İhtiyar bir Kurt'un Kanije müdafaası

Kahve'ye olan düşkünlüğü sebebiyle "Tiryaki" denilen Hasan Paşa, 87 yaşında Kanije'de destansı bir müdafaa örneği gösterdi

İhtiyar bir Kurt'un Kanije müdafaası

Emre Gül/ Dünya Bülteni - Tarih Servisi

1593'te başlayıp, 1606 Zitvatorok Antlaşması'yla sona eren Osmanlı-Avusturya Savaşları devam ettiği sırada Avusturyalıların Budin'i tazyik ederek Eflak-Boğdan bölgesinde faaliyette bulunmaları sebebiyle Sadrazam Damat İbrahim Paşa,  22 Mayıs 1599'da sefere çıkarak Belgrad'a geldi. Burada iken (Peçuy) Pecs şehrinde oturmakta olan eski Budin Beylerbeyi ve "Alaca Atlı" lakaplı Tiryaki Hasan Paşa,  emrindeki askerlerle "Baranyavar" civarında bir Avusturya kuvvetini imha ettikten sonra Essek mevkiinde orduya katıldı. Kahve'ye olan düşkünlüğü sebebiyle "Tiryaki" denilen Hasan Paşa, 87 yaşında ihtiyar bir kurttu. Uzun yıllar devlete hizmet etmiş bu adamın tecrübesinden faydalanmak isteyen Sadrazam son derece memnun olarak kendisine itimat gösterdi. Estergon üzerine yapılacak harekâtın tartışıldığı harp meclisinde, Tiryaki Hasan Paşa kendisine söz sırası geldiği zaman, Estergon yerine Basocsa Kalesi ve ilk defa Kanuni Sultan Süleyman döneminde fetih edilmiş olan Kanije'nin zaptıyla Budin yolunu güvenceye almanın mümkün olacağı değerlendirmesinde bulundu. Teklifi kabul edilerek Basocsa Kalesi ve Kanije Kalesi zorlu bir kuşatmanın ardından vire ile zapt edildi.

Tiryaki Hasan Paşa Kanije'de bırakılıyor

O yıllarda Osmanlı-Avusturya sınırında çok önemli stratejik bir üs konumunda olan ve Balatin Gölü'nden çıkıp, Drava nehrine karışan Berk suyunun üç taraftan çevrelediği bataklık bir yer üzerinde bulunan Kanije, tahkim edildi. Kale muhafızı yani Dizdar olarak ise Tiryaki Hasan Paşa, 4-5 bin kadar asker ve 100 parça topla burada bırakıldıktan sonra Osmanlı ordusu kışı geçirmek üzere Belgrad'a döndü. Sadrazam İbrahim Paşa'nın burada ölmesi üzerine yerine Yemişçi Hasan Paşa sadrazamlığa getirildi. Serdar-ı Ekrem unvanıyla derhal ordunun başına geçen Yemişçi Hasan Paşa bölgeye geldiği sırada Macaristan'da bulunan iki düşman ordusu, birincisi "Duc de Mercoeur" kumandasında İstoni-i Belgrad(Stuhlweiszenburg) Kalesi'ni, ikincisi Avusturya Arşidük'ü Ferdinand kumandasında olarak Kanije'yi kuşatmıştı.

Kuşatma ve harp hileleri

İşte bu kuşatma ile beraber Osmanlı tarihinin en parlak savunma savaşlarından biri yaşandı ve "Tiryaki Hasan Paşa" ismi "Kanije" ile birlikte tarihe geçti. Tiryaki Hasan Paşa, bölgede kurduğu istihbarat ağı sayesinde Arşidük Ferdinad'ın Kanije'ye doğru gelmekte olduğunu haber alınca derhal tedbir ittihazına girişti. Erzak stoklayarak, Beylerbeyliği'nde bulunduğu Kanije çevresinden asker topladı. Bu tedbirler sayesinde emrindeki kuvvetler 9 bini buldu. Alman, İtalyan, İspanyol, Fransız, Macar, Malta ve Papalık askerlerinden mürekkep 60 ila 80 bin civarındaki düşman ordusu ise 40'tan fazla topa sahipti.  İlerleyen yaşına rağmen Tiryaki Hasan Paşa, cesaret ve şecaat sahibi, oldukça akıllı ve kurnaz bir kumandandı. "Harp hiledir" taktiğini iyi kavramış olduğu için düşmanı aldatmakta son derece mahirdi. Nitekim Avusturya ordusunun öncülerini teşkil eden 5 bin civarındaki kuvvete top ateşi açtırmayarak, kalede batarya bulunmadığına dair kanaat uyanmasını sağlamış, bu sebeple düşman ordusu Kanije önüne gelip de genel bir hücumla kaleyi düşürmeye çalıştığı zaman ağır zayiata uğramıştı. Bunun yanında muhasara boyunca huruç hareketleriyle düşman ordusunu yıpratmaya çalışarak, kaledeki durumunun iyi olduğunu anlatan ve Serdar-ı Ekrem Yemişçi Hasan Paşa'ya yazılmış sahte mektupları düşman eline geçirtmek suretiyle onları yanlış bilgilendirme yoluna gitmişti. Ayrıca düşman ordusundaki Macarların hıyanet içerisinde oldukları şayiasını yaydı.

Sadrazam Paşa'ya mektuplar

Kanije başarı ile müdafaa edilmekte iken Tiryaki Hasan Paşa, Serdar-ı Ekrem Yemişçi Hasan Paşa'ya çeşitli batı dillerini bilen "Kara pençe Osman" isimli bir gazi ile yardım talep eden mektuplar gönderdi. Sadrazam, ilk önce Kanije'ye yardıma gelindiğini söylemesine rağmen daha sonra "Duc de Mercoeour"un İstoni-i Belgrad(Stuhlweiszenburg) Kalesi'ni zapt etmesi sebebiyle önce oraya gidileceğini bildirdi. Bunun üzerine Tiryaki, Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa ordusunun yardıma gelmekte olduğuna dair sahte bir mektubu merasimle askere okuttu ve müdafaaya devam etti. Fakat bu sırada Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın giriştiği bir harekâtta Merccoeur'a mağlup olduğu, Osmanlı ordusunun ricat halinde bulunduğu haberi geldi. Budin Beylerbeyi Minkarkuşu Mehmet Paşa ile kethüdasının kesik başları Kanije önüne getirildi. Bu durum müdafiiler üzerinde olumsuz bir tesir yaptı ise de Tiryaki Hasan Paşa, başların onlara ait olmadığı konusunda askeri ikna ederek vaziyeti idareye muvaffak oldu.

Uzayan muhasara

Kalede mevcudu azalmakta olan müdafilerin moralinin yüksekliğine karşılık düşman cephesinde ise tam bir ümitsizlik hâkimdi. İstoni-i Belgrad(Stuhlweiszenburg)'un düşüşünün ardından Arşidük Matyas da yardım için kuvvetleriyle gelmiş ve 80 binden fazla askerle Kanije'yi kuşatmış olmalarına rağmen ele geçirememişlerdi. Ayrıca düşman ordusu pek çok kayba uğramış, Kanije çevresinin bataklık olması sebebiyle kaleye bile yaklaşamamış, şiddetli müdafaa neticesinde siperlerinden dahi çıkamamışlardı. Düşmanın kötü vaziyetinden faydalanmak isteyen Tiryaki Hasan Paşa, Sadrazama gönderdiği haberle tekrar yardım talep etti. Bunun üzerine maiyetindekilerin muhalefetine rağmen Zigetvar'a kadar gelen Sadrazam burada Yeniçerilerin patırtı çıkarması üzerine Kanije'yi önce Allah'a sonra Tiryaki Hasan Paşa'ya emanet ettiğini bildiren bir cevap verdi. Fakat yine de Sadrazamın Zigetvar'a kadar gelişi düşman üzerinde olumsuz bir tesir yaptı.

Huruç harekâtı ve zafer

Haberin ulaştığı günlerde başlayan şiddetli yağmur ve soğuktan da faydalanarak huruç harekâtı ile işi sonlandırmaya karar veren Tiryaki Hasan Paşa'nın emri üzerine müdafiler şiddetli bir taarruza başladı. Bu harekât neticesinde ise Arşidük Ferdinand ve ordusu 18 Kasım 1601'de ağır kayıplara uğramış bir halde şan ve şerefi Tiryaki Hasan Paşa ve ordusuna bırakarak Kanije önünden kaçtı. Düşman ordusunun bütün ağırlıkları ve hazinesi müdafilerin eline geçti. Tiryaki Hasan Paşa bu kesin zaferin ardından Arşidük Ferdinand' ın otağına girdiğinde sevincinden ağladı. Burada iki rekât namaz kılıp Allah'a hamd ü sena ettikten sonra "Bu nusrat-ı mücerred Hak Teâlâ'nın inayeti ve Hazret-i Resulü Ekrem'in mucizat-ı eseridir" diyerek büyük bir vakar ve tevazu gösterdi. Böylece 2 ayı aşkın bir süre devam eden Kanije Muhasarası sona erdi. Zafer haberi üzerine İstanbul'da uzun zaman sonra şenlikler yapıldı. Sultan III. Mehmet, Tiryaki Hasan Paşa'yı çeşitli hediyelerle taltif ederek kendisine "Vezaret payesi" verdi. Bununla ilgili Hattı Hümayun geldiği zaman Tiryaki Hasan Paşa, yine yüksek ahlakının bir yansıması olan bir tevazu ile  "Kanije Müdafaası gibi pek küçük bir hizmete karşılık bize vezirlik vermişler, devletin vezirliği bizim gibi kocamış ihtiyarlara mı kaldı"  demişti.

Kaynaklar

DANİŞMEND, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c.III, s. 284-289, İstanbul, 2011.

UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Büyük Osmanlı Tarihi, c. III, s.83-90, Ankara.

ERSEVER, H.Ziya, Kanije Savunması Ve Tiryaki Hasan Paşa, Ankarai1986.

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2018, 07:38
YORUM EKLE

banner33

banner37