İstanbul'un ilk Belediye Reisi: Hızır Bey

Subaşı olarak “Süleyman Bey” atanırken İstanbul Kadılığı’na getirilen kişi ise “İstanbul Efendisi” unvanıyla da anılan “Hızır Bey”di. “Kadı”lığı uyarınca bir yargı mensubu olsa da görevleri arasında “belediye hizmetleri”nin görülmesi de var olduğu için İstanbul’un “ilk belediye başkanı”ydı.

İstanbul'un ilk Belediye Reisi: Hızır Bey

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

Klasik dönemde Osmanlı Devleti’nin kendine özgü bir belediyecilik sistemi mevcuttu. Buna göre: Birer yargı ve ilmiye sınıfı mensubu olan “Kadı”lar aynı zamanda Osmanlı şehirlerinin mülki yöneticisi idiler. Atandıkları bölgelerde davaların yanı sıra şehrin belediye işlerini de üstlenirlerdi. Kadılar, Amiri oldukları “Asesbaşı”, “Subaşı”, “Mimarbaşı”, “İhtisab Ağası”, “Çöplük Subaşısı”, “Böcekbaşı”, “Ayak Naibi” gibi subay ve görevlilerle birlikte “şehrin güvenliğinin sağlanması, tüketicinin korunması, gümrüklerin ve tüccarın denetimi, kent iaşesinin sağlanması, uygunsuz kişilerin ve dilencilerin yakalanarak kent dışına çıkarılması, yolların onarım ve temizliği, işçi ücretlerinin, kayıkçıların ve iskelelerin denetlenmesi, yangınlara karşı önlem alınması, kalpazan ve hırsızların yakalanması, esir ticaretinin denetimi, sıhhiye ve inşaat-imar işleri gibi görevleri yerine getirirlerdi.

İşte, İstanbul’un ilk kadısı, bu itibarla da belediye başkanı fethin hemen ardından Fatih Sultan Mehmed tarafından atandı. Asayiş ve güvenliğinin sağlanmasının akabinde Fatih, pay-i taht yapmak istediği şehrin imarı ve şenlendirilmesi için hemen çalışmalara başladı. Subaşı olarak “Süleyman Bey” atanırken İstanbul Kadılığı’na getirilen kişi ise “İstanbul Efendisi” unvanıyla da anılan “Hızır Bey”di. “Kadı”lığı uyarınca bir yargı mensubu olsa da görevleri arasında “belediye hizmetleri”nin görülmesi de var olduğu için İstanbul’un “ilk belediye başkanı” olarak, İstanbul surlarının, sarnıçların, suyollarının onarılmasıyla bakımı, gıda pazarlarının kurulması, esnafın, kayıt ve denetimi, satışlarda tartı ölçülerinin, fiyatların belirlenmesi, kalite-kontrol gibi meselelere el atmakla işe başlayan Hızır Bey, 1453-1458 yılları arasında görevde kaldı.

Aynı zamanda “Alim” ve “Şair”  olan, eserler kaleme alan ve 1407 yılında Eskişehir, Sivrihisar’da dünyaya gelen Hızır Bey, görevi sırasında oldukça genç denilebilecek bir yaşta vefat etti. Oğulları Yakub, Müftü Ahmed ve Sinan Paşa’lar da dönemlerinin önde gelen ilim adamlarındandı.   İstanbul, Unkapanı’nda kendi adını taşıyan bir mescid ve mahallenin bulunduğu Hızır Bey’in adı, günümüzde Kadıköy ilçesi kendisine arpalık olarak tahsis edildiğinden ötürü “Kadı Köyü” adıyla da dolaylı olarak yaşatılmaktadır. 

 

 “Mecdi’nin Şeyh Vefa yakınında Divan Şairi Necati Bey’in ve Katip Çelebi’nin de yattığı tekkenin haziresinde bulunduğunu” kaydettiği kabri, 1970’li yılların başında restore edildi ve çevre düzenlemesi yapıldı. Babası Sivrihisar Kadısı Celaleddin Efendi olan Hızır Bey’in Nasreddin Hoca’nın soyundan geldiği (şüpheli olan) rivayeti, 1972 yılında yapılan ilk anma töreninde kabrine konulan kitabeye de yazıldı. Bugün, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın Saraçhane’deki binası önüne, bir büstü de konuldu.

Kaynaklar:

İlber Ortaylı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, İstanbul, 2007.

Lütfü Tınç, Osmanlı’da Belediyecilik, P. Tarih, s,43, İstanbul, 2004.

Mustafa Said Yazıcıoğlu, Hızır Bey, Dia, c, 17, s. 413-415. Milliyet Gazetesi, Nr: 8691

Güncelleme Tarihi: 30 Mayıs 2019, 11:24
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35