10.02.2012, 09:33

Mısır'ı dörde bölme planı

Irak ve Sudan’ı fiilen veya resmi olarak parçalayan iki faktör var. Bunlardan birisi petrol laneti diğeri de ABD ve Batılı ülkelerin bölünme yönündeki faaliyetleri. Bugünlerde Mısır bu tarz teorilerle çalkalanıyor. Bunlara komplo teorisi demek yanlış. Zira Mübarek’ten sonra durum değişti ve artık gölge boksu yok.  Mübarek döneminde CIA’nin faaliyetleri dokunulmazlık zırhına büründürülmüştü.  Şimdi ise sivil toplum örgütleri arasında en azından 150 CIA mensubunun çalıştığı ifade ediliyor. Mahkeme kayıtlarına yansıyor.  Usulsüz para dağıtmaktan dolayı bugün Mısır’da 43 kişi yargılanıyor ve bunlardan 19 kişi Amerikan uyruklu. Ve bu davaya genelde 19’luklar davası deniliyor. Hatta bu mesele iki ülke arasındaki temel gerginlik meselelerinden birisi haline geldi. Pentagon bu krize rağmen Mısır ordusuyla çalışacaklarını söylemesine rağmen Amerikan yönetimi  yardımların kesileceği ve askıya alınabileceği ihtarında bulunuyor. Son sıralarda Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ın suçlamalarına muhatap olan Conrad Adenaur Vakfı ile birlikte 4 Amerikan vakfı Mısır yargısının okkası altına girmiş bulunuyor. Mısır yargısı bunların kesinlikle sivil toplum örgütü olarak bakmıyor. ‘Kökleri dışarıda, siyasi örgütler’ olarak tanımlıyor ve sınıflandırıyor.  Mısır hükümeti Planlama ve Uluslararası Yardımlaşma Bakanı Faize Ebu’n Neca  kayıtsız bir biçimde söz konusu uluslararası örgütlerin Mısır’daki yandaş sivil toplum örgütlerine 2011 yılı içinde Mart ile Haziran ayları arasında tam 175 milyon dolar dağıttıklarını açıkladı. Bazı Mısır gazeteleri bunlar kime verildi ise kalem kalem yazıyor.  İlginç bir biçimde Mısır basınında çıkan haberlere göre Muhammed Ali Baradei’nin  Mısır’ı bölmek üzere Amerikan planları sonucunda  gönderildiğini ve  Mısır’ı bölme misyonuyla adaylığını koyduğunu ileri sürüyorlar (http://www.almesryoon.com/news.aspx?id=101797 ).  Mısır’ı dörde bölme planının bir parçası olarak Nuba meselesiyle ilgilendiği ileri sürülüyor.  Mısır’ı bölme planının mimarlarından birisi olduğu ifade ediliyor.  Dolayasıyla adaylıktan çekilmesi de bir anlamda muamma ve sır olarak karşımıza çıkıyor.  Sözü edilen dört devletten birisi Nuba( Said/Yukarı Mısır), diğeri Sina ile birlikte bir İslam bir de Hıristiyan devlet tasavvur ediliyor.  

*

 35 yıldan beri gündemde olan Mısır’ı bölme planlarıyla ilgili Kahire’nin Dukki semtinde bulunan Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsüne yapılan baskında mahrem haritaların ele geçirildiği duyuruldu. Buna göre biri Sina ve diğeri Nuba’da olmak üzere Mısır dört devlete bölünmek isteniyor. Bunlardan birisi de Hıristiyan olacak.  Garaudi’nin Siyonizm Dosyası gibi kitaplarında işaret ettiği bu bölme planları Mısır’daki sözde sivil toplum örgütlerine yapılan baskınlar sonucu güncellik kazanmış bulunuyor. Bin bir surat altında çalışan sözde Batılı sivil toplum örgütler Mısır savcıları tarafından 67 suçlamaya muhatap bulunuyorlar. Soruşturmayı yürüten savcılardan Sami Ebu Zeyd ele geçirilen vesikaların çok ciddi ve bir o kadar da tehlikeli olduğunu ifade ediyor.  Özellikle de Hürriyet Evi, Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü, Uluslararası Demokrasi Enstitüsü ve Amerikalı Gazeteciler Merkezi Kurumu ve Adenaur Vakfı bunlar arasında en bildik isimler. Bu suçlamalar ABD ve Almanya’da büyük akisler meydana getirdi ve Mısır’ın Almanya Büyükelçisi Dışişleri bakanlığına çağrıldı. ABD ise ilişkilerin Mübarek dönemindeki gibi eski hamam eski tas suretinde yürümeyeceğini artık açık çek (blank check) dönemi bittiğini ifade ediyor. Özellikle de Mübarek, döneminde ‘tevris/yerine bırakma’ ile Cemal Mübarek’i siyasi veliaht yapmak istediğinden devri sabıkın bu tür faaliyetlere göz yumduğu tahmin ediliyor.

*

Mısır’da toplam 23 bin sivil toplum örgütü bulunuyor. Bunlar arasında çok sayıda yasal yoldan çalışan batılı sivil toplum örgütü de bulunuyor.  Bununla birlikte amaçlarını aşan sivil toplum örgütleri de var. Sivil toplum örgütlerinden başka ABD, Mısır’ı derinden kavramak ve yönlendirmek için bazı isimleri vitrine çıkartıyor. Bunlar arasında Sadettin İbrahim, Necip Savires ve Muhammed ali Baradei gibi isimler var.  Kimileri Mısır’da kuralları ihlal ederek faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütlerine terörist sıfatı yakıştırıyor. Ne kadar isabetli bilemem ama ortada derin şüpheler ve kuşkular var.  Geçmişte yabancı okullar ve misyonerlik faaliyetleri vardı ve bunlar mercek altına alınırdı. Şimdi ise sivil toplum örgütleri var.  İsim değişti ama galiba misyon aynı.

Birisi güneşin altında değişen bir şey yok diyerekten vakıaya mutabık cahiliye şairlerinden Turfe İbnü’l Abd’ın bir şiirini mevzumuza tanık getiriyor:

Setübdi’l eyyamu ma künte cahilen ve yetike bil enbai men lem tüzevvid

Günler bilmediklerini ortaya çıkaracak ve temin edemediğin haberleri getirecek…

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye İsveç'in NATO üyeliğine onay vermeli mi?