaz arslan - 7 yıl Önce

mesut barzani‘yi barzani yapan türkiye cumhuriyetinin gücü ve desteği olmuştur. bu destek olmasa idi ne barzani var idi, ne free kürdistan.

SERAFİM
SERAFİM - 6 yıl Önce

Neden IŞİD bukadar nefret eder ondan, bir de kendisi karar versin ne dir; 13 kayıp yahudi kabile mi, Rus KGB ajanı mı Kürt ve ya Yezidi mi NE OLDUĞU BELİ OLSUN, Kürt se neden 15 sene Kürt TALABANİYLE SAVAŞTI... NE SİN SEN "KAHRAMAN"

banner39