banner39

Heyet-i Nasiha niçin kurulmuştu?

İtilaf devletleri konferansta ‘Osmanlı devletinde yaşayan Hristiyanları Türk zulmünden kurtarmak için’ planlar yapmaktaydı. İşte bu noktada Osmanlı padişahı, Heyet-i Nasihalar üzerinden Paris’teki Barış konferansına bütün halkına eşit davrandığını göstermeyi ve Rum iddialarını etkisiz bırakmayı amaçlıyordu.

Olaylar 07.04.2013, 23:24 01.06.2020, 10:12
Heyet-i Nasiha niçin kurulmuştu?

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

I.Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı devleti bir yandan itilaf devletlerinin tehditlerine diğer taraftan ise ülke içindeki azınlıkların çıkardığı isyanlara/ taşkınlıklara karşı çareler üretmek zorundaydı. Bu amaçla Osmanlı hükümeti İttihat ve Terakki dönemini unutturmayı yeni bir dönemin başladığını hissettiren politikalar izlemeye çalışacaktı. Böylece hem itilaf devletlerine özellikle İngiltere’ye ters düşmeyen bir politika izlenmiş olacak hem de Anadolu’da azınlıklar ile Türkler arasındaki huzursuzluk giderilerek ülke içinde birlik sağlanmış olacaktı. Birliğin, düzenin sağlanması barış görüşmelerinde Osmanlı devletinin elini güçlendirecekti.

Ancak bu politikanın ikinci yönünün yürüyemeyeceği açıktı. Çünkü Anadolu’da azınlıkların silahlı çeteler kurarak çıkardığı isyanlarla Türkleri sindirmeye çalışmaları ve Türklerin de kendi güvenliklerini korumak için harekete geçmeleri Anadolu’daki düzeni tamamen bozmuştu. Özellikle Rumların faaliyetlerini 1919’un başından itibaren İzmir’de Müslümanların bulunduğu kahvehanelere ateş açacak boyuta getirmişti. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti ülke içinde gitgide artan asayişsizlik olaylarına karşılık Nisan ayının başından itibaren yeni önlemler almak için hareket geçti.

31 Mart 1919’da Sadarette şehirlerin yönetimi ve vilayetlerde yapılacak ıslahat ile ilgili toplantı yapıldı. Sadrazam Damad Ferid Paşa, şehzadeler başkanlığında vilayetlere, mülkiye, ilmiye ve askeriyeden seçilecek kişilerden oluşacak bir Heyet-i Fevkalade gönderilmesinin yaşanan asayişsizliğe çözüm getireceğini düşünmekteydi. Ayrıca bu günlerde Paris’te Barış Konferansı toplantı halindeydi. İtilaf devletleri konferansta ‘Osmanlı devletinde yaşayan Hristiyanları Türk zulmünden kurtarmak için’  planlar yapmaktaydı. İşte bu noktada Osmanlı padişahı, Heyet-i Nasihalar üzerinden Paris’teki Barış konferansına bütün halkına eşit davrandığını göstermeyi ve Rum iddialarını etkisiz bırakmayı amaçlıyordu.  

Anadolu’ya gönderilmesi planlanan heyetler ile ilgili olarak Nisan ayındaki gazetelerde birçok haber yayınlandı. İkdam Gazetesinde; “Meclis-i Vükela’nın Anadolu’ya iki heyet göndermeye karar verdiğini, bu heyetlerin Anadolu’nun muhtelif yerlerini gezerek halka, unsurlar arasında uzlaşma ve vatandaşlık hissi telkin edeceğini, bu heyetlerden birisine Şehzade Abdülhalim Efendi’nin, diğerine de, Şehzade Abdürrahim Efendi’nin başkanlık yapacaklarını” yazmıştı.

Yine bu gelişmeleri değerlendiren Sabah gazetesi 14 Nisan tarihli başyazısını heyete ayırarak şunları yazmıştı: “Damat Ferid hükümeti, bir yandan yabancı ülkelere karşı durumumuzu düzeltmeye çalışırken, diğer yandan içişlerimizi normal durumuna geri çevirmek ve İttihatçıların yanlışlıklarını ortadan kaldırmak için uğraşıyor. Damat Ferid kabinesi… ahaliyi irşad ve tenvir, hükümet-i hâzırın bilâ-tefrik cins ve mezhep bütün unsurlara karşı beslediği hissiyat-ı hayrhahaneyi ve zât-ı hazret-i padişahının selâm-ı hümayunlarını ahaliye tebliğ için uğraşıyor… Heyet-i Nasiha, Anadolu’yu adım adım dolaşarak halkın, haklı ve yasal isteklerini dinleyerek herkesi irşad ve tenvir ederek, muhtelif unsurlar arasındaki eski sevgi ve muhabbeti ihyaya çalışacaktır.”

Anadolu Heyet-i Nasihası’nın Başkanı Şehzade Abdürrahim Efendi ise heyetin amacını şöyle ifade ediyordu; “heyetin bu seyahatten amacı, savaşın felâketlerinden etkilenen Anadolu halkını se-lâm-ı şahane ile taltif etmek ve aynı zamanda Anadolu’nun ihtiyaçlarını yakından görerek neticesini hükümete bildirmektir.’

Sadrazam Damat Ferid Paşa da Heyet-i Nasiha’nın vazifesini, “daha ziyade manevidir. Vazifesi, ahaliye selâm-ı şahaneyi tebliğ etmek, padişahımızın kendilerini düşündüğünü anlatmak ve ân-ı hazırda kalb-i hümayunlarının da tebanın kalbi gibi rencide olduğunu anlatmaktır…”şeklinde özetleyecekti.

Dahiliye Nazırı M. Ali Bey ise heyetin göreviyle ilgili olarak şunları söylüyordu: “..heyetler, unsurlar arasında ortaya çıkan karışıklık ve yanlış anlamaları gidermek ve bütün unsurların birbirlerine karşı vatandaşlık hissiyle davranmalarını temin edecektir…”

Anadolu’da asayişi temin etmek amacıyla kurulan Heyet-i Nasihaların aslında bu amaçlarının dışında farklı bazı amaçları vardı. Bunlardan biri İngiltere ile iyi ilişkiler kurarken, ittihatçılığın sindirilmesi ve cezalandırılmasıydı. Böylece hem İngiltere’nin desteği sağlanacaktı hem de İttihat ve Terakki I.Dünya savaşının sorumlusu olarak gösterilerek halkın gözünde prestij kaybedecekti. Buna karşın Osmanlı padişahı ve hanedan tekrar ön plana çıkmış olacaktı. 

Nisan ayının ortalarına gelindiğinde hazırlıklar tamamlandı. Şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığında Anadolu’ya gönderilecek heyette şu kişiler bulunuyordu: Bahriye eski nazırı ve ayandan Ali Rıza Paşa, Divan-ı Harb-i Örfî eski reisi Mahmud Hayret, Süleyman Şefik Paşa, Erkân-ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Fevzi, Bursa Müftüsü Ömer Fevzi, Pazarcık eski müftüsü Halil Fehim, Karahisar eski mebusu Yanko Güvenidis, Dahiliye Nezareti Memurin-i Kalem Müdürü Ohanes Ferid.

Abdürrahim Efendi başkanlığındaki Heyet-i Nasiha, 16 nisan günü Sultan Vahideddin’i ziyaretti.  Padişah  heyete karşı yaptığı konuşmada, “… vazifelerinin haiz olduğu ehemmiyeti dikkate alarak anasır-ı muhtelife-i Osmaniye beynindeki vidâd (sevgi, dostluk) ve muhabbetin teyid ve tezyidine ve hüsn-ü âmizişin (iyi geçinme) temin ve takririne gayret edilmesi lüzumunu” belirterek  üyelere teker teker iltifatlarda bulundu.

Heyet, Mudanya, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Burdur, Antalya ve Konya’da çalışmalarda bulundu. Bu vilayetlerde halkın sevinç gösterileri ile karşılanan Heyet vilayetlerdeki devlet görevlileri ve halkın temsilcileri ile bir araya geldi, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Heyetin temasları Türkler arasında genel olarak olumlu etki yapmışsa da azınlıklar üstünde pek bir tesiri olmadı. Heyet-i Nasiha’nın Konya’da bulunduğu günlerde 15 Mayıs 1919 günü İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmeye başlandı. İzmir işgalinin başlaması üzerine heyet özel bir trenle Konya’dan ayrılarak İstanbul’a döndü.

Heyet-i Nasiha Anadolu’da önemli faaliyetlerde bulundu. Özellikle şehzadenin başkanlığında bir heyetin Anadolu’da oluşturduğu heyecan ve umut dikkate değerdi. Ancak azınlıklardan üye alınmasına rağmen Heyet-i Nasiha azınlıklar üzerinde pek etkili olamadı. Osmanlı hükümetinin iyi niyetli bu girişimi başta İzmir olmak üzere Anadolu’daki işgalleri engelleyemedi.

Kaynaklar :

Mevlüt Çelebi,Heyet-i Nasiha, Anadolu ve Rumeli Heyetleri

banner53
Yorumlar (1)
Mustafa 7 yıl önce
"Heyet-i Nasiha Anadolu’da önemli faaliyetlerde bulundu." demişsiniz fakat . Nasihat heyeti izmirde silahları toplattırdıktan sonra güvenligi sagladıgını zannedip konyaya yola cıktıgında yunan askerleri şehire adımını atar atmaz katliamlar yaşanmıştır. Bakıyo ki Osmanlı erlerinde silah yok adamları kesmişler bayanlarımıza tecavüz etmişler. Bu şekilde bir politikamı olur . teslimiyetçilik resmen . Sizler gibiler bu ülkeyi bu hale getirdi.
14
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?