banner39

25.06.2013, 15:06

Mursi krizi yatıştırabilir mi?

Mısır devrimi yeni bir dönemece giriyor. Bir tarafta duran muhalif siyasi güçlerle diğer tarafta yer alan hükümet ve Müslüman Kardeşler arasındaki ilişkiler karşılıklı dışlamalara kadar uzandı. Bunun yanında her iki taraf da devrim sonrası hedeflerini bir diğeri olmadan gerçekleştirmek için çalışıyor.

Muhalifler şu ana kadar gerçek anlamda milli birlik kurup üzerlerine düşen rolü oynayamadılar.  Bir takım isimlerin kişisel çıkarlarında boğulmaları genel anlamda muhalif kimliğini zedeleyen unsurlardan biri oldu. Muhalif kanat, Muhammed Mursi'nin ulusal çıkarlar üzerine verdiği kararlara doğru bir üslupla itiraz etmek, ona çeşitli alternatifler sunmak ve halk tarafından seçilmiş önemli bir siyasi lider olarak sorumluluklarını hatırlatmak yerine, başkanı ve cemaatini hükümetten düşürmeyi, meydanlardan uzaklaştırmayı ve onların yerine geçmeyi hayal ettiler. Bu durum tahmin edilenden çok daha büyük tehlikeleri barındırıyor. Çünkü şu an işleyen siyasi süreçte, karşılıklı tavizler verilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması yerine seçimlerden aylar sonra bile sıfırlarla dolu bir oyun oynanıyor. Bu oyun ise, kimilerinin hayal ettiği gibi zafere de ulaştırmıyor.

Muhaliflerin hayal ettiği diğer bir garip durum da, dinin etkin olduğu ama bir o kadar da bölünmüş olan toplumdan İslami eğilimleri söküp atmak ve devrim biter bitmez bu eğilimlerden doğacak boşluğu doldurmak. Ancak İslami grupların bu plan karşısında boş durmayacağı da muhakkak. Muhalefetin, başkanı yerinden etmeyi başardığını varsaysak bile, ülke yeni bir şiddet ve baskı dönemine girer ki, ne zaman çıkacağını da Allah bilir. Bunun dışında İslami hassasiyeti olmayan bir ismin yeni başkan olması ise İslamcıların tarafını belirlemelerine ve ilk fırsatta yeni başkanın rejimini düşürmek için çalışmalarına yol açar.

Başkan ve Müslüman Kardeşler tarafından ise "Devlet kurumlarında yeterliliği sağlamak" başlığıyla bir yol haritası ilanı geldi. Mursi, ülkede bir miktar istikrar sağlayarak ve askeri meclisin gölgesinde yaşananlara kıyasla mevcut baskıyı azaltarak halktan güvenoyu alabileceğini düşünüyor. Öte yandan Mursi'nin muhaliflere nazaran dış ilişkilerde de daha sağlam adımlar atması, yargı alanında elde edilen sükûnet, iş adamlarıyla yapılan gizli görüşmeler ekonomik avantajın elde edileceğini böylelikle de meydanların saldırısının hafifleyeceği öngörülerini getiriyor.  Tüm bu olanlar, gelecek seçimlerde ihvanın şöhretinin artacağı umudunu taşıyor. Burada sadece gerçek bir alternatifin olmaması değil, aynı zamanda hükümetin yaptığı başarıların da Mısır seçmeninin üzerinde etkili olacağı düşünülüyor.

Hükümetin yazdığı bu senaryo, Mısır'da olanlara nazaran fazla pragmatik ve dar açılı kalıyor. Çünkü birçok kişi, başkanın Mısırlıların ayaklandığı ve itiraz ettiği sebeplere dayanarak hareket ettiğini, ulusal çıkarlar pahasına da olsa partizan projeler sunduğunu bunların da zayıf olduğunu ve bunların er ya da geç İhvan üzerinde olumsuz bir imaj bırakacağını düşünüyor.

25 Ocakta da hükümet zaten bu sebepler yüzünden düşürülmüştü ve 30 Haziranda da – veya sonrasında- bu tarz bir hükümet kurmayı düşleyenler imha edilecek. Halkın gayret ve arzuları hala bitmedi ve devrim ruhu gençlerin arasında hala dolaşıyor. İşte bu yüzden yönetim bu şekliyle devam ederse halk sıfır noktasına geri dönmeyi yeniden göze almaz. Bu tarz bir idare anlayışını İhvan temel prensiplerini ortaya koyarken hissettirdi. Zaten bu duruş, İhvan saflarında bölünmeye özellikle de genç ihvan üyelerinin ağır eleştirilerinin de gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştu.

İç ve Dış Problemler

Mısır'daki siyasi bölünmeler, ağır ekonomik krizle eş zamanlı olarak ortaya çıktı. O kadar ki, herhangi bir siyasi tartışmada vatandaşlar arasındaki iç çatışmalar şiddetini göstermeye başladı. Tüm taraflar yalnızca kendi görüşlerinin doğruluğunu savunurken, basında ve sosyal medyada dolaşan yalan yanlış haberler de arttıkça arttı ve giderek tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladı. Sonuç olarak, -devrimin üzerinden iki buçuk yıl geçmesine rağmen- halkın hayal kırıklıkları ve umutsuzlukları etkisini kaybetmedi.

Öte yandan ülke dışındaki sorunlar da çözüme ulaşmak yerine daha karmaşık bir hal aldı. Sina'da aşılamayan güvenlik krizi, Libya'daki durum, silah ve mal kaçakçılığı ve tabi ki Suriye sorunu Mısır'ı dar boğaza sokan bazı dış problemler. Etiyopya ile yaşanan baraj krizi ve su sorunu da ülkede güçlü bir hükümetin kurulamadığının diğer göstergeleri.

Kriz zamanlarında bu tip zorluklarla karşı karşıya gelindiğinde nasıl başa çıkılacağına dair tarihi tecrübeler de yok değil. Mesela siyasi rekabetin ertelenmesi ve tehlike geçene kadar ulusal birliklerin oluşturulması, güçlü demokrasilerde milli birlik hükümetlerinin izlemesi gereken yollardan biri sayılmaktadır.  Gelişmekte olan demokrasilerde ve bu tarz dönüşümlerin yaşandığı ülkelerde ise, geniş kapsamlı ortaklıkların kurulması, önceliklerin belirlenmesi ve sorunları çözmeye odaklanılması önemli bir adım olmaktadır.

Genel Ulusal Kongre

Bu sorunun çözümü için öncelikle tüm tarafların şuna ikna olması gerekiyor: Eğer taraflar ulusal bir çatı altında bir araya gelmezler ve köklü çözüm arayışına girmezler ise aylardır Mısır'ı boğan kriz, şiddetini artırarak ülkede kaos oluşturmaya devam edecek. Buna ek olarak hükümetin ve halkın seçimiyle oluşturulan devlet kurumlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Şu an bir takım hayallerle veya dar bakış açılarıyla halkı zayıf düşürme ve kriz yaratma çabaları ise hiçbir zaman kabul edilir gözükmüyor.

Bu noktada başkanın önünde iki seçenek duruyor:

İlki, başarısız olduğu kanıtlanan diyalog mekanizmasının geliştirmesi ve düzenlenecek olan genel bir ulusal kongreye tüm siyasi tarafları davet etmesi gerek. Tüm taraflar aynı masaya oturduğunda ulusal bir strateji geliştirilerek net ve doğru bir yolda ilerlenebilir.  Ayrıca devlet kurumlarında yeterlilik sağlanarak, mevcut ve öngörülen riskler göz önünde bulundurularak iç ve dış politikanın belirlenmesi de yine tarafların atacağı önemli bir adım olacaktır.

30 Haziran yaklaşıyor olabilir ama bu sunulan alternatiflerin uygulamaya geçilmesi için siyaseten geç kalınmış sayılmaz. Herkes bilir ki, tarihte isim yapan liderler, krizi yatıştırmak ve karşılıklı tavizler vererek ulusal çıkarları muhafaza etme gücüne sahip olan liderlerdir. Belki de bu kongre, iktidar ve muhalefetin gerçekten bir şeyleri idrak etmesiyle başarıya ulaşacaktır. Ülkelerindeki tehlikenin boyutunu anladıklarında ve birbirlerine karşı duydukları şüpheleri yok ettiklerinde gerek ulusal stratejiyi belirlemede gerek güvenlik ve kalkınma alanındaki hedefleri gerçekleştirmede gerekse dış politikayı yeniden inşa etmede başarılı projelere birlikte imza atabilirler.

Tarihi başkanlık kararları:

Başkanın önündeki ikinci çözüm ise, tek başına yol alarak ciddi, tarihi ve stratejik kararlar alması ve bunun için bir süre belirlemesi. Başkan bunu iktidarı ele alışının 1. yıl dönümünde açıklayabilir. Bu kararlar bir takım maddeler halinde sunulabilir:

1.  İçinde en büyük muhalif kütle olarak bilinen Ulusal Kurtuluş Cephesi tarafından belirlenecek en az üç kişinin bulunduğu yeni bir hükümetin kurulması ve başkanlığa bu üç kişiden birinin getirilmesi Tabi bu ulusal koalisyon hükümetinin başkanlığını İhvan mensubu olmayan bir ismin başkanlık etmesi gerekmektedir.

2. Yüksek yargı konseyinin belirleyeceği üç isimden birinin başsavcı olarak görevlendirilmesi. Şu anki başsavcı da bakanlık veya danışmanlık görevine atanabilir.

3. Ekonomik ilişkiler için bir danışma organı kurulması. Cumhurbaşkanı ve başbakanın yanında gerekli yetkilere sahip ekonomistlerin çalışması ve gerek ekonomik verimliliği artırmak gerek borsa ve diğer meseleleri çözümlemek gerekse sosyal adaleti sağlamak için sağlıklı bir kurul oluşturulması şarttır. Şu ana kadar başkanın yanında ciddi ekonomistler bulunmadığı için farklı sektörlerde yaşanan ekonomik krizler bir çözüme ulaşamamıştır.

4. Dış politika, ulusal güvenlik ve uluslar arası ilişkiler konusunda uzman olan isimler tarafından yürütülecek olan bir dış ilişkiler ve ulusal güvenlik komisyonunun tesisi. Bu kurumda çalışacak yetkili kişilerin cumhurbaşkanı ve başbakanın yanında daimi pozisyonlarının olması gerekmektedir.

5. Hukukçular, akademisyenler ve emniyet güçlerinde çalışmış uzmanlardan oluşan ulusal güvenlik organının oluşturulması. Polis teşkilatı ve diğer güvenlik kurumlarının yeniden yapılanması için gerekli olan reformların yapılması, kanunsuzlukların giderilmesi ve reformların hızlıca uygulanması için bir takvimin belirlenmesi gerekmektedir.

6.  Siyasi partiler, siyaset bilimi uzmanları ve hukukçulardan oluşacak bir anayasa danışma kurulunun oluşturulması. Bu organın görevi, anayasa değişikliği için öneriler sunmak ve meclise taşımak olmalıdır.

7. Milletvekili, danışmanlar ve yardımcıları temelinde cumhurbaşkanlığı kurumunun yeniden yapılandırılması. Burada esas olan kadınların gençlerin ve özellikle de Kıptilerin temsilcilerinin bulunmasıdır. Bu aynı zamanda seçimle gelen başkanın gelmeden önce ve geldikten sonra verdiği sözlerden biridir.

8. Devlet kurumlarının yeniden tesisi ve düzenlenmesi için yönetim, idare ve politika alanında uzman olan isimlerden oluşan bir danışma kurulunun oluşturulması. Devlet kurumlarının inşası ve etkinleştirilmesi için gerekli olan stratejinin belirlenmesi ve mali düzenlemelerin yapılması.

9. Seçim hizmet komisyonunun oluşturulması. Bu kurulda siyasi parti temsilcileri, hukukçular ve sivil toplum kuruluşları yer almalıdır. Seçim tarihlerinin belirlenmesi ve konuyla ilgili tüm plan- projelerin hazırlanması gerekmektedir. Siyasi partiler seçim komisyonuyla koordineli olarak çalışmalıdır. Burada hedef, tarafların güvenini yeniden kazanmak ve onları seçim sürecine dâhil etmektir.

10. Entelektüel eğilimleri ve siyasi görüşlerine bakılmaksızın gençlerden ve uzmanlardan çalışma gruplarının oluşturulması. Hükümete yardımcı olmak için kurulacak bu organda gençlerin enerjileri ve farklı deneyimleri sayesinde güvenlik, ekonomi, politika ve sosyal kalkınma alanında büyük faydaları olacaktır.

11. Şura meclisinde tartışmalara yol açan tüm hukuki projelerin tam bir istişareden sonra yalnızca parlamento kararlarına dayanacağının ilanı. Bu kararla birlikte anayasada belirtilen bağımsız kurumların – ekonomi ve sosyal meclis, akademik araştırmalar için kurulacak olan ulusal meclis gibi- oluşturulması da ertelenmeli. Siyasi istikrarın sağlanması ve grupların birbirlerine olan husumetinin azalması için bu önemli bir adım olacaktır.

Tüm bunların yanında değinilmesi gereken bir diğer nokta da, bütün bu önerilen kurum ve organların temsil ve çeşitliliklerinin benimsenmesinin yanında, etkinliklerinin ve standart ölçülerinin de benimsenmesi gerekmektedir. Bu iki ölçü, tarihi anların yaşanması için büyük önem taşımaktadır. Bu önerilerin tek alternatifi ise, krizin devamı ve yeni patlamaların yaşanmasıdır. Sonunda ise ülkenin elde ettiği şey sadece sıfır noktasına geri dönmek olacaktır.

Devrimin önüne engel koyanları, maliyetini yükselterek kişisel veya partizan çıkarlarını önceleyenleri, olaylara bakarken ortaya koydukları zayıf vizyonlarıyla devrim yürüyüşünü aksatanları tarih asla affetmez. Tarih parlak sayfalarında sadece büyük ortaklıkların önceliklerini planlayarak bir araya gelip elde ettiği büyük başarılardan söz edecektir. Onur ve özgürlüğü esas alan siyasi rejimlerin tesisi, iç ve dış politikada güçlü yolların izlenmesi, yolsuzluğa ve dışla/n/maya karşı durulması ise tarihin notlarına düşecek olan diğer önemli adımlar olacaktır. Öncesini ve sonrasını yalnız Allah bilir.

Kaynak: El Cezire
Dünya Bülteni için çeviren: Tuba Yıldız

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?